Haber Detayı
Adalet Bakanı Akın Gürlek medya temsilcileriyle iftarda buluştu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, medya temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, aralarında Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan’ın da bulunduğu medya temsilcileriyle iftar yemeğinde buluştu.
Programda gazetecilere hitap eden Bakan Gürlek, adalet kurumunun yeni dönemdeki gündemi ve basının kamuoyundaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kısa süre önce göreve atandığını hatırlatan ve Cumhurbaşkanı'na teşekkür eden Gürlek, bakanlık bünyesindeki yeni görevlendirmelere değinerek şunları kaydetti: ''Öncelikli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunmak istiyorum.
Bugün bakan yardımcısı arkadaşlarımız burada.
Hem sizinle tanıştırmak istedim hem de sizin sormak istediğiniz sorular varsa onlar da kendi alanları ile ilgili konulara cevap vermek istiyor." ''BASIN DEMOKRATİK TOPLUMUN VAZGEÇİLMEZ UNSURUDUR'' Gazetecilerin üstlendiği sorumluluğun altını çizen Gürlek, medyanın kamu vicdanını diri tuttuğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Basın demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur.
Kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında sizlerin üstlendiği rolü elbette biliyorum.
Sizler toplumun gözü, kulağı, sesi gibi çok önemli bir görevi yerine getirmektesiniz.
Gerçeğin ortaya çıkarılması, farklı görüşlerin ifade edilmesi ve aynı zamanda kamu vicdanının canlı tutulması elbette sizlerin en büyük görevidir.
Bu sebeple öncelikle bu kutsal görevi yaptığınız için sizlere teşekkür ediyorum." Bakanlığın yoğun gündemine ve yargı alanındaki yeni çalışmalara dikkat çeken Gürlek, medya ile iletişimi sürekli tutacaklarını bildirerek "Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var.
Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var.
Sürekli olarak bir araya geleceğiz.
Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden istifade edeceğiz.
Gündem çok yoğun biliyorsunuz Terörsüz Türkiye süreci bir yandan devam ediyor.
Bir yandan biliyorsunuz bölgemizdeki sıcak çatışma alanı var.
Sürekli olarak güncel konular özellikle 12.
Yargı Paketiyle ilgili ben zaman zaman basın mensubu arkadaşlarımıza demeçler verdim.
Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor." ifadelerini kullandı. ''GÖREVİNİ YAPAN GAZETECİLERİN HEDEF ALINMASI KABUL EDİLEMEZ'' Bölgedeki sıcak çatışmalara da değinen Bakan Gürlek, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında yaşamını yitiren basın mensuplarını unutmadı.
Gürlek, ''Bu vesileyle Gazze'de İsrail saldırıları sonucunda hayatını kaybeden çok kıymetli gazeteci meslektaşlarınızı anıyorum.
Meslektaşlarımıza başsağlığı diliyorum.
Görevini yapan gazetecilerin hedef alınması hiçbir şekilde kabul edilemez.
Basın mensuplarının can güvenliği uluslararası hukukta insan haklarının ortak sorumluluğudur.
Bunun tekrardan altını çizmek istiyorum.
Basın mensupları bizim için çok kıymetli." ifadelerini kullandı.
Geçmişte adliyede görev yaptığını ve basın mensuplarını yakından tanıdığını belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazetecileri daha önce İstanbul'da da ağırladığını hatırlattı.
Gürlek, ''Gece yarılarına kadar sizlerin özellikle adliye muhabiri arkadaşlarının mesai mefhumu olmaksızın çalıştıklarını biliyorum.
Bir haber alıp o haberi anlık olarak canlı yayına aktarmak istediklerini biliyorum.
Burada çok önemli bir görevi üstleniyorsunuz.
Ancak şunun altını çizmek gerekiyor, mutlaka toplumun doğru bilgilendirme ihtiyacı var.
Son zamanlarda maalesef sosyal medyada ya da diğer medya kuruluşlarında bazen yanlış haberler, algı haberleri çıkıyor.
Bu tabii toplumu yanlış yönlendiriyor.
Kamu vicdanını tatmin etmiyor.'' dedi.
