Haber Detayı
Hakimler Delege Değildir
İmamoğlu davası nihayet başladı.
Aylarca televizyon ekranlarında aynı cümleyi duyduk:“Bırakalım mahkeme kararını versin.” İşte o mahkeme artık konuşacak.
Ama daha ilk dakikada öyle bir talep geldi ki insan “bu iş nereye gidiyor” diye düşünmeden edemiyor.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatları mahkemeden şu talepte bulunmuş: “Ekrem Bey bir selamlama konuşması yapmak istiyor.” Selamlama konuşması… Mahkeme salonunda.
Bir an durup düşünelim.
Burası parti kongresi mi?
İl başkanlığı toplantısı mı?
Yoksa miting meydanı mı?
Hakimler kürsüde oturuyor diye onları delege mi sandınız?
İmamoğlu’nun davayı siyasallaştırmaya çalışmasını kimse garipsemez.
Elbette bunu yapacak.
Ama siyaset de bir akıl işidir.
Mahkeme salonunda “selamlama konuşması” talep etmek siyaset değil…ucuz bir sahne numarasıdır.
Ve bu numara daha ilk perdede bayatladı.
Bir şeyi herkesin anlaması gerekiyor.
Mahkeme salonunda oturan hakimler herhangi bir tartışmanın tarafı değildir.
Onlar devletin ve hukuk düzeninin temsilcisidir.
Devlet adına karar verirler.
Devleti temsil eden makam ise kimsenin unvanına bakmaz.
Belediye başkanı olmanız, siyasi yıldız olmanız, ekranlarda popüler olmanız hiçbir şeyi değiştirmez.
Devletin karşısında herkes eşittir.
Ve o salonda herkesin oturduğu yer bellidir.
Sanık sandalyesi.
İmamoğlu’nun asıl problemi şu galiba: Her ortamı bir PR sahnesi zannetmesi.
Belediye açılışı… kamera.Miting meydanı… kamera.Sosyal medya yayını… kamera.
Şimdi sıra mahkeme salonuna gelmiş.
Ama küçük bir gerçek var: Mahkeme salonunda alkış olmaz.
Orada slogan atılmaz.
Orada “selamlıyorum, saygılar sunuyorum” diye başlayan siyasi tiratlar çekilmez.
Orada konuşan tek şey vardır: Dosya.
Delil.
Ve hukuk.
Selamlama konuşması yapmak isteyen siyasetçi için adres bellidir.
Meydan.
Mahkeme salonu değil.
Devletin mahkemesi propaganda kürsüsü değildir.