Haber Detayı
Beden, doğa ve kutsal üzerine çağdaş bir sergi
Pera’daki Casa Foscolo Hotel’de açılan “İçimizde Büyüyen Orman” sergisi, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor. İlayda Babacan küratörlüğünde gerçekleştirilen sergide Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp ve Damla Özdemir’in eserleri izleyiciyle buluşuyor.
İstanbul’un eski semtlerinden Pera, her zaman sanatın dolaştığı bir mahalle olmuştur.
Galeriler, müzeler, sanatçı atölyeleri… Zaman zaman da beklenmedik mekânlar bu sanat haritasına katılır.
Casa Foscolo Hotel de bunlardan biri.
Neo-klasik mimarisiyle dikkat çeken bu tarihî yapı, şimdi çağdaş sanata ev sahipliği yapıyor.
İlayda Babacan Art Projects (IBAP) tarafından gerçekleştirilen “İçimizde Büyüyen Orman” başlıklı grup sergisi, tam da bu mekânda izleyiciyle buluşuyor. 15 Mart’a kadar görülebilecek sergi, IBAP’ın gerçekleştirdiği ikinci proje olma özelliğini taşıyor ve çağdaş sanata odaklanan küratoryal yaklaşımın devam ettiğini gösteriyor.
Orman: İçimizdeki metafor Serginin başlığı ilk bakışta bir doğa imgesi çağrıştırıyor.
Ancak küratör İlayda Babacan, “orman” metaforunu daha geniş bir bağlamda ele alıyor.
Buradaki orman yalnızca ağaçlardan oluşan bir doğa manzarası değil.
İnsan bedeninde, hafızasında ve bilinçaltında kök salan bir varoluş alanı.
Beden, doğa ve kutsalın birbirine karıştığı bir düşünme alanı… Bu nedenle sergi, izleyiciyi yalnızca eserlere bakmaya değil, kendi iç dünyasına da dönmeye davet ediyor.
Doğayla içsel bağ Sergide yer alan sanatçılardan Atilla Galip Pınar, resimlerinde insan ile doğa arasındaki ilişkiyi varoluşsal bir düzlemde ele alıyor Sanatçının tuvalleri doğayı bir manzara olarak değil, insanın içsel dünyasının bir uzantısı olarak düşünmemizi öneriyor.
Renk ve form üzerinden kurulan bu bağ, doğayı dışarıda duran bir görüntü olmaktan çıkarıp insanın içinde büyüyen bir varlığa dönüştürüyor.
Bu yönüyle Pınar’ın eserleri, serginin başlığındaki “içimizde” vurgusunu güçlü biçimde destekliyor.
Atilla Galip Pınar Parçalanan imgeler Serginin bir diğer sanatçısı Caner Şengünalp, heykellerinde kutsal kavramını sorguluyor.
Sanatçı, ikonların çözülmesi, erimesi ve şeffaflaşması; kutsalın yalnızca estetik bir kabuğa indirgenmesine yönelik eleştirel bir bakış sunuyor.
Bu heykeller sergideki “orman” metaforunun karanlık ve derin köklerini oluşturuyor.
Doğanın döngüsü ve dönüşüm Sergideki üçüncü sanatçı Damla Özdemir, üç boyutlu kolajlarıyla doğanın döngüsünü bedenle ilişkilendiriyor.
Metal tel ve kolaj tekniğini bir araya getiren Özdemir’in eserlerinde ilkbaharın taze yaprakları ile sonbaharın solgun tonları yan yana duruyor.
Bu karşıtlık, yaşamın sürekli dönüşen doğasına işaret ediyor.
Sanatçı, itaat ve itaatsizlik kavramlarını da bu doğa döngüsü içinde düşünmeye davet ediyor. "Mutfak benim için bir mühendislik”Yaşam Keyfi