Gündemdeki konulara da değinen Bakan Gürlek, İçişleri Bakanlığı ziyaretinin ardından DEM Parti heyetiyle, iki bakan yardımcısının da katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Dün Adalet Komisyonu Başkanı ve üyeleriyle de iftarda bir araya gelerek yasal düzenlemelerin çerçevesini konuştuklarını aktaran Gürlek, süreci şöyle özetledi: ''Dem Parti'nin kıymetli heyetiyle bir araya geldik.
Önce İçişleri Bakanlığımızı ziyaret ettiler.
Daha sonra da beni ve iki tane bakan yardımcısı arkadaşımızla birlikte toplantı yaptık.
Adalet Komisyonu'nun takdirinde biz Adalet Bakanlığı olarak Adalet Komisyonu'na teknik olarak özellikle kanunların yapılmasında arkadaşlarımız, hakim savcı arkadaşlarımız teknik olarak yardıma hazır olduğumuzu bildirdik.
Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık.
Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk." "ŞAHSA ÖZGÜ VE GENEL AF DÜZENLEMESİ YAPILAMAZ" Ortaya çıkan mutabakat metnini bizzat incelediğini vurgulayan Gürlek, ''Şunun altını çizmemiz gerekiyor.
Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz.
Adalet Komisyonumuz da bunun farkında.
Muhtemelen geçici hükümler konulacak.
Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz.
Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis'in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemleeri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak.
Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek.
Tekrardan söylemek istiyorum.
Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz.
Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız." ifadelerini kullandı.
Sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin iradesiyle önemli bir eşiği aştığını ifade eden Gürlek, şu açıklamayı yaptı: "Terörsüz Türkiye sürecini çok önemsiyoruz.
Terörden hepimiz çektik.
Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin de çok kuvvetli desteğiyle birlikte çok önemli bir aşamaya geldi.
Artık Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplamak aşamasındayız.
Bu bizim için önemli." Yasal düzenlemelere geçilmeden önce atılması gereken somut adımlara ve komisyon raporlarına işaret eden Gürlek, sürecin kırmızı çizgilerini şu sözlerle netleştirdi: ''Terörsüz Türkiye sürecinin olmazsa olması öncelikli olarak örgütün tamamen silah bırakması daha sonra da örgütün feshedilmesi.
Örgütün silah bıraktığının ve aynı şekilde eylemlerini sonlandırdığının tasdiklenmesi gerekiyor.'' ''TOPLUMDA YASAL DÜZENLEME BEKLENTİSİ OLUŞTU'' DEM Parti heyeti ve Adalet Komisyonu ile gerçekleştirilen görüşmelerin detaylarını paylaşan Bakan Gürlek, sürecin nihayete ermesi yönündeki toplumsal talebe vurgu yaparak ''Terörsüz Türkiye sürecinin biz nihayete ermesini istiyoruz.
Dün Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimizle de görüştük.
Dem Parti'nin heyetiyle de görüştük.
Onlar da bir an önce artık yasal düzenlemenin yapılmasını istiyor.
Çünkü artık toplumda bir beklenti de oluştu.
Toplumumuz da hazır.
Vatandaşlarımız da bu kardeşlik ortamının birlik ortamının artık yasal düzenlemeye erişmesini temenni ediyor.'' ifadelerini kullandı. ''KOMŞULARIMIZLA MUTLU BİR ŞEKİLDE DEVAM ETMEK İSTİYORUZ'' Bakan Gürlek, komşu ülkelerde yaşanan krizlere ve İran'daki sıcak çatışmalara değinerek, Türkiye'nin güçlü devlet ve ordu yapısıyla güvenliğini sağladığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı ve kabine üyelerinin barış için devrede olduğunu belirten Gürlek, ''İran'da bir sıcak çatışma yaşanıyor.
Biz de bu bölgenin bir parçasıyız ama özellikle ülkemiz şu an çok güvenli bir alan.
Yani etrafımıza karışıklıklara rağmen hem Devletimiz hem askeriyemiz güçlü, Türkiye dirayetli bir ülke.
Bölgedeki özellikle güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda gerek Cumhurbaşkanımız gerek de Dışişleri Bakanımız tüm bakanlarımız bu sürecin suhuletle sonlandırılması konusunda gerekli adımları attılar, gerekli görüşmeleri yaptılar.
