Haber Detayı

ABD ve İsrail'in saldırıları, İran'ın misillemeleri: Mühimmat üretimi, stok derinliği ve siyasi dayanıklıl...
Güncel haberler.com
10/03/2026 11:28 (2 saat önce)

ABD ve İsrail'in saldırıları, İran'ın misillemeleri: Mühimmat üretimi, stok derinliği ve siyasi dayanıklıl...

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfında (SETA) savunma araştırmacısı olan Sibel Düz, ABD-İsrail-İran çatışmasının mühimmat stoklarına ve savunma sanayi kapasitesine yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfında (SETA) savunma araştırmacısı olan Sibel Düz, ABD-İsrail-İran çatışmasının mühimmat stoklarına ve savunma sanayi kapasitesine yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.***ABD ve İsrail'in İran'a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan "Epic Fury Operasyonu", modern savaşın doğasını açık biçimde ortaya koyan, kısa sürede klasik bir hava harekatından ziyade füze ve hava savunma sistemleri arasında bir aşındırma mücadelesine dönüştü.

İlk günlerde ortaya çıkan tablo, modern yüksek yoğunluklu savaşların yörüngesinin yalnızca teknoloji veya taktiklerle değil, çok daha derinde yer alan mühimmat stokları, üretim kapasitesi ve tedarik zincirleri tarafından belirlendiğini gösteriyor.Açılış salvolarının bilançosuOperasyonun ilk 100 saatinin (H+100) maliyetinin 3,7 milyar dolar veya günlük 891,4 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor [1].

ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından İran, İsrail'e, ABD üslerine ve Körfez ülkelerine yönelik yoğun balistik füze ve kamikaze dron misillemeleri yaptı.

İlk birkaç gün içinde yaklaşık 600-700 balistik füze [2] kullanıldığı tahmin ediliyor.

İddialara göre savaşa yaklaşık 2 bin 500 balistik füze ile girdiği öngörülen İran açısından bu, toplam envanterin kabaca yüzde 25-30'una tekabül ediyor.

Ayrıca yüzlerce Şahid (Shahed) tipi kamikaze dron da kullanıldı.

İran'ın balistik füze ve kamikaze dron kombinasyonunu eş zamanlı kullanması, karşı tarafın savunma kaynaklarını farklı katmanlarda eş zamanlı tüketmeye yönelik bir stratejiyi yansıtmaktadır.

Sadece savaşın ilk 36 saatinde İran'ın 1000'den fazla mühimmat ve dron [3] fırlattığı değerlendiriliyor.Ancak bu yoğunluk uzun sürmedi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) verilerine göre İran ilk iki gün içinde ülkeye 165 balistik füze [4] fırlatırken, sonraki üç gün içinde bu sayı 9, 12 ve 3 gibi çok daha düşük seviyelere geriledi.

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da balistik füze saldırılarının yüzde 90, dron saldırılarının ise yüzde 83 oranında azaldığını açıkladı [5].

Bu hızlı düşüşün nedenleri arasında İran'ın mobil füze fırlatıcılarının (TEL — transporter-erector-launcher) büyük kısmının imha edilmesi, komuta-kontrol ağının zarar görmesi ve kalan stokların daha uzun süre kullanılabilmesi için saldırıların bilinçli biçimde azaltılması olduğu düşünülüyor.

Bununla birlikte İran'ın sürpriz yanıtlar verebilme olasılığı da göz ardı edilmemelidir.Karşılıklı aşındırma stratejisi ve Körfez savunmasının maliyetiİran'ın savaş stratejisinin yalnızca doğrudan hedef tahribatını değil, karşı tarafın hava savunma stoklarını yıpratmayı da kapsadığı değerlendirilmektedir.

Bu yaklaşım, tarafların birbirinin kaynak tüketimini hedef aldığı karşılıklı aşındırma mantığının bir yansımasıdır.

İlk günlerde Körfez ülkelerine yönelik saldırılarda yaklaşık 400 balistik füzenin [6] kullanıldığı düşünülüyor.

Modern hava savunma doktrinine göre bir balistik füzeyi güvenli biçimde düşürmek için genellikle iki önleyici füze ateşlenmektedir.

