Haber Detayı

İstanbul Üniversitesi'nde "Türkülerin Dilinden: Göç, Ayrılık, Vatan" programı düzenlendi
Güncel haberler.com
12/03/2026 22:07 (3 saat önce)

İstanbul Üniversitesi'nde "Türkülerin Dilinden: Göç, Ayrılık, Vatan" programı düzenlendi

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü, Türk tarihinin önemli bir unsuru olan göç kavramını türkülerle ele alan bir program gerçekleştirdi. Açılış konuşmasında göçün kültürel ve varoluşsal boyutları vurgulandı.

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü, "Türkülerin Dilinden: Göç, Ayrılık, Vatan" programına ev sahipliği yaptı.Tarih ve Kültür Kulübü tarafından düzenlenen programda, Türk tarihinin temel unsurlarından biri haline gelmiş olan göç kavramı, türküler eşliğinde analiz edildi.Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof.

Dr.

Mahir Aydın, "Göç, ne göçmen kuşların bildik yollardan gökten süzülerek geçişlerine benzer ne de yörük obasının gidenle olan yaylak ile kışlak arasındaki geliş gidişlerine.

Çünkü göçün ucunda ya ölüm kalım vardır ya da kültürel asimilasyon." dedi.Prof.

Dr.

Türkan Olcay, "Hasret: Diller Arasında Ortak Bir Ses" başlıklı konuşmasında, Osmanlı-Rusya arasındaki savaşları eksilmeler tarihi olarak tanımlayarak, "Bu savaşlarda her iki tarafta anneler evlatlarını kaybettiler.

Hasret, bu kaybın iki farklı dilde ama aynı insani duyguları yansıtan acılarıdır." diye konuştu.Rus şair Nikolay Nekrasov'un şiirinden "Salkım söğüt eğilmiş dallarını kaldıramadığı gibi, anneler de unutmaz kanlı ekinler gibi düşen evlatlarını." dizelerini okuyan Olcay, şu görüşleri paylaştı:"Bu şiir, hasretin yalnızca bireysel bir duygu olmadığını bize kanıtlar.

Hasret, kaybın insan varoluşuna yerleşmiş halidir.

Evlat kaybı tarihsel bir olaydan ibaret değildir, varlıkta açılan bir eksilmedir.

Anne için evlat, benliğinin bir uzantısıdır.

Bu nedenle kayıp yalnızca bir ayrılık değil, varoluşta kalıcı bir boşluktur.

Bu noktada Rus şiiriyle Anadolu ağıtları arasında derin bir yakınlık belirir.

Farklı diller, farklı tarihsel bağlamlar fakat aynı eksilme, aynı bekleyiş..."Prof.

Dr.

Hayati Develi ise vatanı korumanın sadece toprakla değil, aynı zamanda konuşulan dili korumakla olduğunu vurgulayarak, "Vatan bir hatırlamadır.

Annenizi, babanızı, çocukluğunuzu, ilk aşkınızı, kavgalarınızı hatırladığınız yerdir.

Hatta hatırı hatırladığınız yerdir." ifadelerini kullandı.Konuşmasında Yahya Kemal'e atıf yapan Develi, "Yahya Kemal'e göre vatan bir nazariye değil, bir topraktır.

Bu toprak nasıl bir toprak?

Cetlerin mezarlarının bulunduğu, camilerin kurulduğu bir yerdir.

Güzel sanatların yaşatıldığı, onların kubbeler, türbeler ve binalar yaptığı yerdir.

Onlarla bir toprak vatan olur." değerlendirmesinde bulundu.İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü akademisyenlerinden Doç.

Dr.

Mustafa Tanrıverdi ve Doç.

Dr.

Cumhur Ersin Adıgüzel'in idaresinde öğrenciler de programda, "Karabağ Türküsü", "Biz Kırım'dan Çıkkanda", "Göç Göç Oldu Göçler Yola Düzüldü", "Ah Kerkük Yüz Ak Kerkük", "Nokta Ana Ağıdı", "Gel Sene Kurban", "Ayletme Beni", "Fikrinden Geceler Yatabilmirem", "93 Harbi Koçaklaması", "Tuna Nehri Akmam Diyor" ve "Çanakkale Türküsü" eserlerini seslendirdi.

İlgili Sitenin Haberleri