Haber Detayı

Petrol, savaş ve Çin: ABD'nin İran hamlesi Pekin'i mi hedefliyor?
Dünya hurriyet.com.tr
14/03/2026 09:07 (3 saat önce)

Petrol, savaş ve Çin: ABD'nin İran hamlesi Pekin'i mi hedefliyor?

ABD'nin Venezuela ve İran operasyonlarının arka arkaya gelmesi akıllara Acaba hedefte Çin de mi var sorusunu getiriyor. Çin, uluslararası çatışmalara katılmama ilkesine sahip. Ancak ABD, gerek Çin'in hayli yatırım yaptığı Körfez ülkelerinde gerekse de İran'da çatışma çıkararak Çin'i çatışmaların içine mi çekmek istiyor? Çin'in Orta Doğu'daki yatırımları tehlikede mi?

ABD ile İsrail’in İran’a müşterek operasyonlar başlatmasından bu yana, gözler İran’ın müttefiki Çin’e döndü.

Batı’daki ana akım medya, iki ülkenin arasındaki ilişkilere dikkat çekerek, Çin’in İran’ı yalnız bıraktığını iddia ediyor.O sırada Asya’nın doğusunda ise dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

AFP’nin hafta başında geçtiği habere göre, Tayvan, ada çevresinde son 10 günde sadece bir Çin askeri uçağı faaliyetinin saptandığını açıkladı.

Çin, Tayvan’ı kendi topraklarının bir parçası olarak kabul ediyor ve son yıllarda ada çevresindeki savaş uçağı ve savaş gemisi varlıklarıyla Tayvan üzerindeki askeri baskısını arttırıyor.AFP’nin Tayvan’daki makamlardan elde ettiği verilere göre, 28 Şubat’tan sonraki 10 gün içinde 24 saatlik periyodda sadece iki Çin uçağı saptandı.

Bu sayı geçen sene yılın aynı döneminde 86 idi.

Uzmanlar, sayılardaki bu çarpıcı düşüşün nedeni olarak, Çin’in başkenti Pekin’de her yıl Mart ayında yapılan ve “İki Toplantı” olarak bilinen yasama ve danışma organlarının oturumlarına işaret ediyor.

Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın ay sonunda Pekin’e düzenleyeceği resmi ziyaret ve Orta Doğu’daki çatışmalar, Çin’in Tayvan çevresindeki askeri hareketliliğinin düşüşünün bir nedeni olarak yorumlanıyor.

Çin geçen yıl Aralık'ta Tayvan'ın etrafını kuşatan bir tatbikat yapmıştı.

Fotoğraf: AAXi Jinping-Donald Trump görüşmesinde masaya gelmesi muhtemel konulardan biri, Çin’in İran başta olmak üzere Orta Doğu’daki yatırımlarının durumu.

New York Times’ta yer alan habere göre, Orta Doğu’da giderek genişleyen çatışmalar ve petrol fiyatlarındaki artış, Çin’in bölgedeki milyarlarca dolarlık yatırımlarını tehlikeye atıyor.Peki bölgede tırmanan gerilim Çin’in yatırımlarını nasıl etkiliyor?

Ya da soruyu bir başka açıdan tekrar soralım: ABD, İran’a başlattığı savaşla genelde uluslararası çatışmaların dışında kalan Çin’i çatışmaların içine mi çekmeye çalışıyor?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce, Çin’in Orta Doğu’daki yatırımlarına bir değinelim…YATIRIMLARI 89 MİLYAR DOLARA ULAŞTIPetrol fiyatları, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının başlamasıyla sadece bir haftada rekor seviyeleri gördü.

Çin’in petrol ve gıda sevkiyatında büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı da hâlâ kapalı.

Çin 2024’te Orta Doğu’ya 89 milyar dolar yatırım yaptı.

Pek çok ülke gibi Çin’in de büyümesi Orta Doğu’nun petrol ve gaz tedarikine dayalı.ABD ile ticari rekabetin kızışmasının ve bir dönem Çin'in en büyük pazarı konumundaki ABD’ye birçok malı satamamasının ardından Orta Doğu’nun Çin için önemi daha da arttı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Çin otomobilleri için en hızlı büyüyen pazar haline geldi.

