Haber Detayı
Peygamber Sevdalıları Dünya Kudüs Günü’nde Esenyurt’ta buluştu
Esenyurt’ta Peygamber sevdalılar ve İttihadul Ulema’nın çağrısıyla Merkez Camii önünde buluşan vatandaşlar, Alimler ve Medreseler birliğine bağlı İttihadul Ulema temsilcisi tarafından okunan basın açıklamasına destek verdi.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan etkinlik, Peygamber Sevdalıları adına söz alan Çetin Dinçer’in, Kudüs ve Mescid-i Aksa duyarlılığı üzerine yaptığı konuşmayla devam etti.
Sırada Türkiye Var Vurgusu Konuşmasında Küfür cephesinin Müslümanları, mezheplerine ve yaşadıkları ülkelere göre ayırmadığına, Müslümanların da bu bilinç ve ferasetle hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Dinçer, başlatılan haçlı seferinin bir sonraki durağının Türkiye olacağı uyarısında bulundu.
Çetin Dinçer’in İslam Coğrafyasının bütünlüğüne vurgu yaptığı konuşmasının ardından mikrofonu İttihadul Ulema temsilcisi Hüsamettin Yasul devraldı.
Mezhepçilik Yapmak Yerine İslam Coğrafyayı Savunma Vurgusu Yasul, İslam Ümmetinin içerisine düşürüldüğü cendereden kurtulmasının reçetesini ve bu konuda Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın bakış açısını ortaya koyan “basın açıklamasını” okudu.
Basın açıklamasının tam metni şöyle: KÜRESEL BARIŞIN ANAHTARI KUDÜS VE AKSA'NIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR.
Bismillahirrahmanirrahim Değerli Basın Mensupları ve Aziz Milletimiz; Bugün burada, sadece bir bölgenin değil; tüm insanlığın vicdan durağı olan Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze'de yaşanan soykırıma dur demek; siyonist yayılmacı zihniyetin dünya barışını nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı kardeşliğimizi haykırmak için toplanmış bulunmaktayız.
Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır.
Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabetlerinden biridir.
Müslümanların ilk kıblesi Kudüs, Siyonist işgalin pençesinde kimliksizleştirilmeye çalışılırken; israilin başlattığı saldırılarla Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür.
Bu, sadece bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir.
Gazze'de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs'ün mahremiyetini çiğneyen israil terör devleti ve bu terör devletinin lokomotifi olan Amerika'nın bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağıdır.
Şurası açıktır ki mesele sadece Filistin meselesi değildir.
Asıl amaç İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını etkisiz hale getirmektir.
Bugün Lübnan'a, Suriye'ye, Yemen'e ve İran'a yayılan çatışma süreci, asla bir "güvenlik" meselesi değildir.
Bu, "Arz-i Mev'ud" hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur.
Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir.
Bu saldırganlık, "İsrail'in güvenliği" bahanesiyle bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır.
Bugün Ortadoğu, sözde modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır.
Suriye'de yıllarca süren ve milyonlarca insanın ya kanını döken ya evinden barkından eden savaş...
Lübnan'a uygulanan hava saldırılanı ve ekonomik ambargolarla felakete sürüklenen halk...
Yemen'de devam eden Amerika destekli operasyonlar ve açlıkla pençeleşen yüz binlerce insan israil ve ABD'nin haydutluğu nedeniyle bu acıları yaşamıştır.
Bugün ise İran yine israil ve ABD tarafından doğrudan hedef alınarak bölgesel bir savaş tetiklenmekte ve bölge bir yangın yerine çevrilmek istenmektedir.
Ancak; Dünya şunu çok iyi bilmelidir ki bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacaktır.
Amerika ve israil ikilisi, şımarıkça ve kimseden çekinmeden uluslararası hukuku ayaklar altına alarak dünyayı bir "orman kanunu" düzenine sürüklemektedir.
BM kararlarını hiçe sayan, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuran bu saldırganlık; küresel enerji hatlarını tehdit etmekte, dünya ekonomisini telafisi güç krizlere sürüklemekte, Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir.
Dikkate alınması gereken bir gerçek de dün Filistin'i siyonistlere teslim eden Balfour Deklarasyonu'nun mimarı olan İngiltere’dir.
