Haber Detayı

BAU'da 'Orta Doğu'daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye'ye Etkileri' paneli düzenlendi
Güncel haberler.com
11/03/2026 12:00 (4 saat önce)

BAU'da 'Orta Doğu'daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye'ye Etkileri' paneli düzenlendi

BAHÇEŞEHİR Üniversitesi (BAU) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından 'Orta Doğu'daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye'ye Etkileri' konulu panel düzenlendi.

BAHÇEŞEHİR Üniversitesi (BAU) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından 'Orta Doğu'daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye'ye Etkileri' konulu panel düzenlendi.

Etkinlikte, bölgedeki çatışmaların siyasi, askeri, ekonomik ve enerji boyutları ele alındı.Üniversitenin İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından 'Orta Doğu'daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye'ye Etkileri' konulu panel düzenlendi.

BAU Campüs Konferans Salonu'nda gerçekleşen ve Dr.

Beyhan İncekara'nın moderatörlük yaptığı panelin açılışını BAU Rektörü Prof.

Dr.

Esra Hatipoğlu gerçekleştirdi.

Panelde Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof.

Dr.

Esra Albayrakoğlu 'Siyasi Gerilimler ve Askeri Tırmanış', Prof.

Dr.

Çağla Gül Yesevi 'İstihbarat ve Kimlik Siyaseti', Dr.

Öğretim üyesi Levent Aksoy 'Deniz Ticareti ve Tedarik Zincirine Etkisi', Prof.

Dr.

İbrahim Ünalmış ise 'Ekonomik ve Finansal Etkiler' konularını ele aldı.

Medipol Üniversitesi'nden Prof.

Dr.

Ali Resül Usul 'Orta Doğu'da istikrar arayışı: Türkiye'nin rolü, kapasitesi ve sınırları', Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise 'Orta Doğu'daki çatışmaların enerji güvenliğine etkisi' konusunda konuşma yaptı.

Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof.

Dr.

Çağla Gül Yesevi, birçok ülkeyi kapsayan gelişmeleri değerlendirerek; savaşın Lübnan'a yayılmasının süreci nasıl etkilediği sorusuna da yanıt verdi.

Prof.

Dr.

Yesevi "Bölgedeki gelişmeler yalnızca Lübnan'la sınırlı değil.

Sadece Lübnan'dan bahsetmiyoruz; İran'ın farklı ülkelerde bulunan Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri üslerine yönelik saldırılarının yayılmasından söz ediyoruz.

Lübnan, bizim açımızdan her zaman İran-İsrail çatışmasının bir kolu, bir boyutu olarak görüldü.

Bu gerilim uzun zamandır devam ediyor.

Biz bunu özellikle 7 Ekim sonrasında daha görünür biçimde izlemeye başladık.

Hizbullah ile İran arasında çok ciddi bir ilişki var ve Lübnan'da çatışmaların yoğun şekilde sürdüğünü görüyoruz" dedi. 'HAMANEY'İN SEÇİLMESİ ÇOK ÖNEMLİ' İran'da Mücteba Hamaney'in liderliğe seçilmesinin önemine değinen Prof.

Dr.

Çağla Gül Yesevi "Trump, yeni liderin kim olacağına karar vereceğinden söz ediyordu ve bu konuda çeşitli açıklamalar yapmıştı.

Hatta Hamaney'in oğlunun dini lider olarak seçilmemesi yönünde uyarılarda bulunmuştu.

Ancak Mücteba Hamaney uzun zamandır İran'daki yönetim kademesiyle güçlü ilişkiler içinde olan bir isim.

İran'ın yapılan uyarılara kulak asmayarak Mücteba Hamaney'i seçmesi, Ali Hamaney sonrasında da mevcut düzenin devam edeceğini gösteriyor.

Bu, dini kurumların ve yönetim yapısının benzer şekilde işleyeceği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. 'HEDEF VE MALİYET ÖRTÜŞMEZSE SAVAŞ KISA SÜRER' Prof.

Dr.

