Haber Detayı

Rojin'in babası: 'Seni de kızının yanına gömeceğiz' diyorlar
Gündem nefes.com.tr
11/03/2026 14:38 (1 saat önce)

Rojin'in babası: 'Seni de kızının yanına gömeceğiz' diyorlar

Van'da iki yıl önce kaybolduktan 18 gün sonra ölü bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, ailesine yönelik tehditlerin sürdüğünü söyledi. Genç kızın İspanya'ya gönderilen telefonuna erişim sağlanamazken cihaz şimdi de Çin'deki üretici firmaya ulaştırılmak isteniyor.

Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 15 Ekim 2024'te göl kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında genç kızın İspanya'ya gönderilen cep telefonuna tam erişimin sağlanamadığı, kısmi inceleme yapıldığı belirtildi.Rojin Kabaiş'in ölü bulunmasına ilişkin soruşturmayı takip eden komisyonun avukatlarından Zeynep Demir, cep telefonunun açılamadığını, bunun üzerine telefonun üreticisi Çinli firma tarafından açılmasına yönelik taleplerini Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na ilettiklerini bildirdi.Baba Nizamettin Kabaiş de tehdi aldıklarını anlatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslendi.18 GÜN SONRA CESEDİ BULUNDUYüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü birinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 2024'te okula başladıktan üç gün sonra, 27 Eylül akşamı Van Gölü sahilinde kayboldu.

Genç kızın cansız bedeni, 15 Ekim'de kaybolduğu yerden 24 kilometre uzaklıkta Mollakasım Köyü sahilinde ihbar üzerine bulundu.

Rojin'in şüpheli ölümünün aydınlatılması için İspanya'ya gönderilen telefonuna tam erişim sağlanamadığı ve yalnızca sınırlı düzeyde inceleme yapıldığı bildirildi."KAYITLAR SİLİNMİŞ ÇOK BÜYÜK EKSİKLER VAR"Kızı Rojin'in ölümünün gün yüzüne çıkarılması için 530 gündür mücadelesini sürdüren Nizamettin Kabaiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Sayın Cumhurbaşkanım, ciğerim yanıyor.

Benim kızımı katlettiler, siz neden sessizsiniz?" diye seslendi.

Kabaiş şunları söyledi:- Rojin'in telefonu İspanya'dan geldi.

Hiçbir işlem yapılmamış, telefon açılmamış.

Telefon dışında başka yapılacak bir işlem yok mu?

Niye yapmıyorlar?

İki erkek DNA'sı var, tespit edilmiş, onun araştırılması gerekir.

Diyarbakır'da dilekçe yazdım; hem Mollakasım, hem Bardakçı Köyü, hem de üniversite, bu üç yerde şüpheli var.

Şüpheli olarak onların DNA'sına bakılsın.

Bu talebi savcılık reddetti.- Mollakasım'da 17 tane kamera var, sadece bir tane değil. 'Diğer kameralara niye bakılmamış' dedim.

Savcılık dedi ki 'O zaman alınmamış, şu anda da kayıtlar silinmiş'.

Çok büyük eksiklikler var.

Hem üniversitenin kameralarında hem de üniversitede sıkıntılar çok.

Neden bakılmıyor, inceleme yapılmıyor?"CUMHURBAŞKANIM SİZ NEDEN SESSİZSİNİZ?"- Baştan Meclis'te reddettiler.

Yani Rojin'in ölüm sebebi araştırılsın diye Meclis reddetti.

Meclis'te AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Böyle olmaması gerekir.

Ramazan günü Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum, benim sesim size hiç mi gelmiyor?

Neden gelmiyor?

Ben fakir olduğum için mi sesim size ulaşmıyor?

Sesim size gelsin.

Sayın Cumhurbaşkanım, ciğerim yanıyor.

Benim kızımı katlettiler, siz neden sessizsiniz? 530 gündür adalet arayışımız sürüyor.

Biz adalet istiyoruz.

Kızımı üniversitenin içinde katlettiler.

Kızım ortadan yok oldu, kayboldu, katledildi.

Araştırmalar reddediliyor."ÖLÜMDEN KORKMAYACAĞIM"Kabaiş, kendilerine yönelik tehditlerin sürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:- Tehditler hala devam ediyor.

Herhangi bir önlem alınmıyor.

Diyarbakır'da Emniyete, Valiliğe ve adliyeye de gittim.

Dilekçe yazdım, Van'a gönderdim ama herhangi bir işlem yapılmadı.

Diyarbakır Valisi'ne, 'Biz tehdit ediliyoruz' dedim.

Geçenlerde 5-6 kişi geldiler, 4-5 el silah binamızın altında sıkıldı.

Ertesi gün aynı şekilde bana telefon açtılar.

Dediler ki, 'Seni de öldüreceğiz, seni de kızının yanına gömeceğiz'.

Bu tehditler gerçekten zor bir durumdur.

Benim için bir şey olmaz, ben cesaretliyim, korkmuyorum.

