Haber Detayı
Ordu Kadın Platformu'ndan 8 Mart Yürüyüşü
Ordu Kadın Platformu üyeleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yoksulluk, şiddet ve güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütme çağrısıyla yürüyüş düzenledi.
(ORDU) - Ordu Kadın Platformu üyeleri, "yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı; barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz" sloganıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yürüyüşü düzenledi.Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla 19 Eylül Ortaokulu yanında toplanan kadınlar sloganlar atarak Ceren Özdemir Meydanı'na kadar yürüdü.Eğitim Sen Ordu Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Yüce, burada platform üyesi kadınlar adına yaptığı açıklamada, "yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı; barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyüttüklerini" söyledi.8 Mart'ın kadın emeğinin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, her türden baskı ve şiddete karşı direnişin tarihsel simgesi olduğunu belirten Yüce, şunları kaydetti:"169 yıl önce New York'ta tekstil işçisi kadınlar, günde 20 saati bulan insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi.
Polis saldırdı ve işçiler fabrikaya kilitlendi.
Çıkan yangında, kurulan barikatlar nedeniyle kaçamayan 129 kadın yaşamını yitirdi.
Bugün o kadınların mücadelesini selamlıyoruz.
Emek, eşitlik ve özgürlük uğruna hayatını kaybeden tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Onlardan aldığımız güçle ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskıya, savaşa ve otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz." "Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma kadınlar açısından daha yaygın" Yüce, kadınların işgücüne katılımının erkeklerin çok gerisinde olduğunu, geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 40'ları aştığını ifade etti.Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 69'unun asgari ücret ve altında gelirle yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Yüce, şöyle devam etti:"Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma kadınlar açısından daha yaygın.
Kadınlar ev içi bakım ve ev işlerine erkeklerden 4-5 kat fazla zaman ayırıyor.
Ücretsiz bakım emeği görünmez kılındıkça kadınların çalışma yaşamına katılımı zorlaşıyor.
Piyasanın insafına bırakılan kreş ve bakım hizmetleri yüksek maliyetleri nedeniyle erişilemez hale geliyor.
Yarı zamanlı ve esnek çalışma modelleri 'müjde' gibi sunulsa da kadınların hak kaybına, daha düşük ücret ve daha az sosyal güvenceye yol açıyor.
Bir kez daha söylüyoruz: Kreş açmak devletin sorumluluğudur.
Çözüm güvencesiz çalışma değil, ücretsiz ve kamusal kreşlerdir."Kadın işsizliği artarken yoksulluk nedeniyle kız çocukları eğitimden kopuyor.
Genç kadınlarda eğitim ve iş hayatında yer almayanların oranı oldukça yüksek.
Üniversiteler, kampüsler kadınların özgürce bilime ulaşabileceği alanlar olmak yerine bilimsellikten uzak müfredatlarla, topluluklarla, tacizci akademisyenlerle kuşatılmıştır.
Üniversiteli kadınların yaşam tarzlarına, kimliklerine karşı nefret politikaları devam ederken kampüslerde, yurtlarda failler cirit atıyor.
Kayyum rektörler tarikatlarla ve cemaatlerle bağlantılı vakıflarla, topluluklarla anlaşma yaparak üniversitelerde gerici değerleri pekiştiriyor.
Eğitim sistemindeki değişikliklerle laik, eşitlikçi ve bilimsel anlayış zayıflatılıyor, cinsiyetçi roller yeniden üretiliyor."