Haber Detayı
Mücteba Hamaney seçimi İran'ın geleceğini nasıl etkiler?
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan, İran'da Mücteba Hamaney'in yeni dini lider seçilmesinin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç.
Dr.
Serhan Afacan, İran'da Mücteba Hamaney'in yeni dini lider seçilmesinin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.***28 Şubat Cumartesi günü ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybedene kadar 1989'dan beri İran'ın liderliğine yürüten Ayetullah Ali Hamaney'den sonra bu makama kimin geleceği yönünde yıllardır yapılan tartışmalar, Uzmanlar Meclisinin 9 Mart'ta Mücteba Hamaney'i babasının halefi olarak seçmesiyle son buldu.Herhangi bir devlet tecrübesine sahip olmayan Mücteba Hamaney isminin seçiminde ileriye dönük stratejik değerlendirmelerden çok sistem içi tartışmaları engelleme çabasının etkili olduğu anlaşılıyor.
Zira Mücteba Hamaney, diğer potansiyel lider adaylarına nispetle daha az politize ve az tartışmalı bir figür konumunda bulunuyor.
Konunun liyakat boyutuna ilişkin ise tartışmaların sürmesi kaçınılmaz duruyor.Esasen İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nın Veliyy-i Fakih'te aranan koşulları vazeden 109. maddesinde zikredilen şartlar başından itibaren büyük bir muğlaklık içeriyordu; ilmi liyakat, adalet, takva, "doğru" siyasal ve sosyal basiret, cesaret ve idari yetenek.
Bu tartışma ilk ve en sert haliyle Ayetullah Humeyni'nin 3 Haziran 1989'daki ölümünün ertesi günü Uzmanlar Meclisinde Ali Hamaney'in seçilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde yaşanmıştı.
Tartışmaların ortasında kürsüye gelen Hamaney "Öncelikle bendeniz gibi bir ismin bu makam için önerilmesi dahi İslam toplumunun durumuna kan ağlamamız gerektiğini gösterir" diyerek başladığı konuşmasında kendisinin bu makama layık olmadığını ve hatta teknik açıdan bu makama seçilmesinin soruna neden olacağını söyleyerek eklemişti: "Ben seçilirsem liderlik şekli bir liderlik olacak gerçek bir liderlik değil!"Kuşkusuz Hamaney'in bu ifadeleri, İran kültürünün asli ögelerinden olan bir "taarufun" bir yansıması ya da basitçe makama talip olmama düsturunun gereği olarak bir "mahfiyet" ifadesi şeklinde okunabilir.
Ancak gerçekten de o dönem için Hamaney'in bu makama layık olmadığını düşünenlerin sayısı hiç de az değildi.
Oğlu için de benzer bir durum geçerli.İran'ın içinde bulunduğu koşullar Mücteba Hamaney'in seçimini henüz açık bir tartışma konusu yapmasa da savaş durumu bittiğinde bu tartışmalar da artacaktır.
Ancak şu an İran'ı, savaşın yönetimi ve sonlandırılması öncelikli olmak üzere iç ve dış politikada kritik kararlar bekliyor.
Mücteba Hamaney'in bu süreçte alacağı kararlar hem kendisinin hem de İran'ın geleceği açısından kritik olacaktır.-Yeni lider "sertlik yanlısı" mı?Mücteba Hamaney'in siyasi yaklaşımını tanımlamak için kullanılacak herhangi bir kavramın şu aşamada spekülasyondan öte bir anlamı yok.
Dönem dönem Devrim Rehberliği kurumunda perde arkasında etkili olduğu konuşulsa da İran'ın 57 yaşındaki yeni lideri, geride kalan yıllarda ülkesi çok kritik süreçlerden geçerken dahi pozisyonunu açıkça ortaya koymadı.
Son yıllarda İran'ın ilmi merkezi konumundaki Kum'da ilimle meşgul olması Hamaney açısından bir tür kamuflaj işlevi gördüğü dahi söylenebilir.
Yani şimdiye dek Mücteba Hamaney siyasete karşı "müstağni" bir tavır içinde bulunuyordu.Dolayısıyla iki gündür özellikle Batı medyasında iddia edilenin aksine Mücteba Hamaney'in "sertlik yanlısı" olduğunu düşünmek için elimizde hiçbir veri bulunmuyor.
Kaldı ki İran'ın içinde bulunduğu politik ve sosyolojik gerçeklik de böyle bir tutuma uygun değil.
Bu nedenle Mücteba Hamaney liderliğindeki İran'ın iç politikada bu gerçekliğe uygun doğru adımlar atması gerecektir.
Bunu yapabilmek için oğul Hamaney'in üç testten geçmesi gerekecek.İlk olarak Hamaney, bütünüyle hakim olmadığı bir sistemi kısa vadede –şayet varsa– kendi kadrosunu iş başına getirme şansı olmadan yönetmek zorunda kalacak.
Tahran'ın sert siyasal atmosferinde yeni Devrim Rehberi'nin konumunu güçlendirmesi kolay olmayacaktır.
Zaman zaman Devrim Muhafızları içinde etkili olduğu yönündeki iddialar ise Hamaney'in lehine işleyebileceği gibi Devrim Muhafızlarının geçiş dönemini kullanarak sistemdeki gücünü artırmasıyla aleyhine de işleyebilir.İkinci olarak Ali Hamaney liderliği boyunca –özellikle de 2009'dan sonra– çok yoğun şekilde eleştirilse de onu destekleyen bir toplumsal tabana da sahipti.
Kararın açıklanmasının ardından Tahran başta gelmek üzere bazı kentlerin meydanlarında Mücteba Hamaney'e destek gösterileri yapılsa ve babasını destekleyenler özünde bizatihi İslam Cumhuriyeti sistemini destekliyor olsa da yine de var olduğu kadarıyla babasının sahip olduğu toplumsal kredi otomatik olarak oğluna miras kalmayacaktır.
