Haber Detayı

AVRUPA’NIN İRAN DÜŞMANLIĞI, ABD-İSRAİL SALDIRGANLIĞINA HİZMET EDİYOR
Ali rıza taşdelen aydinlik.com.tr
08/03/2026 15:27 (17 saat önce)

AVRUPA’NIN İRAN DÜŞMANLIĞI, ABD-İSRAİL SALDIRGANLIĞINA HİZMET EDİYOR

AVRUPA’NIN İRAN DÜŞMANLIĞI, ABD-İSRAİL SALDIRGANLIĞINA HİZMET EDİYOR

ABD ve İsrail, Cenevre’de müzakereler sürerken, İran’a kanlı bir saldırı düzenledi.

İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’i ve devletin üst düzey yöneticilerini şehit ettiler.

Trump ve Netanyahu’nun planı; bu saldırıların ardından iktidar karşıtı Batıcı kitleleri ayaklandırarak rejimi değiştirmekti.

Geçen yıl 12 gün savaşlarında olduğu gibi bekledikleri olmadı.

Sokakları, meydanları milyonlarca İran halkı doldurdu.

Devletine ve şehitlerine sahip çıktı.

İran, İsrail’i füze yağmuruna tuttu.

Diğer taraftan bölgedeki Amerikan askeri üslerine, limanlarına, konsolosluklarına, CIA merkezlerine ev sahipliği yapan özellikle Bahreyn, Irak, Ürdün, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne şiddetli bir saldırı ile karşılık verdi.

Avrupa'da Trump'a kafa tutan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez AB ORTAK BİR TUTUM BELİRLEYEMEDİ Avrupa, ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında önce bir şaşkınlık yaşadı sonra ortak bir tutum belirleme çabasına girdi.

Fakat hepsi ayrı ayrı tellerde çalıyorlardı.

Avrupa diplomasi şefi Kaja Kallas AB'nin “Diplomatik çabalara katkıda bulunması” gerektiğini açıklarken, yarım saat sonra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, “azami itidal” çağrısında bulundular.

Observateur Continental sitesi, “Trump'ın İran'ı vurarak müttefiklerini hazırlıksız yakaladığını” ve ilk etapta “NATO'nun başlıca Avrupalı müttefiklerinin Orta Doğu'daki savaş konusunda temkinli ama genel olarak ABD yanlısı bir tutum sergilediğini” yazdı.

Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa'nın ortak açıklamasında “müzakerelerin yeniden başlaması” isteniyordu.

Temkinli tutum uzun sürmedi.

İran’ın İsrail ve bölgedeki ABD üslerine saldırmasıyla Avrupalı liderleri bir korku sardı.

Yaptıkları açıklamada “Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık, İran'ın askeri kapasitesini yok etmek için savunma eylemlerine hazır olduklarını” belirttiler.

Observateur Continental sitesinden Pierre Duval “Bu açıklama, İran'a saldırmaya hazır olduklarını ima ediyor.

Açıklamada açıkça belirtildiği gibi, üç ülke ‘Tahran'ın askeri kapasitesini kaynağında yok etmek için İran'ın misillemelerine karşı gerekli ve orantılı savunma önlemlerine’ başvurmaktan çekinmeyecek” diye yazdı.

AB’nin küreselci liderleri“Molla rejimi” yıkılmalıdır tutumunda birleşti.

Ve bunun için ‘ayağa kalkacak İran halkı desteklenmelidir’ çizgisi izliyor.

The Guardian “Fransa, Almanya ve İngiltere liderleri, İran devletini halkının kendi geleceğini belirlemesine izin vermeye çağırdığını” yazdı.

Friedrich Merz ve Donald Trump Beyaz Sarayda BATI’NIN KLASİK İRAN DÜŞMANLIĞI İspanya hariç diğer Avrupa ülke liderleri yaptıkları açıklamalarda İran’a ve yöneticilerine karşı kinlerini kustular.

Ayetullah Ali Hamaney’in katledilmesini sevinçle karşıladılar: Hepsi, “Kendi halkını işkence eden bu canavar, bu kasap sonunda kaderine kavuştu” diyen Trump’ın izinden gittiler.

Örneğin,Fransız hükümet sözcüsü Maud Bregeon, şöyle dedi: “Molla Hamaney, halkını ezen, kadınları, gençleri ve azınlıkları aşağılayan ve binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan kanlı bir diktatör”.

Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze “Dünya, kana susamış Ayetullah Ali Hamaney'in ölümüne gözyaşı dökmeyecek” diye sosyal medyada paylaşımda bulundu.

Almanya Başbakanı Merz de aynı sevinci paylaşıyordu: ona göre “molla rejimi, terörist rejim” sona ermeliydi.

İran'da ilkokul saldırısı protesto edildi ‘ULUSLARARASI HUKUK’ SÖYLEMİ BİR İKİYÜZLÜLÜKTÜR İran rejiminin yıkılmasını isteyeceksin, Ali Hamaney’in katledilmesine sevineceksin sonra sözüm ona ABD ve İsrail’in “uluslararası hukuk” u ihlal ettiğini söyleyeceksin.

Bu tam bir iki yüzlülük ve maskaralıktır.

ABD’nin Venezuela saldırısında da aynı tutumu almışlardı: Maduro’nun kaçırılmasını alkışlamış ve bunun “uluslararası hukuk” un çiğnenerek yapıldığını söylenmişti.

Uluslararası hukuk mu kaldı dünyada?

Artık “uluslararası hukuk” yok, güçlünün veya kendini güçlü sananların hukuksuzluğu var.

Batının daha doğrusu ABD’nin esir aldığı bir Birleşmiş Milletler var.

Hitlerin çizmesini giyen Trump’ın son saldırıları “Kurallara dayalı” uluslararası düzenin son perdesini indirdi.

İçinde bulunduğu yenilginin korkusunu yaşayan ABD’nin yüzünde artık “demokrasi”, “insan hakları” maskesi de yok.

Doğrudan eşkıyalığı ve haydutluğu var.

İran füzeleriyle vurulan Tel-Aviv İSPANYA DİK DURDU İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını yasadışı olarak ilan etti ve kınadı.

İspanya bununla yetinmedi; ABD askeri uçaklarının İran'a yönelik saldırılar sırasında İspanya'daki üsleri kullanmasını yasaklama kararı aldı.

ABD Başkanı Trump salı günü düzenlediği basın toplantısında Madrid ile ticari ilişkileri kesmekle tehdit etti.

Başbakan Sanchez, ulusa yaptığı televizyon konuşmasında, “Başkalarının misillemesinden korkarak değerlerimize ve ilkelerimize aykırı bir tutum benimsemeyeceğiz” diyerek Trump’a yanıt verdi.

Politico, Reuters’e dayandırdığı habere göre, İspanya'da konuşlanmış Amerikan ikmal uçakları, İran'da savaşın başlamasının ardından Avrupa'daki diğer askeri üslere transfer edildi.

Bir yetkilinin Politico’ya, bazı Amerikan ikmal uçaklarının geçici olarak Fransa'ya konuşlandırıldığını söyledi.

Ayetullah Ali Hamaney MACRON, ‘SALDIRILARI ONAYLAMIYORUM’ DİYOR AMA… Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel MacronABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının “uluslararası hukukun dışında” gerçekleştirildiğini ve Paris'in “bunları onaylayamayacağını” söylüyor ama mevcut çatışmanın sorumluluğunu açıkça İran'a yüklüyor.

Macron, İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerini ve Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssünü vurmasıyla birlikte Fransa'nın Orta Doğu'daki çıkarlarını korumak için, Charles-de-Gaulle uçak gemisi etrafında oluşturulan hava ve deniz grubunun Doğu Akdeniz'e gönderileceğini doğruladı.

Üç füze fırlatıcı firkateyn, bir nükleer saldırı denizaltısı, eskort gemileri ve 40 Rafale avcı uçağından oluşan bu grup, Fransa'nın askeri operasyonlar için konuşlandırabileceği en büyük güç.

Macron ayrıca Kıbrıs'a füze savunma sistemleri gönderdiğini de doğruladı ve şöyle dedi: “AB üyesi ve stratejik ortaklık imzaladığımız bir ülke olan Kıbrıs'ın desteğimize ihtiyacı var.” Macron, bölgede fırlatılan birkaç insansız hava aracının, “meşru müdafaa (...) çatışmanın ilk saatlerinde müttefiklerimizin hava sahasını savunmak için” Fransız kuvvetleri tarafından düşürüldüğünü açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron POLİTİCO: ‘MERZ ABD’NİN DALKAVUĞU’ Bu hafta Beyaz Saray'ı ziyaret eden Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya'daki Ramstein hava üssünü Amerikan kuvvetlerinin kullanımına açtıktan sonra ABD başkanından övgü aldı.

