Haber Detayı

Gıda Tekelleri Değil Halk Yönetsin: Yeni Nesil Kooperatifçilik Neleri Değiştirir?
Mete yolaş gercekgundem.com
09/03/2026 06:00 (4 saat önce)

Gıda Tekelleri Değil Halk Yönetsin: Yeni Nesil Kooperatifçilik Neleri Değiştirir?

Markete giriyorsunuz. Domates, et, süt, peynir her ay biraz daha ulaşılmaz. Çiftçi tarlada zarar ediyor, besici ahırda borç büyütüyor, siz mutfakta neyi keseceğinizi hesaplıyorsunuz. Arada birisi kazanıyor ama o birisi ne çiftçi ne besici ne de siz. Peki bu düzen nasıl kuruldu ve nasıl değişir?

Türkiye’nin kooperatif alanında köklü bir dönüşüme ihtiyacı var.

Bugünkü sistem, siyasi kayırmacılık ağlarının elinde.

Çiftçi, besici ve yurttaş ortak varlıkların özelleştirilmesi, tekellerin piyasayı yutması ve gıda-tarım düzeninin finans sektörünün oyuncağına dönüşmesi karşısında eziliyor.

AKP iktidarı bu yapısal bozukluğu, siyasi sadakat devşirmek için kullanıyor.Kooperatiflerin İçini Kim Boşalttı?Türkiye’de gıda-tarım kooperatifçiliği, tarihsel süreç içinde bir taraftan devletin tepeden müdahaleci politikalarıyla, öbür taraftan serbest piyasanın yıkıcı etkileriyle sıkıştırıldı.

Melez ve büyük ölçüde işlevsiz bir yapıya dönüştü.

Kırk yıllık piyasacı reform ve siyasi kayırmacılık bu sistemin içini boşalttı.

Kooperatife üye olan çiftçi, toplantıda dışlanıyor.

Kooperatifi yönetenler kayırmacılık ağıyla iktidara bağlı.Aslında sorun piyasacı reformdan önce de vardı.

Reform onu derinleştirdi.

Kooperatifler Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e kadar devlet tarafından alet olarak kullanıldı.

Üyelerin sahip olduğu kuruluşlar olarak değil, hükümet programlarının uygulama kanalları olarak çalıştırıldı.Sonuç ortada: Kooperatif sistemi üç ayrı bakanlık arasında parçalandı.

Birbiriyle çelişen, tutarsız bir mevzuatla boşlukta bırakıldı.

Yöneticiler nitelikli yönetim becerisinden yoksun kaldı.

Dolandırıcılık ve varlıklara el koyma vakaları sıradanlaştı.AKP iktidarında kayırmacılık ağları gıda-tarım sistemine özellikle etkili biçimde sızdı.

AKP’nin kayırmacılık ağları, kendisinden önceki iktidarlara göre hem nitelik hem nicelik olarak daha güçlü hale geldi.

Kooperatifler, demokratik özyönetim mekanları olmaktan çıkıp siyasi ödül dağıtım noktalarına dönüştü.

Piyasacı politikalar, seçici sosyal programlar ve kredi erişimiyle birleşerek kırsal siyasi sadakatin sürmesini sağladı.Peki bu düzeni kim değiştirecek?

Çiftçi, besici, mevsimlik tarım işçisi, köyünde kalan genç kadın, marketteki yurttaş.

Hepsinin talebi aslında aynı kapıya çıkmıyor mu?

Hepsi adil, şeffaf ve insanca bir gıda düzeni istiyor.

Bu talepleri birbirinden ayıran değil, birbirine bağlayan bir siyasete ihtiyacımız var.Tarladan Sofraya Aracısız Sistem Nasıl Kurulur?Bu kadar köklü tıkanıklığı yama niteliğinde, yüzeysel çözümlerle aşamayız.

Kooperatifçilikte hem bilgi hem mimari açıdan bir kopuşa ihtiyacımız var.

Yeni nesil internet teknolojilerinin sunduğu dağıtık kayıt sistemi yani herkesin görebildiği, kimsenin tek başına değiştiremediği dijital kayıt defteri, birbirine bağlı akıllı sensörler, yeni nesil iletişim altyapısı ve yapay zekayı toplumsal fayda için kullanmamız gerekiyor.Çiftçiyle besiciyi, yurttaşla dijital ortamda kooperatifçilik çatısı altında doğrudan buluşturan bir toplumsal dayanışma ekonomisi yaratmalıyız.

Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın dört yapıya bölünmesi ve bu yapılardan birinin Kooperatif ve Kalkınma Bakanlığı olması gerekiyor.

Bir de yönetişimi kooperatif temsilcileri, akademisyen, teknik uzman ve kamu temsilcilerinin özerk ortak aklıyla sağlanacak bir Kooperatif Kalkınma Fonu’yla Ulusal KoopNet adında bir Kooperatif Dijital Ağı kurulması gerekiyor.Ne tam devlet sahipliği ne tam piyasa özerkliği ne de tam kooperatif özerkliği.

Bu üçü arasındaki ilişkinin mimarisini tasarlamamız gerekiyor.

İlk katmanda devlet baz istasyonlarını, hızlı internet altyapısı, uydu bağlantılarını ve merkezi veri işleme merkezlerini bizzat kendisi inşa etmeli ve mülkiyetini korumalı.

Bu altyapının işletim hakkı ise işletme kooperatiflerine devredilmeli.

Yani altyapı devlete ait olacak ama veri toplama, işleme ve kullanım hakkı kooperatiflere ait olmalı.Burası çok kritik bir nokta: Hükümetler veriyi göremez, kullanamaz, siyasi amaçla işleyemez.Kooperatif Kalkınma Fonu, gıda-tarım desteklerini gerçekten ihtiyaç duyulan noktalara yönlendirmeli ve Ziraat Bankası’yla ortak çalışarak kooperatiflere kamu kredisi sağlamalı.

Tarlalarda, seralarda, traktörlerde ve lojistik araçlarda akıllı sensörlere ihtiyacımız var.

Bu sensörlerin finansmanı Kooperatif Kalkınma Fonu üzerinden karşılanmalı.

Ama her başvurana değil gerçekten üreten, aktif kullanan ve verilerini düzenli işleyen kooperatiflere kredi verilmeli.QR Kodla İncirin Hikayesini Oku, Çiftçiye Doğrudan ÖdeKooperatifler akıllı sensörlerle toprağın nem oranını, topraktaki canlı faaliyeti, karbon ayak izini, doğa zenginliği ölçümlerini ve soğuk zincirdeki ısı değişimlerini anlık olarak toplayacak.

Bu veriler KoopNet üzerinde, dağıtık kayıt teknolojisiyle manipülasyona kapalı, değiştirilemez, şeffaf ve geriye dönük izlenebilir bir dijital altyapıda tutulacak.

Muhasebe kayıtları da aynı altyapıda yer alacak.QR kodu okutuyorsun: Bu incir, Nazilli’de Mehmet Amca’nın 3 dönümlük bahçesinde yetişti. 12 litre su harcandı.

Tarım ilacı kullanılmadı.

Kooperatif fiyatı: 45 lira.

Aynı incir markette 120 lira.

Kentteki yurttaş her şeyi şeffaf şekilde görebilecek.

Mehmet Amca’dan incir sipariş etti.

Kapına geldiği an Mehmet Amca emeğinin karşılığını aldı, ödemesi hesabına geçti.KoopNet üzerindeki akıllı dijital sözleşmeler sayesinde, gıda ürünü yurttaşa ya da yerel yönetime ulaştığı an çiftçinin ve besicinin ödemesi anında tetiklenecek.

Ödeme saniyeler içinde çiftçiye, besiciye, nakliyeciye ve kooperatifin dayanışma sandığına önceden belirlenmiş adil oranlarda dağıtılacak.Yeni nesil kooperatifler, en yüksek karı hedefleyen çok uluslu e-ticaret tekellerinin yerine geçecek.

Mülkiyeti ve yönetimi doğrudan çiftçilere, besicilere, gıda-tarım emekçilerine, dağıtımcılara ve yurttaşlara ait dijital pazar yerleri kurulacak.

Gıda ürünleri aracısız, şeffaf ve adil biçimde doğrudan yurttaşlara ulaşacak.Sonuç olarak mesele şu: Sofrada ucuz ve sağlıklı gıda isteyen yurttaş, emeğinin karşılığını alan çiftçi, borç batağından kurtulan besici, güvenceli iş arayan mevsimlik işçi, köyünde gelecek kurmak isteyen genç kadın.

Hepsinin davası aynı.

Bu ülkede gıdayı tekeller ve kayırmacılık ağları değil, halkın kendisi yönetmeli.

Siz sofranızın politikasını kime bırakıyorsunuz?

İlgili Sitenin Haberleri