Haber Detayı

Fenerbahçe motora hararet yaptırıyor!
Alican özcan nefes.com.tr
09/03/2026 05:00 (4 saat önce)

Fenerbahçe motora hararet yaptırıyor!

Aslında Fenerbahçe'nin içine düştüğü ruh halini en iyi, maç bitiminde Oosterwolde’nin ağzından dökülen o...

Aslında Fenerbahçe'nin içine düştüğü ruh halini en iyi, maç bitiminde Oosterwolde’nin ağzından dökülen o cümle anlattı: “3 yıldır buradayım ama 10 yıl gibi hissediyorum.”Oosterwolde'nin bu açıklaması, taktiği, tabelayı, puan durumunu aştı.

Burada mesele oyun değil, yorgunluk, birikmişlik, omuzlara çöken ağırlık.

Fenerbahçe’nin son haftalardaki hali de tam olarak bu.

Yorulan ayaklardan önce, yorulan bir zihin.♦♦♦♦♦Kasımpaşa ve Antalyaspor beraberliklerinden sonra Samsunspor maçı, bir reaksiyon gecesi olmalıydı.

En azından beklenti buydu.

Fakat ilk düdükle birlikte sahaya yayılan görüntü, tribüne umut değil, endişe verdi.Daha ilk düdükle, “Bu akşam yine kolay geçmeyecek” hissi çöktü Kadıköy’ün üstüne.

Öyle de oldu.

Fenerbahçe, kendi seyircisinin önünde maça hükmeden takım gibi değil, başına ne geleceğini bekleyen takım gibi başladı.Skriniar’ın yokluğundan beri ayarını kaybeden savunma, Marius Mouandilmadji’nin kafa golünü adeta locadan seyretti.

İhmal, dağınıklık, tedbirsizlik hepsi aynı karedeydi.♦♦♦♦♦Guendouzi’nin golü ve direkte patlayan top, kısa bir süre için "Acaba?" dedirtti.

Fakat Fenerbahçe o kısa kıvılcımı aleve çevirecek ne iradeyi ortaya koyabildi ne de oyunu toparlayabildi.Takım savunmasının baştan sona dağıldığı, herkesin birbirine baktığı bir pozisyonda Mouandilmadji bir kez daha sahneye çıktı.

Dakika 23’tü.

Skor 2-1’di.

Ama asıl geriye düşen, tabeladan çok oyunun kendisiydi.Fenerbahçe, 89’da gelen beraberlik golüne kadar iflas bayrağını çekmiş bir takım görüntüsündeydi.

Tribünde oturan da bunu gördü, kulübede duran da, sahada koşan da.

Herkesin zihninde aynı cümle; 'Bu isteksizlikle, bu dağınıklıkla, bu kırılganlıkla şampiyonluk nasıl gelecek?'Sonra futbolun o tuhaf tarafı devreye girdi.

Samsunspor’un bir anlık dalgınlığını Asensio cezalandırdı. 90+5’te 19'luk Cherif sahneye çıktı, gece bir anda renk değiştirdi.

Birkaç dakika önce omuzlara çöken karanlık, yerini sahte de olsa bir ferahlığa bıraktı.♦♦♦♦♦Talisca, Skriniar, Semedo, Edson...

Elbette bunlar yokluğu hissedilecek oyuncular.

Bunu inkar etmek akla da futbola da haksızlık olur.

Ama mesele yalnızca eksikler değil.

Asıl mesele, sahada olanların da çoğu zaman yok gibi oynaması.

Daha da önemlisi, teknik ekibin haftalardır tekrar eden arızalara hala kalıcı bir çare üretememesi.Şampiyonluğa oynayan takım, aynı yerden aynı darbeyi bu kadar sık yemez.

Fenerbahçe yiyor.

Hem de inatla.

Rakibine çizgiden orta açtırıyor, ceza sahasında kafa vurduruyor, altıpasın içinde adam kaçırıyor.

