Haber Detayı
CHP'li Gürsel Erol'dan WSJ'deki o yazıya tepki: 'Türkiye'yi tehdit gibi göstermek tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz'
CHP'li Gürsel Erol, The Wall Street Journal’da Türkiye’nin “sınırlandırılması gereken bir tehdit” olarak tanımlanmasına tepki gösterdi. Erol, Türkiye’nin dış politikasının Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine dayandığını belirterek ülkenin tarihsel olarak barış ve denge politikası izlediğini vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol , ABD merkezli yayın organı Wall Street Journal'daki Türkiye’nin “sınırlandırılması gereken bir tehdit” olarak tanımlanmasına tepki gösterdi.
Erol, söz konusu yaklaşımın hem tarihsel gerçeklerle hem de Türkiye’nin dış politika geleneğiyle bağdaşmadığını belirtti.
Türkiye’yi bölgesel bir tehdit gibi göstermeye çalışan değerlendirmelerin ülkeye karşı saygısızlığın ve yüzeysel jeopolitik okumaların ürünü olduğunu ifade eden Erol, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika geleneğinin günübirlik güç projeksiyonlarına dayanan ya da emperyal rekabetin parçası olmak üzerine değil; ulusal egemenliğin korunması, bağımsız karar alma kapasitesi ve bölgesel barışın tesis edilmesi üzerine kurulu olduğunu vurguladı.
ATATÜRK'ÜN SÖZÜNE ATIF Bu geleneğin temellerinin Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine dayandığını belirten Erol, Türkiye’nin tarihsel olarak barış ve denge politikası izlediğine dikkat çekti.
Erol, bu tarihsel çizginin en önemli örneklerinden birinin II.
Dünya Savaşı sırasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yürüttüğü stratejik tarafsızlık politikası olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin dış politikasının daima bağımsızlık ve kararlılık üzerine kurulduğunu belirten Erol, bunun en açık örneklerinden birinin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı olduğunu söyledi.
Dönemin CHP-MSP hükümetinin uluslararası baskılara ve tehditlere rağmen Türkiye’nin garantörlük hakkını kullandığını belirten Erol, Kıbrıs Türk halkına yönelen Ada’daki katliamları durdurmak için tarihi bir karar alındığını kaydetti.
Erol, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in harekâtı, “Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz.” sözleriyle son derece meşru, haklı ve barışçıl bir temele oturttuğunu hatırlattı.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan gibi farklı siyasal görüşlere sahip liderlerin partilerinin iktidarında, ambargolara ve uluslararası baskılara rağmen uluslararası hukuktan doğan meşru hakların ve insani sorumluluğun kararlı şekilde savunulmasının ve Türk milletinin kenetlenmesinin en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade eden Erol, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve egemen bir devlet olmanın gereği olarak dün olduğu gibi bugün de dış politikasını ulusal egemenlik, uluslararası hukuk ve bölgesel barış ilkeleri doğrultusunda belirlemeye devam edeceğini söyledi.