Haber Detayı

‘Oyuncuların en büyük sorunu yalnız olmaları’
Kelebek hurriyet.com.tr
15/03/2026 07:00 (8 saat önce)

‘Oyuncuların en büyük sorunu yalnız olmaları’

“Hayatımda her şey adım adım ilerledi” diyor. Kariyer basamaklarını tam da dediği gibi tırmandı. Romantik komedi, dram, aksiyon, hep farklı karakterleri canlandırdı. Bu sene ekran, tiyatro ve beyazperde projeleri var. İlhan Şen’le buluşuyoruz. Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan hayatını, projelerini, oyunculuğu ve aşkı konuşuyoruz: “Görüntümü ne kadar görünmez kılıp işimi yaparsam o kadar doğru adımlar atıyorum.”

İlhan Şen yeni işi için bir yandan Şanlıurfa’da sette.

Bir yandan izin günlerinde tiyatro oyunuyla farklı şehirlerde.

Onu yakalamak zor.

Ama bizi kırmıyor ve Urfa’dan bir günlüğüne söyleşi için geliyor.

O şöhreti büyüse de egosu küçülenlerden.

Bir süredir düzenli spor yapıyor, çok iyi görünüyor, adeta parlıyor.

Bir yanıyla bir çocuk kadar neşeli, bir yanıyla olgun duruyor.

Başlıyoruz muhabbete...◊ Seni bütün sıfatlarından arındırsak; oyunculuk, inşaat mühendisliği, okuduğun okullar...

Onlardan geriye kalan İlhan’ı nasıl anlatırsın?Ürkek, yaptığı her şeyden heyecan ve korku duyan küçük bir çocuk diyebilirim.◊ O küçük çocuk ne zaman büyür?

İnşallah büyümez, ben onu seviyorum.

Onu susturmak ya da onu mutlu etmek adına bir şeyler yapmaya çalıştığında daha da başarılı oluyorsun.◊ Nüfus cüzdanın olmasa ve doğum yılını bilmesen kendini kaç yaşında tanımlardın?

Sence...◊ Sohbet ederken 40’larında ama özel hayatında 18 yaşında gibisin...

Gerçekten öyle, doğru özet.

Mesela üniversite ve üniversite sonrası arkadaşlarım hep benden yaşça büyüktü ve hepsinden çok şey öğrendim.

Ama bir yanım da biraz önce dediğim gibi çocuk.

Belki bunun sebebi göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak erken yaşta büyümek zorunda olmak.

Bulgaristan’dan geldiğimizde buradaki dil ve kültüre az da olsa vâkıfmışız ama sonrasında her şeyi kendimiz yapmak ve öğrenmek zorunda kaldık.

Benim hiçbir zaman çocuksu şımarıklıklarım olmadı.◊ Verdiğin röportajlarda keşke şunu söyleme fırsatım olsaydı dediğin bir şey var mı?

Böyle bir haddim yok ama bizim meslekte birçok insan kendini haksızlığa uğramış hissedebiliyor.

Bu biraz işin doğası ve yapısı gereği de böyle.

Ben onlara ‘Hepimiz bu haksızlıklara uğruyoruz, yalnız değilsiniz’ demek isterdim.

Ben herkes için bir şey yapmaya çalışıyorum.

Eğer bir tanınmışlık durumum varsa bunu iyiye kullanmaya çalışıyorum.◊ Sakin yaşıyorsun, kimseye laf atmıyorsun, magazinde pek yoksun.

İçindeki o fırtınaları nasıl susturuyor, boşlukları nasıl dolduruyorsun?

Bunu bir oyuncu arkadaşım da sordu.

Bir işe çalışırken, araştırma kısmında, bir sürü okuma yapmam gerekiyor.

Senaryonun bulmacalarını çözmeye çalışıyor, insanları gözlemliyorum.

Bunlar bana zaten yetiyor.

Benim birine bir laf atacak vaktim kalmıyor.

Oyunculuk da bu saydıklarımı yapınca zevkli.

Yoksa kamera önüne çıkalım, laflarımızı söyleyelim, kamera kaydı kessin, gidelim; benim yapabileceğim bir şey değil.◊ “İnsanları gözlemliyorum” dedin.

Oyuncuların malzemesi insan derler.

Yıllar içinde gözlemlerin sırasında seni insana dair en şaşırtan ne oldu?

Kötüler kötü olduklarını bilmiyorlar.

Senin yaptığın bir şey benim için çok bambaşka bir yere gidebilir ama sen kendi yoluna baktığında çok haklı ve doğru görebilirsin, bu benim için en şaşırtıcı şeylerden biriydi.

Sonrasında rollere yaklaşırken de öyle yaklaşmaya başlayınca o kadar rahatladım ki.

Yani derdin ne?

Bu mu?

Tamam.

Asla yargılamadan oynamaya çalışıyorum.‘Tutkuya çok varım’◊ Aynadaki yansımanla nasıl bir ilişkin var?

O kadar yok ki...

Oyuna gelenler, beni televizyonda görenler benimle karşılaştıklarında bir şekilde yaptığım işi iyi yaptığımı söylerse, o beni daha mutlu ediyor.

Görüntümü ne kadar görünmez kılıp işimi yaparsam o kadar doğru adımlar atıyorum. ◊ Bayağı vücut geliştirme yapmışsın...

