Haber Detayı

Karton ambalajda 3’lü kıskaçtan 3 adımda çıkış
Sektör ekonomigazetesi.com
09/03/2026 09:00 (4 saat önce)

Karton ambalajda 3’lü kıskaçtan 3 adımda çıkış

KASAD Başkanı Alican Duran, rekabet, maliyet ve talep kıskacındaki karton ambalajda çıkışın ihracatçılara öngörülebilir kredi mekanizmaları oluşturularak, katma değerli üretimi teşvik eden güçlü desteklerle ve Avrupa’ya olan bağımlılığın azaltılarak sağlanacağını söylüyor.

MERVE YİĞİTCAN Türkiye’nin dış ticaret fazlası veren önemli sektörlerinden karton ambalaj, Avrupa ile entegre çalışan stratejik sanayi kollarından biri olarak dikkat çekiyor.

Bugün 1,5 milyar dolarlık pazar büyüklüğüyle Avrupa’nın en güçlü oyuncularından biri konumunda yer alan Türk karton ambalaj sektörü, Avrupa pazarında yüzde 9,2’lik payıyla Almanya, Polonya, İtalya ve İngiltere’nin ardından Fransa ile birlikte 5’nci sırayı paylaşıyor.

Pandemi sonra talebin hızlı büyümesi ile 2022’de zirveye çıkan sektör, 2025 yılını küresel yavaşlamaya rağmen 1 milyar 61 milyon dolarlık bir ihracatla kapattı.

Sektör temsilcileri, iç pazarda yüksek enflasyon ve alım gücündeki daralmanın yanı sıra  Avrupa’da  yaşanan resesyonun hala devam etmesi nedeniyle üretim tarafında tam kapasiteye ulaşılamadığına dikkat çekiyor.

Sektörün bugün güçlü üretim altyapısına ve Avrupa standartlarında teknolojik donanıma sahip olmasına rağmen, makroekonomik koşulların yarattığı talep ve finansman baskısı nedeniyle potansiyelinin altında çalıştığını savunan sektör temsilcileri, tüm bu tabloya rağmen Türkiye’de yatırım ve büyüme iştahını koruyan, kapasitesi hazır ve uygun koşullar oluştuğunda hızlı şekilde hızlanarak ihtiyacı karşılayabilecek durumda olduklarını söylüyor.

Peki sektörün yeniden zirveye çıkması için hangi aksiyonların alınması gerekiyor?

Bu noktada Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Başkanı Alican Duran ile sektördeki sorunları masaya yatırarak, çözüm reçetesini ve yol haritalarını konuştuk.

En pahalı işçilik bizde En temel başlık bugün nakit akışı yönetimi.

Enflasyonist ortamda artan girdi maliyetleri nedeniyle işletme sermayesi ihtiyacı yükselirken, finansmana erişimin zorlaşması ve kredi limitlerindeki daralma şirketlerin operasyonel esnekliğini sınırlandırıyor.

Bu durum özellikle ihracatçı sektörlerde daha belirgin hissediliyor.

Maliyet tarafında enerji, işçilik ve finansman giderlerindeki artış; marka sahiplerinin fiyat baskısıyla birleştiğinde kârlılık üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.

İhracatımızın önemli bölümünü gerçekleştirdiğimiz Batı Avrupa’daki talep daralması ve yüksek enflasyon sipariş hacimlerini sınırlarken, Doğu Avrupa kaynaklı daha düşük maliyetli üretim yapan firmaların agresif fiyat rekabeti marjları daraltıyor.

Özetle; hem iç hem dış talep tarafında eş zamanlı baskıların yaşandığı, finansal disiplin ve verimlilik odaklı yönetimin her zamankinden daha kritik olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Risk tarafında, 2026’nın özellikle ilk yarısında temkinli ve daha yavaş bir ekonomik görünüm öne çıkıyor.

Avrupa’daki resesyonun derinleşmesi ihtimali ve yurt içinde sıkı para politikasının likidite üzerindeki baskısı en somut risk başlıkları.

Bunun yanında, düşük kur politikası nedeniyle Doğu Avrupa’nın en pahalı işçiliğinin bizde olmaya başlaması ve maliyet yapımızın dolar bazında yüksek seyretmesi nedeniyle fiyat tutturulamaması, ihracat pazarlarında rekabetçiliğimizi zorlayacak son derece önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Savaş, riskleri artırıyor Fırsat tarafında ise sürdürülebilir ambalaj trendinin güçlenmesi, sektörümüz açısından avantaj sunuyor.

Yeşil dönüşüm ile kâğıt kartona geçiş küresel ölçekte hız kazanıyor. 2030 yılına kadar Avrupa’daki plastik ikamesi boyutunun 2,1 miyar Euro’ya ulaşacağı varsayılıyor.

