Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan İran açıklaması | Son dakika haberleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye, İran halkının yanında ilkesel bir tutum sergiliyor. İran'a yapılan saldırıları kabul edilemez bulduğunu net bir şekilde ifade ediyor. Aynı şekilde İran'ın da dost ve komşu ülkelere yaptığı saldırıları kabul edilemez görüyor Türkiye" dedi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, CNN Türk te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bugün İran dan 3. füze Türkiye ye yollandı ve etkisiz hale getirildi her 3 ü de.
NATO etkisiz hale getiriyor.
Acaba biz NATO ittifakının içinde olmasaydık bu füzeleri etkisiz hale getirebilecek gücümüz olacak mıydı? sorusuna yanıt veren Yılmaz, Türkiye nin NATO nun bir üyesi, NATO nun da kolektif güvenlik sağlamaya dönük bir teşkilat olduğunu söyledi.
Yılmaz, İncirlik Üssü nün Türk kumandasında bir üs olduğunu hatırlatarak, ayrıca Türkiye nin son 23 yılda savunma sanayinde bir değişim değil, bir devrim yaşadığını ifade etti.
AA nın aktardığı habere göre Çelik Kubbe ye değinen Yılmaz, Çelik Kubbe dediğimiz şu, farklı hava savunma sistemlerini yapay zeka destekli olarak eş zamanlı kullanabilen bir yapılanma, sistem.
Farklı irtifada çalışan savunma sistemlerini gelen tehdide göre en etkili şekilde kullanabilecek etkili bir savunma sistemi oluşturacak bir yapı.
Türkiye burada epeyce bir mesafe aldı ama bu işler biliyorsunuz durağan şeyler değil.
Sürekli bir gelişim içindeyiz. Önümüzdeki dönemde çok daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyorum. diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye nin savunma sanayinde elde ettiği kapasitenin uluslararası işbirliklerini de artırabileceğini dile getirdi.
Türkiye nin savaş başlamadan önce bu noktaya gelinmemesi için büyük gayret sarf ettiğini anımsatan Yılmaz, Şimdi bir savaş tablosuyla karşı karşıyayız.
Bu tabloda Türkiye, İran halkının yanında ilkesel bir tutum sergiliyor.
İran a yapılan saldırıları kabul edilemez bulduğunu net bir şekilde ifade ediyor.
Aynı şekilde İran ın da dost ve komşu ülkelere yaptığı saldırıları kabul edilemez görüyor Türkiye. dedi.
Yılmaz, İran dan gelen füzelere ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: Türkiye Cumhuriyeti gelenekleri olan bir devlet.
Duygularla, ani reflekslerle karar veren bir devlet değil.
Olan her hadiseyi çok boyutlu bir şekilde analiz edebilen, artılarını eksilerini ve bunun uzun vadeli sonuçlarını öngörebilen bir devlet.
Dolayısıyla bu hadiseyi de soğukkanlı bir şekilde değerlendiriyoruz.
Yaşanmaması gerektiğini defalarca söyledik ve uyardık.
Bundan sonra olmamasını temenni ediyoruz.
Yalnız şu durumu da söylememiz lazım, İran da şu anda bütüncül bir karar alma sistemi gözükmüyor doğrusu karşımızda.
Mozaik bir yapılanma diyorlar zaten.
Farklı bir yapılanmaya gitmiş durumdalar.
Bunların hep detayına inmek lazım.
Ama Türkiye Cumhuriyeti hem NATO ülkesi olarak hem de kendi başına, kendi varlığıyla her türlü tehdide karşı tedbirlerini almaya devam edecektir.
Savaşın süresine ilişkin farklı aktörlerden karışık mesajlar geldiğine işaret eden Yılmaz, Sayın Trump ın genel politikalarından ve Amerika nın genel yaklaşımından bu savaşı çok uzun süre devam ettirme iradesi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu savaş sadece insani maliyetler üretmiyor, ekonomik, çevresel maliyetler de üretiyor.
Bu bir anlamda herkese zarar veren bir hal almış durumda.
Bölgeye yayılma riski her geçen gün artıyor.
Dolayısıyla bir noktada sonlandırılacağını temenni ediyoruz ama hiçbirimiz tabii bu konuda kesin bir şey söyleyemeyiz. değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, Türkiye nin petrol ve LNG tedarikine konusunda sorun yaşayacak bir ülke olmadığını, kaynak çeşitlendirme imkanı olduğu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: Son 23 yılda biz yerli ve yenilenebilir kaynaklara ciddi yatırım yaptık.
Şu anda kendi üretimimiz de var bir miktar.