Yani İran'ın yeni lideri diğer büyük mollaların gölgesinde kalabilir.
İran'ın yanı başındaki Irak'ta bulunan ve birçok Şii Müslümanın taklit merci konumunda olan Ayetullah Sistani boyutu ise konunun bambaşka bir boyutu.Son olarak, İran'da Devrim Rehberi ile Cumhurbaşkanı arasında –büyük ölçüde anayasal yapıdan, kısmen de bu yapının yorumlanmasından kaynaklanan– ciddi bir güç asimetrisi bulunduğu ve Cumhurbaşkanının yetkilerinin oldukça sınırlı kaldığı yönünde uzun yıllardır devam eden bir tartışma bulunuyor.
Öyle ki dönem dönem Ali Hamaney'li yıllar boyunca –2021 yılında seçilip ilk dönemini bitirmeden Mayıs 2024'te helikopter kazasında hayatını kaybeden 8.
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hariç– cumhurbaşkanlığı yapmış bütün isimler arasında (Haşimi Rafsancani, Muhammed Hatemi, Mahmud Ahmedinejad ve Hasan Ruhani) bu konuda çeşitli boyutlarda ihtilaflar yaşanmıştı.
İran'ın mevcut Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bu konularda selefleri kadar iddialı bir görüntü çizmese de sistem içinde etkinliğini artırmak isteyen güç merkezleri bu geçiş sürecini lehine kullanmak isteyecektir.Ancak kuşkusuz İran'ın yeni Devrim Rehberi'ni bekleyen en öncelikli meydan okuma 28 Şubat'ta başlayan savaşın ortaya çıkardığı koşullar olacaktır.-İran dış politikası nereye evrilir?Büyük bir bölümünde cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı'nın ardından bu makama oturan babası gibi Mücteba Hamaney de savaş yorgunu ve yeni stratejiler geliştirmek zorunda olan bir İran devralacak.
Ancak bunun için öncelikle hayatta kalmayı başarması ve hatta savaşı sonlandırması gerekiyor.
ABD Başkanı Trump bugün (10 Mart) erken saatlerde yaptığı açıklamada Mücteba Hamaney'in seçilmesinden dolayı hayal kırıklığına uğradığını ve bunun İran'daki aynı sorunların devam etmesine yol açacağını düşündüğünü söylese de operasyonun "bir hayli" sonuna gelindiğini ve savaşın "çok yakında" biteceğini de belirtti.İran'ın çiçeği burnunda liderinin ülkesinin daha fazla yıkıma uğramasını ve daha çok kayıp vermesini engellemek için bir an önce ateşkes sağlaması gerekiyor.
Türkiye'nin diplomatik çözüme ulaşılması için taraflarla aktif olarak görüşmesinin yanı sıra Rusya'nın ve hatta İran'ın Basra Körfezi'ndeki bazı komşularının da ateşkes için ABD'ye telkinde bulunması bu süreçte kolaylaştırıcı rol oynayabilir.
İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına yanıt vermek için hedef aldığı komşularıyla ilişkilerini tamir etmesinin ise kolay bir yolu bulunmuyor.
Mücteba Hamaney'i bekleyen önemli testlerden biri de bu olacaktır.İran ile söz konusu devletlerin hemen hepsi arasındaki ilişkilere öteden beri kuşku ve güvensizliğin hakim olduğu biliniyor.
Bu devletlerin bölgesel politikaları ve devlet dışı silahlı gruplarla olan ilişkileri nedeniyle İran'ı bir güvenlik riski olarak gördüğü de sır değil.Artık İran'ın bu ülkelerdeki yalnızca ABD üslerini değil sivil alanları da hedef alması bu algıyı başka bir seviyeye çekti.
İran bu yeni gerçekliği görerek komşularıyla olan ilişkilerini güvenliği de içerecek daha gerçekçi bir zeminde yeniden kurgulaması gerekecek.
Türkiye için de birebir değilse de benzer bir şey geçerli.Türkiye sürecin başından beri bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nezdinde ABD ve İsrail'in İran saldırılarını ve İran'ın yanıt vermek için komşularını hedef almasını eleştiren tutarlı bir tutum takındı.
Ankara, tansiyonun daha fazla yükselmemesi için İran tarafından atılan ve Türkiye hava sahasında imha edilen füzeler konusunda da temkinli bir yaklaşımla hareket etti.
Mücteba Hamaney liderliğindeki İran'ın Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmesi hem ikili ilişkiler bağlamında hem de İran'ın bölgesel ve küresel konumu açısından kritik önemde olacaktır.İran'da yeni liderin Mücteba Hamaney seçilmesiyle birlikte yeni bir dönem başladı.
Atacağı adımlar onun liderliğinin "şekli" mi yoksa "gerçek" mi olduğunu gösterecek.
Selefi ona, rejimi yıkılmamış ama birçok açıdan yıpranmış, toplumu savaş ve yaptırım yorgunu bir İran bıraktı.
Bunun için yeni Devrim Rehberi'nin "doğru" siyasal ve sosyal basiret kadar cesaret ve idari yeteneğe de ihtiyacı olacak.
Aksi halde hem içerideki "temkinli" muhalefet hem de dışarıdaki sert atmosfer onu üstesinden gelemeyeceği bir yükün altına itebilir.
İran'ın yeni liderinin bunu başarması için zamana ihtiyacı var; İran'ın şu an belki de en az sahip olduğu şey ise zaman![Doç.
Dr.
Serhan Afacan, Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsünde Öğretim Üyesi ve İRAM Başkanıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.