Haber Detayı

Karanlık geçmişten müzeye: İsmi işkencelerle anılan Diyarbakır Cezaevi ziyarete açılıyor
Güncel takvim.com.tr
06/03/2026 14:36 (7 saat önce)

Karanlık geçmişten müzeye: İsmi işkencelerle anılan Diyarbakır Cezaevi ziyarete açılıyor

12 Eylül askeri darbesi sonrası adı işkencelerle anılan ve birçok belgesel ile kitaba konu olan Diyarbakır Cezaevi, müze ve kültür alanına dönüştürülüyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yürütülen restorasyon çalışmalarında iki etap yüzde 80 oranında tamamlanırken, tarihi cezaevinin bu yıl ziyaretçilere açılması bekleniyor.

Geçmişte uzun yıllar adı işkencelerle anılan Diyarbakır Cezaevi'nin, 'müze ve kültür alanı' olarak kullanılması için sürdürülen restorasyonda sona yaklaşıldı.

Merkez Bağlar ilçesinde 1972 yılında yapımına başlanan Diyarbakır Cezaevi, 4 Temmuz 1980'de açıldı. 12 Eylül 1980 sonrası askeri yönetime devredilerek 'Sıkıyönetim Askeri Cezaevi' olarak kullanılan cezaevinin adı, 12 Eylül askeri darbesinden sonra kötü muamele ve işkencelerle anıldı.

Hakkında birçok belgesel ve kitabın yazıldığı cezaevi, Adalet Bakanlığına devredildiği 9 Mayıs 1988'den bir süre öncesine kadar ceza infaz kurumu olarak kullanıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9 Temmuz 2021'de kenti ziyaretinde, 'Geçmişte uzunca bir dönem adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muameleyle anılan Diyarbakır Cezaevi'ni yakında boşaltıyor ve kültür merkezi olarak sizlerin hizmetine sunuyoruz.' açıklamasının ardından çalışmalar başlatıldı. 11 Ekim 2022'de Adalet Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokolün ardından Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne devredilen Diyarbakır Cezaevi'nin tabelası 24 Ekim 2022'de indirildi.

Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 'Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı' olarak tescil edilen cezaevinin 'müze ve kültür alanı' olarak kullanılması için başlatılan restorasyon sürüyor.

Üç etap şeklinde yürütülen projenin ilk iki etabında fiziki gerçekleşme yüzde 80'e ulaştı.

Teşhir, tanzim, çevre düzenlemesi, peyzaj, mekanik, elektrik tesisatından oluşan üçüncü etap çalışmalarının da tamamlanmasıyla tarihi cezaevinin kapıları ziyaretçilere açılacak.

Bu kapsamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Diyarbakır Vali Yardımcısı Fatih Ayaz ve aralarında yazar ile siyasetçi Orhan Miroğlu'nun da bulunduğu, cezaevinde bir süre kalmış kişiler çalışmaları yerinde inceledi.

Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Koç'tan gelinen aşamaya ilişkin bilgi alan İnceciköz'ün başkanlığında, cezaevi yerleşkesindeki bir salonda toplantı düzenlendi. 'İNŞALLAH BÜTÜN TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAKTIR' Sekiz yıl kaldığı cezaevini Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde oluşturulan danışma kurulunun bir üyesi olarak ziyaret eden yazar ve siyasetçi Orhan Miroğlu, AA muhabirine, Diyarbakır Cezaevi'nin sadece Türkiye'nin değil dünyanın da gündeminde olan bir hadise olduğunu ifade etti.

Cezaevinin 'dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi' listesinde yer aldığını ifade eden Miroğlu, 'Bu müze sadece Türkiye açısından değil, dünyada da önemli bir mesaj, önemli bir tecrübe olacak.' dedi.

MİLLETVEKİLLERİYLE KOMİSYON KURULDU Cezaevinin müzeye dönüştürülmesiyle ilgili milletvekilliği döneminde 'Diyarbakır Cezaeviyle Yüzleşme Komisyonu'nun kurulduğunu, diğer partileri temsil eden milletvekilleriyle 2016-2018'de çalışma yaptıklarını hatırlatan Miroğlu, bu çalışmanın zamanla olgunlaştığını belirtti.

BAŞKAN ERDOĞAN TALİMAT VERDİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9 Temmuz 2021'de kenti ziyaretinde cezaevinin müzeye dönüştürülmesiyle ilgili açıklamasını hatırlatan Miroğlu, şöyle konuştu: 'Şimdi mutlu sona doğru gidiyoruz.

Yüzde 70-80 civarında bir iş yapılmış görünüyor.

Bundan sonraki aşama en önemli kısmı çünkü bir mekan var ve burada kayıp bir hafızanın izini süreceğiz.

