Haber Detayı
Herkes İran’a Bakıyor… Ben Çin’i Görüyorum
Dünya yine aynı filmi izliyor.
Ekranlarda İran var.Hamaney var.İsrail var.Füzeler ve patlamalar var.
Analistler harita açıyor.Generaller ok çiziyor.Yorumcular bağırıyor.
Ama kimse şu soruyu sormuyor: Gerçekten İran mı hedefte?
Ben pek öyle düşünmüyorum.
Çünkü bazen savaşlar cephede değil…petrol tankerlerinde başlar.
Önce Venezuela.
ABD operasyon yaptı.Maduro yakalandı.
Batı medyası manşeti attı: “Diktatör devrildi.” Alkışlayan alkışladı.Uluslararası hukuk dersi veren dersini verdi.
Ama kimse şu soruyu sormadı: Venezuela petrolünü en çok kim alıyordu?
Çin.
Günde yaklaşık 800 bin varil.
Maduro gitti.
Hat kesildi.
Sonra İran.
ABD ve İsrail vurdu.
Hamaney öldürüldü.
Yorumlar yine hazırdı: “Nükleer tehdit bitti.” Peki İran petrolünü en çok kim alıyordu?
Yine Çin.
Günde yaklaşık 1.5 milyon varil.
Savaş başladı.
Hat kesildi.
İki farklı ülke.
İki farklı kıta.
İki farklı gerekçe.
Ama aynı müşteri.
Çin.
Tesadüf mü?
Belki.
Ama dünya siyasetinde bazen tesadüf dediğimiz şey…stratejinin kibar adıdır.
Çünkü Çin bugün dünyanın fabrikası.
Dünya üretiminin yaklaşık %28’i Çin’de yapılıyor.
Ve her yıl Amerika’ya biraz daha yaklaşıyor.
Birçok ekonomik tahmin aynı noktaya işaret ediyor: 2030’a doğru dünyanın en büyük ekonomisi olabilir.
İşte süper güçler için en tehlikeli an tam da budur.
Rakibin seni geçmek üzere olduğu an.
O anda iki seçenek vardır: Ya durdurursun… Ya da artık durduramazsın.
Ama Çin’in bir zayıf noktası var.
Enerji.
Çin tükettiği petrolün büyük kısmını ithal ediyor.
Yani dev bir motor.
Ama yakıt hortumları başka ülkelerde.
Venezuela.
İran.
Rusya.
Ortadoğu.
Ve dikkat edin… Son yıllarda bu hatların hepsi krizle, yaptırımla ya da savaşla karşı karşıya.
Bir motoru durdurmak için motoru parçalamanız gerekmez.
Yakıtını kesmeniz yeterlidir.
Ama mesele sadece petrol değil.
Çin aynı zamanda dev bir ticaret ağı kuruyor.
Adı: Modern İpek Yolu.
Pekin’den çıkıyor.
Orta Asya’dan geçiyor.
İran’dan ilerliyor.
Avrupa’ya ulaşıyor.
Demiryolları.Limanlar.Boru hatları.
Trilyon dolarlık yatırım.
Ve Avrupa giderek bu ağın içine çekiliyor.
Almanya’nın en büyük ticaret ortağı artık Çin.
Fransa yeni anlaşmalar yapıyor.
Avrupa yavaş yavaş yeni bir ekonomik eksene kayıyor.
Tam o sırada İran krizi patlıyor.
Tesadüf mü?
Belki.
Ama İran, Çin’in Avrupa’ya kara ticaretinde kritik bir köprü.
O köprü şimdi savaşın ortasında.
Ve bütün bu satranç tahtasının sonunda tek bir kare var.
Tayvan.
Çünkü dünyanın en gelişmiş çiplerinin büyük kısmı orada üretiliyor.
Telefonunuzdaki çip.
Arabanızdaki çip.
Uydu sistemleri.
Füzeler.
Hepsi.
ABD diyor ki: “Tayvan’ı koruyacağız.” Çin diyor ki: “Tayvan bizimdir.” Ortada uzlaşma yok.
Geri adım yok.
Ring kurulmuş durumda.
Şöyle düşünün.
İki boksör dövüşe çıkacak.
Ama biri rakibini dövüşten önce aç bırakıyor.
Suyunu kesiyor.
Müttefiklerini dağıtıyor.
Rakibi ringe bitkin çıksın diye.
Venezuela.
İran.
Rusya.
Ortadoğu.
Her biri ayrı kriz gibi görünüyor.
Ama belki de hepsi aynı satranç oyununun hamleleri.
Dünya ayrı ayrı savaşlar görüyor.
Ben tek bir mücadele görüyorum. 21.yüzyılın büyük güç savaşı.
Ve herkes İran’a bakarken… Asıl hedef çoktan belirlenmiş olabilir.
Dünya İran’ı konuşuyor.Ben ise hedef tahtasındaki ismi.
Çin’i.