Biz bölgemizde özellikle istikrar istiyoruz, barışın kalıcı sağlanmasını istiyoruz.
Bu konuda da gerekli görüşmeler yapıldı.
Her zaman sulh kapısının, sulh yolunun işletilmesini istiyoruz.
Bu konuda da Cumhurbaşkanımız da sürecin ilk anından beri sürekli olarak sıcak kapı diyaloğu güttü.
Çeşitli dünya liderleriyle görüştü.
Türkiye olarak da komşularımızla birlikte mutlu bir şekilde devam etmek istiyoruz." dedi. 12.
YARGI PAKETİ NEDEN GERİ ÇEKİLDİ?
Yargılamaların uzun sürmesinin toplumda güven eksikliği yarattığını belirten Bakan, sahadan edindiği tecrübelerle eksiklikleri gidermek için paketi geri çektiklerini söyledi: ''12.
Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim.
Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli.
Toplumda adalete güven eksikliği var.
Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor.
Yargılamalar neden uzuyor?
Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim.
Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum.
Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık.'' 2025 yılı itibarıyla yargının önünde bulunan dosya sayısının dünya rekoru seviyesinde olduğunu ifade eden Gürlek, uyuşmazlıkların mahkemelere yansımadan çözülmesi gerektiğinin altını çizerek, ''Yargı sistemimizin önünde bulunan 12,5 milyon dosya, küresel ölçekte emsali olmayan bir iş yüküdür.
Bu tabloyu değiştirmek adına, arabuluculuk ve uzlaştırma müesseselerinin kapsamını daha da genişletmeyi hedefliyoruz.
Bilhassa sekiz ila on yıl sürebilen ve taraflar açısından ağır mağduriyetler üreten çekişmeli boşanma davalarında yeni bir modele geçiyoruz. 12.
Yargı Paketi ile getirmeyi planladığımız düzenlemeye göre; tarafların boşanma iradesi konusunda mutabık kalması halinde, mahkeme süreci arabuluculuğa tevdi edilecek ve boşanma kararı ivedilikle kesinleşebilecektir.
Nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet gibi fer'i hükümlerin yargılaması devam etse dahi, bireylerin kendi hayatlarına yön verebilmeleri için boşanma sürecinin hızlandırılması temel önceliklerimizden biridir." dedi. 3 İLDE PİLOT UYGULAMA Daha önce katıldığı televizyon programlarında da yargının hızlandırılması konusuna dikkat çektiğini belirten Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) bünyesinde 2022 yılında kurulan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu'nun artık çok daha aktif bir denetim mekanizmasına dönüşeceğini bildirdi.
Söz konusu büronun, hakim kararlarını denetlemek ve bölgesel gecikme sebeplerini tespit etmekle görevli olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, yeni sistem için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmadığını vurguladı.
Uygulamanın sahaya yansımasını detaylandıran Gürlek, şu bilgileri verdi: "Bu büronun işleyişini doğrudan sahaya yansıtmak amacıyla İstanbul, İzmir ve Ankara'yı pilot bölgeler olarak belirledik.
Bu üç ildeki tüm adliyelerde izdüşüm ofisleri, yani irtibat büroları kuracağız.
Daha önce duyurduğumuz “Alo Adalet” hattını da doğrudan bu ofislere entegre ederek vatandaşımızla yargı arasındaki iletişimi anlık hale getireceğiz." Yargıda hedef süre uygulamasına dikkat çeken Gürlek, tahliye ve kira tespit davaları üzerinden somut bir örnek verdi.
UYAP sisteminde bir kira tespit davasının 9 ayda bitirilmesi gerektiğinin öngörüldüğünü aktaran Gürlek, tarafların yeni delil sunması, tanık dinletmesi veya bilirkişi incelemeleri gibi sebeplerle bu sürenin 4-5 yıla kadar uzayabildiğini belirtti.
Gürlek, yeni sistemle birlikte bu sürelere riayet edilip edilmediğinin yapay zeka destekli bir mekanizmayla denetleneceğini ifade ederek süreci şöyle anlattı: "Vatandaşımız bize başvurup 9 aylık sürede davasının sonuçlanmadığını bildirdiğinde, adliyelerdeki hukukçulardan oluşan ekibimiz derhal devreye girecek.