Doğalgaz, petrol, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji alanlarında dünyada iyi ülkelerden biriyiz.
Ama yine de enerji ithalatçısı bir ülke konumundayız.
Fiyat yönüyle biz daha çok etkileneceğiz.
Arz problemi açısından değil.
Maliyetin yükselmesinin getirdiği sorunları yaşayacağız.
Savaşın sona ermesi durumunda ekonomik etkilerin hemen ortadan kalkmayacağını ifade eden Yılmaz, altyapı tahribatı ve üretim zincirlerindeki aksaklıkların toparlanmasının zaman alacağını söyledi.
Yılmaz, yaşanan olayların enflasyon beklentilerini bir miktar olumsuz etkileyebileceğini bildirdi.
MAKRO EKONOMİK TEMELLERİMİZ SAĞLAM Türk ekonomisi için böyle bir savaş şokuna dayanıklı bir ekonomiyiz diyebilir misiniz? sorusu üzerine Yılmaz, şu yanıtı verdi: Rahatlıkla diyebiliriz.
Bir defa makro ekonomik temellerimiz sağlam.
Cari açığımız tarihi seviyelerin altında.
Geçen yıl yüzde 1,9 milli gelire oranı.
Cari açık dediğimiz, dünyadan aldığımız mal ve hizmetlerle sattığımız mal ve hizmetlerin farkı.
Dolayısıyla dövize ihtiyacımız daha düşük seviyelerde.
İzlediğimiz program gereği yüzde 2 nin altında geçen yıl itibarıyla.
Bütçe açığımız deprem etkilerine rağmen, depreme 92 milyar dolar son 3 yılda harcadığımız halde, ekstra bir harcama yaptığımız halde, yüzde 3 ün altında geldi geçen yıl, 2,9.
Bu da Avrupa yla, dünyayla mukayese ettiğinizde oldukça sağlıklı bir düzey.
Maastricht kriteri vardır biliyorsunuz.
En fazla yüzde 3 olsun derler.
Dolayısıyla bütçe tarafımız da sağlam.
Bankacılık sistemimiz güçlü ve sağlam.
Sermaye yeterlilik oranı yüksek.
Merkez Bankamızın rezervleri oldukça iyi konumda.
Bundan işte 2-3 sene önce 98,5 milyar dolar civarında olan rezervler bu krizden önce 200 milyar doların üzerine çıkmıştı.
Bir miktar orada kaybı oldu rezervlerde Merkez Bankamızın ama eli rahat, güçlü, rezervleri oldukça yeterli seviyelerde.
Dolayısıyla bu açıdan baktığımızda makro temellerimiz sağlam.
Diğer taraftan da siyasi istikrarı olan, güçlü liderliği olan, hızlı karar alıp uygulayan bir ülke konumundayız.
Bu da bizi dirençli kılıyor doğrusu.
BU KRİZİ DE EN HAFİF ŞEKİLDE ATLATACAĞIMIZA İNANIYORUZ Yılmaz, Orta vadeli planda değişiklik yapmayı gerektirecek bir durum var mı? sorusunu Eylül ayında yapacağımız revizyonda bunun etkilerini yansıtırız. Çünkü henüz tam etkileri de görebilmiş değiliz doğrusu.
İşin daha ortasındayız. şeklinde cevapladı.
Şimdi dünyada bir petrol krizi var.
Daha doğrusu enerji krizi.
Herkes böyle bağırıyor veya kara kara düşünüyor.
Türkiye kara kara düşünebilecek durumda mı? sorusu üzerine Yılmaz, arz güvenliği açısından Türkiye nin sağlam bir konumda olduğunu anlattı.
Yılmaz, Hem çeşitli tedarik kanalları itibarıyla, stoklarıyla, yerli milli üretim yapısıyla birçok bakımdan Türkiye arz noktasında bir sorun yaşama durumunda değil. değerlendirmesini paylaştı.
Aslolanın ekonomik program olduğunu, dışsal şokların her zaman gelebileceğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti: Sadece bu krizi yaşamadık biliyorsunuz.
Son yıllarda bir göktaşı düşmedi diyoruz.
Bir sürü şey yaşadık.
Pandemiden tutun, Ukrayna-Rusya Savaşı na, başka tarife savaşları, depremler, birçok şey yaşadık.
Dolayısıyla bu şokların hepsini aslında yönetti Türkiye.
Direncini kanıtlamış bir ülke Türkiye.
Ekonomik anlamda da direncini kanıtlamış bir ülke.
Programda da geldiğimiz nokta itibarıyla sağlam makro ekonomik temellerimiz var.
