Haber Detayı
Bayram İkramiyesine Sıfır Zammı Anka'ya Değerlenen Emekliler: Bayram Yine Boş Geçecek.
Emekli ikramiyelerine sıfır zamma rağmen ödemelerin bayramdan önce yapılacağının 'müjde' olarak duyurulmasını Feriköy Lalaşahin Pazarı'nda yurttaşlar ANKA'ya değerlendirdi. Bir emekli, "Toplum olarak çöküş yaşıyoruz, psikolojik olarak çöküş yaşıyoruz. 2010 dediler, 2011 dediler, 2012, 2013, 2026'ya geldik. Alacağımızı alamıyor, yiyeceğimizi yiyemiyoruz. İnsanlar vitaminsizlikten doktor kapısından gelemiyor" derken, bir başkası "Emekli maaşımızın şu anda en az 45 bin lira olması lazım. Sadaka istemiyoruz. Sadece hakkımızı versinler yeter" dedi. Bayramın yine boş geçeceğini belirten bir emekli de "Bir torunumuza bir bayramda bir hediye alınmaz mı?" sorusunu yöneltti. 70 yıl kaportacılık yaparak emekli olduğunu anlatan 88 yaşında bir başka emekli ise "Lafa girdikleri zaman şöyle yaptık, böyle yaptık. Nerede, ne yaptınız? Yaşlılarımızı mahvettiler yani... Hastaneye gidiyoruz, kuyruklar. İlaç alıyor, ona da para veriyorsun. Her şey para, para, para" ifadelerini kullandı.
Kamera: Belçim KILIÇKIRAN (İSTANBUL) Emekli ikramiyelerine sıfır zamma rağmen ödemelerin bayramdan önce yapılacağının 'müjde' olarak duyurulmasını Feriköy Lalaşahin Pazarı'nda yurttaşlar ANKA'ya değerlendirdi.
Bir emekli, "Toplum olarak çöküş yaşıyoruz, psikolojik olarak çöküş yaşıyoruz. 2010 dediler, 2011 dediler, 2012, 2013, 2026'ya geldik.
Alacağımızı alamıyor, yiyeceğimizi yiyemiyoruz.
İnsanlar vitaminsizlikten doktor kapısından gelemiyor" derken, bir başkası "Emekli maaşımızın şu anda en az 45 bin lira olması lazım.
Sadaka istemiyoruz.
Sadece hakkımızı versinler yeter" dedi.
Bayramın yine boş geçeceğini belirten bir emekli de "Bir torunumuza bir bayramda bir hediye alınmaz mı?" sorusunu yöneltti. 70 yıl kaportacılık yaparak emekli olduğunu anlatan 88 yaşında bir başka emekli ise "Lafa girdikleri zaman şöyle yaptık, böyle yaptık.
Ne yaptınız ya?
Nerede ne yaptınız?
İlla ki yaşlılarımızı mahvettiler yani...
Hastaneye gidiyoruz, kuyruklar.
İlaç alıyor, ona da para veriyorsun.
Her şey para, para, para" ifadelerini kullandı.Asgari ücrete yüzde 27'lik zammın ardından, en düşük emekli aylığına sadece bin 62 liralık bir ek artış yapılmasının ardından gözler bayram ikramiyelerine çevrelmişti. 4 bin liralık ikramiyenin 5 bin ile 6 bin lira arasında bir seviyeye çıkarılabileceği beklentisi dillendirilirken, çalışma ekonomisi uzmanları ve DİSK, 2018'deki bin liralık değerinin korunabilmesi için en az 17 bin 500 liralık düzeye çıkarılması gerektiği savunuldu.
Ancak ne bin, ne iki bin ne de 13 bin liralık bir artış söz konusu olmadı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hem emekli ikramiyelerinin hem aylıklarının bayramdan önce ödeneceğini 'müjde' olarak duyurdu.Son durumu Feriköy Lalaşahin Pazarı'nda yurttaşlar ANKA'ya değerlendirdi.
Bir emekli, "Toplum olarak çöküş yaşıyoruz, psikolojik olarak çöküş yaşıyoruz. 2010 dediler, 2011 dediler, 2012, 2013, 2026'ya geldik.
Alacağımızı alamıyor, yiyeceğimizi yiyemiyoruz.
İnsanlar vitaminsizlikten doktor kapısından gelemiyor" derken, bir başkası "Emekli maaşımızın şu anda en az 45 bin lira olması lazım.
Sadaka istemiyoruz.
Sadece hakkımızı versinler yeter" dedi.