Türkiye’nin de bu dönüşüme hızla uyum sağlayabileceği ve bu ek pazar artışının sektörümüze olumlu yansıyacağına inanıyoruz.

Avrupa’ya coğrafi yakınlığımız ve lojistik avantajımız de bizi güçlü bir aday haline getiriyor.

Ayrıca ABD gibi denizaşırı pazarlarda büyüme potansiyeli, ihracatta pazar çeşitlendirmesi açısından önemli bir fırsat alanı oluşturuyor.

Orta vadede sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi odağının artması, karton ambalaj sektörünü yapısal olarak destekleyen en güçlü dinamik olmaya devam edecek.

Diğer tarafta şubat ayı sonunda başlayan ve henüz ne zaman ve nasıl sonlanacağı bilinmeyen ABD & İsrail- İran savaşı ile net enerji ithalatçısı olan Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de enerji fiyatlarının artması kaçınılmaz olacaktır.

Bugünlerde Avrupa’da doğal gaz fiyatlarına yüzde 30-50 arasında zamlar yapıldığı ve bu nedenle de ortalık durulana kadar yeni siparişler için fiyat garantisi vermedikleri görülüyor.

Ülkemizde de aynı şekilde petrol fiyatlarına bağlı olarak özellikle ithal girdiler olmak üzere hammadde ve navlun fiyatlarının artması ile pek çok şey zincirleme olarak yükselebilecektir.

Sektörümüz üretimine devam ediyor ancak belirsizliklerin çok olduğu bu dönemde öncelikle nakit akışı olmak üzere sürdürülebilir bir üretim için çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz.

Zaten Avrupa ekonomilerinin petrol şoku nedeniyle resesyona girmesi ihracatımızı azaltacaktır.

Dolayısıyla zaten birkaç zaten yıldır hedef pazarlarımızdan olan Amerika’ya olan ihracat faaliyetlerimizin hızlandırılmasının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

Bu amaçla, KASAD üyelerinden olan bir ticaret heyeti olarak yeni pazarlar bulmak, yeni iş birlikleri kurmak için Nisan ayı son haftasında ABD’ye gidiyoruz.

Her kriz yeni fırsatlar yaratabilir Tabii her kriz aynı zamanda yeni fırsatlar da yaratabilir.

Umarız bu savaş çok fazla zarar vermeden kısa sürede biter.

Savaşa neden olan olumsuzlukların da ortadan kalkmasıyla bölgemize istikrar gelmesini ümit ediyoruz.

Tabii bunun da tarihe dayanan bir dostumuz olan kapı komşumuz İran ile ticaretimizin artarak yeni büyük bir pazarın oluşması ve ülkemiz ekonomisine fayda sağlayacak, canlandıracak gelişmelere yol açmasını temenni ediyoruz.

Bu kriz aynı zamanda sektörümüzde zaten devam etmekte olan yenilenebilir enerji yatırımlarının arttırılmasına da itici bir güç olabilir.

Bunun da gelecek için bir fırsat, olumlu bir gelişme olacağını düşünüyoruz.

Finansal disiplin ve verimlilik vurgusu “Öncelikle finansman tarafında üretim ve ihracat odaklı sektörlere yönelik daha öngörülebilir ve erişilebilir kredi mekanizmaları oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.

Uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman imkânı, özellikle ihracatçı sektörler için rekabet gücünün temel unsurlarından biri.

İkinci olarak, katma değerli üretimi teşvik eden desteklerin güçlendirilmesi önem taşıyor.

Dijitalleşme, otomasyon ve verimlilik yatırımları hem maliyet baskısını azaltır hem de firmaların küresel pazarlarda daha güçlü konumlanmasını sağlar.

Üçüncü başlık ise pazar çeşitlendirmesi.

Avrupa’ya yüksek bağımlılık riskleri artırıyor.

Yeni pazarlara erişim için ticari diplomasi, sektörel kümelenme projeleri ve ihracat destek programları daha etkin şekilde devreye alınmalı.

Orta vadede rekabet gücünü artırmanın yolu hem finansal istikrarı hem de stratejik pazar açılımını birlikte yönetmekten geçiyor.

Riskleri bertaraf etmek için de bu dönemde öncelik finansal disiplin ve verimlilik olmalı.

Makro ölçekte enflasyonla mücadelede öngörülebilirliğin artırılması, finansal istikrarın güçlendirilmesi ve ihracat destek mekanizmalarının daha sade ve erişilebilir hale getirilmesi kritik önem taşıyor.

Sektörel ölçekte ise verimlilik artırıcı yatırımların hızlandırılması, nakit akışının disiplinli yönetilmesi ve uzun vadeli müşteri ilişkilerine dayalı daha sürdürülebilir fiyatlama stratejilerinin geliştirilmesi gerekiyor.

Ayrıca çevre ve karbon standartlarına uyum yatırımları kısa vadeli maliyet olarak görülmemeli; uzun vadeli rekabet gücünün temel unsuru olarak değerlendirilmelidir.