Yeni yönetim sistemimizle hızlı karar alma kapasitemiz var.
Siyasi istikrarımız var.
Tecrübeli bir liderliğimiz var.
Tecrübeli kadrolarımız var.
Dolayısıyla bu krizi de en hafif şekilde atlatacağımıza inanıyoruz.
Ama hiçbir maliyeti olmayacak demiyoruz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Terörsüz Türkiye projesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, Türkiye nin terörle mücadelede büyük bedeller ödediğini, terörün sadece ekonomik olarak 2 trilyon dolardan fazla maliyet ürettiğini söyledi.
Yılmaz, Bugün 40 yıllık terörle mücadele geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonu, bu çerçevede iç cepheyi kuvvetlendirme vurgusu ve Sayın Bahçeli nin ezber bozan çıkışları, açıklamaları yeni bir ortam oluşturdu Türkiye de. ifadelerini kullandı.
MECLİS İMİZİN NE KADAR ÖNEMLİ BİR KURUM OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖRDÜK Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz, Meclis imizin ne kadar önemli bir kurum olduğunu bir kez daha görmüş olduk.
Bütün görüşlerin ifade bulduğu bir zemin.
Bir grup dışında bütün gruplarımızın iştirakiyle güzel bir uygulama ortaya çıktı.
Meclis Başkanımız da orada çok güzel bir yönetim sergiledi.
Partiler ortak bir rapor çıkarabildi.
Bu ortak raporun çıkması demokratik siyaset açısından başlı başına bir kazanım. diye konuştu.
Türkiye nin içinde bulunduğu bölgenin ateş çemberi olduğunun altını çizen Yılmaz, şöyle konuştu: Emperyal bir takım hevesler var ortada.
Dolayısıyla burada etnik kimlikler, mezhepsel farklılıklar üzerinden bu bölgede yaşayan insanları birbiriyle uğraşır hale getirip kendi amaçlarını icra etmeye çalışan güçler var.
Bunlara karşı bütün farklılıklarımıza da saygı duyarak, bunları demokratik bir ortamda zenginlik olarak görerek, bir arada yaşama kültürünü tahkim ederek, kardeşliğimizi tahkim ederek yolumuza devam ediyoruz.
Terörsüz Türkiye bu anlamda da çok kıymetli bir süreçtir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İLE HUZURU KALICI KILMAK İSTİYORUZ Terör nedeniyle uzun zamandır kullanılamayan potansiyelin Terörsüz Türkiye vesilesiyle harekete geçeceğini belirten Yılmaz, Terörsüz Türkiye ile huzuru kalıcı kılmak ve bölgeye yaymak istediklerini söyledi.
Terörsüz Türkiye nin aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun ekonomik potansiyelini en üst düzeye çıkarmak anlamına geldiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti: Burada büyük ekonomik ivmelenme görüyoruz.
İnşallah Terörsüz Türkiye ile birlikte bu daha üst seviyeye çıkacak. Özellikle terörsüz bölgeyle bu daha da artacak.
Komşularımızda da istikrar oldukça, Irak, Suriye, Kafkaslar, Balkanlar bunlarla ekonomik ilişkilerimiz geliştikçe bu bütün Türkiye nin ekonomisini daha yukarı bir seviyeye taşıyacak.
Etrafımızda bu ateş çemberi söndüğünde, nispi bir istikrar ortamı oluştuğunda bölgenin ekonomik potansiyeli çok daha güçlü şekilde harekete geçecektir.
ABD VE İSRAİL İN İRAN A YÖNELİK SALDIRILARI ABD ve İsrail in İran a saldırılarına yönelik soruya ilişkin Yılmaz, ekonomik ve güvenlikle ilgili her türlü tedbiri aldıklarını vurguladı.
Bölgedeki güvensizliğin kaynağının İsrail olduğunu belirten Yılmaz, İsrail in sınırları belli değil.
Sürekli yayılmacı bir tavır, başka ülkelerin egemenliğini, sınırını tanımama tutumu var. dedi.
Yılmaz, İran da rejim değişikliği olur mu? yönündeki bir soruya ilişkin de, Dışarıdan yapılan müdahaleler bir sonuç üretmiyor.
Tam aksine Irak ta olduğu gibi bunların istikrarsızlık ve maliyet ürettiğini gördük.
Bir ülke değişecekse içeriden değişmeli.
Kendi halkının talepleriyle, gayretiyle değişmeli.
İran a dışarıdan bu kadar yaptırım ve müdahale olmazsa belki bugün çok daha farklı bir noktada olabilirdi.
Bu müdahaleler aslında bir yanda değişimi engelleyici bir etki yapıyor. dedi.