Trump, “Almanya harika davrandı.

Olağanüstüydü” dedi. “Bazı bölgelere iniş izni veriyorlar ve biz de onlara minnettarız” dedi.

Berliner Zeitung gazetesine göre, “Almanya'daki bu Amerikan üssü olmasaydı, İran'a saldırı imkânsız olurdu.

Ramstein, on yıllardır üstlendiği rolü oynadı: Amerika kıtası ile Akdeniz dışındaki operasyon bölgeleri arasında merkezi bir bağlantı noktası”.

Merz’in ABD ziyareti nasıl bir ABD “dalkavuğu” olduğunu gösterdi.

Politico “Ancak, Trump'ın Avrupalı meslektaşlarını azarlarken, AB'nin en güçlü ulusal liderinin Trump'ın yanında dalkavukça oturması, muhtemelen birçok Almanı şok etmiş ve Avrupa'nın başkentlerinde acı bir tat bırakmıştır” diye yazdı.

Aynı haberde "Oval Ofis'te, Trump ABD'nin İran'a düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı hasarı övünerek anlatırken (“neredeyse her şey yok edildi”), Merz onaylayıcı bir kahkaha attı ve Almanya'nın Tahran rejiminin ortadan kaldırılması gerektiği konusunda ‘aynı görüşte’ olduğunu söylediğini” aktardı.

İran'da milyonlar vatan savunmasında NATO GENEL SEKRETERİ, ÖLEN AMERİKALILAR İÇİN YAS TUTUYOR NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ölen Amerikalılar için yas tuttuğunu belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin bombardımanları ve İran yönetiminin ortadan kaldırılmasını desteklediğini söyledi.

Rutte, “Öncelikle, son günlerde hayatını kaybeden Amerikan askerlerine düşüncelerimin olduğunu belirtmek isterim.

Ayrıca, özgür dünyanın lideri, başkomutan Donald Trump'a, şu anda olanları gerçekten desteklediğimi vurgulamak isterim” dedi.

Rutte’nin açıklaması insana pes dedirtiyor; Trump “özgür dünyanın lideri”ymiş.

Desteklediği olayları da şöyle sıralıyor Rutte: “Hamaney'in ortadan kaldırılması, İran'ın nükleer potansiyelinin ve balistik füze programının yok edilmesi”.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Donald Trump AVRUPA’NIN ABD’Yİ YATIŞTIRMA POLİTİKASI Dünyaya barış getireceğim diye başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, daha bir yılını doldurmadan saldırgan yüzünü gösterdi. 2026’nın ilk günlerinde Amerikan özel kuvvetleri Venezuela’nın başkenti Caracas'ı bombalayarak Başkan Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırdı.

Ardından, AB toprağı olan Grönland’ı ele geçireceğini açıkladı.

AB’nin küreselci liderleri ABD’nin egemen bir ülke olan Venezuela’ya saldırısına karşı çıkmayarak bu saldırıya ortak oldular.

Trump’ı değil Maduro’yu suçladılar.

Grönland’ı da savunacak bir refleks gösteremediler.

Trump gerekirse “işgal ederim” dedi fakat Avrupalının ABD’ye silahlı olarak karşı koyacak bir gücü yok.

İçinde bulundukları ekonomik kriz ve askeri olarak kısıtlı kapasitelere sahip olması ellerini kollarını bağlıyor.

Ayrıca ABD’ye askeri olarak bağımlı olması da hareket alanını sınırlıyor.

Yine ABD ile önemli ticari ilişkileri var ve Trump’ın gümrük tarifeleri silahı Demokles’in kılıcı gibi boyunlarında. 80 yıldır Atlantik sistemi içine hapsolan Avrupa, ABD’nin denetim altında tuttuğu bir kıta oldu.

Bunun için ABD ve İsrail’e karşı bir tutum almadılar ve suçlarına ortak oldular.

İsrail’in Filistinlilere uyguladı soykırıma ortak oldular.

ABD-İsrail katilleri 70 binin üzerinde Filistinliyi katlederken sessiz kaldılar.

Ülkelerinde Filistin’i destekleyen eylemleri bastırdılar.

Yine geçen yıl birlikte İran’a saldırdılar.

İran’ın direnişi ile adeta kaçtılar.

Ama Avrupa’nın küreselcileri burada da ABD ve İsrail’in yanında yer aldılar.

