Haber Detayı
Uzmanlar, İran'a yönelik saldırılarda sivillerin hedef alınmasının uluslararası hukuku ihlal ettiği görüşünde
Uzmanlar, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarında okul, hastane ve sivil yerleşimlerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi ihlaller oluşturacağını belirtiyor.
YASİN YORGANCI - Uzmanlar, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarında okul, hastane ve sivil yerleşimlerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi ihlaller oluşturacağını belirtiyor.Uluslararası insancıl hukuk, silahlı çatışmalar sırasında sivillerin ve sivil altyapının korunmasını amaçlayan ve savaşın yürütülme biçimini sınırlayan kurallar koyuyor.Söz konusu kurallar, çatışan tarafların siviller ile askeri hedefler arasında ayrım yapmasını, gereksiz acıya yol açacak güç kullanımından kaçınmasını ve saldırıların orantılı olmasını zorunlu kılıyor.İran devlet televizyonu, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki kız ilkokuluna saldırısında 153 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurdu.Yine 28 Şubat'ta başlatılan saldırıların önemli hedeflerinden biri de başkent Tahran'daki işlek meydanlar oldu.İranlıların buluşma noktalarından İnkilap Meydanı'nda yer alan polis merkezine ait bina yerle bir olurken, çevredeki birçok ev ve ofiste de hasar oluştu.Söz konusu saldırılarda Şehit Mutahhari Hastanesi, Gandi Hastanesi dahil pek çok hastane, acil yardım merkezleri ve sivil altyapı hedef alındı.Oslo Üniversitesi Norveç İnsan Hakları Merkezi Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Profesörü Gentian Zyberi, Londra Queen Mary Üniversitesi İnsan Hakları Profesörü Neve Gordon ve York Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Heidi Matthews, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında sivillerin hedef alınmasının hukuki boyutunu AA muhabirine değerlendirdi.Uzmanlar, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında okul, hastane, meydan ve altyapı gibi sivil bölgeleri de hedef alması ve saldırılarda İran lideri Ali Hamaney dahil çok sayıda üst düzey yetkilinin hedef alınarak öldürülmesinin uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açtığını belirtiyor.ABD-İsrail, sivil bölgeleri de hedef alıyorZyberi, "Bildirildiği üzere okulda bu kadar çok çocuğun öldürülmesi, uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlalidir." dedi.Uluslararası insancıl hukukun okullar ve hastaneler gibi sivil tesislere yönelik saldırıları yasakladığını hatırlatan Zyberi, ABD ve İsrail'in askeri operasyonlarını yürütürken sivillerin hedef alınmamasını sağlamakla hukuken yükümlü olduğunu belirtti.Gordon da silahlı çatışmaya katılan tarafların davranışlarının düzenlenmesi açısından, sivilleri ve sivil nesneleri hedef almanın yasa dışı olduğunu vurguladı.ABD ve İsrail'in İran'daki kız okuluna yönelik saldırıda meydana gelen hasarı "tesadüfi zarar" olarak göstermeye çalışabileceğini belirten Gordon, uluslararası insancıl hukukta "tesadüfi zarar" argümanının yalnızca hedefin askeri nitelikte olması ve saldırının sağlayacağı askeri avantajla ortaya çıkan zararın orantılı olması halinde geçerli sayılabileceğini ifade etti.Gordon, "Okullar ve hastaneler uluslararası hukuk tarafından korunmaktadır.
Hatta hastaneler 'özel koruma' altındadır.
Dolayısıyla okul ve hastanelerin hedef alınması açıkça uluslararası hukukun ihlali anlamına gelir." değerlendirmesinde bulundu.Matthews ise uluslararası insancıl hukukun sivillerin ve sivil altyapının her koşulda doğrudan saldırılardan korunmasını zorunlu kıldığını söyledi.Ayrıca, meşru askeri hedeflere yönelik saldırılarda bile sivillere verilecek zararın beklenen askeri kazanca kıyasla orantısız olmaması gerektiğini vurgulayan Matthews, bunun uluslararası insancıl hukukun temel kurallarından biri olduğunu dile getirdi.Matthews, Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde hastanelerin özel koruma altında bulunduğuna işaret ederek, bu korumanın yalnızca hastanelerin düşmana zarar veren faaliyetler için kullanılması halinde sınırlı biçimde zayıflayabileceğine dikkati çekti.Böyle bir durumda dahi saldırıdan önce uygun bir uyarı yapılması gerektiğini ifade eden Matthews, sivillerin tahliye edilebilmesi için makul bir süre tanınması gerektiğini söyledi.Matthews, hedef belirleme ve önceliklendirme süreçlerinde yapay zekanın yaygın biçimde kullanılmasının sivil bölgelerin yanlış tanımlanması ya da hedefleme sürecinin tehlikeli biçimde hızlanması gibi riskler doğurabileceğini vurguladı."Hamaney suikastı uluslararası hukukun ihlali"ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili de öldü.Zyberi, "İran liderinin suikastı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı ve genel uluslararası hukukun açık ihlalidir.
İran'ın insan hakları sicili kötü olsa da olmasa da bu suikast tüm ülkeler tarafından şiddetle kınanması gereken yasa dışı bir hedef alarak öldürmedir." ifadesini kullandı.Gordon, İranlı politikacıların uluslararası hukuk açısından meşru askeri hedef olarak kabul edilmediğini vurgulayarak, ABD ve İsrail'in sivil altyapılara ve politikacılara yönelik saldırılarının "yasa dışı" olduğunu ve "muhtemelen savaş suçu" teşkil ettiğini söyledi.Matthews, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının yürütülme biçimine ilişkin "ciddi endişeler" bulunduğunu belirterek, ilk saldırıların Hamaney ve diğer üst düzey yetkilileri hedef aldığını anımsattı.Saldırılarda hedefin lider kadroyu ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Matthews, "Siyasi suikast ve rejim değişikliği, güç kullanımı için herhangi bir güvenilir yasal gerekçe bulunmadığında yasa dışı eylemlerdir." dedi.Nükleer anlaşmazlıklar müzakere ile çözülmeliZyberi, İran'ın nükleer programının Tahran tarafından sivil amaçlı olarak tanımlandığını ve bu program etrafındaki tartışmaların 1980'lerin sonlarından bu yana sürdüğünü belirtti.İran'ın nükleer programına ilişkin 2015'te imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) kapsamında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından kapsamlı doğrulama ve denetim mekanizmasının uygulandığını hatırlatan Zyberi, ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekildiğini ve Avrupa ülkelerinin anlaşmayı sürdürmeyi başaramadığını ifade etti.Zyberi, İran'ın ise İsrail ve ABD'nin nükleer tesislere yönelik saldırılarının ardından Ekim 2025'te anlaşmayı feshettiğini anımsatarak, konunun askeri yöntemler yerine müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini kaydetti.