Haber Detayı
Özgür Özel: ‘Rumeli ve Balkan göçmenleri kuruluş harcının çimentosudur’
CHP lideri Özgür Özel, iftar programında “19. yüzyıldan itibaren Balkanlar’dan Anadolu’ya akan o büyük dalgalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş harcını, hatta kuruluş harcının çimentosunu oluşturmuşlardır. Rumeli ve Balkan insanı beraberinde sadece anılarını değil; çalışkanlığı, dürüstlüğü, eğilmeyen hürriyet iradesini getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da, Balkan Rumeli Dernekleri İftar Programına katıldı.
Burada konuşan Özel, “Rumeli ve Balkan Derneklerimizin kıymetli başkanları ve üyeleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşerileri, değerli akrabalarım, bugün bu iftar sofrasında sizlerle buluşmaktan, bir sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Bugün bize ev sahipliği yapan Eyüpsultan Belediye Başkanımıza, belediye meclis üyelerimize ve bu organizasyonlarda Cumhuriyet Halk Partisiyle sizlerin örgütlü olduğunuz dernekler arasında büyük bir gayret gösteren biraz önce de dinlediğimiz İl Başkan Yardımcımız Soner Bey’e ve Rumeli Balkan komitesine çok teşekkür ediyorum” dedi. “ÖNCE KURTULUŞU SONRA KURULUŞU ÖRGÜTLEDİ” Özel, şunları söyledi: “Bugün burada anneannesi Selanikli, babaannesi Kırçovalı, dedesi Üsküplü bir evladınız olarak, Balkanlar’ın, Rumeli’nin dokusunu ruhunda hisseden bir kardeşiniz olarak aranızdayım.
Biraz önce değerli başkanım hemen yan masada, dedi ki ‘Nihayet Cumhuriyet Partisi’nde, Atatürk’ten sonra ilk kez bir Balkan Türkü var.
Bundan çok memnunuz’ dedi.
Bu gerçekten taşınabilecek en büyük gurur, en büyük yük.
Sonuçta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oradan, doğduğu topraklardan bu topraklara geldi.
Bu ülke için hem dünya coğrafyasının çeşitli bölgelerinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde gerilemeyi durdurmak için, işgale engel olmak için büyük bir mücadele verdi.
O, Çanakkale’yi geçilmez kıldı.
Ama daha sonra ülkeyi yönetenlerin bir zafiyeti, oradaki bir tek adamın yol vermesiyle geçilmez Çanakkale, işgal donanmaları tarafından geçildi.
İstanbul’a gelindi.
İstanbul işgal edildi.
Orada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir görev düştü.
Ya pek çoğu gibi sesini çıkarmayacaktı, işgale teslim olanlarla birlikte ordudaki mevcut yerini koruyacaktı… Ya da işgale karşı direnmeyi, ‘direnme’ diyenlere karşı söz dinlememeyi, yaradılışından gelen bağımsızlık ve vatan sevgisi, vatan için gerekirse ölmeyi göze alarak Anadolu’ya geçecekti.
Öyle yaptı.
Anadolu’ya geçti.
Önce kurtuluşu örgütledi, daha sonra Kurtuluş Savaşı’nı kazandı, kuruluşu gerçekleştirdi.” “KURDUĞU MECLİSE GÜVENDİ” “Kendisine sordular.
Dediler ki ‘Evet kazandınız, ülkeyi kurtardınız.
Şimdi saraydan padişahlığa devam mı, Dolmabahçe’den?
Yoksa İngiliz tipi Krallık mı?
Amerikan tipi başkanlık mı?’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, doğduğu yer itibarıyla, aldığı eğitimle sürekli yükselen demokrasi fikrinin, tek adamlar yerine yönetimin, halkın seçtikleri, halkın güvendiği, halkın yetkilendirmeleri tarafından belli bir süre için denetim altında ve hesap verebilir bir şekilde yönetmenin ülkeleri felaketten kurtardığını, kuvvetler ayrılığının kalkınma getirdiğini, hukukun üstünlüğünün medeniyet olduğunu, özellikle anayasaya bağlılığın başta can ve mal güvenliği olmak üzere bir ülkenin devletinin dirliğinin, birliğinin en önemli teminatı olduğunu biliyordu.
Onun için kurduğu meclise güvendi.
O meclisin yaptığı anayasanın daha iyisinin yapılmasını istedi.
