Haber Detayı

İSTANBUL'UN SELATİN CAMİLERİ - 67 yıllık inşa süreciyle bilinen Eminönü'nün simgesi Yeni Cami
Güncel haberler.com
08/03/2026 11:03 (4 saat önce)

İSTANBUL'UN SELATİN CAMİLERİ - 67 yıllık inşa süreciyle bilinen Eminönü'nün simgesi Yeni Cami

RÜVEYDA MİNA MERAL/ALİ OSMAN KAYA - İstanbul'un tarihi ticaret merkezlerinden Eminönü'ndeki Yeni Cami, 1598 yılında temeli atılıp 1665 yılında ibadete açılması dolayısıyla "Osmanlı tarihinde inşaat süresi en uzun olan cami" olarak biliniyor.

RÜVEYDA MİNA MERAL/ALİ OSMAN KAYA - İstanbul'un tarihi ticaret merkezlerinden Eminönü'ndeki Yeni Cami, 1598 yılında temeli atılıp 1665 yılında ibadete açılması dolayısıyla "Osmanlı tarihinde inşaat süresi en uzun olan cami" olarak biliniyor.Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, kentin tarihi ve turistik mekanları arasında simgesel değeri de olan Yeni Cami ele alındı.Caminin yapımına Osmanlı Sultanı 3.

Mehmet'in annesi Safiye Sultan tarafından 1598 yılında başlandı.

Dönemin baş mimarı Davut Ağa tarafından temelleri atılan yapı, çeşitli siyasi ve ekonomik nedenlerle yarım kaldı.Yaklaşık yarım asır boyunca tamamlanamayan caminin inşası, Sultan 4.

Mehmet'in annesi Turhan Hatice Sultan tarafından yeniden ele alındı.

Tamamlanması görevi mimar Mustafa Ağa'ya verilen cami, 1665 yılında ibadete açıldı.Osmanlı klasik cami mimarisinin özelliklerini taşıyan yapı, merkezi kubbeyi destekleyen yarım kubbelerden oluşan kademeli kubbe düzeni, geniş avlusu ve iki minaresiyle dikkati çekiyor.Caminin iç mekanında yer alan İznik çinileri, mermer işçiliği ve kalem işi süslemeler dönemin sanat anlayışını yansıtan unsurlar arasında bulunuyor.Yeni Cami yalnızca bir ibadet mekanı değil, aynı zamanda külliye düzeninde inşa edilmiş yapı topluluğunun da merkezini oluşturuyor.

Külliye içinde türbe, sebil, çeşme, darülkurra ve Mısır Çarşısı gibi yapılar yer alıyor.Caminin yanında bulunan Mısır Çarşısı, külliyenin ekonomik gelirini sağlamak amacıyla inşa edilen önemli yapılardan biri olarak biliniyor.Haliç kıyısındaki konumunun yanı sıra Eminönü Meydanı'yla kurduğu güçlü bağıyla bilinen cami hem İstanbul'un en yoğun noktalarından birinde yer alıyor hem de şehrin tarihi siluetinin önemli simgeleri arasında gösteriliyor.Bugün mimari özellikleri ve bulunduğu konumundan dolayı kentin en tanınan ibadet yapılarından biri olan Yeni Cami, Osmanlı klasik mimarisinin geç dönemini temsil eden önemli selatin camileri arasında yer alıyor.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslam Sanatları Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Aziz Doğanay, AA muhabirine, Yeni Cami'nin uzun yıllar süren inşaat sürecini, mimari yapısını ve süslemelerini anlattı.Prof.

Dr.

Doğanay, selatin camilerinin Osmanlı şehir planlamasının merkezinde yer aldığını, sultanların şehrin en görünür ve en kalabalık yerine külliyelerini inşa ettiğini, bunun merkezine de camilerin konumlandırıldığını söyledi.Yeni Cami'nin etrafında kütüphane, sağlık tesisleri, imaret, medrese, han, hamam, kervansaray, darülhadis gibi birçok eğitim, sağlık ve sosyal hizmet için binalar bulunduğunu belirten Doğanay, "Şehrin bu camileri merkez alarak geliştiğini, genişlediğini görüyoruz.