Bayramın yine boş geçeceğini belirten bir emekli de "Bir torunumuza bir bayramda bir hediye alınmaz mı?" sorusunu yöneltti. 70 yıl kaportacılık yaparak emekli olduğunu anlatan 88 yaşında bir başka emekli ise "Lafa girdikleri zaman şöyle yaptık, böyle yaptık.
Ne yaptınız ya?
Nerede ne yaptınız?
İlla ki yaşlılarımızı mahvettiler yani...
Hastaneye gidiyoruz, kuyruklar.
İlaç alıyor, ona da para veriyorsun.
Her şey para, para, para" ifadelerini kullandı.
Vatandaşların bayram ikramiyeleri, emekli aylıkları ve bayram hazırlıklarıyla ilgili görüşleri şöyle:-Bu çok büyük bir ikramiye, çok güzel bir müjde.
Anlayabiliyorsunuz neden söylediğimi.
Asıl maaşlarımızı normal alsak ikramiyeye de gerek kalmaz.
Ben senelerdir emekliyim, ilk aldığımda çok rahattı, asgari ücretin iki katıydı.
Şu anda asgari ücret kadar bile alamıyorum, gerisini bir şey demiyorum. (Bayram nasıl geçecek sizin için?) Kanepe koltuk. (Emekli maaşıyla geçinebiliyor musunuz?
Yetiyor mu size?) Kıt kanaat.
Kıt kanaat.
Allah'tan zamanında alınmış bir ev var, başımı sokacak bir deliğim var ama o kadar. "Toplum olarak çöküş yaşıyoruz, psikolojik olarak çöküş yaşıyoruz" -Çağ atladık dedik maalesef damdan düştük.
Toplum olarak çöküş yaşıyoruz, psikolojik olarak çöküş yaşıyoruz.
Yani 2010'dan beri çok kötü bir ekonomi yönetimi var.
Bu niye böyle oldu?
Alacağımızı alamıyoruz, yiyeceğimizi yiyemiyoruz.
İnsanlar vitaminsizlikten doktor kapısından gelemiyor.
Her gün ben doktorlardan, benim gibi milyonlar, emekli olanlar ya gerçi ülkemizin geneli öyle de, hani istisna.
Yani nereden başlandığını bilemedim, kiralar almış başını gidiyor.
Çoluk çocuk geçinemiyor, beraber otursak olmuyor.
Oturmasan kiralar anormal bir pahalandı.
Bunlara çözüm bulunması lazım.
İşsizlik azaldı diyorlar, hiç de azaldığı yok.
Gündemde çığ gibi büyüyor.
Normalde çıkıyorum, dükkanlar kapanmış, insanlar boşta.
Hani birileri diyor ki, restoranlar dolu, kafeler dolu, ora dolu, bura dolu.
Benim gibi olanlar kaç tane var? ve çoğu da yabancı oralara gidenlerin.
Yani bunları göz önünde bulundurman lazım. 2010 dediler, 2011 dediler, 2012, 2013, 2026'ya geldik.
Ekonomi günden güne de kötüye gidiyor.(Bayram sizin için nasıl geçecek) Vallahi nasıl geçecek?
Evde geçecek çocuğum.
Memleketine zaten gidemiyorsun.
Biliyorsun otobüsler.
Onlar da haklı.
Benzine...
Hiç kimseyi suçlamıyorum ama yönetim yönetemedi.
Yönetemedi.
Yani zengin olan zengin oldu, fakir olan daha çok yerin dibine battı.
Bilmiyorum ne yapacağız ama sonumuzu hayır etsin.
Yani istedik de asgari ücretlisi de aynı, emeklisi de aynı, çalışanı da aynı.
Alım gücü düştü.
Bugün biraz pazar yani pırasa diyelim.
Allah'ın nimeti ben şey yapmıyorum ama o bile elli lira, altmış lira.
Geçen hafta ıspanak yüz liraydı.
Bunun neresini, neyini övüyor?
Ekonomi hiç güzel gitmiyor.
Hiç güzel gitmiyor. ya yönetilmiyor açıkçası.
Ülke yönetilmiyor.
Bilmiyorum nereden başlamak lazım.
Önce işsizlikleri bir, fabrikalar satıldı.
Seksen ikide ben işe girdim.
O zaman bu Bomonti civarı insan almıyordu.
Hep fabrikaydı.
Şimdi git bir tane fabrika kalmadı.
Kapandı.
Adam yürütemiyor, mecbur kapatmak zorunda.
Küçük esnaf zaten hep yerin dibine battı.
Bütün küçük yerler kapandı iş sahaları.
Ne olacak bu sefer ne oluyor?
