Haber Detayı

Kadın karar masasında
Ekonomi ekonomigazetesi.com
09/03/2026 07:37 (2 saat önce)

Kadın karar masasında

EKONOMİ Gazetesi, 8 Mart'ı iş dünyasının kadın liderleri ile kutladı. Gazetemizin yazıişleri masasına konuk olan kadınlar bugünkü manşetimizi atarken, sadece görünürlük değil, karar verici masalarda kadınların daha çok yer alması gerektiğine dikkat çektiler.

EKONOMİ Gazetesi yazı işleri masasını kadın liderlere açtı.

Bu yıl 6'ncı kez EKONOMİ Gazetesi'nin merkez binasında buluşan liderler, sadecegörünürlük değil, karar verici masalarda kadınların daha çok yer alması gerektiğine dikkat çektiler ve gazetemizin bugünkü manşetini attılar.

ENTEGRE RAPORLAMA DERNEĞİ TÜRKİYE YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF.

DR.

GÜLER ARAS: Kadın dönüşür dünya değişir Bir kadın bir insanı yetiştirir.

Eğitimli bir annenin yetiştirdiği bireylerden oluşan bir toplumda da liderler ve kurumlar buna göre şekillenir.

Kadının dönüştürücü gücünün arkasındaki donanımın sağlanması bu nedenle çok önemli.

Gerekli eğitime erişmesi, sağlıklı ve destekleyici çalışma ortamlarının oluşturulması, çocuklarını rahat yetiştirebilecekleri koşulların sağlanması ve hayatlarını kolaylaştıracak mekanizmaların kurulması gerekiyor.

Kadın doğru yönlendirildiğinde ve gerekli eğitimleri aldığında bu etki zincirleme şekilde büyür.

Toplumun tamamına yayılan bir dönüşüm yaratır.

Kadın güçlenirse toplum güçlenir.

Kadın değişirse toplum değişir.

Temsiliyette kadın bu nedenle çok önemli.

Ancak mesele sadece belirli kota oranlarını tutturmak değil.

Donanımlı ve bilgili kadınların bulunması gerek.

Hayatımdaki en önemli şeylerden biri ailemin bana “yapabilirsin” demesiydi.

Ekosistem bize destek olduğunda çok daha büyük işler başarabiliriz.

Sorunları tekrar etmek yerine çalışıp çözüm üretmek gerek.

Şimdi harekete geçme zamanı.

ECOFOLİO CEO’SU DR.

MELEK DEMİRAY: Kadın girişimcinin ürettiği değer daha fazla Araştırmalar kadın girişimcilerin yarattığı değerin erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Erkekler bir birim değer üretirken kadın girişimciler iki birim değer üretiyor.

Girişimcilik desteklerinde de benzer bir çarpan etkisi var, verilen bir birim destek ortalama on birim değere dönüşüyorsa kadınlarda bu etki daha da artıyor.

Türkiye’de yatırım ekosistemine baktığımızda ise tablo farklı.

Kitle fonlama sisteminde kadınların payı yüzde 13.

Oysa bu sistemler e-ticaret kadar kolay kullanılabiliyor.

Kadınlar çoğu zaman yalnızca tüketici olarak görülüyor, alışveriş yapan taraf gibi konumlandırılıyor.

Oysa yatırım dediğimiz şey sadece altın almak değil.

Üretime, istihdama ve yeni iş alanlarına dönüşen yatırımlar mümkün.

Aslında geleceği en çok düşünenler yine kadınlar, anneler.

Çocuklarının yarını için en çok kafa yoranlar da onlar.

Kadınların yatırım süreçlerinde daha aktif rol alması hem ekonomik hem de toplumsal etki yaratabilir.

Bir şeye yatırım yapmak, o değişimin parçası olduğunu hissettirir.

Bu da kadına hem güven verir hem de gerçekten bir şeyleri değiştirebildiğini somut olarak gösterir.

SİNPAŞ GYO GENEL MÜDÜRÜ SEBA GACEMER: Dünya bir kadını kurtarmak için seferber olmalı Kendi sektörümüzde,fırsat eşitliği sağlandığında kadınların en kritik karar noktalarında yer alabildiğini görüyoruz.

Kadınların aslında en çok ihtiyacı olan şey özgürlük ve sorumluluk.

Özgür ve sorumlu bir kadının başaramayacağı bir şey olmadığına inanıyorum.

Analitik düşünme, riskleri öngörme ve süreçleri bütüncül değerlendirme konusunda kadınların güçlü bir sezgisi var.

Bu da özellikle yönetim ve karar süreçlerinde önemli bir avantaj sağlıyor.

Gayrimenkul gibi erkek egemen kabul edilen bir sektörde uzun yıllardır çalışıyorum. “Bu sektör çok zor, erkek egemen” gibi kalıplarla çok karşılaştım.

Ama benim önümün açılmasını sağlayan şey özgürlüktü.

Kadınlara alan açıldığında ve güvenildiğinde ortaya koydukları iş zaten kendini gösteriyor.

Eğer gerçekten ilerlemek ve kalkınmak istiyorsak, kadınların özgürce çalışabileceği ve sorumluluk alabileceği alanlar yaratmamız gerekiyor.

Çünkü özgür bir kadının önünde kimse duramaz, mutlaka başarıya ulaşır.

NAZAR TEKSTİL YK BAŞKAN VEKİLİ NAZLI CEYLAN BALDUK KURTUL: Mış gibi değil, gerçek temsiliyet Ne yazık ki hâlâ erkekleri ikna etmemiz, bunu ispat etmemiz gereken bir dönemdeyiz.