Onlardan da korkmayacağım, ölümden de korkmayacağım.- Ama çocuklarım korkuyor, ne fırına gidebiliyor, ne bakkala.

Devletten rica ediyorum, bir önlem alınsın.

Bir ay önce İstanbul'daydım.

Bir program vardı, Yasemin Hanım'la beraberdik.

Ahmet Minguzzi'nin annesine selam gönderiyorum.

Konuştuk.

Ona da gelen tehditler bizimkilerle birebirdi.

Ona iki güvenlik, çakar arabası ve evinin önüne kamera verilmiş, ama bizimkine hiçbir şey yapılmadı.

İstanbul ile Diyarbakır'ın ne farkı var?

Devlet neden bize sahip çıkmıyor?"DNA'LARA, KAMERALARA BAKILSIN"- Adalet Bakanlığı'na da çağrım var, sesim size gelsin.

Yeni Adalet Bakanımızın görevi hayırlı olsun.

Rojin'in dosyasını takip edin.

Biz en kısa zamanda Adalet Bakanımızla görüşeceğiz, avukatımızla birlikte.

Daha önce Ankara'ya gittim, görüştük.

Bütün partilerle görüştük, ziyaret ettik, ama maalesef herhangi bir çalışma yok.

Van'da büyük sıkıntılar var.

Hem üniversitede hem yurtta hem de savcılıkta görevlerini yapmıyorlar, eksik yürütüyorlar.- Bu çalışma sadece telefon üzerinde kaldı.

Yapılacak başka çalışma yok mu?

DNA'lara, kameralara bakılsın.

Her iki köy şüpheli, üniversite de şüphelidir.

Bunun yapılması gerekir.

Son olarak buradan Cumhurbaşkanımıza çağrıda bulunuyorum.

Rojin sadece benim kızım değil, Rojin sizin de kızınızdır.

Rojin'i katlettiler.

Bu ramazan günlerinde ricada bulunuyorum, iyi bir uzman ekip gönderilsin, araştırma yapılsın mutlaka katiller bulunacak.

Ben bunu istiyorum, ricada bulunuyorum.

Neden araştırmayı reddettiniz?""DAHA BAKILACAK 2 BİN 500 DNA VAR"Van Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukat Zeynep Demir ise Rojin'in cep telefonunun incelenmesine ilişkin İspanya'dan gelecek raporun beklendiğini hatırlatarak, "Raporda telefonun açılamadığı bilgisi paylaşıldı" dedi.Nizamettin Kabaiş ile başsavcılıkta görüşme yaptıkları bilgisini veren Demir, şunları kaydetti:- Bu görüşme sonrasında aslında baro olarak telefonun üretici firması ile irtibata geçip, oradan telefonun açılması yönünde bir talebimizi başsavcılığa ilettik.

Onlar da ilgili bakanlık ve Çin ile gerekli irtibatların öncelikli yapılacağını, daha sonrasında sürecin bu boyutuyla da telefonun açılması yönünde bir çabanın sarf edileceğini belirttiler.- Bugün yaptığımız görüşmede, şu ana kadar 150 DNA'ya bakıldığı ve daha bakılacak yaklaşık 2 bin 500 DNA'nın olduğu söylendi.

Bunların hepsi peyderpey araştırılıyor ve çalışmalar yürütülüyor.

Elbette süreç başında ağır ihlaller yaşandı.

Bugün bu ihlallerin dosyaya nasıl yansıdığını görüyoruz.

Bu ihlaller, birçok şeyin gerekli şekilde açığa çıkmadığını da gösteriyor.- Bugün başsavcılık ve savcılık tarafından ciddi bir çaba olduğunu görüyoruz.

Bu elbette değerli.

Ancak bu çabanın tüm kadın cinayeti dosyalarında ve şüpheli kadın ölümlerinde sürecin en başında gösterilmesi gerekiyor.

Adli tıp raporlarında da belirtildiği üzere, bu dosyalarda ivedi bir şekilde hareket edilmesi gerekiyor.

Sürecin başından itibaren titizlikle yürütülmesi gerekli.

Gerek arama çalışmaları, gerek telefon yönünden sürecin başında yürütülen teknik işlemler açısından, yeterli çalışma ve çabanın verilmediğini görüyoruz.- Elbette bu aşamadan itibaren süreç olması gerektiği gibi devam etse de bunun dosyaya olumsuz yansımaları maalesef oluyor.

Bu boyutuyla da bunu görmekteyiz.

Savcılık tarafından, Van Valiliği tarafından güvenlik görevlileri ve yurt personelleri hakkında verilen karara itiraz edildi.

Bu karar, valiliğin ret kararı ve personeller hakkında soruşturma yapılmasına izin verilmemesi kararına karşıdır.

Bu da bizim için önemli bir gelişme.

Yani aslında, valiliğin ret kararına savcılığın itiraz etmesi ve dava takip komisyonu ile baronun da itiraz etmesi, sürecin hâlen kapanmadığını ve bu kişilerin sorumluluğuna gidileceğini göstermektedir.

İlgili Sitenin Haberleri