İdari amir konumundaki Komisyon Başkanımız, ilgili hakime bu davanın neden 4 yıl sürdüğünü soracak.
Hakim, o bölgedeki iş yoğunluğunu gerekçe gösterirse, HSK verileri üzerinden yapay zeka ile durumu teyit edeceğiz ve ihtiyaç halinde o adliyeye otomatik olarak yeni bir sulh veya aile mahkemesi açacağız.
Eğer sorun personel eksikliği ise, yine yapay zeka tespitiyle anında katip takviyesi gerçekleştireceğiz." GECİKMEYE SEBEP OLAN HAKİMLERE SIKI YAPTIRIM Gecikmenin mahkemenin iş yükünden veya personel eksikliğinden değil, doğrudan hakimin idaresinden kaynaklanması durumunda tolerans gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, yaptırım sürecine dair, '' "Eğer sorun Hakime Hanım'ın veya Hakim Bey'in şahsından ya da mesleki yetersizliğinden kaynaklanıyorsa, hakim ve savcıların tabi olduğu disiplin hükümleri ile ilke kararları devreye girecek.
Yer değiştirme, terfi ve atama süreçleriyle ilgili prosedürleri derhal başlatacağız. 9 ayda bitmesi gereken bir dava 4 yılda bitirilememişse, bunun sonuçlarına katlanılacak.
Bu kuralı çok sert ve tavizsiz bir şekilde işleteceğiz." ifadelerini kullandı.
Yeni sistemin vatandaş odaklı işleyişine de değinen Gürlek, mağduriyetlerin önüne geçmek için şeffaf bir iletişim kurulacağını belirtti.
Gürlek, vatandaşların “Alo Adalet” hattına cep telefonu, e-posta yoluyla veya bizzat büroya giderek başvurabileceğini kaydetti.
Yapılan başvurulara anında geri dönüş sağlanacağını belirten Gürlek, "Vatandaşımıza sistem üzerinden; 'Boşanma davanız henüz hedef süre içerisinde, süreci beklemeniz gerekiyor' veya 'Hedef süre aşıldı, konuyla ilgili gerekli hassasiyet gösterilerek müdahale edilmiştir' şeklinde net bilgilendirmeler yapacağız" dedi.
Bu uygulamanın vatandaşta ciddiye alınma memnuniyeti yaratacağını vurgulayan Bakan Gürlek, kısa süre içinde hayata geçecek bu adımların hakimler nezdinde de davaları hızlandırıcı, teşvik edici bir etki yaratacağına inandığını sözlerine ekledi.
İSTANBUL'DAKİ 35 TİCARET MAHKEMESİ BİRLEŞİYOR İstanbul'daki mevcut ticaret mahkemelerinin dağınık yapısının işleyişte aksaklıklara yol açtığını tespit ettiklerini belirten Bakan Gürlek, alınan yeni kararla uygulama birliğinin sağlanacağını ifade ederek şu bilgileri verdi: "Bir başka somut örnek vermek gerekirse, ticaret mahkemeleriyle ilgili karar Resmi Gazete'de yayımlandı.
İstanbul'daki ticaret mahkemelerini tek bir çatı altında topladık.
Halihazırda Küçükçekmece, Bakırköy, Çağlayan ve Anadolu adliyelerinde toplam 35 adet ticaret mahkemesi bulunmaktadır.
Her birinin farklı konumda olması, ihtiyati haciz, konkordato ve iflas davalarında adliyeler arasında uygulama ve karar farklılıklarına yol açmaktadır.
Bu yeknesaklık sorununu ortadan kaldırmak ve uygulama birliğini tesis etmek amacıyla tüm ticaret mahkemelerini aynı çatı altında fiziki olarak bir araya getiriyoruz." İstanbul'un bir ticaret ve yatırım merkezi olduğunu hatırlatan Gürlek, mahkemelere olan güveni artırmak için liyakat temelli yeni bir kriter getirdiklerini açıkladı: "Ticaret Mahkemelerinde görev yapacak olan başkanlarımız için en az 10 yıl ticaret hakimliği yapmış olma şartını kesin kural haline getiriyoruz.
Meslektaşlarımız ticaret üyeliğinden başlayacak, ehliyet ve liyakat kriterlerini sağladıkları takdirde başkanlık görevine atanabilecekler.
