Haber Detayı
Bağırsak probleminiz mi var? Araştırmaya göre bu bakteriler iyileşmeyi hızlandırıyor
Bilim insanları, bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların yalnızca sindirim değil, bağırsakların biyolojik yaşlanması üzerinde de önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Yapılan yeni araştırmaya göre genç mikrobiyota, yaşlanan bağırsak dokusunun yenilenme kapasitesini yeniden canlandırabiliyor. Bulgular, bağırsak sağlığının yaşla birlikte değişse de bakteri yapısı sayesinde yeniden gençleşme potansiyeli taşıyabileceğini gösteriyor.
Stem Cell Reports dergisinde yayımlanan çalışmada fareler üzerinde test edildi.
Araştırmacılar, genç farelerden alınan bağırsak bakterilerini yaşlı farelere aktardı.
Deneyler sonucunda bağırsak hücrelerini yeniden harekete geçirdiği görüldü.
İşte bağırsak sorunlarına çözüm olabilecek araştırmanın detayları...
BAĞIRSAKLARIN 'BİYOLOJİK YAŞI' BAKTERİLERE BAĞLI OLABİLİR Araştırmacılara göre bağırsak sağlığı yalnızca yaşa bağlı değildir.
Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların yapısı da önemli rol oynar.
Bilim insanları, bağırsakların biyolojik yaşının büyük ölçüde bu mikroplardan etkilenebileceğini belirtiyor.
Stem Cell Reports dergisinde yayımlanan çalışmada, bu hipotez fareler üzerinde test edildi.
Cincinnati Çocuk Hastanesi ile Almanya'daki Ulm Üniversitesi'nden araştırmacılar, genç farelerden alınan bağırsak mikrobiyotasının yaşlı farelere aktarılmasının bağırsak kök hücrelerini yeniden harekete geçirdiğini gözlemledi.
Bağırsak kök hücreleri yeni doku üretiminden sorumlu.
Bu hücrelerin daha aktif hale gelmesi, bağırsakların yaralanmalardan sonra daha hızlı iyileşmesini sağlıyor.
YAŞLANMA BAĞIRSAK YENİLENMESİNİ YAVAŞLATIYOR Bağırsak dokusu ameliyatlar, radyoterapi, enfeksiyonlar, çeşitli hastalıklar ve yaşlanmanın doğal etkileri nedeniyle zarar görebiliyor.
Normalde bağırsaklar kendini sürekli yenileyebilen bir yapıya sahip olsa da bu süreç yaşla birlikte yavaşlıyor.
Çalışmanın ilgili yazarı, Ulm Üniversitesi Moleküler Tıp Enstitüsü Direktörü Prof.
Dr.
Hartmut Geiger, bulguların önemini şu sözlerle değerlendirdi: 'Yaşlandıkça bağırsak dokusunun sürekli yenilenmesi yavaşlar ve bu durum bizi bağırsak hastalıklarına karşı daha savunmasız hale getirir.
Bulgularımız, genç mikrobiyotanın yaşlı bağırsakların daha hızlı iyileşmesine ve genç bağırsaklar gibi işlev görmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor.' PROBİYOTİKLERDEN FARKLI BİR YÖNTEM Son yıllarda prebiyotik ve probiyotik takviyeleri popüler hale gelmiş olsa da araştırmacılar çalışmalarında kullanılan bakterilerin tüketici ürünlerinde bulunmadığını vurguluyor.
Bilim insanlarına göre deneylerde kullanılan mikrobiyal topluluklar dikkatle seçilmiş ve kontrollü bir şekilde hazırlanmış bakterilerden oluşuyor.
Bu mikroorganizmalar takviyelerle değil, dışkı mikrobiyotası transferi (FMT) adı verilen bir yöntemle aktarılıyor.
GENÇ BAKTERİLER KÖK HÜCRELERİ YENİDEN HAREKETE GEÇİRİYOR Fare modelleri üzerinde yapılan deneyler, yaşlanmanın bağırsaktaki yararlı mikropların dengesini değiştirdiğini gösterdi.
Bu değişim, bağırsak astarında bulunan kök hücreleri düzenleyen önemli biyolojik sinyallerin azalmasına yol açıyor.
Cincinnati Çocuk Hastanesi Deneysel Hematoloji ve Kanser Biyolojisi Bölümü Direktörü ve çalışmanın ortak yazarı Dr.
Yi Zheng, süreci şöyle açıklıyor: 'Azalan sinyalizasyon, yaşlı bağırsak kök hücrelerinin yenilenme potansiyelini düşürüyor.
Ancak yaşlı mikrobiyota genç mikrobiyota ile değiştirildiğinde, kök hücreler sanki daha gençmiş gibi yeni bağırsak dokusu üretmeye devam ediyor.' İNSANLAR İÇİN UMUT VERİCİ ANCAK ERKEN AŞAMADA Araştırmacılar, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak henüz insanlara uygulanabilecek düzeyde olmadığını belirtiyor.
Gelecekte yapılacak çalışmaların şu sorulara yanıt araması gerekiyor: -Aynı etkinin insanlarda da görülüp görülmeyeceği -Güvenli doz seviyelerinin ne olacağı -En etkili mikrobiyal tür kombinasyonlarının hangileri olduğu Bilim insanlarına göre bağırsakta yaşayan mikroorganizmaların yaşlanma üzerindeki etkisini anlamak, ileride bağırsak sağlığını korumaya ve yaşlanmaya bağlı hastalıkları azaltmaya yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine kapı aralayabilir. (Takvim Foto Arşiv, Scitech Daily)