Suudi Arabistan ve komşu ülkelerinde Çin çeliğine talep iki katına çıktı.

Çin'in Orta Doğu'ya ihracatı, geçen yıl dünyanın geri kalanına yaptığı ihracatın neredeyse iki katından hızlı büyüdü.Amerikan ve İsrail ordularının İran'a saldırması ve İran'ın da bölgedeki limanlara, gemilere, boru hatlarına, deniz suyu arıtma tesislerine, veri merkezlerine ve diğer kritik altyapılara misilleme saldırıları düzenlemesiyle Çin’in bu ticari bağları da tehlikeye girdi.

Gözden Kaçmasın Savaşın yeni cephesi: Su tesisleri hedefte!

Milyonları etkileyebilecek saldırılar...

Haberi görüntüle KREDİLER SAĞLADIÇin ayrıca, bölge genelinde sözleşme ve proje kredileri de verdi.

AidData isimli ABD merkezli araştırma şirketine göre, Çin'in bölgedeki küresel kredi ve hibe portföyü payı 2023'te iki katına çıkarak yüzde 10'a ulaştı.

Devlet bünyesinde bulunan finans kuruluşları bölgedeki petrol rafinerilerine ve limanlara kredi sağladı.Onlarca Çinli şirket, İran, Katar, İsrail, Suudi Arabistan, Umman, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde enerji ve altyapı yatırımlarına sahip.

Huawei, Alibaba ve Tencent gibi Çinli teknoloji devleri, Dubai’de Microsoft, Meta ve Google’ın çalışanlarının da yer aldığı komplekste ofisler kurdu.Çin ayrıca, ABD yaptırımları uygulanan İran petrolünün en büyük alıcısı.

Üstelik, ikisi Rusya ve Kazakistan'dan petrol taşıyan üç büyük ham petrol boru hattını işletiyor.

Buna rağmen İran'dan petrol tedarikinin kesilmesi, Çin'in başka kaynaklar aramasına neden olacak ve bu kaynaklar, Tahran'dan indirimli aldığı petrolden daha pahalı olacak.'ÇİN HALİHAZIRDA ÇATIŞMALARA DAHİL OLDU'Çin, İran’a askeri yardımda bulunmanın ulusal stratejisine ve dış politika ilkelerine aykırı olduğunu belirterek, bölgedeki çatışmaya dahil olmadığını vurguluyor.

Ancak Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Mesut Hakkı Caşın, Çin’in “dolaylı strateji” ile yoğun bir şekilde savaşa dahil olduğu kanaatinde.

Mesut Hakkı Caşın bu konudaki değerlendirmesine İran petrolünün önemine değinerek başladı:“Çin’in Orta Doğu’da büyük çıkarları var.

Gaz ve petrolünün büyük bir kısmı Basra Körfezi’nden geliyor.

İran’ın dünyada petrol üretiminde 3’üncü, gaz üretiminde 2’nci sırada olması göz önüne alındığında bir şekilde Çin’in hedeflendiğini söylemek mümkün.

ABD Venezuela’yı ele geçirmek suretiyle dünyadaki petrolün yüzde 10’unu kilitledi.

Şimdi Körfez de kapatılınca da enerji açı Çin’i iki yerden cezalandırma harekâtı olarak yapıldığı şeklinde yorumlayabiliriz.” İran, saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı.

Fotoğraf: AAÇin’in dolaylı strateji ile bu savaşta ABD’yi yıprattığını ve gemilerinin hâlâ Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini kaydeden Caşın, İran’a silah yardımı ve istihbarat paylaşımı yaptığının altını çizdi.

Caşın, Çin’in savaş başlamadan önce Amerikan uçaklarının İngiltere hava sahasını kullanarak Orta Doğu’daki üslere geldiğini ve bütün harekatın en ince noktasını anlık İran’a bildirdiğini aktardı ve ekledi:“Umman açıklarında Çin’in en büyük istihbarat gemilerinden biri var, yani Amerikan donanmasının da istihbaratını çıkarıyor ve İran füzelerinin net şekilde isabet almasını sağlıyor.”Mevcut durumda Çin’in desteğiyle ABD’nin bu bölgedeki radarlarının vurulduğunu ifade eden Caşın, “ABD’nin maddi hasarı çok fazla ama en önemlisi şu: Artık Arap dünyası ABD’ye güvenmiyor.