Çağla Gül Yesevi savaşın ne kadar süreceği konusunda şöyle konuştu: "Savaşlarda en çok siviller etkileniyor.

Devletlerin varlık nedeni güvenliği, adaleti ve refahı sağlamak.

Ancak savaşın yükünü çoğunlukla siviller taşıyor.

Bu çatışmada füzeler ve dronlar yoğun biçimde kullanıldı.

Bunların ne kadar süre yeteceği ve maliyetinin ne olacağı belirleyici olacak.

Eğer maliyet karşılanamaz hale gelirse, hedeflerle maliyetler örtüşmezse savaş daha kısa sürede sona erebilir.

Savaşın başında İran'daki komuta kademesinin tasfiye edilmesi ve rejim değişikliği hedefi konuşuluyordu.

Ali Hamaney'in öldürülmesi kısa vadeli bir hedef olarak dillendirildi.

Hatta bu olayın birkaç gün içinde sonlanabileceği de söylenmişti.

Ancak İran'ın nasıl karşılık vereceği belirsizdi." 'SAVAŞIN GİDİŞATINI KAR MALİYET DENGESİ BELİRLEYECEK' İran'ın çatışmayı bölgeselleştirdiğini söyleyen Prof.

Dr.

Yesevi, "İran, savaşın bölgeselleşmesini sağladı ve yoğunluğu artırdı.

Daha önce 12 gün süren düşük yoğunluklu bir çatışma yaşanmıştı; fakat bu kez yoğunluğun artması savaşın uzayabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Burada maliyetler son derece önemli.

Amerika Birleşik Devletleri ticari savaşlarda da sürekli olarak maliyet hesabı yapıyor.

Bu savaşın finansmanını kim üstlenecek?

Körfez ülkeleri mi bu maliyeti karşılayacak?

Finans kapital bu sürecin neresinde duruyor?

Kar-maliyet dengesi savaşın gidişatını belirleyecek temel unsurlardan biri olacak" diye konuştu. 'ABD İLE ARASINDA HEDEF ÇATIŞMASI VAR' Prof.

Dr.

Yesevi, "İran açısından bakarsak üç başlık öne çıkıyor.

Başlangıçta nükleer programın sonlandırılması gündemdeydi.

Bugün daha çok füze programı konuşuluyor.

Bir diğer konu ise 'direniş ekseni' ile olan bağlantının kesilmesi talebi.

İran ise başından beri sömürgeciliğe karşı olduğunu, Batı'nın kurallarına uymak istemediğini söylüyor.

Dolayısıyla ABD ile İran arasında hedefler konusunda ciddi bir açmaz var.

İran şu anda hem rejimini hem ülkesini hem de vatandaşlarını savunmaya çalışıyor.

ABD ise savaşın maliyetinin sürdürülebilir olup olmadığına bakacaktır.

Hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını değerlendirecektir.

Ben Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşın ne kadar süreceğine ilişkin kararını yakın zamanda vereceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 'İLK ETKİYİ PİYASALARDA GÖRDÜK'Yaşanan gelişmelerin ilk yansımasının finansal piyasalarda görüldüğünü belirten Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof.

Dr.

İbrahim Ünalmış ise "Türkiye ekonomisi üzerinde bu gelişmelerin farklı kanallardan etkilerini hissediyoruz.

İlk doğrudan etkiyi piyasalarda gördük.

Faizlerde artış yaşandı, hisse senedi fiyatlarında aşağı yönlü hareketler oldu.

Bunlar ilk etapta gözlemlediğimiz doğrudan etkilerdi.

Sonrasında özellikle petrol ve genel olarak enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini görmeye başladık.

Benzin ve motorin fiyatlarında son dönemde yaşanan yükselişleri Orta Doğu'daki gelişmelere bağlayabiliriz.

Bunlar ilk elden ve hızlı şekilde yansıyan etkiler.

Eğer Orta Doğu'daki savaş ortamı daha uzun sürerse, farklı kanallar üzerinden de Türkiye ekonomisini etkileyecektir.

