Haber Detayı
Ateşin Akdeniz yansıması
ABD-İsrail ile İran arasındaki ateş çemberi genişliyor. Körfez’in son yıllarda küresel çapta yatırımcılar için çekim merkezi haline gelen zengin Sünni monarşilerinde alarm zilleri çalıyor.
ABD-İsrail ile İran arasındaki ateş çemberi genişliyor.
Körfez’in son yıllarda küresel çapta yatırımcılar için çekim merkezi haline gelen zengin Sünni monarşilerinde alarm zilleri çalıyor.
Bu ülkelerde yaşayan, çalışan yabancıların bir kısmı ülkelerine geri dönerken savaşın uzaması halinde tümden bölgeden çıkış için şartları yokluyor.
BAE’nin parıltılı Dubai’sinin, Riyad’ın uluslararası yatırım için çaba gösterdiği Neptün projesinin geleceği de gelişmelerin seyrine bağlı gibi...
Trump cephesinin İsrail’le birlikte başlattığı savaşın ABD açısından orta ve uzun vadeli planlarına yönelik sorular ise çok.
Yorumların çoğu sıkça birbiriyle çelişen açıklamalarıyla gündem olan Trump’ın, savaşa girdiği hızdaki gibi bir çıkış planının olmadığında birleşiyor.
ABD’nin Ortadoğu’yu saracak bir savaşın pimini çekerek bölgede büyük bir yıkıma gidildiği ve her geçen gün daha fazla sivil kaybının yaşandığı görülüyor.
Kritik enerji hatları ve temiz su kaynaklarının da hedef olmasıyla bölgesel çapta insani krizin ağırlaşma olasılığı kaygı yaratıyor.
ASKERİ KONUŞLANMA ARTIYOR Savaşın bir de Akdeniz boyutu var ki Türkiye açısından Irak ve Suriye’deki gelişmelerle birlikte oldukça dikkatli olunması gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
Özellikle de Kıbrıs konusunda.
Lübnan Hizbullah’ı veya İran bağlantılı başka gruplardan Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssüne İHA’lı saldırı girişimi haberlerinin ardından Avrupa Birliği (AB), ABD’nin tek taraflı politikalarına karşı gösteremediği ortak savunma duruşunu bir anda ispata girişmiş halde.
Geçen hafta aralarında AB’nin tek nükleer gücü olan Fransa da olmak üzere Hollanda, İtalya, İspanya bölgeye askeri gemilerini yollama kararını duyurdu.
Kıbrıs’ın garantörlerinden ve bölgede askeri konuşlanması olan İngiltere ile Yunanistan da adanın güvenliği için deniz ve hava unsurlarıyla destek sağlanacağını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ’un nükleer cephaneliği genişletme planının ardından Yunanistan’ın da aralarında olduğu 8 AB ülkesinin Paris’in “nükleer şemsiyesi” altına gireceği haberleri gündeme düştü.
Son dönemde ABD’nin Yunanistan’da NATO gerekçeli Suda’da başta olmak üzere askeri üs hamleleri, Atina’nın Ege adalarının silahsızlandırılması anlaşmalarına uymaması da düşünüldüğünde gerilimin Akdeniz’de etkinlik mücadelesine yansıma olasılığı dışlanamaz.
Gelişmeler kuşkusuz Ankara’nın da gündeminde.
MSB kaynakları gerekirse KKTC’ye F-16 savaş uçaklarının konuşlanabileceğini söyledi.
Ancak donanma ve enerji sondaj gemileri olarak Akdeniz’deki etkinlik durumumuz konusunda tartışmalar gündemdeki yerini koruyor.
Akdeniz’in güzel adası Kıbrıs’ı ateşten uzak tutmak, barış ve istikrarı korumak önemli.
KKTC’nin haklarının, güvenliğinin korunması da aynı şekilde hayati.
Soru; AB’nin ve giderek ABD ile daha fazla gerilim yaşayan İngiltere’nin nasıl adımlar atacağı.
Ya da aynı şekilde üyesi GKRY’ye kalkan olan AB ile nasıl bir denge bulunabileceği?
Haliyle Akdeniz’de etkinlik alanını sadece ABD ve İngiliz merkezli küresel enerji şirketleriyle anlaşmalara imza atarak sağlanabileceği düşüncesi fazla iyimserlik içeriyor gibi.
İsrail, Lübnan’ın güneyinden işgalini genişletme, Trumpizmle kanlı eylemlerle Gazze sahillerine uzanıp Filistinlilerin ülkelerini ellerinden alma peşindeyken yeni oldubitti senaryolarını dışlamamak gerek.
SİLİVRİ’DE ADALET ÇAĞRISI Ülke tarihinin tartışmalı yargı süreçlerinden birine daha tanık oluyoruz.
CHP’nin seçilmiş İBB başkanı ve cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ’nun aralarında olduğu 106’sı tutuklu 402 sanıklı davanın ilk duruşması bugün Silivri’de başlıyor.
İktidarın, yerel seçimlerden birinci çıkan CHP’ye yönelik baskısının gölgesinde, soru işaretleri barındıran gizli tanık ifadeleri arasında İBB’ye yönelik mali soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamenin okunmasıyla başlayacak duruşmalar bağımsız yargının sınavlarından biri olacak.
Siyasi etkilerden uzak, tutuksuz yargılama çağrılarıyla birlikte, demokrasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığı ilkesinin terazisinin durumu görülecek.