Çünkü bu ülkeler ‘Bu üsler bizi değil, İsrail’i koruyor’ diyor” açıklamasını yaptı.

Gözden Kaçmasın İran'ın gizli silahı!

Basit ama tüm dengeleri değiştirebilir... ‘Görünmez bir tehdit oluşturuyor’ Haberi görüntüle 'TAYVAN'DA KARŞILAŞMA KAÇINILMAZ'Çin’in şu an psikolojik olarak İran’ı desteklediği ve Arap dünyasına yatırımlarıyla destek verdiği için orta ve uzun vadede ABD’nin bölgeden çıkması halinde Çin’in hem sermayesiyle hem de güven ortamıyla bölgeye daha güçlü gireceğini ifade eden Caşın, iki ülkenin ileride Tayvan’da karşılaşmasının yani iki gücün orada karşı karşıya gelmesinin kaçınılmaz olduğuna vurgu yaptı.

Caşın, bu karşılaşmanın Çin’in ABD’nin bütün askeri ve stratejik ağını istihbaratla çözdüğü bir ortamda yaşanacağını belirterek “Burada en önemli kazanç şu: Çinliler Amerikalıların bütün bu stratejik harekatını kayda aldı” değerlendirmesini yaptı ve sözlerini şöyle noktaladı:“Amerikan pilotları, gemileri, genelkurmayı ne yapar, askerin psikomoral durumu nedir gibi bilgilerin hepsini kayda aldı Çin.

Yani ABD, pokerdeki elini açtı.

Çin de bunu ABD’ye karşı mutlaka bir kart olarak uygulayacak ve ABD Çin’den çok ciddi zarar görecek.Çünkü Çin’in enerjisini yani gaz ve petrole ulaşımını kesmek istiyorlar.

Venezuela’daki gelişmeler de eklediğinde ABD Çin’in enerji anlamında dara düşmesini bekliyor ama Çin’in Kazak petrolü gibi yedek tedbirleri var.

O nedenle ABD Çin açısından istediğini alamadı, kazanan tarafın Çin olduğunu söyleyebilirim.”Caşın Çin’in askeri anlamda kazançlı olduğunu belirtiyor, peki ya finansal çıkar?

Bölgedeki ekonomik faaliyetleri ve yatırımları mevcut çatışma ortamından nasıl etkilenir?

Çin savaş gemisine ait bir görüntü.

Fotoğraf: AP‘SADECE ÇİN’İ DEĞİL, HERKESİ RAHATSIZ EDİYOR’Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Kamer Kasım bu konudaki değerlendirmesine, Çin’in her şeyden önce kendi hinterlandı dışında, yani Güney Doğu Asya dışında pek askeri güç gösterisinde bulunma veya o coğrafya dışındaki olaylara etki etme gibi bir politika izlemediğini hatırlatarak başladı.“Burada çok ekonomi odaklı bir politikası var ve dış politikasını da buna göre şekillendiriyor, gelişmelere de o çerçeveden bakıyor” diyen Kasım, İran savaşı kapsamında bakıldığında ise Çin’in İran’dan petrol ithalatının normal petrol ithalatının yüzde 9,5’ini oluşturduğunu hatırlattı.

Prof.

Dr.

Kasım, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bunu Çin başka yerden telafi edebilir.

Yani burada Çin açısından çok vahim bir durum yok.

Kaldı ki İran Çin’e çok uzak bir coğrafya ve Orta Doğu politikalarıyla askeri anlamda çok müdahil olmak istemeyen bir Çin var.”Burada Çin’i etkileyen hususun, İran petrolünden çok Hürmüz Boğazı’nın kapanması olduğuna işaret eden Kasım, “Çünkü boğaz Çin’in ticareti açısından önemli ama bu sadece Çin’in sorunu değil.

Bundan tüm Avrupa da rahatsız oluyor.

