Haber Detayı

DUR YOLCU: BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN BU TOPRAK…
Berna bridge aydinlik.com.tr
15/03/2026 14:51 (2 saat önce)

DUR YOLCU: BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN BU TOPRAK…

DUR YOLCU: BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN BU TOPRAK…

Geçen hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladık.

Bu köşede bir şey yazmadım çünkü bir bakıma 8 Mart klişeleşmiş bir gün olma kategorisine girdi, aslında kadınların sorunları yılda bir gün onlara çiçek vererek, yapay kutlamalarla, konuşmalarla değil, ciddi araştırmalar, sıkıntılarla ilgili farkındalık yaratarak ve atılan adımlarla giderilebilir.

Yılda bir gün değil, her gün üzerinde çalışılması gereken bir konudur.

Genelde bu tür anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, doğum günleri, cadılar bayramı, vb gibi günler doğru değil, yalnızca tüketim ve ekonomiyi canlandırma amaçlıdır, hepsi yapaydır.

Benim çocuğum bana her gün annesi olarak sevgi, saygı, hürmet ediyorsa değerli, yılda bir gün çiçek veya hediye alıyorsa, diğer günler hoyrat ya da uzaksa değerli değildir.

Peki, annesi olmayanlar?

Annesinden sevgi görmeyenler?

Bu klişe günler o kişilere yalnızca acı yaşatır...

ULUSAL BAYRAMLAR NE GÜZELDİR Dini bayramlar da benzerdir.

Her dinde, bu özel günlerde aile bir araya gelir.

Ailesi iyi ilişkiler içinde olmayan, bir araya gelmenin gerginlik yarattığı aileler çoğunluktadır, sevdiği ailesinden uzakta, gurbette olan, ailesi hayatta olmayanlar için de bu günler acı vericidir.

Elimden gelse hepsini kaldırırım.

Ancak, ulusal bayramlar böyle değildir, acı vermez, mutluluk, gurur, güven, aidiyet, onur gibi olumlu duygular yaşatır.

Çanakkale Savaşı ve Zaferini birkaç güne kutlayacağız.

İşte 18 Mart, hem askeri hem de insani yönleriyle tarihin en etkileyici savaşlarından biridir,  Türk milleti olarak bizlere gurur, güven, mutluluk, aidiyet verir.

Diğer ülkelerin merakla araştırdığı bir zaferdir.

Çanakkale Boğazını geçerken Kilitbahir sırtlarında izlediğimiz “Dur Yolcu” yazısı tüylerimizi diken diken yapar.

Mutlaka bir gün o boğazı gemiyle geçip bu duyguyu deneyimlemelisiniz… ANIT ‘ÇANAKKALE GEÇİLMEZ’ RUHUNU TEMSİL EDER Bu anıt olanaksız gibi görünen bir savunmanın başarılmasını temsil eder.

Burada, Osmanlı Devleti, askeri ve teknolojik olarak kendisinden çok daha güçlü olan, 14 ülkeden gelen çok uluslu İtilaf Devletleri’ne (özellikle İngiltere ve Fransa’ya) karşı Çanakkale Boğazı’nı savunmayı başarmıştır.

Bu başarı, savaşın gidişatını değiştirip İstanbul’un işgalini, Karadeniz’e geçişi, Rusya’ya yardımı engellenmiştir.

Cephedeki askerler olağanüstü özveriyle çok zor şartlarda savaşmıştır.

Açlık, (yoksulluk içinde yalnızca hoşaf ve ekmek) susuzluk, hastalık, sıcak, sürekli bombardımana karşın mevzilerini terk etmeden savaşmaları, (mevzilerde uyudular) savaşın en etkileyici insan öykülerinden biridir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kritik anlarda verdiği kararlar savaşın kaderini değiştirmiştir. ‘BEN SİZE TAARRUZU DEĞİL, ÖLMEYİ EMREDİYORUM’ Bu söz, askerlerimizin, dedelerimizin Atamızla birlikte savaşta gösterdiği kararlılığı simgeler.

O yıllarda düşman askerleri arasındaki insanlık da vardı.

Gazze’de, İran’da gördüğümüz acımasızlığa, insaniyetsizliğe benzemiyordu bu savaş.