Anayasa çerçevesinde millet, meclise, meclis ona ne görev verdiyse onu yaptı.” “FIRSAT EŞİTLİĞİ, ATATÜRK’ÜN ESERİDİR” “İşte bugün içinde bulunduğumuz coğrafya, bugün bu ülkede yaşayanlar, birbirini mezhebinden dolayı kesmiyorsa, burada din savaşları yoksa, burada her türlü küstahlığa rağmen birileri gelip de Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlere, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı küstah sözlerle ve birtakım niyetlerle işgale kalkışamıyorsa, bir ülkeyi kimin yöneteceğine karar veren emperyalistler, Türkiye’nin üzerinde başka coğrafyalarda olduğu gibi işgal ve kendince yönetim anlayışlarını, yönetim şeklini belirleme hevesine girmiyorsa, bunların hepsi 100 yıl önce anayasayı bilen, anayasal devletin güçlü olacağını bilen, hukukun üstünlüğüne inanan, kişisel ilişkilere değil güçlü kurumlara ve güçlü kurallara inanan, tarihin gördüğü en ileri görüşlü ve en cesur devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseridir.
Ya da köklere Rumeli’de olan benim gibi, Bihlun abla gibi, benim gibi dedesi bahçıvan Abdullah Ağa olan Özgür Özel’le, dedesi İsmet Paşa olan Gülsüm Bilgehan yan yana oturup, milletvekilliği yapıyorsa bu Cumhuriyet’in ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseridir.
Fırsat eşitliği.
Sivas’ın Zara’sından gelen Özgür Çelik’le Manisalı Özgür Özel hep beraber bu ülkenin geleceği için, dava arkadaşları Ekrem İmamoğlu için birlikte mücadele verip bu ülkeye bir kez daha demokrasi getirme ümitleri varsa bunun hepsi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan borcumuzdur.” “RUMELİ VE BALKAN GÖÇMENLERİ KURULUŞ HARCININ ÇİMENTOSUDUR” “Her karış toprağı tarihi fısıldayan, her taşında atalarımızın emeği, hatırası saklı bir diyarın temsilcileriyiz biz.
Bizim için Rumeli ve Balkan demek, sadece coğrafya adı değildir.
Rumeli bizim genzimizi yakan sıla hasretimizin adıdır.
Balkanlar’dan Anadolu’ya gelen kardeşlerimiz göçmen değil, bu milletin, bu ülkenin esas kurucu unsurlarıdır.
Biraz önce Soner Bey’in hatırlattığı gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk her seferinde bizleri muhacir diye küçümseyenler tarihin yazıldığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanı en sonuna kadar direnenler, dövüşenler, düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir ve ‘Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır, bize emanetleridir’ demektir. 19. yüzyıldan itibaren Balkanlar’dan Anadolu’ya akan o büyük dalgalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş harcını, hatta kuruluş harcının çimentosunu oluşturmuşlardır.
Rumeli ve Balkan insanı beraberinde sadece anılarını değil; çalışkanlığı, dürüstlüğü, eğilmeyen hürriyet iradesini getirmiştir.
Rumeli’nin acıları, sürgünleri, göçleri bizim ortak tarihimizin bir parçasıdır.
O acıları unutmak mümkün değildir.
Ama o acılar bugün bizi birbirimize daha kuvvetli şekilde kenetleyen ortak bağlarımızdır.
Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir.
Zor zamanlarda birbirine sahip çıkan insanların kültürüdür.
Bugün Rumeli ve Balkanlı hemşerilerimiz Türkiye için gösterdikleri dayanışma ile gelecek için hepimize umut vermektedir.
Balkanlar ile olan tarihi bağlarımızı yaşatmak, o topraklarda olan kardeşlerimizle gönül köprümüzü sağlam tutmak her birimizin görevidir.
Bizim siyasetimiz her zaman insanı ve bu sarsılmaz bağları merkeze almaya devam edecektir.
Bundan sonra da yürüdüğümüz yoldan dayanışmayla, hep birlikte yürüyeceğiz.” “BAYRAMPAŞA’DAKİ KÖTÜ ÖRNEK GENELE ŞAMİL OLAMAZ” “Ve şunu ifade etmek isterim, gerek Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan gerek başka partilerde siyaset yapan bütün akrabalarımızın birbirine sahip çıkma, ülkesine sahip çıkma sorumluluğu vardır.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle son yerel seçimlerde biraz önce Soner Bey’in Eyüpsultan’dan verdiği örnek gibi mümkün olan tüm ilçelerimizde akrabalarımızın toplumdaki kabullerini ve kanaat önderi olma durumlarını da gözeterek onlara alan açmaya çalıştık.
Şüphesiz gönüllerdeki kadar olmadı ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin gönlünde bu partide siyaset yapmak isteyen ve bu parti ile birlikte bir noktalara gelmek isteyen tüm akrabalarımıza her zamankinden daha fazla bundan sonra da yer vardır ve yer olacaktır.
Özellikle biz birbirimizi biliyoruz, tanıyoruz, güveniyoruz.
Bayrampaşa’da büyük bir üzüntü, büyük bir travma yaşadık.