Kısaca ekonomik ve askeri bağımlılık içinde oldukları ABD’yi hep yatıştırmaya çalıştılar.

Tarihten ders çıkarmadılar.

Avrupa’yı savaşa götüren yolu açan Münih Antlaşması’nı imzalayarak Hitleri yatıştırmak istediler. 29 Eylül 1938 tarihinde İngiltere, Fransa ve İtalya Çekoslovakya’nın Südet bölgesinin Almanya’ya verilmesini öngören bu antlaşmayı imzalayarak, savaşı önleyeceklerini düşünüyorlardı.

Aslında plan Sovyetler Birliğini yalnızlaştırmaktı.

Böylece İngiltere ve Fransa, Hitler’in Sovyetler’e saldırısının önünü açıyordu.

Fransa ve İngiltere’nin Sovyetler Birliği’ne karşı izledikleri ikiyüzlü politikalar ve Almanya’ya karşı yatıştırmacı çizgileri nedeniyle Hitler’in önü açılmış, 1 Eylül 1939 tarihinde Polonya’ya saldırmasıyla savaş başlamıştı.

Trump ve Netanyahu AVRUPA SAVAŞA ÇEKİLMEK İSTENİYOR İsrail'in AB Büyükelçisi Avi Nir-Feldklein, Politico’ya verdiği röportajda, “Kıta, İran'la uzun süredir savaş halinde” dedi ve Avrupa'yı rejimi devirmeye yönelik askeri çabaları açıkça desteklemeye çağırdı.

Nir-Feldklein, “İran'la savaşmak için füzelerin veya insansız hava araçlarının kendi topraklarına ateşlenmesi gerekmez.

Avrupa topraklarında İranlı ajanlar tarafından saldırılar gerçekleştirildi” dedi. “Daha önce de Avrupa'da eylemlerde bulunup insanları öldürdüler” diye ekledi.

Politico’nun aktardığına göre Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt,  “Başkan, tüm Avrupa'dan - ve tabii ki tüm Avrupalı müttefiklerimizden - sadece ABD için değil, aynı zamanda Avrupa için de uzun zamandır beklenen bu görevde işbirliği yapmasını bekliyor.

Bu görev, sadece Amerika'yı değil, Avrupalı müttefiklerimizi de tehdit eden haydut İran rejimini yok etmektir” açıklamasında bulundu.

İngiltere ve Fransa “kendi çıkarlarını korumak için” kıyısından köşesinden savaşa bulaşmış durumda.

Ama ABD ve İsrail Avrupa’nın kendi yanlarında savaşa girmesini istiyor.

ABD-Avrupa ilişkilerinin kopmaya doğru gittiği bir dönemde alacağı tavır kendi gelecekleri ve bağımsızlıkları açısından önemli olacaktır.

AVRUPA’DA YENİ BİR ENERJİ KRİZİ Ukrayna savaşında ABD’nin peşine takılan Avrupa, Rusya’yı karşısına almış, yaptırım uygulamış, Kuzey Akım boru hatlarını kapatmıştı.

Rusya da Avrupa’ya gaz akışını durdurmuştu.

Bunun üzerine Avrupa yeni enerji tedarikçileri olarak Körfez ülkelerini seçtiler.

Bu ülkeler İran’ın misillemeleri sonucu üretimi durdurdu.

Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle de müşterilerine sevkiyat yapamadılar.

Le Parisien gazetesi “Dünya petrol tüketiminin yaklaşık %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran Devrim Muhafızları tarafından gemilerin geçişine kapatıldı.

Süveyş Kanalı'na giden Kızıldeniz de tehdit altında olabilir” diye yazdı.

Observateur Continental , İran'ın bombardımanı nedeniyle “QatarEnergy'nin LNG üretimini durdurmasının ardından Avrupa'da gaz fiyatlarının %40 arttığını” yazdı.

Bu durum AB’nin endüstriyel kapasitesini doğrudan tehdit ediyor değerlendirmesinde bulunuyor.

ABD/İsrail’in saldırısı Avrupa’da gaz krizini tetikledi.

Tam da bu koşullarda Rusya’dan önemli bir rest geldi.

Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın Avrupa gaz piyasasından tümüyle çekilebileceğini belirterek, Avrupa Birliği'ne (AB) gaz sevkiyatını tamamen durdurmak için gerekli çalışmaları yapmak üzere hükümete talimat vereceğini bildirdi.

İlgili Sitenin Haberleri