Yatırımcıların ülkemize gelirken en çok hassasiyet gösterdikleri konu, davaların uzun sürmesi ve hukuki güvence eksikliğidir.
Mahkemeleri fiziki olarak bir araya getirip uzmanlaşmayı zorunlu kılarak hukuki güvence hakkını güçlü bir şekilde tesis etmiş oluyoruz." İDARE MAHKEMELERİNDE ÇED DAVALARI İÇİN İHTİSASLAŞMA DÖNEMİ Adalet Bakanı Gürlek, dünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararına da değinerek, idari yargıda yabancı ve yerli yatırımcıları yakından ilgilendiren ihtisaslaşma adımını duyurdu.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarına karşı açılan davaların yatırımları durdurma noktasına getirdiğini vurgulayan Gürlek, yasal düzenleme sinyali vererek süreci şöyle özetledi: "Dünkü Resmi Gazete'de yayımlanan HSK kararıyla idare mahkemelerinde ihtisaslaşmaya gittik.
Türkiye'ye istihdam sağlamak amacıyla gelen büyük yatırımcıların karşılaştığı ÇED iptal davaları ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
Mevcut sistemde taraf ehliyeti çok geniş yorumlanmaktadır; örneğin Martıları Koruma Derneği veya bölgedeki bir vatandaşımızın açtığı dava neticesinde verilen yürütmeyi durdurma kararları, devasa yatırımları ortada bırakabilmektedir.
Bu sorunun kalıcı çözümü için gerekli kanun düzenlemesini de hayata geçireceğiz." HSK kararıyla birlikte ÇED davalarına bakacak özel mahkemelerin belirlendiğini aktaran Bakan Gürlek, yargılama sürelerinin kısalacağına işaret ederek, "Yayımlanan kararla, idare mahkemelerinde ÇED iptal davalarına ve idari uyuşmazlıklara hangi mahkemelerin bakacağını netleştirerek ihtisaslaşmayı sağladık.
Altını çizmek isterim ki, bu mahkemelerde ivedi yargılama usulü uygulanacaktır.
Yargılamalar hızlı bir şekilde yapılacak ve kararlar süratle verilecektir.
İş dünyasının bizden hukuki güvence bağlamında talep ettiği bu şartı yerine getirmiş bulunuyoruz." dedi.
HAKİMLERE YARGITAY ONAMASI ŞARTI İstinaf ve Yargıtay aşamalarından birinin devreden çıkarılacağı yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını belirten Bakan Gürlek, hakimlerin terfi süreçlerinde de artık "karar vizesi" ve Yargıtay onaması aranacağını ifade ederek şunları kaydetti: "Yargılamaların hızlanması konusunda bu konuda faaliyetlerimiz var.
İnşallah 12.
Yargı Paketine koyacağız.
Atlamalı temyiz müessesesi var.
Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek.
Bunu da 12.
Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz.
Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız.
Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız.
Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için.
Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek.
Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak.
Bu da bizim artık olmazsa olmazımız.
Anlık olarak sahadan bilgi alacağız.
İşte bu Yargının Etkinliği ve Verimli Bürosu yapay zeka olduğu için atıyorum mesela İstanbul'da iş davaları ile ilgili çok fazla şikayet var.
Hemen biz iş mahkemesi kuracağız.
İzmir’de kira tespit davalarıyla ilgili çok fazla şikayet var.
Hemen yeni bir kira mahkemesi kuracağız.
Anlık olarak yani ihtiyaca cevap vermeye çalışacağız." ÇOCUKLARA YETİŞKİNLER GİBİ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET SİNYALİ 12.
Yargı Paketi kapsamındaki bir diğer önemli başlığın çocukların karıştığı şiddet olayları olacağını vurgulayan Gürlek, 17 yaşındaki bir öğrenci tarafından öldürülen 44 yaşındaki öğretmeni andı.
Suçun sosyolojik boyutuna dikkat çeken ve Aile ile Milli Eğitim bakanlıklarıyla yürütülen ortak çalışmalara değinen Gürlek, süreci şu sözlerle anlattı: "12.
Yargı Paketinde bir başka getirmek istediğimiz konu biliyorsunuz maalesef geçenlerde de oldu.
