Haber Detayı

Türkiye ile Azerbaycan’a saldırı kimin işine yarar?
Gündem ahaber.com.tr
07/03/2026 07:10 (4 saat önce)

Türkiye ile Azerbaycan’a saldırı kimin işine yarar?

İran'a yönelik ABD ve İsrail saldırganlığının 5 ve 6'ncı gününde gerçekleşen bir saldırı bütün dünyanın dikkatini Türkiye ve Azerbaycan'a çevirdi. İran topraklarından Türkiye'ye füze atılması, Azerbaycan'a da drone saldırısı yapılması savaşın seyrini değiştirecek kadar şoke edici bir hamleydi. Peki...

İran'a yönelik ABD ve İsrail saldırganlığının 5 ve 6'ncı gününde gerçekleşen bir saldırı bütün dünyanın dikkatini Türkiye ve Azerbaycan'a çevirdi.

İran topraklarından Türkiye'ye füze atılması, Azerbaycan'a da drone saldırısı yapılması savaşın seyrini değiştirecek kadar şoke edici bir hamleydi.

Peki bunu kim yapmıştı?

İran mı yoksa bölgeyi daha büyük bir savaşa sürüklemek isteyen siyonist İsrail ya da ABD içindeki destekçileri mi?

Yoğun saldırıya uğrayan İran'ın ayakta kalmak için ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerine yönelmesi kendisi açısından rasyonel bir hedefti ve yapılan saldırıları üstlendi de.

Ancak biraz geç de olsa İran yönetimi, hiç tereddüt etmeden iki ülkeye gerçekleştirilen saldırıyı kendilerinin yapmadığını açıkladı.

Hatta İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Azerbaycan saldırısı için adres olarak İsrail'i gösterdi.

Doğrusu bu iddia, diğerlerinden daha akla yatkın.

Çünkü siyonist İsrail'in İran içerisinde ne kadar etkili olduğu, yaptığı korkunç cinayetlerden, suikastlardan biliniyor.

Zaten ağır darbe alan devlet yapısı içinde MOSSAD'ın etkili olmaması mümkün değil.

Ama daha önemlisi, rahmetli Mahir Kaynak'ın yöntemiyle sormak lazım: 'Türkiye ve Azerbaycan'a yapılan saldırılar kimin işine yarıyor?' Bu soruya önyargıyla bakmayanların vereceği cevap belli: İran'ın hiç işine yaramaz ama ABD ve siyonist İsrail'e yarar.

Bu saldırgan iki ülke, Türkiye ve Azerbaycan'ı da savaşın içine çekerek bölgede güçlü ülke kalmasın istiyor.

Hatta savaşın Sünni-Şii çatışmasına dönmesi için İran'ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerine gerçekleştirdiği saldırıların sivil hedeflere yönelmesi için kirli operasyonlar bile yapıldığını bizzat ABD'liler söylüyor.

Birkaç gün önce ünlü ABD'li gazeteci Tucker Carlson, İsrail'in Körfez ülkelerinde kaos ve kargaşa oluşturmak istediğini belirterek şöyle diyordu: 'Dün gece Katar ve Suudi Arabistan'da yetkililerin bu ülkelerde bombalı saldırı planlayan MOSSAD ajanlarını gözaltına aldığı gerçektir.' Bu saldırıları İran'ın yapması için makul ve mantıklı hiçbir neden de yok.

İran'ın içinde böyle düşünen insanlar olabilir ama bugün işlerine gelmez.

Ayrıca İran'ın geçmiş sicilini ortaya sermek ve hatırlatmak da saldırıları açıklamaya yetmiyor.

Ortada kirli bir tuzak var.

Bu bölgede yüz-yüz elli yıldır kirli tuzakları kimlerin kurduğu biliniyor.

O tuzağı bozmanın yolu da Türkiye'nin önerdiği bölge birlikteliğinden geçiyor.

Artık başta İran olmak üzere bölge devletlerinin bu gerçeği bilmiyor gibi davranmaktan vazgeçmeleri gerekiyor. *** BUGÜN SEÇİM OLSA...

Elimde Şubat 2026 Genar Türkiye Raporu var.

Siyasi ve sosyal birçok konuda kamuoyu araştırması yapılmış. 'Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?' sorusuna verilen cevaplar bir önceki aya göre pek değişmemiş: AK Parti yüzde 34.8, CHP yüzde 31.5, DEM Parti 9.3, MHP 8, İyi Parti 4.7, Zafer Partisi 3.9, Anahtar Parti 3.2, YRP 2.4.

Genar'ın bu araştırmasında gördüğüm 'siyasi duruş' sonuçları da bir hayli ilginç.

Türkiye'nin büyük çoğunluğu kendisini 'Atatürkçü, Türk milliyetçisi ve muhafazakâr' olarak niteliyor.

Atatürkçü 30.1, Türk milliyetçisi 26.1, muhafazakâr 12.7...

Eskiden bu oranlar birbirine yakındı.

Şimdi değişmiş.

Genar bu tabloyu şöyle yorumlamış: 'AK Parti seçmeni içinde kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların varlığı, milliyetçi ve muhafazakâr kimliklerin birlikte bulunması; CHP seçmeni içinde milliyetçi, muhafazakâr hatta İslamcı kimliklerin belirli oranlarda yer bulması; MHP ve İyi Parti'de Atatürkçü damarın kayda değer bir ağırlık taşıması; DEM Parti seçmeninin sadece etnik ya da tekil bir kimlikle açıklanamayacak çoğul yapısı...

Tüm bu veriler, Türkiye'de siyasal aidiyetlerin tek eksenli bir ideolojik şemaya indirgenemeyeceğini göstermektedir.'

İlgili Sitenin Haberleri