Dolayısıyla Çin’in bunu bir tek kendi sorunu gibi algılayacağını düşünmemek gerekiyor” dedi.

Gözden Kaçmasın 'İran'daki savaşın kazananı Putin': Orta Doğu'daki savaş dengeleri nasıl değiştirdi? | ‘ABD 7, İran 100’den fazla üretiyor’ Haberi görüntüle 'YATIRIMLAR KÜRESEL BİR SORUN'Öte yandan, hem Rusya-Ukrayna savaşı, hem de ABD’nin İran’la mücadelesi bağlamında Çin’in rakibi olan güçlerin güç kaybettiğini düşündüğünü vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:“Bunda haklı.

Örneğin Rusya-Ukrayna savaşında Çin’in hep Rusya’yı desteklediğini düşünüyoruz ama aslında desteklemiyor.

Çin’in resmi dış politikası Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunur; Kırım’ın ilhakını Çin tanımamıştır.

Üstelik bundan çok faydalandı, bu süreçte Rusya’dan ucuz petrol aldı ve almaya da devam ediyor.

ABD-İran savaşı da aynı şekilde, sonuçta ABD burada kendi mühimmatını tüketiyor.

İran’a ABD tamamen hakim olur, bütün enerji kaynaklarında söz sahibi olursa belki Çin buradan biraz rahatsız olabilir.”Prof.

Dr.

Kasım, Çin’in bölgedeki çıkarlarının son çatışmalarda risk altında olup olmadığı soruna ise, “Evet ama sadece Çin’in yatırımları değil” cevabını verdi.

Avrupa ve ABD’nin de çıkarlarının risk altında olduğunu kaydeden Kasım, Dubai’deki yatırımların ağırlıklı olarak Batılı sermayeye ait olduğunun örneğini verdi:“Evet, bu bir sorun ama sadece Çin için değil, bu global bir problem.

Bu durum Çin’i de Avrupa’yı da ABD’yi de rahatsız ediyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesinden ABD de memnun değil.”Burada Venezuela’ya bir parantez açmak gerekiyor.

İran müdahalesinden çok kısa bir süre önce Venezuela’ya operasyon düzenleyip Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakalayan ABD’nin elinde dünyanın en kaliteli petrol rezervleri var.

Üstelik ABD kendi sınırları içinde de petrol çıkarıp işleyebiliyor.

Prof.

Dr.

Kasım bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:“Çin Venezuela’dan çok ucuza petrol alıyordu ama Venezuela petrolü de çok ağır petrol sınıfına giriyor, ayrı bir rafinerizasyon süreci var.

Venezuela’nın petrolünün ABD’nin kontrolünde olması Çin’in Venezuela’dan petrol alamayacağı anlamına gelmiyor, eski fiyattan alamayacağı anlamına geliyor.

Gözden Kaçmasın Trump'ın Savaş Bakanı 'Kafir' dövmesiyle tartışmaların odağında | Haçlı Seferleri'nde kullanılıyordu: 'Tanrı böyle istiyor' Haberi görüntüle Ama diğer taraftan eğer ABD’nin söyledikleri doğruysa Venezuela’ya yönelik yaptırımların kalkmasıyla oradan çok fazla petrol uluslararası piyasalara akacak.

Bu da Çin için çok istenen bir durum aslında, çünkü piyasaya petrol arzı artacak ama tabii şöyle bir durum var; Orta Doğu’daki tüm petrol rafinerileri zarar görür, çatışma sadece İran ile sınırlı kalmayıp bütün Körfez ülkelerine yayılır ve aylarca sürerse Çin bundan ABD’den daha çok etkilenir.”ABD’nin halihazırda bir petrol üreticisi olduğunu ve sadece tüketimi fazla olduğu için dışarıdan petrol ithal ettiğini anımsatan Kasım, “Ancak petrol üreten ve satan bir ülke olmadığı için Çin’in böyle bir avantajı yok.

O nedenle petrol fiyatlarının yükselmesinden ve enerji krizinden Çin rahatsız olur, Orta Doğu’daki yatırımlarla ilgili sorunlar da zaten bütün ülkeleri rahatsız ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.”İlave kaynak: The New York Times

İlgili Sitenin Haberleri