Haber Detayı

Bir kayıp, bir ödül
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
15/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!” Beni nerede görse böyle seslenir, kollarını kocaman açardı İlber Ortaylı ...

Gençler bilemeyebilir. “Şifahi” Arapça, “yazılı olmayan, sözlü” demek. “Sözlü” nün Latincesi “oral” ...

Bu esprisinin beni kızdıracağını bilse de hiç vazgeçmez, bu çok sevdiği hitabet şekline en çok da kendisi gülerdi.

İlber Ortaylı.

Tarihçiydi, bilgiliydi, birikimliydi, kültürlüydü.

Ancak bu özelliklere sahip çok az insan var hayatta ve kayıpları her zaman büyük bir boşluk yaratır.

Onun ayrıcalığı ve benim için en büyük özelliği, her daim güler yüzlü olması ve “şeytan tüyüne” sahip olmasıydı.

Bu iki özellik de son yirmi yıldır ülkemizde neredeyse yok oldu.

Ondaki öyle bir şeytan tüyüydü ki onunla kavga etseniz bile gönlünüzü almayı bilirdi.

Her konuda illaki aynı düşüncede olmanızı beklemezdi ve onun gibi düşünmediğiniz içi sizi suçlamaz, kızmaz, öfkelenmezdi.

Tanrı’m ne büyük nimetlerdi bunlar!

Gelelim başka hiçbir tarihçiye nasip olmayan bir başka özelliğine: O bir “star” dı.

Giyimiyle kuşamıyla, adetleriyle, yaşama şekliyle, konuşma ve ifade biçimiyle, yaşından çok daha yaşlıymış gibi görünüşü ve davranışıyla, bilgeliği içselleştirmiş dede tavrıyla herkesin sevgisini yakalamayı bilmişti.

En önemlisi televizyon programlarıyla evlerden içeri girmiş, sayısız aileye dokunmuş, merakımızı kışkırtmış, tarihi popülerleştirmişti.

İstanbul’daki birçok klasik müzik konserinde, AKM’de ya da CRR’de koltuklarımız genellikle yan yana olurdu.

Ara verildiğinde, hiç unutmam, önümüzde upuzun kuyruklar oluşurdu.

Her yaştan insanlar “İlber Hoca” yla fotoğraf çektirmek için sıraya girerdi.

Yanımdaki Tarkan mı İlber mi, anlayamazdım!

Onunla son karşılaşmamız geçen aralık ayında Nermin Abadan Unat ’ın cenazesinde bir cami avlusundaydı. “Bayan Şifahi, üzülme hepimiz geliyoruz gidiyoruz işte” diyerek beni teselli etmeye çalışıyordu.

Bize sayısız anı, anekdot ve eserler armağan eden İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet, tüm yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyorum.

BU COĞRAFYADA ÖLDÜRÜLEN ÇOCUKLARA PEN Türkiye Yazarlar Derneği, her yıl Şiir Onur Ödülü verir. 2026 PEN Onur Ödülü “umudun belleği” , Türkçenin usta kalemi Hidayet Karakuş ’a verildi.

Ödül töreni 27 Mart 2026’da Denizli Şiir Otel’de yapılacak.

Sivas Madımak katliamından kıl payı kurtulan Hidayet Karakuş’un şiirlerini yıllardır okurken ben en çok toplumsal sorunların bin bir yüzünü gördüm.

Toprağın, Anadolu’nun, İzmir’in kokusunu aldım.

İlkelerinden ödün vermeyen, aydın yurttaş görevini yerine getirmesini, yerel ve evrensel kaygılarını izledim.

En çok, “Adresim Türkçemdir” diyen şairin hayatın zengin renklerini, güzelliğini arayışını hissettim.

Şu bir paragrafa sığdırdığım nitelemelere örnek olarak günümüze de çok uygun düşen, Filistinli çocuklara adadığı “Felluceli Çocuk” şiirinden kimi bölümleri paylaşıyorum. (Tümünü internette bulursunuz.) “Üçüncü cesetten sola döneceksin/ köşe başında dörtlü bir ölüler çetesi var/ onları geç/ beşli ‘artık yoklar ailesinden’ atla/ kan göleğini dolaş/ karşı sokak girilmez/ köpeklerin dalak yeme vakti.

Sen okuluna git/ derslerini çalış yalnızca/ tarihini çalış örneğin/ Hammurabi’yi belle/ Bombalar defterlerini yaksa da/ ellerini gözlerini kalbini sökse de yerinden/ ateşin her zaman yetişemediği bir yer vardır/ sen ırmaklarını çalış.

Annenin sözünü dinle/ ölürken/ ateşten sözcüklerle/ anlatmıştı sokaklara çıkmanın ne demek olduğunu/ büyümenin ne demek olduğunu/ ömrünü geliştir utanma/ toprağına senin ellerin gerek/ göklere senin bakışların.

Ah önüne bak/ çantan ağır ama/ spor ayakkabıların hafiftir/ zıpla beşinci kanlı/ balçıktan/ paçalarını sıva/ yine kokmuş ölülerin gövdeleri/ yolunu kesiyor bak/ bütün coğrafyalarda/ insansız kalan toprak/ yaslı dağlar/ yorgun ırmaklar/ umarsız ağaçlar. (…) Dersini çalış sen/ gözleri oyulmuş başların/ yaşarken hiçbir şey görmediklerini/ düşün ağız içinde dillerin sustuğunu/ yaratan ellerin/ kötürüm kaldığını anlat/ sevince yer/ kalmadı/ diye yaz şiirine.

Sen çalış/ günlük tut, tarih düşür/ sokaklarında Dicle gelin/ şehit Fırat/ paçalarına sıçrayanın damarlarından akıp giden/ yemyeşil bir yaşam/ olduğunu geçir defterine.

Telefonun kapalı kalsın/ dinamit ol evin için/ mayın ol annen için/ ölüm ol boynu bükük/ menekşeler gibi kokan kardeşin için/ arkadaşların için/ savrul göklere/ Belki seni bir duyan...” Duyan var mı???

İlgili Sitenin Haberleri