Haber Detayı
ABD'li David, eşine verdiği sözü tutmak için 83 yaşında umre yapıp hicret yürüyüşüne katıldı
Amerikalı Müslüman David Noble, vefat eden eşine verdiği sözü yerine getirmek için 83 yaşında umre yaparak, Mekke ile Medine arasındaki yaklaşık 450 kilometrelik hicret yolculuğunun bir bölümüne katıldı.
Amerikalı Müslüman David Noble, vefat eden eşine verdiği sözü yerine getirmek için 83 yaşında umre yaparak, Mekke ile Medine arasındaki yaklaşık 450 kilometrelik hicret yolculuğunun bir bölümüne katıldı.Yaklaşık 20 yıl önce ABD'li eşi Sandra Susan Noble ile şehadet getirerek Müslüman olan David Noble, "ruh eşim" olarak tanımladığı karısını iki yıl önce kaybetti.Eşiyle birlikte umre yapma hayali kuran ancak bu hayalini gerçekleştiremeden eşi Sandra'yı kaybeden Noble, İslam'a ve kutsal topraklara yaptığı yolculuğu AA muhabirine anlattı.İslam diniyle üvey oğlu yönetmen Mustafa Davis aracılığıyla 2007 yılında tanıştığını aktaran Noble, "Ben aslında Müslüman olmadan önce koyu bir Hristiyandım.
Oğlum yaklaşık 16 yaşındayken bir süreliğine evden ayrıldı ve geri döndüğünde bana bir hediye getirdi.
Bana İslam'ı hediye etti." dedi.Müslüman olduktan sonra rahatsızlanan ve yatağa bağlı olan hasta eşine uzun süre baktığını, onun vefatının ardından vaktinin büyük bir bölümünü İslam'ı yakından tanımaya ayırdığını ifade eden Noble, "İslam'ı araştırdıkça Hazreti Muhammed (SAV) hakkında öğrendiklerim beni çok heyecanlandırdı ve içimde daha fazla öğrenme arzusu uyandıran bir ateş yandı." diye konuştu.İslam'ın insanlara nasıl yaşaması gerektiğini öğreten güçlü bir rehber sunduğunu belirten Noble, şunları kaydetti:"İslam, hayatın nasıl yaşanacağına, Rabbimize nasıl ibadet edeceğimize, komşularımıza nasıl davranacağımıza, insanlara nasıl davranacağımıza dair çok güzel bir yol tarifi ve talimatlar veriyor.
İnsanların ten rengi veya nasıl göründüğü hiç önemli değil.
Biz, iyilik yapmakla yükümlüyüz ve bunu İslam dışında başka hiçbir yerde görmüyorum.""Hayat kolay değil, yapalım gitsin"Noble, oğlu Mustafa Davis'in kendisini umreye gitmek için teşvik ettiğini belirterek, "Oğlum beni umreye götüreceğini ve sevabını da ruh eşim Sandra'ya hediye edebileceğimi söylediğinde bu fırsatı hemen değerlendirdim.
Sonra bir de pastanın üzerindeki küçük bir süs gibi, bana hicret yürüyüşünden de bahsetti. 'Kolay bir yürüyüş değil baba.' dedi.
Ben de ona, hayat zaten kolay değil, yapalım gitsin dedim ve bunu yaptığım için çok mutluyum." ifadelerini kullandı.Hicret yürüyüşünün yaklaşık 450 kilometre olacağını duyduğunda fiziksel durumu nedeniyle tereddütleri olduğunu dile getiren Noble, yolculuk boyunca yorulana kadar yürüyüp sonrasında yolculuğa araçla devam ettiğini söyledi."Kabe hayal edebileceğimden daha güzeldi"David Noble, umre ziyaretine ilişkin duygularını şöyle dile getirdi:"Oğlum beni Kabe'nin etrafında tavaf yapan kalabalığın oraya götürdü.
Kabe'nin önünde durana kadar başımı aşağıda tutmamı söyledi.
Sonra 'Tamam baba, şimdi başını kaldır.' dedi ve o an inanılmazdı.
Kabe düşündüğümden çok daha büyüktü ve hayal edebileceğimden çok daha güzeldi.
Tasarımı çok sadeydi, gösterişli değildi.
Tamamen ruhani bir şeydi.
Bunu görmek ve hissetmek için gerçekten orada olmanız gerekiyor.
Eğer bu sizi, bunun ne kadar önemli olduğu konusunda etkilemezse, bilmiyorum başka ne etkileyebilir.