Bu kayıp hafızanın izini sürerken de elimizdeki olanaklarla yetinmek zorunda kalacağız.

Bunların başında da hatıralar, burada yatan insanların ürettiği eserler geliyor.' Bu bağlamda 2 yıl önce yapımcı, yönetmen ve yazar olarak başlattığımız 'Posta Kutusu 213 Diyarbakır' adıyla bitmiş bir filmimiz (belgesel) var.

Bu aynı zamanda bu yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfının dünya prömiyerini yapacağı bir film.

Bu da müzenin açılış sürecine, Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşme çabalarına önemli bir katkı sunacak.

Filmin prömiyeri 14-15 Nisan gibi yapılacak.

Müzenin açılışı da 12 Eylül'ün yıl dönümüne denk getirilebilirse çok anlamlı bir şey olur.

Yetişemezse de 2027'ye sarkmadan mutlaka halkımızın hizmetine açılacaktır.

İnşallah bütün Türkiye için yeni bir başlangıç olacaktır.

Burası bir örnek olur, geçmiş yaralarımızla yüzleşmemizin bir sembolü olur.' TOPLUMSAL HAFIZANIN BULUŞTUĞU MEKAN OLACAK Bakanlıktaki bürokratların işin başından bu yana Diyarbakır Cezaevi mağdurlarına, tanıklarına danışarak, bilgi alışverişinde bulunarak bu çalışmaları yürüttüğüne işaret eden Miroğlu, birçok hatıranın burada görüleceğini vurguladı.

Miroğlu, 'Bu belki kısa filmlerle, videolarla bir şekilde olacak.

Burası, insanların kişisel hatıralarıyla toplumsal hafızanın buluştuğu bir mekan olacak diye umut ediyoruz.' dedi. 'HAYALİMİZ GERÇEKLEŞİYOR' Henüz 16 yaşındayken girdiği Diyarbakır Cezaevi'nde 7 yıl kalan Temel Strateji Araştırma Merkezi Başkanı Abdurrahim Semavi de o dönemde cezaevine bir şekilde giren herkesin işkencelere maruz kaldığını söyledi. 'İşkence görmek bir yere kadar insanın katlanabileceği bir durum ama insanların çığlığını duymak dayanılmaz bir acı.

Şu koridorlarda binlerce insan aylarca işkence seanslarından geçirilmiş.

Duvarlarında hepsinin de çığlık izleri var.

İçeriyi dolaştığımda tüylerim diken diken oluyor.' ifadelerini kullanan Semavi, o anları tekrar yaşadığını söyledi. 'BURADA ÇİLEYİ YAŞAYAN İNSANLAR OLARAK BAŞKAN ERDOĞAN'A MİNNETTARIZ' Semavi, şunları kaydetti: 'Buranın bir 'insanlık onuru müzesi' olması noktasında bir hayalimiz vardı.

Buranın müze olması için olağanüstü gayretler gösterdik.

Sadece ben değil, benim gibi burada çileyi çeken mahpusdaşlarımızın da desteğiyle Cumhurbaşkanımıza bizzat mesajımızı ilettik.

Cumhurbaşkanımız bu mesajı kabul etti.

Nihayetinde şu anda bu hayalimiz gerçekleşiyor. 12 Eylül gibi belki bir açılış gerçekleşir.

Bu olursa çok anlamlı olur.

Burada bu çileyi yaşayan insanlar olarak kendisine minnettarız.' O dönem kendisi dahil beraat eden hiç kimsenin tazminat davası açmadığını belirten Semavi, 'O çileleri parayla ya da farklı bir şekilde tanzim etmek bize yakışmaz.' dedi. 'O DÖNEMİ YAŞAYANLARIN ONURLARININ İADESİNE VESİLE OLACAK' Semavi, cezaevinin müzeye dönüştürülmesinin önemine değinerek, şunları söyledi: 'Bu proje, her şeyden önce o dönemi yaşayanların onurlarının iadesine vesile olacak.

O günleri yaşayan birçok insanımız şu an hayatta değil.

Geçmişiyle yüzleşemeyen toplumlar, gelecek inşa edemezler.

Geçmişimizle, acılarımızla yüzleşmek zorundayız ki acısız bir gelecek inşa edelim.

Acıları bilen bir toplumdaki yeni nesiller, bu acıların bir daha yaşanmaması için tarihi bir misyon üstlenerek set oluştururlar.

Tıpkı darbelere karşı savaşımızın 15 Temmuz'da verildiği gibi.

Maalesef eski darbelere karşı insanlar bu direnci gösteremediler fakat 15 Temmuz'da gösterdiler.

Çünkü o darbelerin yarattığı hezimetler, vahşetler artık toplum tarafından yavaş yavaş öğrenilmiş oldu.'

İlgili Sitenin Haberleri