Haber Detayı

Dervişoğlu: Bahçeli Göz Göre Göre Öcalan'ın Postacılığını Yapıyor
Güncel haberler.com
12/03/2026 01:10 (2 saat önce)

Dervişoğlu: Bahçeli Göz Göre Göre Öcalan'ın Postacılığını Yapıyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Meclis'te komisyonun kurulma talebinin gerçek sahibi Abdullah Öcalan. Efendim işte son dönemde statüden bahsediyor. İşte aslında halk ozanlarında ayak verme var ya onu yapıyor Sayın Bahçeli. Abdullah Öcalan'ın göz göre göre postacılığını yapıyor bu süreçte. Bunun tarafımızdan kabul edilebilecek bir yanı yok. O sebeple dedim ki 'Bunların arasında bir kırmızı hat olduğu kesin, ben o hattın kimler tarafından kurulduğunu merak ediyorum'. Yani böyle bu süreç göreceğiz. Kim İmralı ve Öcalan sevdalısı, kim onun için ne yapıyor onu göreceğiz" dedi.

(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Meclis'te komisyonun kurulma talebinin gerçek sahibi Abdullah Öcalan.

Efendim işte son dönemde statüden bahsediyor.

İşte aslında halk ozanlarında ayak verme var ya onu yapıyor Sayın Bahçeli.

Abdullah Öcalan'ın göz göre göre postacılığını yapıyor bu süreçte.

Bunun tarafımızdan kabul edilebilecek bir yanı yok.

O sebeple dedim ki 'Bunların arasında bir kırmızı hat olduğu kesin, ben o hattın kimler tarafından kurulduğunu merak ediyorum'.

Yani böyle bu süreç göreceğiz.

Kim İmralı ve Öcalan sevdalısı, kim onun için ne yapıyor onu göreceğiz" dedi.Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu, Ankara'da bir otelde gazete, televizyon, internet siteleri ve ajansların Ankara muhabirleri ile iftarda bir araya geldi.

İftar sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, Ekrem İmamoğlu davasına ve canlı yayınlanmasına ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: "Kaygılarımızı ifade eder yine önergelerine evet oyuveririz""Kaygılarımı ifade ettim.

Bunu ilk kez de söylemiyorum.

En başından beri söylüyorum.

Orta yerde bir hukuksuzluk var.

Aslında tartışılan o ve sürdürülen soruşturma ya da işte yapılan yargılamanın hukuki olmaktan öte siyasi olduğuna dair toplumda hakim bir kanaat var.

Tarihimizde de canlı yayınlanmış duruşmalar var.

Onların nelere sebep olabileceğini önceden düşünmek lazım.

Bin dokuz yüz altmış ihtilalini mütakiben yapılan yargılamaların radyoda yayınlanmasının rahmetli Adnan Menderes açısından ne denli olumsuz sonuçlar doğurduğuna toplum olarak şahitlik ettik.

Gerçi ben o dönemi yoktum ama o süreçte olup bitenleri okudum.

Hassasiyetle üzerinde durulması icap eden bir şey.

Ayrıca benim doğrudan bir karşı duruşum da yok.

Ayrıca desem ki ben bu duruşmalar canlı yayınlansın onu sağlayacak gücüm de yok.

Yani CHP'nin de yok İYİ Parti'de de yok bu.

Dolayısıyla bu speküle edilmiş bir konu.

Ama hem yargılananlar hem de CHP böyle bir şey istiyorsa kanun teklifi verdiler meclisin gündemine gelirse biz İYİ Parti olarak ona evet oyuveririz.

Ama bu kaygıları ifade ederek yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var.

Orada da kaygılarımızı ifade eder yine önergelerine evet oyuveririz.""Türk Silahlı Kuvvetleri NATO'nun en güçlü ordularından biridir"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın grup konuşmasında İran'dan atıldığı iddia edilen füzeler konusu ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarını değerlendiren Dervişoğlu, şunları kaydetti: "Sayın Erdoğan'ı da iktidarın ortaklarını da bazı konularda anlamakta zorlanıyorum ben.

Türkiye'nin hava şemsiyesi, hava saldırılarına karşı güvenliği maalesef tartışma konusu.

Ayrıca bu eksikliği giderebilmek için milyarlarca dolar vererek aldığımız bir S-400 füzeleri meselesi var.

Onların aktive edilemeyeceğini de hepimiz biliyoruz.

Yani başta bunu alanlar olmak üzere herkes biliyor.

O füzeleri aldık diye F - 35 projesinden çıkarıldığımızda herkesin malumu.

Dolayısıyla Türkiye bugün ben Türkiye'nin askeri gücünün tartışılmasına asla müsaade edemem. ve bu konuyla ilgili cümlelerimi de son derece dikkatli seçerim.

Türk Silahlı Kuvvetleri NATO'nun en güçlü ordularından biridir.

Ama bazı alanlarda ikmal edilmesi icap eden eksiklikleri vardır.

