Haber Detayı

Tophane Çeşmesi yine tahrip edildi: ’Ecdat’ yadigârı tahrip edildi neden korunamıyor?
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
09/03/2026 04:00 (21 saat önce)

Tophane Çeşmesi yine tahrip edildi: ’Ecdat’ yadigârı tahrip edildi neden korunamıyor?

Tophane Çeşmesi'nin Antoine Ignace Melling tarafından yapılan 18. yüzyılın sonlarına ait gravürü: Nezih Başgelen’in 2006 yılında yayınlanan Tophane Çeşmesi adlı eserinden alınmıştı.

1732'den beri ayakta duran, yaklaşık 300 yıllık Tophane Çeşmesi dün gece ateş yakılarak kapkara hale getirildi, tahrip edildi.

Osmanlı döneminde İstanbul’a gelen Batılı gezgin ve sanatçıların şehirde en çok ilgisini çeken eserlerden biri olan Tophane Çeşmesi güneyden Kılıç Ali Paşa, kuzeyden Nusretiye camileriyle ve doğudan Galataport ile çevrilmiş bulunan Tophane Meydanı’nda yer alıyor.

Sultan I.

Mahmut tarafından H. 1145/M. 1732 yılında 76 bin kuruş 84 akçeye, Gümrük Emini Ahmed Ağa’ya yaptırılmış.

Çeşmenin açılışıyla Taksim su sistemi faaliyete girmiş ve padişah Taksim’deki maksemden suyu kendi eliyle salıvermiş.

Tarih kitabesi şair Nahifi’ye ait.

İlk yapıldığı dönemde geniş saçaklı, kubbe örtülü, 8 musluklu bir çeşme olduğu gravürlerden anlaşılan Tophane Çeşmesi’nin dört tarafı mimari ayrıntı olarak birbirinin aynısı.

Tophane Çeşmesi hakkında yayımlanmış bir çalışması olan Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu başkanı ve arkeolog Nezih Başgelen Osmanlı mimarisi ve sanatı açısından Tophane Çeşmesi’ni gazetemize değerlendirdi.

Ayrıca yüksek mimar, restoratör, Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin de açıklamalarda bulundu.

Nezih Başgelen (Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı Arkeolog) Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasından sonra semtte yapılan ilk anıtsal eser, top yapımı evidir.

Sultan II.

Bayezid, bu Tophane’nin yanına bir kışla eklemiş; Kanuni Sultan Süleyman, mevcut olan bütün yapıları yıktırarak, daha büyük tesisler yaptırmış; 1719 yılındaki bir yangın ise bunların hepsini yakmış.

Yeni kagir Tophane 1733’te Sultan III.

Ahmet’in emriyle Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış.

Binanın 1745 yılındaki bir inşaatı için, önündeki meydanın “elli zirâ miktarında deryaya kazıklar çekilip doldurularak” genişletildiği devrin kaynaklarından bilinmekte.

Bu dönemlerde kıyı kesiminde her zaman Tophane yapımı büyük bronz toplar dizili bulunurmuş.

Buradaki toplar, padişah saraydan ayrılıp denize açıldığı zaman, atışlarıyla bunu halka duyururmuş.

Limana giren gemiler de Topkapı Sarayı’nı salvo ile selamladıkları zaman, gemilerin selamını -her zaman aynı sayı ile olmamak üzeresaray namına Tophane’deki bu toplar cevaplandırırmış.

Sultan III.

Selim, talim yeri kazanmak üzere, kıyıdaki bu topları kaldırmış ve ağaçları kestirerek Tophane binası önündeki meydanı genişletmiş. 1804 yılında bir yeni yangın, 400 evle beraber kışlaları da yakmış ve bir yıl sonra yeniden yapılmış.

Kışlalar, Sultan II.

Mahmut devrinde 1810 ve 1822 yıllarında tamir görmüş ve genişletilmiş. 1822’de yolun kara tarafına yaptırılan bu topçu kışlası, 1956-57'de Menderes'in “imar hamlesi” ve yol genişletilmesi çalışmaları sırasında yıktırılmış.

İstanbul’un meydan çeşmeleri arasında Tophane Çeşmesi, özellikle bezemelerindeki motifler ve kompozisyonuyla ayrı bir önem taşımaktadır.