Bu, bir kez olur, iki kez olur, sonra adı tesadüf olmaktan çıkar, alışkanlığa dönüşür.♦♦♦♦♦Ligin virajı keskinleşmişken Fenerbahçe’nin her maçı 90’larda kurtarma lüksü yok.

Bu, uzun yolda yakıt ışığı yanarken sürekli gaza basmaya benzer.

Bir yere kadar götürür, sonra yolda bırakır.

Bu takımın ihtiyacı, maça erkenden hükmetmek.

Skoru erkenden almak.

Rakibin direncini daha filizlenmeden kırmak.

Maçın fişini son bölümde değil, daha ilk bölümde çekmek.Maçtan önce, ne dedi Samsunspor'un hocası Fink? "45-50 dakikada fırsat vermezsek, rakibimiz panik yapacaktır".

Aslında Fenerbahçe teknik heyetinin neye karşı strateji geliştirmesi gerektiği bu kadar net.

Çünkü rakiplerinin, kalan tüm maçlarda Fenerbahçe'ye karşı taktikleri bu olacak.♦♦♦♦♦Ama Tedesco’nun Fenerbahçesi oyuna böyle başlamıyor.

Yaylana yaylana giriyor maça.

Sağdan sola, soldan merkeze, sonra geriye; bir pas daha, bir pas daha...

Top dolaşıyor ama tehdit büyümüyor.

Ederson’a dönen toplarla hem kendini uyutuyor hem rakibine nefes aldırıyor.

Oysa artık tek kulvardasın, lig daralmış, hata payı incelmiş, takvim sertleşmiş.

Tedesco ve öğrencileri maç içinde vites değiştirene kadar motora hararet yaptırıyor.Fenerbahçe’nin artık maçlara 5. viteste başlaması, tribünün rüzgarını arkasına alıp oyunu daha ilk dakikada rakibin boğazına kadar itmesi gerekiyor.Büyük takım, tabeladan önce niyetini gösterir.

Bakışından belli olur, ilk müdahalesinden belli olur, ikinci topa gidişinden belli olur.

Fenerbahçe niyetini rakibe geç belli ediyor.

O gecikmenin faturası bazen puan oluyor, bazen sinir, bazen de bütün bir sezonun omzuna binen ağırlık.♦♦♦♦♦Daha iki ay önce övgüyle andığımız bu takım, bugün ne sakatlıkların arkasına sığınmalı ne dış etkenlere tutunmalı.

Çünkü iki ay önce aynı şartlar altında alkış toplayan yapının bugün dağılıp gitmesi, gökten inen bir kader değil.

Bunun sorumluluğu dışarıda değil, içeride aranmalı.Bu saatten sonra herkesin, üzerine düşen sorumluluğunu alması gerekiyor.

Yönetim de, teknik heyet de, futbolcu grubu da.

Kimse kimsenin arkasına saklanmasın.

Kimse suçu havaya, zemine, hakeme, talihe bırakmasın.

Çünkü bazı dönemlerde en ağır yenilgi, puan kaybı değil, ciddiyet kaybıdır.

Fenerbahçe son haftalarda biraz da bunu yaşıyor.♦♦♦♦♦Bahane üretmenin değil, hakikatle yüzleşmenin zamanı.

Çünkü kaldı 9 maç.9 maç, belki yıllardır şampiyonluk bekleyen taraftarın ömrünü biraz daha kısaltabilir.

Belki de bir kulübün kaderi yeniden yazılabilir.

Fenerbahçe için artık mazeretin değil, mizaç değişiminin zamanı.Çünkü bu yol, sendeleyene değil, yumruğunu masaya erken vuran yönetime, oyuna ağırlığını ilk düdükten itibaren koyan takıma açılır.Şampiyonluk, kapısını son anda çalana değil, daha koridordan ayak sesini duyurana gider.

İlgili Sitenin Haberleri