Bayrampaşa’da yaşanan travmayı doğru yerden okumak lazım.
Bizden, sizden, akrabalıklarımızdan ve akrabalarından güç alıp, belli belirlemeleri kendine göre yapan sonra da hepimizi kahreden bir tasarrufta bulunan bir kötü örnek, bir haksızlık, bir ihanet asla genele şamil olamaz.
Biz biriz, beraberiz.
Bugün gözümüze bakamayanlar burada yok ama biz hep birlikteyiz.
Bu akrabalığımızdan güç alıp da bunu kendisine güce devşirip, sonra bunu başka bir siyasi odakla pazarlık meselesi yapmak bize dair bir mevzu değildir.
O kişinin kendi kişiliği ile ilgilidir.
Ama bizim bildiğimiz bir şey vardır.
O da bu salonda birer - ikişer temsilcisini ağırlayabildiğimiz 100 binler, milyonlar en yüce gönüllü, en çalışkan, en temiz, birbirine en bağlı ve en güvenilir insanlar vardır.
İtimadım akrabalarıma sonsuzdur, sonsuza kadar sürecektir.
Pirincin içindeki beyaz taş çok can yakar ama onu ayırırsın, ondan sonra yoluna bakarsın.
Bizim açımızdan da yaklaşım bundan ibarettir.” “BALKANLARDA BİR İYİLİK GÖNÜL BİRLİKTELİĞİ OLARAK DÖNER” “Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir, zor zamanda birbirine sahip çıkmaktır.
Bugün Silivri’de yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın temelini attığı süreçte bu fikri bana ilettiğinde ona dedim ki ‘Dünyanın herhangi bir yerinde yapacağın bir faaliyetin bu ülkeye mutlak faydası vardır.
Ama Balkanlar’da atacağın bir adım, bize 10 adım olarak gelir.
Yapacağın bir iyilik, müthiş bir gönül birlikteliği olarak yansır.’ Geçtiğimiz günlerde bu program planlanırken kendisini ziyaret etmiştim.
Dedim ki ‘Başkanım keşke bu iftarda birlikte olabilseydik.
İnşallah seneye Ramazan’da birlikte oluruz.’ Bana söylediği şu; ‘Sen hep ‘Akrabam, akrabam’ dersin.
İnan ki Trabzonluları ne kadar akraba biliyorsam, Balkan Türklerini en az ben de o kadar akrabam biliyorum.
Hepsine selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum.’ İnşallah en güzel günleri hep birlikte yaşayacağız.” “SOFRAMIZIN BEREKETİ, CUMHURİYETİMİZİN IŞIĞI DAİM OLSUN” “Bu Ramazan ayında; paylaşmanın, kucaklaşmanın ayında Rumeli insanın yüreğinin 365 gün bir iftar sofrası gibi herkese açık olduğunu, onların kapısından giren kimsenin asla yabancı hissetmediğini, bu güzel ayda sofralarımızda bir araya gelerek hem geçmişimizi, hem de ortak değerlerimizi paylaşıp geleceğe doğru umudu büyüttüğümüzü bir kez daha buradan hep birlikte idrak ettik.
Bu birlikteliğimiz ne bir günlüktür, ne dönemliktir; ömürlerimiz boyunca sürecek bir gönül bağı olacaktır.
Ramazan ayının bereketi ile tutulan oruçların kabul görmesini, edilen duaların Allah katında kabul edilmesini, varsa günahlarımız affedilmesini niyaz ederiz.
Soframızın bereketi de Cumhuriyetimizin ışığı da daim olsun.
Şimdiden yaklaşan Kadir Gecenizi kutluyorum, mübarek olsun.
Bayrama sağlıkla ulaşmayı ümit ediyorum.
Şimdiden bayramınız kutlu olsun.
Derneklerimizde hiç şüphesiz bayramı birlikte yaşayacaksınız.
O derneklerin çok değerli yöneticileri olarak her birinizden tüm akrabalarıma benden selam olsun.
Eğer bir akrabamızın, bir soydaşımızın, bir kardeşimizin tutulacak eli havada ve açıkta kalırsa bu hepimizin ayıbıdır.
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak, hepiniz adına ve hepimiz adına bir görevi üstlenmiş durumdayım.
Bu noktada bize düşen ne olursa, gerek Soner Bey ve komitemiz, gerek ilçe başkanlarımız, gerekse belediye başkanlarımız aracılığıyla bunda üzerimize düşeni yapmak bizim size karşı en önemli vazifemizdir.
Bu konuyu da bütün akrabalarımızı size emanet ediyorum.
Her birinizi saygıyla selamlıyorum, sımsıkı kucaklıyorum.
İyi ki varsınız, hepinizi ayrı ayrı kucaklıyor ve öpüyorum.
Sağ olun, var olun.”