Kadınların o pozisyonları gerçekten hak ederek alabileceğine toplumun ikna olması gerekiyor.

Tıpkı bazı sürdürülebilirlik raporlarında olduğu gibi “mış gibi” yapılan işler görebiliyoruz.

Şirketler krediye daha kolay ulaşmak, ihracatta avantaj sağlamak ya da uluslararası markaların tedarikçisi olabilmek için rapor hazırlıyor.

Kadın yöneticilik meselesi de zaman zaman benzer şekilde ele alınıyor.

Oysa mesele “mış gibi” yapmak değil.

Karar alma mekanizmalarında kadınların gerçekten aktif ve etkili pozisyonlarda olması gerekiyor.

Sadece var olmak değil, o masada söz hakkı sahibi olmak ve katkı sunabilmek önemli.

Ben değişimin yetkinliği ortaya koyarak gerçekleşeceğine inanıyorum.

Kadınların başarı hikâyeleri nesilden nesile aktarıldıkça bu algı da dönüşecek.

Çünkü gerçek başarılar çoğaldıkça, kadınların yetkinlikleriyle de o alanlarda var olabileceği çok daha net görülecek.

THE GOOD WİLD KURUCUSU DİLARA KOÇAK: Görünürlük çok, etki az Kadınların katılımına değil, karar vericiliğine ihtiyacımız var.

Uzun zamandır kadının siyasetteki, tarımdaki ya da iş dünyasındaki oranını artırmayı konuşuyoruz.

Oysa bu dönüşüm için asıl ihtiyaç duyulan şey kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması.

Bugün görünürlüğün çok yüksek olduğu bir dünyadayız.

Dijital medyanın etkisiyle herkes görünür olabiliyor.

Ama görünürlük çok, etki az.

Oysa dönüşüm için etkiye ihtiyaç var.

Görünürlüğün yanında uzmanlık, liderlik ve donanım da gerekiyor.

Start-up kurmuş biri olarak şunu çok net söyleyebilirim, Start-up dünyasında fırsat eşitliği hâlâ yok.

Çok güçlü rol modellerimiz var.

Ama buna rağmen kadın girişimciler sahneye çıktığında çoğu zaman hâlâ sıfırdan değerlendirilmiş gibi bakıldığını hissediyorsunuz.

Kendi alanımda yılların birikimi ve deneyimim var.

Ama o sahneye çıktığınızda hâlâ sizi sıfırdan ölçen bir bakışla karşılaşabiliyorsunuz.

Bu yüzden sadece görünür olmak değil, karar verici olmak ve etki yaratmak gerekiyor.

SOSYALBEN KURUCUSU ECE ÇİFTÇİ: Ayşe Teyze masada olmadığı sürece dönüşümden söz edemeyiz Kadınlar, çocuklar ve gençler adına karar verilmesi aslında çok benzer süreçler.

Birileri onların yerine konuşuyor, onların adına karar veriyor.

Ama çoğu zaman onlara sorulmuyor.

Bence mesele tam da burada başlıyor.

Kadınlarla birlikte kadınlar için ne yapılacağı konuşulduğunda, farklı sesler bir araya geldiğinde dönüşüm zaten kendiliğinden başlıyor.

Çünkü konuşma ve diyalog alanı açıldığında o etki önce eve, sonra çocuğa, sonra da toplumun geneline yansıyor.

Bugün birçok alanda herkes kadınlar adına konuşuyor ama çoğu zaman sorunu yaşayanlar o masada yer almıyor.

Oysa gerçek dönüşüm, sorunları yaşayanların da o sürece dahil olmasıyla mümkün.

Sivil toplumda sık sorduğumuz bir soru var: “Kim?” Bu soruyu sorduğumuzda çoğu zaman sahadaki gerçek insanı, yani Ayşe teyzeyi o masada göremiyoruz.

Oysa mesele tam da onun hayatını etkiliyor.

Ayşe teyze konuşmaya başladığında, yaşadığı soruna bir isim koyduğunda ve itiraz ettiğinde gerçek dönüşüm işte o zaman başlayacak.

GAZETECİ-YAZAR ELÇİN POYRAZLAR:  Eşitliğin olmadığı toplumlarda kalkınma mümkün değil Araştırmalar kadın-erkek eşitliğine karşı olan, kadının sosyal ve ekonomik haklarını sınırlayan ülkelerin refah düzeyinin ve büyümesinin düşük olduğunu ortaya koyuyor.

Örneğin Economist dergisi tarafından yapılan analizler kadınların baskı altında tutulması ile bir ülkenin gelir seviyesinin ve istikrarının düşük olması arasında güçlü bir istatistiksel bağlantı olduğunu ortaya koymuştu.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığı yönetimlerde ciddi bir büyüme kaybı, düşük verimlilik, kişi başına düşen milli gelirde gerileme ve yaygın yoksulluk yaşanıyor.

Yine de paradoksal olarak bu trendi tersine çevirecek olanlar da kadınlar.

Bu anlamda kız çocuklarının eğitimi, kadınların çalışma ve sosyal hayata katılması ve karar verici mevkilere gelerek daha fazla kadının önünü açması ciddi bir politika haline gelmeli.

İş hayatında sıklıkla söz edilen kadınlar arası yıkıcı rekabetin mevcut sistemle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Kabul edelim; kadınların bulunmadığı, yok sayıldığı masaların uzun vadede başarıya ulaşması mümkün değil.  

İlgili Sitenin Haberleri