Haber Detayı
Propaganda çıkarılınca geriye kalanlar
İran’da Rehberlik makamına “O mu, bu mu” derken Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in seçildiği haberi geldi....
İran’da Rehberlik makamına “O mu, bu mu” derken Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in seçildiği haberi geldi.
Mücteba hayatta mı?
Hayattaysa da yaralı mı?
Durumu kritik mi, bunları bilmiyoruz.
Uzun süre de bilemeyeceğiz gibi duruyor.
Analistler Mücteba’nın ilan edilmesinin sonuçlarını uzun uzun tartışırken şunu düşündüm: Mücteba Hamaney’in adı yıllardır ortalıkta dolanır.
Ancak halktan, düz vatandaştan Mücteba’yı ne görmüş olan vardır ne duymuş olan vardır.
Hiçbir zaman röportaj vermemiştir.
Sesini bilen duyan herhalde Beyt çevresinde bir grup insandır.Mücteba hayatında bakkala gitmemiştir, kendi çevresinden olmayan bir İranlı ile iki kelam etmemiştir.
İranlı bir genç hayata nasıl bakar, dünyaya nasıl bakar, hiç bilmiyordur, tecrübe etmemiştir.
Kısıtlı bir çevrede, küçük ve radikal bir dünyada büyümüş bir adam, şimdi 90 milyonluk ülkenin kaderini yönetecek.
Çok yazık!***İranlı dostlarımla bol bol sohbet etmeye çalışıyorum.
Çoğu zaman bir gazeteciden çok dert dinleyen halden anlayan biri ruh haline ister istemez bürünüyorum.
İran için ümitvar olmak için çok fazla bir neden şu anda yok.
Gelecek neler getirecek yine de hep beraber göreceğiz.Öncelikle şunu aktarmam lazım.
Şu anda Maşallah bizim televizyonlar, İran Devlet Televizyonlarından daha fazla propaganda yapıyor.
Türkiye’de yaşayan İranlılar “Hayretle izliyoruz Türk TV’lerini” diyorlar.
Herhalde bu tutum Türkiye’nin kimlik arayışının bir parçası ki bu başka bir yazının konusu.Şu anda büyük kentlerde düz vatandaşlar, evde kalmaya gayret ediyorlar.
Meskun mahaller henüz güvende.
Ancak İranlılar diyorlar ki, “Biz bu savaşla beraber Devrim Muhafızlarının bütün başkenti bir askeri üsse çevirdiğini öğrendik.
Kentin bütün altının bir gizli sığınağa dönüştürülmüş olduğunu, bu sığınağa camilerden hastanelerden girişler yapılmış olduğunu öğrendik.
Millet 3 bin TL asgari ücrete çalışırken, bütün kaynakların bu işlere ayrılmış olduğunu öğrendik.”***Bu savaş bitse bir dert, bitmese bir dert.
Eğer savaş böyle biterse, rejimin halka yine büyük bir hınçla girişeceği gerçeği ile yaşıyor İranlılar.
Devlet televizyonlarından sürekli halka tehditler savuruluyor.
Tahran sokaklarında ellerinde megafonlarla Besic milisleri geziyor ve ellerinde sorgusuz sualsiz vur emri olduğunu, herkese ayaklarını denk almaları gerektiğini anons ediyorlar.Onun dışında, elektrik kesintileri artmış vaziyette.
Kişi başı tanımlanan benzin alma miktarı yüzde 30 düşürüldü.
Nakit para sıkıntısı yavaş yavaş problem olmaya başladı.
İran’da kredi kartı da yok.
Dolayısıyla cebinizde para varsa var, yoksa yok.
Açsınız.
Millet şu anda savaş kadar açlıktan da korkuyor.Televizyonlarda propaganda seansları mide bulandırıcı düzeyde devam ederken İran’da sokaktaki hava budur.
Gazetecilikten de öte insanlık görevimizi yapmış olalım.