Bu hesapla Körfez ülkeleri birkaç gün içinde yaklaşık 800 Patriot veya THAAD önleyici füzesi [7] kullanmış olabilir.

Bu oran, 1991 Körfez Savaşı'nda ABD'nin altı haftada kullandığı 158 Patriot önleyici füzesiyle [8] kıyaslandığında çok daha çarpıcı bir tablo ortaya koymaktadır.Körfez ülkelerinin gerçek önleyici füze stokları gizli olmakla birlikte, ABD'nin satış kayıtları bu konuda en azından fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

Örneğin BAE son 15 yılda 1000'den fazla Patriot önleyici füzesi [9] sipariş etmiş olabilir.

Fakat mevcut tüketim hızları göz önüne alındığında bu stokların görece yoğun bir savaşta yalnızca birkaç haftalık bir süre için yeterli olması mümkündür.

İlk iki gün içinde BAE'ye düşen 165 füze için yaklaşık 410 önleyici füze kullanılmış olabileceği tahmin ediliyor [10].

Bu hesaba göre, ABD sistemlerinin de devreye girdiği düşünülse bile BAE'nin kendi stoklarının yüzde 20-40'ını birkaç gün içinde tüketmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

İran'ın saldırı yoğunluğu düşmeseydi Körfez savunmasının bir hafta içinde kritik seviyeye gerilemesi mümkündü.Öte yandan İsrail'in katmanlı savunma mimarisinde Arrow-2 ve Arrow-3 balistik füzelere karşı üst katmanı oluştururken, David's Sling orta menzil tehditlere, Iron Dome ise kısa menzil roket ve dron saldırılarına karşı kullanılıyor.

Bu sistemlerin ilk 36 saat içinde tahminen yaklaşık 70 Iron Dome Tamir, 40 Arrow ve 35 David's Sling önleyici füzesi kullandığı değerlendiriliyor [11].

Bu rakamlar tek başına sınırlı görünse de uzun süreli yoğun saldırılar karşısında İsrail'in de ABD üretim kapasitesine bağımlı olduğu göz ardı edilmemelidir.Bu noktada Trump'ın "neredeyse sınırsız stok" söylemi mühimmat tüketim verileri ışığında sorgulanmaya değerdir.

Savaşın ilk 36 saatinde ABD ve İsrail'in toplam 3000'den fazla mühimmat ve önleyici füze kullandığı tahmin ediliyor [12].

Bunların içinde Tomahawk seyir füzeleri, JDAM güdüm kitleri, JASSM seyir füzeleri, ATACMS ve PrSM uzun menzil roketleri ile çok sayıda hava savunma füzesi bulunuyor.

Bu saldırı temposunu korumak, günlük yüzlerce yüksek hassasiyetli mühimmatın tüketilmesi anlamına geliyor.ABD'nin bu tempoyu aylar boyunca sürdürebilmesi teorik olarak mümkün olsa da, mevcut üretim hızları göz önüne alındığında stokların hızla erimesi kaçınılmazdır.

Trump'ın aralarında BAE Systems, Boeing, Honeywell Aerospace, L3Harris Missile Solutions, Lockheed Martin, Northrop Grumman ve Raytheon'un da bulunduğu savunma sanayi üreticileriyle bir araya gelmesi [13], meselenin ne denli acil olduğunu gözler önüne seriyor.

Zira sorunun özü burada yatıyor: üretim kapasitesi ile savaş tüketimi arasındaki makas hızla açılıyor.

Örneğin Patriot PAC-3 önleyici füzelerinin yıllık üretimi yaklaşık 600 adet civarında olup Lockheed Martin bunu 2030'a kadar 2000'e çıkarmayı hedefliyor.

THAAD füzelerinin üretimi ise yılda yaklaşık 96 adet seviyesinde [14].

Bu rakamlar, savaşta birkaç gün içinde tüketilebilen önleyici füze miktarının yıllık üretime eşit olabildiğini açıkça gösteriyor.Kritik mineral tedariki ve tedarik zinciri kırılganlıklarıBunun da ötesinde asıl darboğaz üretim hattı değil, kritik mineral tedarikidir.

