Haber Detayı
İmamoğlu duruşmasının algısı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma sonunda İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan İBB davasının ilk duruşması...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma sonunda İstanbul 40.
Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan İBB davasının ilk duruşması dün Silivri’de başladı.İlk gün beklendiği gibi tartışmalarla geçti.Tartışmaların detaylarını haberlerden zaten görmüşsünüzdür.O nedenle iktidarın İBB davasıyla ilgili yarattığı algıya dikkatinizi çekmek istiyorum.- Öncelikle şunu söyleyeyim:Tutuksuz yargılama esastır.
Ancak İBB davasındaki tutuklu sayısı hayli yüksek.
Üstelik bazı sanıkların yattığı süre, alacakları cezanın yatar süresine denk gelmiş vaziyette. “Rüşvete aracılık etmekle” suçlanan ünlü bir sanık tutukluluğunun 5. ayında tahliye edildi ama İBB davasında aynı suçlamanın yöneltildiği isimler 10 aydan fazla süredir içeride.- Duruşmaların canlı yayınlanması talebi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan geldi.
CHP de bu talebi sahiplendi.
MHP lideri Devlet Bahçeli de duruşmaların canlı yayınlanması fikrine destek verdiği halde iktidar buna sıcak bakmadı.
TBMM’de düzenleme yapılması gerektiği açıklandı ama bu düzenlemenin yapılması için iktidar tarafından hiçbir adım atılmadı.Bu durum, iddialar konusunda savunma makamında olan özgüvenin iktidar cenahında bulunmadığı gibi algılandı.- Duruşma, izin verilen 25 gazeteci aracılığıyla Türkiye’ye duyurulacak ama gazeteciler heyete ve sanıklara göre en uzak köşeye oturtuldu.
İmamoğlu’nun sözlerinin gazeteciler tarafından duyulmadığı anlar da hayli fazlaydı.- Malumunuz, duruşmaların yapılması için Silivri Kampüsünde özel bir duruşma salonunun inşaatına başlandı ama duruşma tarihi belli olduğu halde salon zamanında bitirilemedi.Belki ekonomik kriz nedeniyle ödenek sorunu yaşandığı için zamanında bitirilemedi.Belki de duruşmanın özel koşullarda yapılmasının, özel salonda ortaya çıkacak “özel yargılama” görüntüsünün, İmamoğlu’nun hanesine yazacağından endişe edildiği için iş ağırdan alındı.Ben şahsen ilk ihtimalin daha yüksek olduğuna inanıyorum.Zira davanın özel bir dava olduğunu gösteren başka belirtiler de vardı.Örneğin (CHP lideri Özgür Özel’in de dikkat çektiği gibi) İstanbul’da 41 Ağır Ceza Mahkemesi varken davanın en başta söylendiği gibi 40.
Ağır Ceza Mahkemesine düştü.Duruşmalar Silivri’deki salonlardan birinde olsa dahi “özel” görüntüsüyle başladı.Alınan olağanüstü güvenlik önlemleri, uzun namlulu silahlarla donatılmış güvenlik güçleri, cezaevi çevresinde oluşturulan kontrol noktaları da bir terör örgütünün duruşması varmış havası yaratıyordu.
Silivri Kaymakamlığı’nın duruşma günü ve öncesinde Silivri Cezaevi çevresiyle ilgili koyduğu yasaklar da (terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına başlanılan) 31 Mayıs 1999 günü Mudanya Kaymakamlığı’nın İskele çevresinde ilan ettiği yasaklara benziyordu.- Duruşma salonunda sanıklara yönelik olumsuz tavırlar, Hâkimin seyircilerden yoğun tepki gelene kadar İmamoğlu’na “sen” ya da “sanık Ekrem” diye hitap etmesi, sanıklarla yakınlarının göz temasına dahi girmesinin engellenmeye çalışılması dikkat çekiciydi.
Hâkimin ilk münazarada salonu boşaltma yoluna başvurması, duruşmaların seyircisiz yapılabileceğini söylemesi, salonu boşaltamayınca duruşmaya 4-5 saat ara vermesi özel duruşma atmosferinin neden olduğu gerilimin doğal bir sonucuydu.- Bir başka sorun daha vardı.
Bir yargılama süreci Hâkim, iddia makamı ve savunma makamından oluşur.
İddia makamıyla eşit olduğu varsayılan savunma makamı bazı engellemelerle karşılaşıyorsa o duruşmanın adil olma ihtimali ortadan kalkar.
İlk duruşmada şunu öğrendik:Avukatların ısrarla istediği sanıkların savunma sırasını gösteren liste “hazır değil” gerekçesiyle avukatlara verilmemiş.
Ancak o liste duruşmadan bir gün önce iktidar yanlısı bir gazetede yayınlandı.Avukatların mahkemeden taleplerinin sürekli reddedilmesi de savunma makamının yok sayıldığı yorumlarına neden oldu.- En önemli boyut ise içerik.
Duruşmanın ilerleyen günlerinde daha iyi göreceğiz: AK Partili belediyelerce icat edilmiş ve rutin hale gelmiş bazı yöntemlerin İBB CHP’ye geçtikten sonra ciddi suçlar olarak gösterilmesi söz konusu.***Neticede İmamoğlu Davasının ilk duruşma gününde hiçbir ilerleme kaydedilmedi.Alınan önlemleriyle, duruşma salonunda yaşananlarıyla davanın sıradan bir adli yargı davasından öte, siyasi bir davaya dönüştüğü algısını güçlendirdi.İktidar farkında değil ama Mahkeme bugünden tezi yok adil yargılama sürecine harfi harfine uymazsa, ortaya çıkan algıya inanan insanların sayısı sürekli artacak.