Bu gerçekten yapılabilecek en güzel yolculuk.
Bütün bunları vefat etmeden önce yaşayabildiğim için Allah'a çok şükrediyorum. 83 yaşındaki bir insan, ne kadar daha yaşayacağını düşünmeye başlıyor.
Ama açıkçası bu beni endişelendirmiyor.
Çünkü İslam hakkında öğrendiğim her şey ve öldüğümde ruh eşimle Sandy ile yeniden buluşabileceğim düşüncesi bana bir kazanç gibi geliyor.
Ancak İslam olmasaydı, bu bir kazanç olmazdı."Oğlunun gözünden babasının yolculuğuAmerikalı Müslüman film yapımcısı Mustafa Davis ise üvey babasının bu yolculuğunu "In her Name" (Onun Adına) isimli bir belgesel haline getirdiğini ifade etti.Davis, annesi Sandy ile üvey babası David Noble'nin'in kendisi iki yaşındayken evlendiğini ve kendisini annesiyle birlikte büyüttüklerini anlattı.İslam ile 24 yaşında tanıştığını ve gençliğinde biraz yaramaz bir çocuk olduğunu belirten Davis, şöyle konuştu:"O zamanlar Müslüman değildim ve çok iyi bir çocuk da sayılmazdım ve bu nedenle David ile ilişkimiz her zaman çok iyi değildi.
Eğer o zaman bana ikimizin de Müslüman olacağını ve Kabe'nin etrafında kol kola yürüyüp birlikte tavaf edeceğimizi, hatta Mekke'den Medine'ye giden hicret yolunda birlikte yürüyeceğimizi söyleseydiniz, size 'Delirdiniz mi?' derdim.""Eşimle ahirette buluşmak istiyorum"Annesinin vefatından iki hafta sonra üvey babasının kendisini aradığını ve İslam'ı araştırdığını söylediğini belirten Davis, şöyle devam etti:"Aslında annem ve David 2007 yılında Müslüman olmuşlardı, yani uzun zamandır Müslümanlar ama birçok Amerikalı gibi, insanlar bazen İslam'a girer fakat sonrasında tam olarak yaşamazlar yani kalplerinde iman vardır ama pratiği eksik kalabilir.
Sanırım David Müslüman olduktan sonra hiç namaz kılmamış ya da İslam hakkında çok fazla şey öğrenmemişti ama inanıyordu.
Sonra bana artık İslam'ı öğrenmeye başladığını söyledi.
Bu beni biraz şaşırttı çünkü aradan çok yıl geçmişti. 'Neden şimdi?' diye sordum.
Bana, annem vefat ettiğinde bazı alimlerin ona güzel müjdeler verdiğini söyledi.
Allah'ın onu sevdiğini ve iyi bir yere gideceğini söylediklerini anlattı.
Sonra bana 'Ama benim için aynı şeyi söylemediler.
Bu yüzden Mekke'ye ve Medine'ye gitmek ve Allah'a, İslam ile ilgili gerçekten ciddi olduğumu göstermek istiyorum.
Böylece ahirette eşimle birlikte olabilirim.' dedi.
Bunu duyduktan sonra 'Tamam.' dedim, bir film yapımcısı olarak bu kesinlikle anlatılması gereken bir hikaye.""Sadece iki adım atsam bile yeter"Üvey babasının ciddi sağlık sorunlarına rağmen bu yolculuktan vazgeçmediğini vurgulayan Davis, Noble'ın son yıllarda önemli rahatsızlıklar geçirdiğini anlattı.Davis, "10 yıl önce dört damar bypass ameliyatı geçirdi.
Geçen yıl felç geçirdi ve buraya gelmeden üç hafta önce de kalp krizi geçirdi.
Bu yüzden yolculuğun onun için zor olacağını biliyorduk." dedi.Bu nedenle seyahati iptal etmeyi düşündüğünü ancak Noble'ın buna karşı çıktığını belirten Davis, "Ben ona bu yolculuğun gerekli olmadığını söyledim.
Ama o bana, 'Hayır, benim için gerekli.
Eğer hicret yolunda sadece iki adım bile atabilirsem Peygamber Efendimize olan sevgimi göstermek adına bu benim için yeterli olur.' dedi." ifadelerini kullandı.Kaliforniya'da oldukça mütevazı şartlarda büyüdüklerini anlatan Davis, bu yolculuğun üvey babası için çok özel bir anlam taşıdığını ve onunla yaptıkları yolculuğun "gerçeküstü" bir deneyim olduğunu kaydetti.