Bunu da hava sahamıza girmesi muhtemel füzelerin NATO ülkeleri tarafından imha edildiğinden anlıyor ve görüyoruz.

O sebeple evet ülke güvenliği teminat altındadır.

Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordudur.

Türk milleti de basiretli bir millettir.

Ülkenin güvenliğini tartışma yapmak gibi bir düşüncenin asla sahibi olamam.

Türkiye'nin hem ordusunun hem teknolojik yeterliliklerinin çok üst düzey olması gerektiğine inanıyorum.

Türkiye'nin jeopolitik durumu da zaten bunu emrediyor. ve bu zamana kadar yapılmamış şeyler varsa o yetersizliklerin giderilmesi noktasında da bizi mecbur kılıyor bazı gelişmeler.

O yönüyle bunu üzerinde siyasetin konuşacağı bir konu olarak görmüyorum ben.

Bu doğrudan doğruya bir milli meseledir."Abdullah Öcalan denen cani hangi statüyü istiyor ve arzuluyor onu öğreneceğiz"Bu terörsüz Türkiye komisyonlarında konuşulan birçok şey o komisyonu yönlendirmek üzere atılmış birçok adım Türkiye'nin üniter devlet yapısını, milli devlet anlayışını ve vatandaşlık tanımını risk edebilecek özellikler taşıyor ve bunun uzun vadede büyük sıkıntılara vesile olabileceğini, cumhuriyetin değerlerini aşındıracağını bu işe en en başında başlarken de benim meseleyi cumhuriyete karşı bir kalkışma diye tanımlayışımız sebebi bu.

Ama bunu sürekli konuşuyoruz.

Biz sürekli bu konunun üzerine konuşuyoruz.

Şimdi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü ona bağlı olan teröristlerin hayata dahil edilmesi onlar için infaz düzenlemelerinin yapılması terörle mücadele kanunun yeniden tanzim edilmesi bunları konuşuyoruz.

Terörsüz Türkiye'de konuştuğumuz bizim teröristler ve terör örgütü ona sağlanacak haklar bu ülkede elli bin kişinin katilinin ve ona bağlı örgütün yol göstericiliğinde düzenlenmiş bir sürecin ülke menfaatlerine fayda sağlamayacağını ifade ettim. ve komisyon sürecinde de katılmamak gerekçelerimizi bu şekilde kamuoyuyla paylaştık...

Önümüzdeki dönemde yasal düzenlemeleri kamuoyunun gündemine getirecekler.

İmralı canisi için ne isteniyor göreceğiz.

Onun 50 bin vatandaşımızı katleden örgütü için neler arzulanıyor onu göreceğiz.

Abdullah Öcalan denen cani hangi statüyü istiyor ve arzuluyor onu öğreneceğiz.

Yani şifreli şifreli bunları veriyor Devlet Bahçeli.

Hükümetten henüz bu konuyla ilgili özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'ndan konuyla ilgili herhangi net bir cümle kurulmuş değil.

Ama bu işin moderatörlüğünü Sayın Bahçeli yapıyor.

Önce onu Meclis'in kürsüne davet etti.

Kürsüye gelebilmesi için özgürlüğüne kavuşmuş olması lazım o canini.

Ama Sayın Bahçeli öznelerin yerlerini değiştirerek kullanma konusunda çok mahirdir.

İlk kez de yapmıyor.

Daha önceden de defalarca benzer cümlelerine şahitlik ettik.

O zaman da söyledim.

Adam aşağı ayrancıda da oturmuyor ki meclise gelsin.

Konuşma yapsın.

Orada umut hakkından bahseden ilk kişi Devlet Bahçeli.

Umut hakkını ilk telaffuz eden de eski raporda Abdullah Öcalan'dı."Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kimliğini onurla taşıyan herkes bizim kardeşimizdir"Biz Türkiye'nin dertleriyle meşgul olmaya devam ediyoruz.

Bu coğrafyada yaşayan bu bayrağın altında onun gölgesinde varlığını sürdürmekten iftihar eden burayı vatan sayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kimliğini onurla taşıyan herkes bizim kardeşimizdir. ve hiç kimse bu coğrafyada misafir değildir.

Herkes ev sahibidir. ya ben bunları söylüyorum.

Ben bunları söyledikten sonra da aynı şeyleri gidip Diyarbakır'da da söylüyorum. ve muhataplarımda söylüyorum.

Yani bu konular konuşulmalı elbette ki tartışılmalı.

Böyle sahipsiz de bırakılmamalı.

Yine bu kapsam içerisinde Allah nasip ederse yarın Van'a gideceğim.

Van, Hakkari, Şırnak, Bitlis, Batman, Muş, oraları Diyarbakır oralara gitmek ve vatandaşlarımla dertleşmek istiyorum.

Yani görüş ve düşüncelerimi onlarla paylaşmak istiyorum.

Yani Kürtlerin vasiliğine Abdullah Öcalan'ın vasiliğine terk edilmeyecek kadar önemlidir Türkiye'deki Kürtler.