Bu saldırganlığın arkasında yalnızca israil ve Amerika yoktur.
Bugün bu saldırganlığın arkasında israil devletinin asıl mimarı olan İngiltere de vardır.
Sömürgeci geçmişiyle maruf olan İngiltere sadece israil'e diplomatik destek vermekle kalmamış, İran'a yönelik saldırılarda askeri üslerini açmış, istihbarat desteği sağlamış, tarih sahnesindeki "fitneci" rolünü yeniden üstlenmiş ve doğrudan siyonizme taraf olarak bu zulmün ortağı ve bölgedeki kanın asli sorumlularından olmuştur.
Bu gerçek unutulmamalıdır.
Şu hakikat de unutulmamalıdır ki "Küfür tek millettir" Tüm bu saldırılar göstermektedir ki; zulmün rengi, dili veya sınırı yoktur.
Batılı güçler ve siyonist akıl, İslam coğrafyasını zayıflatmak için tek bir vücut gibi hareket etmektedir.
Emperyalist güçler kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp islam coğrafyasına karşı birleşmişken bugün Müslümanlara düşen kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmaları, ümmet bilincini yeniden güçlendirmeleri, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeleri, vahdet içinde hareket etmeleri ve bu küresel kuşatmaya karşı sarsılmaz bir kale inşa etmeleridir.
Çünkü Gazze'de kanı dökülen çocukla Yemen'de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir.
Gazze'nin okullarında bombalanan çocuklarla Tahran'ın okullarında bombalanan çocuklar birdir.
Dilleri farklı olsa da anneler evlatlarına aynı ağıtı yakmaktadır.
Sınırlar farklı olsa da İslam ümmetinin başına yağan bombalar aynı yerden atılmaktadır.
Yani diller, ülkeler ve mezhepler farklı olsa da göğe yükselen feryatlar birdir..
Buradan tüm İslam âlemine seslenerek şunları söylüyoruz: Zulme sessiz kalmayın!
İşgale karşı sesinizi yükseltin ve mazlumların yanında durun!
Vahdet Şartır...
Mezhebi ve siyasî ayrılıklar siyonist kurşunlardan daha yıkıcıdır.
Tek yürek ve tek bilek olun!
Aksa Bir Onur Meselesidir...
Kudüs'ü savunmak, sadece Filistinlilerin değil, "Lailaheillallah" diyen her ferdin boynunun borcudur.
Bunu unutmayın!
Siyonizme ve onun en büyük destekçileri olan ABD ve ingiltere'ye yönelik etkili ve sürdürülebilir bir ekonomik boykot uygulayın!
Şu bilinmelidir ki Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürleşmeden bölgemiz ve dünyaya huzura kavuşamayacaktır.
Mescid-i Aksa'nın özgür olmadığı, Filistin halkının kendi topraklarında özgürce yaşayamadığı, işgal ve zulmün devam ettiği bir dünyada, gerçek ve kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir.
Bizler inanıyoruz ki; Kudüs'te zülüm bittiğinde, Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuştuğunda, Filistin halkı kendi topraklarında özgürce yaşayabildiğinde; yalnızca Ortadoğu'da değil, dünya genelinde barışın önü açılacaktır.
Son olarak Peygamber Sevdalıları Vakfı olarak Dünya Kudüs Günü vesilesiyle diyoruz ki; Kudüs sadece bir şehir değil, bir imandır; Mescid-i Aksa sadece bir cami değil, bir davadır.
Siyonizm ve emperyalizmin bu topraklardan sökülüp atılması için tek çare, ümmetin vahdetidir.
Bizler, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız!
Kudüs'ün özgürlüğü, insanlığın özgürlüğüdür.
Siyonist işgal ve onun İngiliz-Amerikan destekli ortakları, tarihin çöplüğüne gömülene dek mücadelemiz sürecektir.
Zulüm ilelebet devam etmez, zalimlerin sonu yakındır inşaAllah.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
PEYGAMBER SEVDALILARI VAKFI https://www.youtube.com/watch?v=URciF70RB6g[/youtube-video] Basın açıklaması, yapılan dualar ve getirilen tekbirler ile son buldu.
Polisin yoğun takibi altında yapılan basın açıklamasında herhangi bir taşkınlık ya da olay yaşanmadı.