Haber Detayı

Bölgesel savaşın kırılgan halkası Lübnan
Dünya cumhuriyet.com.tr
13/03/2026 04:00 (2 saat önce)

Bölgesel savaşın kırılgan halkası Lübnan

Lübnan’daki kriz yalnızca dış cephede yaşanmıyor. Ülke içinde de devlet ile Hizbullah arasında yeni bir gerilim hattı oluştu. Savaşın başlamasından kısa süre sonra hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklama kararı alması, bu gerilimin en açık göstergesi oldu. Teknik olarak devlet egemenliğini güçlendirme girişimi olarak sunulan bu karar, direnişin siyasi meşruiyetini hedef alan önemli bir dönüm noktası oldu.

Bölgesel savaşın kırılgan halkası Lübnan Ortado ğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan yeni savaş dalgası, kısa sürede bölgesel bir yangına dönüştü.

Bu yangının en kritik cephelerinden biri ise yeniden Lübnan oldu.

Lübnan içindeki baskılardan dolayı Hizbullah bu savaşa müdahil olmayacağını ama dini liderin kırmızı çizgileri olduğunu açıklamıştı.

Saldırıların ilk gününde dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesi Hizbullah için bardağı taşıran son damla oldu.

İran’a saldırıdan iki gün sonra Hizbullah’ın Hayfa’ya roketler fırlatması ve İsrail’in buna geniş çaplı bombardıman ve suikastlerle karşılık vermesi, zaten kırılgan olan dengeyi tamamen ortadan kaldırdı.

Lübnan cephesinde yaşanan bu yeni tırmanışı yalnızca bir sınır çatışması olarak okumak eksik olur.

Çünkü sahadaki askeri hareketlilik kadar, hatta belki daha fazla belirleyici olan unsur, Lübnan’ın iç siyasetinde yaşanan kırılma ve devletin direniş meselesine yaklaşımındaki değişimdir.

Bugün ülkede yaşanan kriz, aynı anda üç farklı düzlemde ilerliyor: İsrail’le askeri çatışma, Hizbullah’ın bölgesel rolü ve Lübnan devletinin egemenlik tartışması.

HİZBULLAH’IN STRATEJİK HESABI İran’a yönelik saldırılar ve özellikle İran liderliğine suikastlar, Hizbullah için yalnızca bölgesel bir gelişme değil aynı zamanda varoluşsal bir mesele anlamına geliyor.

Hizbullah’ın ideolojik, askeri ve kurumsal bağları içinde İran’ın yerinin ne kadar önemli olduğu açık.

Bu nedenle İran rejiminin ciddi bir tehdit altında olduğu bir senaryoda Hizbullah’ın hareketsiz kalması zaten beklenemezdi.

Son yıllarda İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisinin daha da arttığı yönünde güçlü işaretler bulunuyor.

Nasrallah sonrası dönemde örgütün karar alma süreçlerinde İran Devrim Muhafızları’nın rolünün daha belirgin hale geldiğine dair değerlendirmeler yaygın.

İranlı askeri danışmanların Lübnan’da bulunduğuna ilişkin haberler de bu savı destekler nitelikte.

Bu tablo Hizbullah’ın son roket saldırılarını yalnızca Lübnan-İsrail geriliminin bir uzantısı olmaktan çıkarıyor.

Aksine, İran’a karşı yürütülen savaşın Lübnan cephesine taşınması anlamına geliyor.

Hizbullah için silahsızlandırılmasının en önemli gündem maddesi olduğu bir siyasi-askeri düzlemde, hamisinin taleplerine uyması dışında çok fazla bir seçenek yok.

DERİNLEŞEN SİYASİ ÇATLAK Lübnan’daki kriz yalnızca dış cephede yaşanmıyor.

Ülke içinde de devlet ile Hizbullah arasında yeni bir gerilim hattı oluştu.

Savaşın başlamasından kısa süre sonra hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklama kararı alması, bu gerilimin en açık göstergesi oldu.

Teknik olarak devlet egemenliğini güçlendirme girişimi olarak sunulan bu karar, direnişin siyasi meşruiyetini hedef alan önemli bir dönüm noktası oldu.

Kasım 2024’te ilan edilen ateşkesin ardından Hizbullah çatışmayı büyük ölçüde sınırlı tutarken İsrail’in ihlalleri neredeyse günlük hale gelmişti.

Ateşkes döneminde yüzlerce Lübnanlı yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı ve İsrail ordusu Lübnan’daki bazı askeri noktaları terk etmeyi reddetti.

Buna karşın Beyrut yönetiminin önceliği İsrail saldırılarını durdurmak değil, Hizbullah’ı sınırlandırmak oldu.

ORDUNUN ZOR SEÇİMİ Bu süreçte Lübnan ordusu da son derece zor bir denklemin içine sürüklendi.

Ordu güneyde konuşlandırıldı, ancak bu konuşlandırmanın temel amacı İsrail saldırılarına karşı bir savunma hattı oluşturmak değil, Hizbullah’ın silahlarını denetlemekti.

Batılı ülkelerin Lübnan ordusuna sağladığı yardımların içeriği de bu tabloyu doğrular nitelikte.

Yardımların önemli bir kısmı asker maaşlarına ve devlet dışı silahlı aktörlerle mücadele başlığına ayrılıyor.

Başka bir deyişle uluslararası destek, İsrail’e karşı caydırıcılık oluşturmaktan çok Lübnan’ın iç dengelerini yeniden düzenlemeyi hedefliyor.

Bu durum ordunun iki farklı baskı arasında sıkışmasına yol açıyor.

Bir yanda Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını isteyen siyasi aktörler ve dış baskılar bulunuyor.

Diğer yandaysa böyle bir girişimin ülkeyi yeni bir iç savaşa sürükleyebileceğine dair ciddi endişeler var.

İlgili Sitenin Haberleri