Yaralı askerlerin birbirine yardım etmesi veya kısa ateşkeslerde ölülerin birlikte gömülmesi savaşın dramatik ama insani yönünü göstermişti.

Keşke bugün de örnek alınsa… Savaş iki taraf için de çok ağır kayıplarla sonuçlandı.

Yüzbinlerce asker hayatını kaybetti veya yaralandı.

Bu durum birçok ülkede ulusal hafızanın önemli bir parçası haline geldi.Çanakkale’deki başarı, Osmanlı’nın son döneminde halk için büyük bir moral oldu ve daha sonra ülkemizin bağımsızlık mücadelesine ilham verdi.

Avustralya ve Yeni Zelanda’nın İngiltere’nin sömürgesinden çıkmalarına neden oldu.

SAVAŞ SIRASINDAKİ ETKİLEYİCİ ÖYKÜLER İki taraf da çok insani tavırlar sergiledi.

Örneğin, savaş sırasında bir gün, bir Anzak askeri (Avustralya-Yeni Zelanda birliklerinden) ağır yaralı bir Osmanlı askerini sırtına alıp kendi siperlerine doğru taşırken görüldü.

Her iki taraf da bu manzarayı fark etti ve ateşi kesti.

Hiç kimse ateş etmedi.

Bu olay, savaşın ortasında bile insanlığın kaybolmadığını gösteren en etkileyici anlardan biri olarak anlatılır.

Kınalı Hasan; Cephede askerlerden birinin saçının ortasında kına olduğu görülür.

Arkadaşları nedenini sorar.

Asker mektup yazıp annesine sorar.

Annesinin cevabı şöyledir: “Biz kurbanlık koçlara kına yakarız.

Seni de vatana kurban olsun diye askere gönderirken kına yaktım.” Bu hikâye Çanakkale’deki özverinin sembollerinden biridir.

SAVAŞTAN SONRA GELEN SAYGI MESAJI Yıllar sonra Atatürk, Çanakkale’de hayatını kaybeden Anzak askerlerin annelerine şu sözleri söyler: “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar… Artık bizim evlatlarımızsınız.” Bu söz özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’da büyük saygı görür ve bugün bile anılır.

Zamanla bu ülkelerin insanları kilometrelerce ötedeki bir yabancı ülkeye İngilizler tarafından gereksiz bir hırs için ölmeye yollandığını anlar. (Bu arada İngiltere’nin çocukları da yataklarında huzurla uyumuyor, Somme ve benzeri cephelerde ölüyorlardı…) Çanakkale Savaşı’nın kaderini değiştiren bazı anlar vardı.

Nusret Mayın Gemisi 7–8 Mart 1915 gecesi Çanakkale Boğazı’na gizlice 26 mayın döşedi. 18 Mart 1915’te İtilaf donanması boğazdan geçmeye çalışırken bu mayınlara çarptı.

Bu kayıplar nedeniyle büyük donanma geri çekilmek zorunda kaldı.

Bu olay, savaşın gidişatını tamamen değiştirdi.

MUSTAFA KEMAL’İN 57.

ALAYI DURDURMASI 25 Nisan 1915’te Anzak askerleri karaya çıktığında cephede kritik bir an yaşandı.

Mustafa Kemal Atatürk askerlerine şu emri verdi: “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” 57.

Alay neredeyse tamamen şehit oldu ama düşmanın ilerlemesini durdurdu.

Eğer o gün durdurulmasaydı düşman kısa sürede boğaza ulaşabilirdi. 18 Mart günü topçu birliklerinde vinç sistemi bozuldu.

Seyit Onbaşı 276 kg ağırlığındaki top mermisini sırtına alarak topa yerleştirdi ve ateşledi.

Bu atışın HMS Ocean’a ağır hasar verdi.

Gemi mayına çarpıp battı.

Bu olay Çanakkale’nin en sembolik kahramanlık hikâyelerinden biri haline geldi.

Çanakkale’nin en etkileyici taraflarından biri de, savaşa katılan askerlerin çoğu çok genç olmasıydı (15–20 yaş) ve birçok okul mezun veremedi çünkü öğrenciler cepheye gitmişti.

Işıklar içinde yatsınlar… 8 Mart Çanakkale Zaferimiz kutlu olsun.

İlgili Sitenin Haberleri