Bir öğretmenimiz hayatının baharında 44 yaşında, 17 yaşında bir öğrencisi tarafından hunharca saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.
Gerçekten üzüldük.
Ben buradan öğretmenimize, kederli ailesine, öğrencilerine tekrardan başsağlığı diliyorum.
Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çekmiştir.
Özellikle çocukların işlediği bu tür olaylar eylemler arttı.
Şimdi kıymetli basın mensupları bu tabii çok geniş bir alan şöyle burada ailenin sosyal yapısı, eğitim düzeyi, bunların hepsinin incelenmesi gerekiyor.
Yani bir çocuk neden şiddete meyleder, neden şiddete bulaşır?
Bizim yargı olarak görevimiz aslında biliyorsunuz suç işlendiği andan itibaren görevimiz başlıyor.
Burada özellikle ben görüştüm.
Aile Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız onlarla bir geniş platform kurup özellikle çocukların aile yapısından itibaren, sosyal yaşamından itibaren, eğitim yaşamından itibaren suça iten nedenlerin öncelikli olarak bir masa yatırılması gerekiyor.
Yani neden çocuk, suç örgütlerinin kucağına gidiyor?
Neden çocuk şiddete meylediyor?
Bakın bu 17 yaşındaki öğrenci de siz de hepiniz muhtemelen biliyorsunuzdur.
Daha önceden bir psikolojik sorunu var.
Okulla ilgili bir uzaklaştırma cezası almış.
Yani bu çocuğun bir eylem yapacağı aslında belli.
Bunları bizim bir gözlemlememiz gerekiyor, süreç göstermemiz gerekiyor.
Çok geniş katmanlı bir şekilde bunların sebeplerini araştıracağız." Mevcut yasalardaki çocuk suçlulara yönelik ceza indirimlerini ve infaz ayrıcalıklarını yetersiz bulduğunu açıkça ifade eden Adalet Bakanı, cinayet gibi ağır suçlarda yeni ve caydırıcı yaptırımların meclis gündeminde olduğunu belirterek, "Tabii çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim.
Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış.
Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var.
Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor.
Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor.
Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor.
Bu konuda gerekli adımları atacağız.
Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız.
Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu.
O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz.
İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz.
Tabii çocukların geleceği bize emanet.
Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım.
Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor.
Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor." SOKAK ÇETELERİ ÇOCUKLARI AİLELERİNDEN KİRALIYOR Suç örgütlerinin, çocukların alacağı cezaların daha düşük olmasını bir fırsat olarak kullandığını belirten Bakan Gürlek, çetelerin Adana ve Gaziantep'ten çocuk kiralayarak İstanbul'a getirdiğini şu sözlerle ifade etti: "Ben İstanbul'da görev yaparken bu konuda çok gördüm.
Maalesef işte bu yeni nesil sokak çeteleri diyorlar.
İsim vermek istemiyorum.
Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar.
Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar.
Biz bunu tespit etmiştik.
Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar.
İstanbul'a getiriyorlar.
Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. “Aslansın, kaplansın” deyip çocukları suçta kullanıyorlar.
Neden?
Çünkü çocukların alacağı cezalar belli.
Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli.
O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor.
Daha farklı eylemlere girişiyor." Çocukları suça sürükleyen çete yöneticileri ve üyeleri için 11.
Yargı Paketi ile cezaların artırıldığını hatırlatan Gürlek, meclis gündemine gelmesi planlanan 12.
Yargı Paketi'nde bu cezaların tekrar ağırlaştırılacağını duyurdu.
Devletin asli görevinin suçu önlemek kadar çocuklara güvenli bir gelecek sunmak olduğunun altını çizen Gürlek, "Biz 11.
Yargı Paketinde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz.
Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12.
Yargı Paketinde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz.
Çünkü çocuklar bize emanet.
Geleceğini korumakla yükümlüyüz.
Yani devlet sadece suç işlemeyi önlemez.
Aynı zamanda kişiye sosyal anlamda bir gelecekte vaat eder.
Biz de çocuklarımızın geleceği için bu önlemleri almamız gerekiyor.
Çocuklarla ilgili de bu şekilde düzenleme yapmak istiyoruz." dedi.