Hatta ekranda üst üste iki bölüm üstsüz sahnelerini gördük.

Sosyal medyada da çok yorum yapıldı.

Egon etkileniyor mu?Ben yorumları çok okumamayı öğrendim.

Çünkü insanın bazen duygu durumu çok yerinde olmayabiliyor.

Orada birazcık kötü bir şey okuduğunda etkilenebiliyorsun.

O sahnelerde de ben yönetmenimize “Bu üstümde kalsın, bunu çıkarmayayım ben” diyorum, o da “İlhancım tamam, bir tanecik çekelim” diyor (gülüyor).

Sonra tatlı bir yerden çektik o sahneleri.◊ Sence yakışıklılık kariyerini kolaylaştırdı mı zorlaştırdı mı?

Hiçbir fikrim yok.

Bunun sebebi şu, ilk işimde bir evin oğlunu canlandırdım, sonraki işimde birinin kardeşi oldum ve en sonunda biri oldum.

Yani ben aslında işe başrol gibi başlayıp oradan devam etmedim.

Hayatımda her şey adım adım ilerledi.◊ Aşka gelirsek...

Aşk seni nasıl biri yapıyor?

Yüzün gülüyor, ne diyeceğini, nereye bakacağını şaşırıyorsun.◊ Tutkulu bir yanın var mı?

Tutkuya çok varım.

Yaptığın işe de, ilişkine de, en ufacık uğraştığın bir hobine de duyduğun tutku bana çok değerli geliyor.‘İnsanı insana, insanla, insanca anlatacağız’◊ Sence şu an oyuncuların en büyük sorunu ne?

Oyuncuların en büyük sorunu yalnız olmaları. ◊ Yapay zekâ mesleğimi elimden alır korkun var mı?

Hayır.

Ben zaten hâlâ dolmakalemle yazı yazıyorum.

Kurmalı saat takıyorum.

Pil bile bana çok yeni geliyor.

Yapay zekâ da elbette bir kafa karışıklığı yaratacak.

Birkaç tane kendini bilmez ünlü saçmalarsa dünya çapında konuşulacak ama sonra gerçekten insanın yaptığı şey yine değerli olacak.

Günün sonunda yine insanı insana, insanla, insanca anlatacağız bence.◊ Bu mesleğin sana en uymayan yanı neydi?Ortada bir haksızlık varsa, bazen ses çıkarıyorsun, bazen çıkaramıyorsun.

Tamamen senin konumunla alakalı, işte orası beni en yoran taraf.‘Köksüz olma durumu bizde ağır bir depresyon sebebidir’◊ Yeni projelerin neler?‘Veda Yemeği’ oyunu ve ‘Halef: Köklerin Çağrısı’ devam ediyor.

Bir de ‘Cinlerin Düğünü’ sinema filmini çektik.◊ Senin kendi köklerinle ilişkin nasıldı?

Benim en karışık olduğum taraflardan biri bu.

Bulgaristan’da doğmuş bir Türk olarak Türkiye’ye geldik.

Bir Bulgaristan göçmeni olarak hiçbir yere ait olamama, köksüzlük, köksüz olma durumu bizde çok ağır depresyon sebebidir.

Bir yere ait olmaya çalışarak kendimizi insanlara kabul ettirmeye çalışırız.

Çok fazla ses çıkarmaz, korkarız.

Anne-babalarımız geleceğimiz garantide olsun diye okumamızı çok ister... ‘Halef’te de bunun aksine yüzyıllardır kökü bir yerde olan birini oynamaya çalışıyorum.

Beni cezbeden taraflarından biri buydu.◊ Canlandırdığın karakter gibi iki kadın arasında kaldığın oldu mu?

Ben iki kadın arasında kaldığını düşünmüyorum.

Geçmiş ve gelecek arasında kalıyor.

Elbette senaryo bir tarafa gidecektir, ne olacağını bilmiyorum.

Ama ben o anlamda bir şey yaşamadım.◊ Sen ağa olmayı sevdin mi?

Sevdim galiba.

Başta alışamadım, sonra bir alıştım...

Şimdi “Serhat Ağam” diyorlar.◊ ‘Veda Yemeği’ oyunu devam ediyor.

Orada ne anlatıyorsunuz?Üç kişilik bir Fransız oyunu, kara komedi.

Artık hayatımızda olmasını istemediğimiz insanlar vardır ama bir taraftan da onları hayatımızdan çıkaramaz, onlarla vakit geçiririz.

Biz de oyunda onlara haberleri olmadan bir veda yemeği yapıp güzel bir veda edelim diyoruz.

Ve orada yaşananları görüyoruz.◊ ‘Cinlerin Düğünü’ filmini de çektiniz.

Bu bir gerilim mi?Yok, alakası yok.

Erzincan’da çektik.

Festival sürecini bekliyoruz.

Yönetmenimiz Ferit Karahan ‘Okul Tıraşı’ gibi muhteşem bir işin ardından bu filmi çekti.

Kaan Yıldırım, Demet Özdemir, Helin Kandemir, Sarp Bozkurt gibi birçok isim var.

Bir ailenin üç nesillik hikâyesini görüyoruz.

Zor ve güzel bir iş.

İlgili Sitenin Haberleri