Bakın dikkat ederseniz Kürt kardeşlerim, Kürt kökenli vatandaşlarım falan filan demiyorum.

Orta yerde bir gerçeklikten bahsediyoruz.

Tanımlamasını doğru yapılmayan yapamadığımız bir şeyden bahsediyoruz.

Türkiye'de bir sorun var ki bu kadar tartışılıyor bu.

Ama bu sorunun aslı mı var?

Yoksa sorunu olanların pozisyondan istifade etmeye kalkışanlar mı var?

Bu meselelerin gün yüzüne çıkartılması lazım.""İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye'yi oradan çıkartıp alacağız"Dervişoğlu'na, bir sonraki genel seçimde partisinin başka siyasi partilerle ittifak yapacağına dair kamuoyuna yansıyan iddialar da soruldu. "2023 seçimlerinden sonra bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak görüşmesi dahi yoktur." diyen Dervişoğlu, partisinin oy oranıyla ilgili soruya karşılık ise şunları kaydetti: "Yüzde 9 oy bizim bir işimize yaramıyor, Türkiye'nin de işine yaramıyor.

Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor.

İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir.

Bizimle birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit oluyoruz, zamanı gelince konuşuruz."İYİ Parti'nin, Türk siyasetine mühür vuracağını savunan Dervişoğlu, "İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye'yi oradan çıkartıp alacağız.

Buna 'üçüncü yol' demiyorum.

Bizim yolumuz, Türkiye'nin kurtuluşunun yegane yolu olarak tanımlanacak hale gelecektir." değerlendirmesinde bulundu."Bu alanda eksikliklerin giderilmesi için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yok"Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin TBMM'de kurulan komisyonun önümüzdeki günlerde 'demokratikleşme' adına getireceği kanun tekliflerine İYİ Partinin destek verip vermeyeceği sorusuna ilişkin Dervişoğlu, şunları söyledi: "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hem Osman Kavala hem Can Atalay Hem Tayfun Kahraman konusunda benim Meclis'te açık ifadelerim var.

Kayyumla ilgili de çok açık ifadelerim var.

Yani benim karşı olduğum bir siyasi partinin belediye başkanının alınıp yerine orada Belediye Meclisi'nin içinden değil de eğer suça bulaşmışsa; vali, kaymakamdan belediye başkanının seçilmesine ben karşıyım.

Ben en başından bu kafa yapısına karşıyım başından itibaren.

Yasa buna imkan veriyor; belediye meclisi içinden seçiyorsunuz.

Ama hükümet bunu uygulamıyor.

Bu alanda eksikliklerin giderilmesi için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yok.

Yasa var.

Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'yle ilgili bu iş siyasilerin işi değildir mahkemelerin işidir dediğimde işaret ettiğim şeyi şu; ya Anayasa Mahkemesi tam ihlal kararı veriyor, yerel mahkeme uygulamıyor.

Bunun yaşandığı başka bir ülke var mıdır Türkiye'den başka acaba dünyada?

Anayasa mahkemesi karar veriyor Anayasa Mahkemesinin kararını okutmuyor Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, bir yurt dışı seyahatlerinde yerel mahkemenin kararını okutuyor Meclis Başkanvekiline."Kurtulmuş, tarihe geçmek istiyor ama böyle yapar ve ısrar ederse anlaşılan odur ki tarihe çok kötü geçecek"Ayrıca bir rapor hazırlıyor.

Raporun altındaki imza kimin siyasi partilerin.

Sunan kim?

Meclis Başkanı, komisyonunun başkanı olması münasebetiyle.

Komisyon Başkanı sıfatıyla raporu nereye gönderiyor?

Meclis Başkanlığına.

Yani Numan Kurtulmuş, Numan Kurtulmuş'a rapor gönderiyor.

Böyle bir aymazlık olur mu?

Yani Anayasa değişliğiyle ilgili bir komisyon kurmaya kalksak Numan Bey inancım odur ki onun da başkanı olmayı arzular.

Numan bey herhalde bazı değişiklikler adına tarihe geçmek istiyor.

Benim gördüğüm o.

İçinde bulunduğu Meclis'in başkanı.

Aynı zamanda kendisi benim hemşerimdir de.

Tarihe geçmek istiyor ama böyle yapar ve ısrar ederse anlaşılan odur ki tarihe çok kötü geçecek.

Türkiye'de bir yasa sorunu yok.

Uygulanmayan yasa ve anayasa var.

İnsan Hakları Mahkemesinden Öcalan'la ilgili karar gelirse Dervişoğlu nedersiniz?

O soruyu da bana sormayın.

Gidin Süleyman Soylu'ya sorun, Hakan Fidan'a sorun, Devlet Bahçeli'ye sorun.

Hepsinin eski ifadelerinde Abdullah Öcalan'ın örgütünü avukatları marifetiyle içeriden yönettiğini belgeye bağlamış rapora bağlamış.

KCK örgütünü Öcalan nereden kurdu?"

İlgili Sitenin Haberleri