İşsizlik çığ gibi büyüyor.
Affedersin hırsızlıklar çoğaldı, gaspçılar çoğaldı.
Her şey yani, bölgeden korkuyorum artık.
Sokağa çıkmaya korkuyorum.
Gençlerimiz işsiz.
Okusa okuyamıyor.
Benim iki torunum var.
Biri liseyi bitiriyor işte.
Diyoruz üniversiteye git, 'yok' diyor. 'Üniversite okuyan ne oluyor' diyor.
İlla bir yerlerde bir dayımız mı olması lazım?
Bir akrabamız, bir şeyimiz mi olması lazım?
Çocuklar iş bulamayınca ne yapıyor?
Çocuk okumayı bırakıyor.
Diyor ki geleceğim karanlık diyor.
Okumak istemiyor.
Yani benim, sadece benimki değil, benimki milyonlar yani.
Daha ne diyeyim size?
Bu kadar.-Emekli ikramiyesi bu sene 4000 lira oldu. (Geçen sene ile aynı zam yapılmadı) Ne düşünüyorlar?
Yapsın tabi isteriz.
Niye istemiyoruz?
Yani biz de gerçek şey değiliz ama yani o kadar da değil yani.
Gömmeye gerek yok bu kadar yani...
Bu kadar da tabii ki olmasını istiyoruz.
Yani dört olsun, beş olsun, altı olsun, olmasın demiyoruz.
Elimizde olduğu sürece tabi evi olmayanlar için zor.
Kirada olanlara Allah yardım etsin.
Bunlar zor ama evi olanlar işte eğer kıt kanaat şey yaparsan geçinir yani elhamdülillah. "Sadaka istemiyoruz.
Sadece hakkımızı versinler yeter" -Yani iade etme imkanı olsa büyük bir sevinçle iade etmek isterim.
Kendileri kullanabiliyorlarsa kullansınlar.
Bizim hiçbir işimize yaramıyor.
Yani ikramiyeye biz ne alabiliriz?
Çocuklarımıza çikolata veya şeker, o da kilo olarak değil de gram olarak alma imkanımız var sadece.
Yarım saattir dolaşıyorum.
Sadece aldığım limon ve bilmiyorum artık yani herhalde ikinci bir ürüne buradan çıkmayacağım.
Yani normal şartlarda bizim yıllarca verdiğimiz primlerin karşılığında bizim emekli maaşımızın şu anda en az 45 bin lira olması lazım.
En az 45 bin lira.
İkramiye de istemiyoruz, bir sadaka istemiyoruz.
Sadece hakkımızı versinler yeter. "Kendi neler yiyor, paraları nereye koyuyor" -Pazardakiler de duysun, artı ne yaparlarsa yapsınlar.
Bir çözüm bulsunlar.
Ne bileyim, nasıl bir şey anlatamıyorum, bir şey diyemiyorum.
Bir ot aldım, evime gidiyorum.
Başka bir şey yok.Dört bin lira hiç yetmez, geçerli değil.
Hiç geçerli değil yavrum.
Hiçbir şey faydası yok onun.
Faturaya geçer gider o.
Cebimize yine kalmaz.
Eşim emekli, eşim hiç çok zor durumda yani.
Bayramda evimizde oturacağız.
Para yok, pul yok, hiçbir şey yok.
Çok zor yavrum, çok.
Gerçekten ay gelene kadar bitiyor.
Bitiyor yavrum, yemin ediyorum bitiyor.
Ondan sonra ne yaparsan yap.
Elli olması lazım.
Tayyip Erdoğan duysun bunu.
Kendi neler yiyor, paraları nereye koyuyor. ya yavrum.
Duysun duysun.-Yetmeyecek ama ne yapacaksın kızım?
Veriyorlar işte.
Yani bir şeyler herkes söylüyor ama olmuyor yani isteklerimiz.
Ne yapalım? (Peki bayram nasıl geçecek sizin için?)Evde zaten.
Öyle geçiyor vallahi.
Sizleri böyle seyrediyoruz işte.
Haber yapıyorsunuz.
Öyle. (Emekli maaşıyla geçinebiliyor musunuz?) Yok canım.
Eşim de emekli, ben de emekliyim.
İkimizin maaşıyla anca geçiniyoruz. (Peki minimum ne kadar olması gerekiyor rahatça geçinmek için?) Rahat geçinebilmek için en aşağıya 35 olması lazım yani 35.
Evet, benim eşim alıyor.
Ben kendim 21.500 alıyorum.
Eşim de 28.500 alıyor.
Anca çeviriyoruz.