Bunun dışında ticari hareketliliği de sağlayacak çarşı, pazar da cami etrafında teşkilatlandırılır.

Böylece bir şehirde yaşayan insanın bütün ihtiyaçlarını görecek nitelikte bu yapılarda her türlü hizmeti verecek bir birim mevcuttur.

Bu camiler sultanın hem görünürlüğünü hem siyasi otoritesini kabul ettiren, hayır hasenat işleri açısından da manevi yönüne hizmet eden birimlerdir." diye konuştu.Prof.

Dr.

Doğanay, o zamanki ismi Yeni Valide Camisi olan yapının inşaatına Sultan 3.

Mehmet'in annesi Safiye Sultan tarafından başlandığını, 3.

Mehmet'in vefatından sonra annesi eski saraya gönderilince caminin inşaatının yarım kaldığını anlattı.

Doğanay, "Genellikle bir sonra gelen sultanın kendisinden evvel başlanmış projeleri tamamlaması beklenir ama Sultan 1.

Ahmet, Valide Sultan'ın yaptırdığı camiyi tamamlamak yerine kendi adına bir cami yapmayı tercih etmiştir.

Böylece Sultanahmet Camisi'nin inşaatı başlamış ve bitmiş, sonra Yeni Cami tamamlanabilmiştir." diye konuştu.Prof.

Dr.

Doğanay, caminin yapımı esnasında talihsizliklerin üst üstte geldiğini anlatarak, şöyle devam etti:"Önce Mimar Davut Ağa veba salgınında vefat etmiş.

Dalgıç Ahmet Ağa göreve gelmiş.

Safiye Sultan'ın vefatından sonra da uzun bir süre yarım kalmış ve cami tamamlanamamıştır. 4.

Murat tamamlamak istemiş ama ekonomik sebeplerle o da devam etmemiş.

Hatice Turhan Valide Sultan, 1660'lı yıllarda çıkan bir yangın sonucu mahalleyi gezerken caminin metruk halini görünce çok üzülmüş ve bu caminin tamamlanmasını istemiştir.

Dönemin mimarı meremmetçi Mustafa Ağa caminin en üst sıra taşlarını çıkarıp yeniden kaldığı yerden camiyi tamamlamıştır.

Caminin başlangıcıyla bitiş arasında 67 sene vardır ki bu Osmanlı tarihinde bir cami için inşaat süresi en uzun olan camidir."Yeni Valide Camisi'nin Davut Ağa'nın planı üzerine klasik Osmanlı mimarisiyle inşa edilmeye başlandığını, bu plan doğrultusunda devam ettiğini dile getiren Doğanay, dönemin ekonomik sebepleri nedeniyle kaşi malzemesinde bazı teknik zayıflıklar ortaya çıktığını kaydetti."Adeta hanım sultanı en güzel temsil eden mimari unsurdur"Prof.

Dr.

Doğanay, buna rağmen desen açısından daha da geliştiğini gördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:"Kaşi işçiliğinde, henüz Batılı tesirin altına fazla girmemiş ama klasikten de yavaş yavaş toplamaların başladığını söyleyebilirim.

Kalem işleri caminin hemen hemen bütün yüzeylerini kapsayacak şekilde çok zarif bir şekilde tasarlanmış.

Bu hanım sultanın haleti ruhiyesiyle de özdeşleşen bir durumdur.

Caminin mihrabı mermerden olup köşe sütunçeleri, mukarnaslı kavsarası, kitabelik kısmında iki satırlık sülüs kitabesi, tepe kısımda islimi bezemeleriyle oldukça gösterişli ve görkemli bir mihraba sahip.

Minberiyse mermerin ince dantel gibi oyularak yapılmasıyla meydana getirilmiş.

Minber için 'Adeta hanım sultanı en güzel temsil eden mimari unsurdur.' diyebilirim."Hünkar mahfilinin padişah ve devlet insanlarının birlikte namaz kıldığı hususi bir mekan olduğunu anlatan Doğanay, caminin bu kısmının daha özenli hazırlandığını, duvarlarının kaşiyle kaplandığını, ahşap işçiliğiyle altın varak kullanılarak yapılmış kalem işi bezemelerinin bulunduğunu, oldukça görkemli ve özenli bir hünkar mahfili olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Sitenin Haberleri