Haber Detayı

Beyaz Saray’da Mesiyanik ayin
Yaşam yeniasir.com.tr
07/03/2026 06:50 (4 saat önce)

Beyaz Saray’da Mesiyanik ayin

ABD Başkanı Trump ve ekibinin din adamları tarafından çevrelenerek el verme ritüelleriyle dua etmesi ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ‘Tanrı böyle istiyor’ ve ‘Kudüs Haçı’ dövmelerini yorumlayan Prof. Dr. Tahsin Koçyiğit, Siyasi bir figürün ‘Mesiyanik’ bir misyonla donatılma çabası dedi

ABD, İsrail ve İran arasında süren savaşın 7'nci gününde, Beyaz Saray'dan dikkat çeken görüntüler paylaşıldı.

Oval Ofis'te Evangelist pastörler, Başkan Donald Trump'ın etrafında toplanarak ona dokunup dua etti.

O anlar, sosyal medyada Beyaz Saray yetkilileri tarafından yayımlandı ve tepkilere yol açtı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in vücudundaki dövmeler ise, tarihsel ve dini göndermeleri nedeniyle uzun süredir ABD kamuoyunda tartışma konusuydu.

Aşırı sağ ve İslam karşıtlığıyla ilişkilendirilen dövmelerin kasıtlı olarak kamuoyunun önüne servis edilmesi dikkat çekiyor.

TEOPOLİTİK MEYDAN OKUMA Dünyaya verilen bu iki mesajı Prof.

Dr.

Tahsin Koçyiğit, Yeni Asır okuyucuları için yorumladı.

ABD yönetim kademelerinde son dönemde iyice belirginleşen dini sembolizm, ritüeller ve apokaliptik (kıyamet merkezli), ezoterik söylemlerin sadece siyasi bir tercih olmadığını vurgulayan Koçyiğit, 'Derin bir zihniyet dönüşümünün ve teopolitik bir meydan okumanın dışavurumudur.

Paylaşılan görseller ve 'Armageddon- Amalek' eksenli tartışmalar, Batı'nın 'laik ve seküler' söylem/eylem maskesi altında yatan radikal teolojik ajandayı açıkça ortaya koymaktadır.

Haçlı Sembolizmi ve 'Deus Vult' zihniyetiyle görsellerde yer alan ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi isimlerin vücutlarında taşıdığı 'Deus Vult' (Tanrı böyle istiyor) dövmesi ve 'Kudüs Haçı', koluna kazıttığı 'Kafir' imgelerinin İslam dünyası için çok net anlamlar ifade ettiğini dile getiren Koçyiğit, 'Haçlı Seferleri'nin modern silahlara bürünmüş hali.

Bilimsel açıdan bu tür semboller, sadece tarihi bir hatıra değil, Orta Doğu'da dökülen kanın, işgallerin ve İslam'ı 'düşman' belleyen bir nefretin kodlarıdır. 'Deus Vult' sloganı, adaleti değil, ilahi olduğu iddia edilen bir 'Tanrı'nın iradesiyle yok etme' yetkisini temsil eder.

Üstelik bu kişilerin kolunda Arapça 'Kafir' yazısını bir 'gurur nişanesi' gibi taşıması, Batı'daki İslamofobinin bireysel bir önyargıdan çıkıp, devletin en üst karar mekanizmalarına sızmış bir 'kutsal savaş' (crusade) anlayışına dönüştüğünü gösterir' diye konuştu.

EVANJELİK-SİYONİST İTTİFAKI Dünya kamuoyunun gözünün içine sokarcasına siyasetin kutsandığına dikkati çeken Koçyiğit, 'Trump ve ekibi Beyaz Saray'da 'Mesiyanik' ayinler yapıyor.

Trump ve ekibinin din adamları tarafından çevrelenerek el verme ritüelleriyle dua etmesi, Evanjelik- Siyonist ittifakının somut bir göstergesidir.

Temelde dua, kulun Allah'a yönelmesidir; ancak burada sergilenen manzara, siyasi bir figürün 'Mesiyanik' bir misyonla donatılma çabasıdır.

Evanjelik teolojiye göre, bu siyasi figürler 'Büyük İsrail'in kurulması ve İsa Mesih'in gelişi için yolu temizleyen figürlerdir.

Bu durum, siyasetin rasyonel bir düzlemden çıkıp, 'Armageddon' yani kıyamet kopmadan önceki son büyük savaş senaryosuna hizmet eden bir araca dönüştüğünü kanıtlar.

Açıkçası bu, kutsal değerlerin dünyevi işgal, tahakküm ve emperyalist emellerine alet edilmesidir' şeklinde konuştu.

SOYKIRIMIN TEOLOJİK KILIFI Amalek ve Armageddon algoritmasının soykırımın teolojik kılıfı olduğunu belirten Koçyiğit, 'Bu meselenin en tehlikeli boyutudur.

Siyonist yönetiminin Filistinliler için kullandığı bu ifade, Kitab-ı Mukaddes'te 'kadın, çocuk, hayvan demeden her şeyin yok edilmesi gereken bir halkı' tanımlar.

Bu dili benimseyen bir ABDİsrail bloğu, uluslararası hukuku değil, kendi çarpık teolojilerini referans almaktadır.

Maşeri vicdan ve üst etik değerler açısından bakıldığında, savaşın bile bir ahlakı ve hukuku vardır; masumlara dokunulmaz.

Ancak 'Armageddon' (Kıyamet Savaşı) hedefleyen bir zihniyet için, daha büyük bir 'iyilik' (kendi kurtuluşları) uğruna milyonlarca Müslümanın katledilmesi sözde 'ilahî takdir' ve 'kaderin bir tecellisi' olarak görülmektedir.

Bu dini ve sembolik tavırlar, ABD'nin Orta Doğu politikasının salt petrol veya stratejik çıkarlarla açıklanamayacağının dışa vurumudur.

Karşımızda, kendi inançlarını vulgarize edip, kanlı bir siyasetle harmanlayan, dünyayı 'aydınlık ve karanlık', 'gelişmiş ve geri kalmış (kendileri ve diğerleri) olarak tam ortadan ikiye bölen radikal bir anlayış vardır.

Bütün etik ve insani değerlerinden sıyrılmış Batı'nın bu 'teopolitik saldırganlığı' karşısında, barış, adalet ve hikmet merkezli bir duruş, bir sığınağa ihtiyaç vardır.

Batı, ne yazık ki, bugün modern tanklarını ve füzelerini, Orta Çağ'ın karanlık ve bağnaz hırslarıyla komuta etmektedir' dedi.

İlgili Sitenin Haberleri