Özellikle ithal ettiğimiz ürünler, petrol ve petrole bağlı yan sanayiler; kimyasallar, plastik ürünler ve gübre gibi alanlarda fiyat baskısı artacaktır.

Bu da birçok sektörü maliyetler üzerinden olumsuz etkileyecektir" dedi. 'İRAN'A İHRACATIMIZ TOPLAM İHRACATIMIZIN YAKLAŞIK YÜZDE 1'İ SEVİYESİNDE' Prof.

Dr.

Ünalmış, "Sektörel bazda İran'la doğrudan ticaret açısından baktığımızda ise çok güçlü bir etki beklemeyiz.

İran'a ihracatımız toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 1'i seviyesinde.

Dolayısıyla İran'ın Türkiye'den ithalatı azaltması ihracat tarafında büyük bir darbe yaratmaz.

Ancak küresel ölçekte oluşan savaş ortamının yarattığı tedirginlik önemli.

Bu belirsizlik tüketicilerin harcamalarını kısmalarına yol açabilir.

Artan fiyatlar da tüketimi aşağı çeker.

Bu durum birçok sektörü dolaylı olarak olumsuz etkiler.

İlk aşamada enerji sektörü ve buna bağlı olarak havayolları ile turizm gibi alanlar Türkiye'de olumsuz etkileri daha hızlı hissedecek sektörler olacaktır" ifadelerini kullandı. 'ÇİN ENERJİ İTHALATINDA DIŞA BAĞIMLI BİR ÜLKE' Çin'in savaşın doğrudan tarafı olmadığını ancak enerji fiyatları ve tedariki açısından en kırılgan ülkelerden biri olduğunu belirten Prof.

Dr.

Ünalmış, "Çin şu an savaşın doğrudan tarafı değil ve mümkün olduğunca dışında kalmayı tercih ediyor.

Ancak enerji fiyatları ve enerji tedariki açısından en kırılgan ülkelerden biri.

Hürmüz Boğazı'ndan günlük olarak dünya petrol ve doğal gaz üretiminin yaklaşık yüzde 20'si geçiyor.

Bu petrolün önemli bir kısmı Çin'e gidiyor.

Çin enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke.

Doğal gaz ve petrol tedarikinde sorun yaşarsa üretim tarafında da sıkıntılar ortaya çıkar.

Alternatif bulsa bile daha yüksek fiyatlarla ithalat yapmak zorunda kalacaktır.

Bu da maliyetleri artırır.

Dolayısıyla Çin'in ilk etapta karşılaşacağı en önemli sorun yükselen enerji maliyetleri olacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri savaşın bir tarafı konumunda olsa da coğrafi avantajını yaşıyor.

İki okyanus arasında yer alması ve enerji alanında son 20 yılda dışa bağımlılığını ciddi ölçüde azaltmış olması önemli bir avantaj.

Şu anda ciddi bir doğal gaz ihracatçısı konumunda" diye konuştu. 'ABD AÇISINDAN İLK ETAPTA OLUMSUZ ETKİ YARATAN UNSUR VARLIK FİYATLARI' Prof.

Dr.

Ünalmış, "Artan doğal gaz fiyatları Amerikan ekonomisini pozitif etkileyebiliyor.

ABD açısından ilk etapta olumsuz etki yaratan unsur varlık fiyatları, özellikle hisse senedi piyasalarındaki düşüşlerdir.

Ancak genel tabloya baktığımızda, bu gelişmelerden en az etkilenen ekonomilerden biri şu aşamada Amerikan ekonomisidir.

Petrol fiyatlarında ise kritik eşik üç haneli seviyelerdir.

Özellikle 100 dolar ve üzeri fiyatlar hem maliyetler açısından daha sorunlu hale gelir hem de psikolojik olarak piyasaları etkiler.

Üç haneli rakamlar konuşulmaya başlandığında beklentiler ve fiyatlama davranışları da değişir.

Bu nedenle 100 dolar seviyesi önemli ve psikolojik bir eşik olarak değerlendirilebilir" dedi.

İlgili Sitenin Haberleri