E faturalar 5 lira geliyor her ay yani en kısa şeyle olarak telefon, internet falan hepsi 5 lira.
Otomatik yani şimdi hiçbir şey yapmasam evde yani benim dışarıya gezmeyi hani dolaşıyor.
Hiçbir şey yapmasa 150-200 lira harcar yani.
Öyle değil mi? (Kira ödüyor musunuz?) Yok, kira ödemiyorum.
Evim kendimin.-Ne desek boş.
Bize geldi mi zaten emekliye geldiği zaman paralar duruyor.
Çok çünkü götüremeyeceğiz, eve götüremeyeceğiz.
Onun için kalıyor, anladın mı?
Yani söylemeye gerek yok.
İnsanlar her şeyi görüyor.
Buna yükünmez.
Yani yapacak bir şeyimiz yok.
Ne derim?
Ne desem çok.
Söyleme olmuyor yani.
Doymuyor.
Her şeyden üzüntü.
Görüyorsun bir domates seksen lira şöyle var.
Salatalık yüz lira.
Ne olacak?
Dört lira alsan ne olacak?
Ben sabah harcadım bin liradan fazla para.
Emekliyim.
Ama var da harcıyorum.Gelirim de var...
Çocuğum da yardım ediyor.-Nasıl yetişecek?
Yetmeyecek tabii ki.
Baksanıza fiyatlara bakar mısınız?
Fiyatlardan belli.
Geçen seneki bayramla bu seneki bayram aynı değil ki.
O yüzden pahalı her şey.
Dört bin liraya ne alacağız?
Yani. ya Allah'tan tek kişiyim de geçiniyorum.
Yani başkalarına sorun, çoluk çocuğu olanlara sorun.
Ben yani kıt kanaat geçiyorum.
Sosyal hayatım yok.
Yani öyle karın tokluğuna geçiniyorum.-Yeterli olmayacağı zaten kesin de .Ama hiç yoktan iyidir diyoruz Onun nedenini artık yöneticilere soracaksınız. "Bir torunumuza bir bayramda bir hediye alınmaz mı?
Nasıl alacağız?" -Yani o fark da verse ne olur?
Bin lira fark verse neye yarar ki?
Hiçbir şeye yaramaz.
Dört bin lira bugün ne dedi?
Al pazara geldik.
Dört bin lira burada pazarda harcıyoruz.
Hiçbir farkı yok yani.
Emekli için hiç.
Boş geçecek bayram.
Ne torunlarımıza bir şey alabileceğiz, ne bir şey yapabileceğiz güzel kızım.
Yani bir torunumuza bir bayramda bir hediye alınmaz mı?
Nasıl alacağız?
Mağdur durumdayız yani bu vaziyette...
Çocuklara iyi kötü yardım ediyorlar da o vaziyette işte şey yapıyoruz.
Allah'tan ev kiram yok.
Ev kiram olsa nereden vereceğim?
Bugün bir en ucuz ev kirası 30-40 bin lira.
İstanbul'da yaşamak mucize oldu artık.
Mucize.
Al buyur pazara geldik.
Mucize oldu.
Emekli maaşı bence 40 bin liradan aşağı olmaması lazım.
Aslında öyle olması lazımdı ama bu şekilde yaptılar bizi.
Aslında 40 bin lira olması lazımdı bizim emekli maaşımız.
Ama bu şekilde getirdiler bizi yani.
Bizim mağdur ettiler.
Birinde çok çok, birinde hiç yok oldu.
Yani bir denge olmadı.
Yani Türkiye için ayıp bir şey bu.
Çok ayıp bir şey.
Yani yakışmıyor.
Yani bize yakışmıyor.Lafa girdikleri zaman şöyle yaptık, böyle yaptık.
Ne yaptınız ya?
Nerede ne yaptınız?
İlla ki yaşlılarımızı mahvettiler yani.
Ben 70 sene çalıştım.
Ben kaportacıyım. 70 sene arabaların altında çalıştım.
Bir emekli maaşı ve borcumu tıkır tıkır tıkır tıkır ödedim.
Vergimi verdim.
Bağ-Kurumu ödedim.
Daha ne yapayım bunu kardeşim?
Bu yaşıma geldim.
Ben 88 yaşındayım.
Yanlış anlamayın. 1938 doğumlu. 1938 doğumlu tam 88 yaşındayım.
Ayıp.
Yakışmıyor.
Hastaneye gidiyoruz, kuyruklar.
İlaç alıyorsun, üç türlü para veriyorsun.
İlaç alıyor, ona da para veriyorsun güzel kızım.
Her şey para, para, para"