Dört yüzlü çeşmenin cephelerini şiirler içeren yazı panoları veya klasik bezeme motifleri süslemektedir.

Sivri kemerli niş öğesinin bulunduğu kuşakta, vazo içinde çiçek veya meyve sepetlerinden oluşan bezeme öğeleri dönemi için son derece karakteristiktir.

Motiflerin her biri, diğerinden farklı ve stilize birer natürmort biçimindedir.

Köşeler zeminden 2/3 yüksekliğe kadar pahlanmış ancak pahlı kesimin bitiminde mukarnaslarla yine kübik plana geçilerek zemin ve üst kesim arasında hemen fark edilmeyen bir karşıtlık kurulmuş.

Bu özellikleriyle barok bir deneme olarak değerlendirilmekte. 18. yüzyılın başında, çeşme mimarisindeki değişimin önemli öncü örneklerden biri sayılan Tophane Çeşmesi, yapıldığı dönemden günümüze iki defa kapsamlı onarım geçirmiştir. 1823 yangınından sonra 1837 onarımında üst örtüsü tümüyle değiştirilerek Théophile Gautier’in beğenmediği teras çatı yapılmış. 1956-57’de İstanbul Sular İdaresi’nce Melling’in gravürlerindeki görünümüne sadık kalınarak saçak ve kubbesi yeniden yapılmış.

Sonuç olarak gözümüz gibi bakılması gereken bu eser neden korunamıyor?

Serhat Şahin (Yüksek Mimar - Restoratör Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı) Osmanlı Padişahı I.

Mahmut tarafından 1732 yılında yaptırılan ve Lale devri geleneğinin devamı niteliğindeki İstanbul'un üçüncü büyük meydan çeşmesinin üzüntü veren bu görüntüsü ilk değil maalesef.

İstanbul’daki en yüksek duvarlı bir çeşme bahsediyoruz.

Sahip olduğu etkileyici kütlesiyle tüm kamuoyunun gözü önünde bu görüntülerin olması çok düşündürücü gerçekten.

Galataport İstanbul, İstanbul Modern gibi yerli ve yabancı ziyaretçilerin günün her saatinde yoğun olarak kullandığı bir alan burası.

Gündüz ve gece bu işletmelerin güvenliklerinin, onlarca kameraların ve polis ekiplerinin olduğu devasa bir meydandan bahsediyoruz.

Tüm özel ve resmi yetkili görevlilerin bu görüntünün oluşumuna tepki verip uyarılarını İBB’ye yapmaması veya gerekli uyarıların düzenli yapılıp İBB yetkililerinin burada yatıp kalkan insanlara yeterli hızlı müdahalelerde bulunamaması da çok düşündürücüdür.

Bu kişiler gece çeşme etrafında yatmakta ve ateş yakarak ısınmaktadır. 21. yüzyılda İstanbul’un orta yerindeki meydanda bu durum hiçbir şekilde kabul edilemez.

Bu kaçıncı vukuat?

Ayrıca Tophane Çeşmesi’ne çok yakın ve Tophane Çeşmesi kadar meydanın orta yerinde olmayan ve üzerindeki çok değerli hattat Yesarizâde Mustafa İzzet Efendi’ye ait celitalik yazı sanatının şaheseri olan Nusretiye Camisi Sebili’nde bu görüntülerin oluşmamasını da kamuoyunun dikkatine sunmak isterim.

Sorunun çözümü; Tophane Çeşmesi etrafındaki yetkili kurum ve kişilerin karşılıklı 7/24 iletişim içinde bulunarak bu oluşuma sebep olan kişilere İBB veya Beyoğlu Zabıta ekipleri tarafından hızlıca müdahele edilmesiyle olacaktır.

İlgili taraflar görev ve vatandaşlık sorumluluklarını yerine tam olarak getirmediğinde bu görüntüleri daha çok göreceğiz sanırım. 21. yüzyılda, her daim tekrarlayan bu üzücü görüntülerin oluşmaması tüm vatandaşlarımız ve resmi tüm yetkililerimizin azami dikkat ve hassasiyeti ile olacaktır.

Lakin meydanda tek taş gibi parlayan ecdat yadigârı Tophane Meydan Çeşmesi bunu fazlasıyla hak etmektedir.

İlgili Sitenin Haberleri