Alican Duran’a göre sektörün yol haritası KASAD Başkanı Alican Duran sektörün yol haritası için 12 maddelik bir yol haritası çizdi.

Duran, sektör için belirlediği rotayı şöyle açıkladı: - Finansmana erişim kolaylaştırılmalı.

Üretim ve ihracat odaklı sektörler için daha öngörülebilir, uzun vadeli ve uygun maliyetli kredi mekanizmaları oluşturulması rekabet gücü açısından kritik. - Nakit akışı yönetimi öncelik olmalı.

Enflasyonist ortamda artan girdi maliyetleri ve daralan kredi limitleri nedeniyle şirketlerin finansal disiplinle hareket etmesi gerekiyor. - Verimlilik ve otomasyon yatırımları hızlandırılmalı.

Dijitalleşme, otomasyon ve süreç verimliliği yatırımları maliyet baskısını azaltırken küresel rekabette avantaj yaratır. - Katma değerli üretim teşvik edilmeli.

Teknoloji, tasarım ve yenilikçi üretim süreçleriyle sektörün fiyat rekabetinden değer rekabetine geçmesi sağlanmalı. - İhracatta pazar çeşitliliği artırılmalı.

Avrupa’ya yüksek bağımlılık risk yaratıyor.

ABD başta olmak üzere yeni pazarlara açılım sektörün dayanıklılığını artıracaktır. - Sürdürülebilir ambalaj dönüşümü fırsata çevrilmeli.

Plastik yerine kâğıt ve karton kullanımının artması, sektör için küresel ölçekte yeni bir büyüme alanı yaratıyor. - Yeşil dönüşüm yatırımları hızlanmalı.

Karbon düzenlemeleri ve çevre standartlarına uyum kısa vadeli maliyet değil, uzun vadeli rekabet gücünün temel unsuru olarak görülmeli. - Enerji maliyetlerine karşı önlem alınmalı.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması hem maliyet yönetimi hem de sürdürülebilirlik açısından stratejik önem taşıyor. - Lojistik ve coğrafi avantaj iyi kullanılmalı.

Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı ve güçlü üretim altyapısı, tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif olma fırsatı sunuyor. - Uzun vadeli müşteri ilişkileri güçlendirilmeli.

Dalgalı dönemlerde sürdürülebilir fiyatlama ve güçlü iş birlikleri şirketlerin dayanıklılığını artırıyor. - Ticari diplomasi ve sektörel iş birlikleri desteklenmeli.

Ticaret heyetleri, fuarlar ve uluslararası temaslar yeni pazarlara erişimde önemli rol oynuyor. - Sektör tedarik zincirinin kritik bir halkası olarak görülmeli.

Gıda, ilaç, otomotiv ve perakende gibi birçok sektör için temel bir üretim alanı olan karton ambalajın stratejik rolü politika tasarımlarında dikkate alınmalı.

İkinci yarıda kademeli toparlanma bekliyoruz Karton ambalaj sektörü yalnızca bir üretim alanı değil; gıdadan ilaca, otomotivden perakendeye kadar birçok sektörün tedarik zincirinin temel unsurlarından biri.

Bu nedenle burada yaşanan gelişmeler reel sektörün geneline doğrudan yansır.

Uygun finansal koşulların sağlanması, verimlilik odaklı yatırımların sürdürülmesi ve pazar çeşitlendirmesinin güçlendirilmesiyle sektörümüzün orta vadede yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakalayabileceğine inanıyoruz. 2026’nın ikinci yarısından itibaren kademeli bir toparlanma ve hızlanma bekliyoruz.

Ancak bu dönemi sağlıklı biçimde atlatmanın yolu, pazar yöneliminden ziyade finansal disiplinin korunması ve nakit akışının etkin yönetilmesinden geçiyor.

Matbaacılıkta ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi 1973 doğumlu Alican Duran, Türkiye karton ambalaj ve matbaa sektöründe uzun yıllardır faaliyetlerde bulunuyor.

Matbaacılık alanında köklü bir aile geleneğinin üçüncü kuşak temsilcisi olan Duran, eğitimini İtalya, İngiltere ve ABD’de tamamladı; Arizona State University Uluslararası İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

İş hayatını aile şirketi olan Duran Doğan Basım ve Ambalaj Sanayi A.Ş. bünyesinde sürdüren Duran, uzun yıllardır şirketin üst yönetiminde görev alarak üretim, teknoloji ve ihracat yatırımlarının geliştirilmesinde rol üstlendi.

Sivil toplum tarafında da aktif bir isim olan Duran, Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.

Ayrıca Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) yönetiminde yer alan Duran, Avrupa karton ambalaj üreticilerini temsil eden European Carton Makers Association (ECMA) bünyesinde başkan yardımcılığı görevini de üstlendi.  

İlgili Sitenin Haberleri