Modern mühimmatların üretimi tungsten, kobalt, nadir toprak elementleri, gallium ve germanium gibi maddelere bağımlıdır [15].

Bu hammaddelerin bazıları küresel ölçekte neredeyse tek bir ülkeden temin edilmektedir; örneğin gallium üretiminin yaklaşık %98'i Çin'de gerçekleşmektedir.

Dolayısıyla mühimmat üretimini hızlandırmak yalnızca bütçe artırımıyla mümkün değildir; tedarik zincirleri ve rafinasyon kapasitesi gibi fiziksel sınırlamalar burada belirleyici rol oynamaktadır.Savaşın ilk günlerinde İran'ın ABD radar sistemlerine yönelik saldırıları da bu kırılganlığı pekiştirdi.

THAAD sistemlerine bağlı AN/TPY-2 radarları ve uzun menzil erken uyarı radarı AN/FPS-132 hedef alındı.

Bu sistemlerin maliyeti yüz milyonlarca doları buluyor [16] ve yeniden üretimleri yıllar sürebilir.

Söz konusu sistemlerin kaybı yalnızca mali bir zarar değil, aynı zamanda bölgesel hava savunma ağında uzun süreli bir kör nokta yaratabilir.Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde savaşın askeri dengesi daha net görülmektedir.

İran'ın füze kapasitesi tamamen tükenmiş değil; ancak yüksek yoğunluklu saldırı yapma kabiliyeti azalmaktadır.

Görünen o ki ABD ve İsrail teknolojik üstünlüğe sahip olmakla birlikte mühimmat tüketim hızlarını mevcut sanayi kapasitesiyle uzun süre sürdüremeyecektir.Bu nedenle Epic Fury Operasyonu'nun stratejik rasyonalitesi giderek bir sanayi yarışına dönüşüyor.

ABD ve müttefikleri hava savunma stoklarını korumaya çalışırken İran'ın füze altyapısını hedef almaya devam edecek, İran ise kalan kapasitesiyle baskı uygulamayı ve karşı tarafın savunma maliyetlerini yüksek tutmayı sürdürecektir.

Ancak nihai belirleyici, büyük olasılıkla mühimmat stoklarının fiziksel tükenmesi değil, siyasi karar alma mekanizmaları ve oluşturulan politikalar olacaktır.

Mevcut tüketim hızları göz önüne alındığında tarafların aylarca sürecek tam yoğunluklu bir füze savaşını sürdürmesi gerçekçi değildir.

Bu nedenle savaşın kaderini belirleyecek olan şey, üretim hatlarının hızından çok siyasi liderlerin risk toleransı ve çatışmanın genişlemesini kabul edip etmeyecekleridir.

Başka bir ifadeyle, Epic Fury modern savaşın temel gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor: stratejik üstünlük yalnızca silah sistemlerinin kalitesiyle değil, o silahları ne kadar süre ve nasıl kullanabileceğinizle ölçülmektedir.

Zira bu savaşın gerçek sınırı mühimmat depolarının tabanı değil, siyasi iradenin sınırları olacaktır.[1] https://www.csis.org/analysis/37-billion-estimated-cost-epic-furys-first-100-hours[2] https://x.com/MarioLeb79/status/2030768479784038489's=20[3] https://foreignpolicy.com/2026/03/05/iran-war-munitions-critical-minerals/[4] https://x.com/modgovae/status/2028087668937208117[5] https://x.com/RapidResponse47/status/2029684061736755392's=20[6, 7, 8, 9] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2026/03/03/are-gulf-states-running-out-of-missile-interceptors[10] https://missilematters.substack.com/p/race-to-the-bottom-whos-winning-the[11, 12] https://foreignpolicy.com/2026/03/05/iran-war-munitions-critical-minerals/[13] https://www.aa.com.tr/en/americas/trump-meets-defense-industry-leaders-says-companies-agreed-to-quadruple-advanced-weapons-production/3853508[14] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2026/03/03/are-gulf-states-running-out-of-missile-interceptors[15] https://foreignpolicy.com/2026/03/05/iran-war-munitions-critical-minerals/[16] https://x.com/trthaber/status/2029600933034750225[Sibel Düz, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfında (SETA) savunma araştırmacısıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri