Haber Detayı
'Orta Doğu’daki savaşın uzaması Türkiye’yi olumsuz etkileyecek'
Dr. Bahadır Kaleağası Türkiye’nin yakın gelecekte önemini yitirecek konulara takılıp kalmaması gerektiğini vurgulayarak, tüm ülkelerle iyi ilişkilerin faydasına işaret etti.
ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFESParis Bosphorus Enstitüsü Başkanı, Galatasaray Üniversitesi’nde akademisyen ve birçok şirket ve kurumda yönetim kurulu üyesi Dr.
Bahadır Kaleağası dünyada öngörü yapmanın zorlaştığını vurgulayarak, “Belirsizlik yönetimi dönemindeyiz” diye konuştu.“Bugün dünyayı hızla değiştiren eğilimlerle çelişen kısa vadeli siyasal gündemde bocalıyoruz” diyen Dr.
Bahadır Kaleağası ile bir taraftan Orta Doğu’da başlayan savaş, diğer taraftan hızla gelişen teknolojik gelişmeler ve Türkiye’nin AB sürecini konuştuk.ÇOK HIZLI DEĞİŞİM DÖNEMİBir taraftan yapay zekâ, diğer taraftan geleneksel yöntemlerle yapılan savaşlar; nasıl okuyorsunuz bu dönemi?Menfaatleri, tutkuları ve duyguları arasında eşgüdüm sağlayabilmiş bir uygarlık değiliz.
Teknoloji insan uygarlığının değişimini alan-zaman sürekliliğinde hızlandırdı.
Artık yapay zekânın genelleşmesini ve üç boyutlu uygulaması olan robotik icatları, uzay ekonomisini, nükleer füzyonu, kuantum bilgisayarını, nörobilimi konuşuyoruz.
İnsanlar bir biyolojik yaşam türü olarak sınırlarını zorluyor.
Belki de yapay zekâ sistemlerinin organik varlığımızla etkileşim, hatta bütünleşme alanlarının çoğalacağı bir döneme geçeriz.Geçim sıkıntıları, ABD-İsrail-İran savaşı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali vahşeti, Gazze insanlık faciası, Venezuela darbesi, Çin’in Tayvan hazırlıkları… Bu siyasal gündem yepyeni teknolojik ve finansal egemenlik alanlarının belirmeye başladığı yakın gelecek için ne ifade ediyor?
Veya ne kadar anlamsız kalıyor?Daha acımasız bir dünyaya doğru mu gidiyoruz?Bilimkurgu filmlerinde öngörülen ütopyaların ve distopyaların sentezini yaşıyoruz.
Savaşlar, toplumsal yıkımlar, insani kalkınma sorunları gibi olumsuzluklar tarih boyunca hep oldu.
Bu sefer sürat etkeni belirleyici.
Neler olduğunu anlamak için henüz çok erken; soğukkanlı yaklaşmak faydalı olur.
Veri temelli, abartısız ve zamanın akışını dikkate alan dinamik analizler makul olur.
Ateş düştüğü alan ve zamanı yakıyor; günlük yaşam hızla etkileniyor.
Bu ivme asıl konulara odaklanmamızı da engelliyor bazen.
Bir paradoks söz konusu; yönetmemiz gerekiyor.ABD-ÇİN DÜNYASINA GİDİYORUZBu dönemin kazananı eski yöntemlerle savaşanlar mı, yeni dönemin teknolojisine ayak uyduranlar mı olur?21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinde her uluslararası gelişme karşısında iki soruyu sorabiliriz: ABD-Çin rekabeti için ne ifade ediyor?
İç siyasetler nasıl etkiliyor?Örneğin, ABD açısından Orta Doğu savaşları aynı zamanda Çin’in yapay zekâ veri merkezlerinin enerji tedarik ağları ile de ilgili.
Aynı savaşlar bu yıl Amerikan Kongre seçimleri için de birer siyasal hesaplama unsuru.Çin ve ABD önderliğindeki geniş Batı dünyası şimdilik farklı iki yapay zekâ ekosistemine doğru evrim içinde. “Geniş Batı” derken, Amerika, Avrupa, Japonya, Avustralya gibi geniş bir coğrafya söz konusu.
Hindistan ve Güney Amerika da bu etki çemberinde.
İşte bu geniş Batı ile Çin arasında teknoloji, hukuk, etik, güvenlik, enerji, hammaddelere erişim, eğitim ve sosyal yaşam gibi her alanda farklılaşan bir yapay zekâ uygarlığı ufku var.MENFAATLERİMİZİ SAPTAMALIYIZOrta Doğu’daki savaşta Türkiye’nin tutumunu nasıl görüyorsunuz?Şimdiye kadar diplomatik başarı çok net.
NATO üyeliğinin anlamını da pekişti.
Türkiye’nin menfaati Washington, Brüksel ve diğer dünya merkezleriyle ilişkilerde jeopolitik gündemi ileri teknoloji ve finans odaklı tanımlamak olmalı.
Orta Doğu’da ise ne tür ittifaklar ve ihanetler olur?
Göç, terörizm veya barış sayesinde güvenlik ve ekonomi nasıl şekillenir?
İyi takip etmek elzem.Diğer taraftan, Batı dünyasında konumumuzu pekiştirmek için çok iyi fırsatlar zamanı.
Türkiye 1990’larda AB ile gümrük birliği müzakereleri sonrasında dünyadaki en önemli sektörlerde vardı: tekstil, petrokimya, otomotiv, elektronik, beyaz eşya, ilaç, makine.
Sonra AB süreci ilerledi ve Türkiye demokrasi, makroekonomik istikrar, dış politika ve tek pazar mevzuatında Avrupa standartlarına yükseldi.
Bu sayede dünyada her alanda yükseldi.Ama gelinen dönemde Türkiye saydığınız sektörlerde rekabeti kaybediyor...Zaten şu anda dünyada en önemli ekonomik sektörleri mikroçip, yapay zekâ, uzay teknolojileri, yazılım, biyoteknolojiler, robotik… .
Türkiye’nin bu alanlarda konumu zayıf.
Ulusal güvenlik, toplumsal kalkınma ve küresel ekonomik rekabet gücü için hızla gelişen yapay zekâ çağına uyum doğru bir tercih olur.FORMÜL BELLİ: HUKUK DEVLETİ OLMAKPeki ne yapmak gerekiyor?
Gelecek ufku güven veren ülke olmamız iyi olur.
Türkiye için öncelik bariz: bireyler ve kurumlar için güven veren hukuk devleti ve de istikrarlı makroekonomik politikalar.
Ayrıca, yapısal reformların gündemde öne çıkması: eğitim, finansal piyasalar, işgücü piyasası, bilim, tarım… Böylece dünyadaki yatırım, ticaret, turizm ve teknoloji hareketliliğinden Türkiye’nin aldığı pay hızla büyür.
Diplomasiden uluslararası finansa, kültürden insan kaynaklarına her alanda ülkemiz yükselir, güçlenir.AVRUPA İLE İLİŞKİLERDE YENİ KÜRESEL DENGELERHem ciddi bir ekonomik kriz yaşıyoruz hem de yanı başımızda devam eden Orta Doğu savaşı var.
Bu dönemde vatandaşı neler bekliyor?Bu savaş başladığı gibi birden bitebilir de.
Uzarsa, enerji fiyatları ve buna bağlı olarak enflasyon ve işsizlik yükselir.
Zaten çok yakında iş piyasaları yapay zekâ sistemlerinin sarsıntılarına da maruz kalacak.
Ancak, dilerim Kuzey ve Güneyimizde oluşacak bir barış düzeninde Türkiye tekrardan kendini iyi toparlar.En önemli ekonomik partnerimiz Avrupa Birliği de odaklandığı ekonomik ve siyasal reformların önemli bir kısmını başarır.
Böylece kıtasal bir entegrasyon kurabilir, farklı entegrasyon modelleri oluşur; Türkiye de yerini alır.
Belki ilk aşamada İngiltere, Norveç, İsviçre, Ukrayna gibi ülkelerle birlikte bir esnek üyelik sistemi kurgulanır.
Sonuçta Türkiye için her alanda başarı formülü net: güçlü bir Avrupa ülkesi olarak dünyada etkili olmak ve bir Avrasya açılım merkezi olarak Batı’da güçlü olmak.Bu dönem AB üyeliği bir öncelik olmalı mı?Muhakkak.
Avrupa’dan da, Türkiye’den de kaynaklanan sorunlar var.
Türkiye’nin AB süreci stratejik berraklığa kavuşursa, bu sorunlar çözülür veya ilerlemekte olduğumuz yapay zekâ uygarlık dönüşümü döneminde önemlerini yitirirler.
AB hedeflerine odaklı olarak DEİK önemli bir girişim başlattı.
TÜSİAD bu yönde yıllardır çok kapsamlı birikim ve eylem içinde.TİM, TOBB, TİSK, TÜRKONFED, ESİAD, İKV, TEPAV ve GİF gibi birçok kuruluş, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, akademik dünya ve devletin ilgili tüm birimleri çok değerli çalışmalar yapıyorlar.
Çoğulcu bir anlayışla her kurum kendi alanında atılım içinde.
Kaldı ki, Avrupa özel sektörünün temsil kuruluşu BusinessEurope Türkiye’nin AB sürecini ve gümrük birliğinin güncellenmesini bizzat Avrupa’nın küresel ekonomik rekabet gücü için kararlılıkla destekliyor.İNSAN UYGARLIĞI İÇİN HENÜZ YOL HARİTASI YOKÖnümüzdeki süreçte sizi en çok endişelendiren noktalar hangileri?İnsanlık ilk defa kendinden daha zeki bir teknolojiyi geliştiriyor ve tam olarak yönetemeyeceği bir döneme doğru giriyor.
Robotlar insanlaşırken insanlar da robotlaşabilir.
Gelecek daima haritası belli olmayan bir yoldur, fakat bu sefer bırakalım haritasını, pusulası da yok.Aynı zamanda “enerjiobur” bir uygarlık olduk.
Üstelik Dünya muazzam bir elektrik tüketimi çağına giriyor: yapay zekâ veri merkezleri, soğutma, ısıtma, elektrikli araçlar, kentleşme, tarımda otomasyon… Eşzamanlı olarak, iklim değişikliğinin toplumsal her alanı, her ekonomik sektörü ve dolayısıyla küresel jeopolitiği etkileyen boyutları yaşamsal önemde.
Bu arada pandemiler, biyolojik virüsler, dijital virüsler, finansal virüsler, dezenformasyon, terörizm, savaş, yoksulluk virüsleri, karbondioksit virüsü...21. yüzyıl insanlık tarihinin en keskin evrimine sahne olmakta.
Webb teleskopu trilyonlarca gezegen, yıldız ve galaksi keşfederken, bugünleri anlayacak mikroskoplarımız bulanık görüntü veriyor.
Bu durumda karamsarlık da faydasız.
O halde daha iyi bir gelecek için umut ve emek zamanı.
Bunun için gerekli olan heyecan ve merak yaşamın biyokimyasında yüksek dozda mevcut.