Bakan Gürlek'in yaptığı bu kapsamlı değerlendirmelerin ardından, toplantıda medya temsilcilerinin sorularının yanıtlandığı bölüme geçildi.
Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Gürlek, merak edilen detaylara açıklık getirdi.
EKREM İMAMOĞLU’NA YENİ DÜZENLEME HEDİYESİ Mİ?
Gazetecilerin istinaf mahkemelerindeki uzun bekleme süreleri ve tahliye davalarındaki mağduriyetlere ilişkin sorularını yanıtlayan Gürlek, yargıyı hızlandıracak yeni formülü açıkladı.
İstinaf aşamasına da katı süre sınırları getirileceğini belirten Gürlek, şunları kaydetti: "İlk derece mahkemelerinde uygulanan 'hedef süre' uygulamasını istinaf mahkemelerini de kapsayacak şekilde genişletiyoruz.
İlk derecede 9 ayda bitmesi öngörülen bir dosyanın, istinaf aşamasında da en fazla 9 ay içerisinde karara bağlanmasını zorunlu hale getireceğiz.
Gecikmelerin önüne geçmek adına mevcut dairelerin yetersiz kaldığı durumlarda derhal yeni istinaf daireleri kuracağız.
Ayrıca 11.
Yargı Paketi ile yürürlüğe giren hakaret suçlarındaki ön ödeme uygulamasının sonuçlarını da yeniden değerlendirmeye alacağız." TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNİ İŞLEYEN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR Suça sürüklenen çocukların eylemlerinde ailelerin hukuki sorumluluğuna ve uyuşturucu madde bağımlılarının rehabilitasyon süreçlerine yönelik soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, "Mukayeseli hukuk araştırmalarımızda bazı ülkelerde ailenin sorumluluğuna dair düzenlemeler bulunduğunu görüyoruz.
Hukukumuzda suçun şahsiliği ilkesi gereği, çocuğun eyleminden doğrudan aileyi cezai olarak sorumlu tutamayız.
Ancak ailenin gözetim ve denetim yükümlülüğü mutlaktır; çocukların takibi sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı kalamaz.
Bununla birlikte, 12.
Yargı Paketi kapsamında suça sürüklenen çocukların ıslahı ve topluma kazandırılmasına yönelik yeni modeller üzerinde çalışıyoruz.
Ayrıca uyuşturucu ile mücadelede çok kritik bir adım atarak, hükümlülerin tahliyelerinden 6 ay önce, henüz cezaevi şartlarındayken AMATEM tedavi süreçlerine başlanmasını sağlayacak yasal bir düzenlemeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Amacımız, tahliye sonrası yeniden uyuşturucuya yönelimin önünü kesmektir."dedi.
ÇOCUKLARIN KULLANDIĞI UYGULAMALAR VE İZLEDİĞİ VİDEOLARIN CEZAİ KISMI "Bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ile koordineli bir çalışma yürütüyoruz. 12.
Yargı Paketi ile 16 yaşını tamamlamamış bireylerin sosyal medya kullanımına yönelik kısıtlamalar getirmeyi ve 16 yaş üzerindeki kullanıcılar için SMS onay koduyla doğrulama zorunluluğu gibi güvenlik tedbirlerini hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Buna ek olarak, çocukları şiddete, cinsiyetsizliğe veya sapkın akımlara yönlendiren sosyal medya içerik üreticileri (YouTuber, Influencer vb.) hakkında Türk Ceza Kanunu'nda bulunan mevcut hukuki boşluğu da kapatacak ve gerekli cezai yaptırımları hızla devreye sokacağız." AKADEMİSYENLERİN VE GAZETECİLERİN İMRALI’YA GİTMESİ TALEBİ İmralı’ya yapılacak ziyaret taleplerine ilişkin sürece değinen Gürlek, "Onlarla ilgili şu an düşünmüyoruz.
Sadece heyetler belli.
Onlara izin veriyoruz o konuda.
O yüce Meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak o süreç" ifadelerini kullandı.
TUTUKLAMA İSTİSNAİ BİR TEDBİR Mİ ?
Tutuklama mekanizmasının işleyişi ve kamuoyundaki algısı hakkında konuşan Gürlek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Tutuklama genelde istisnai bir tedbir.
Şartları aslında belli.
CMK yüzde şartları var.
Ama bazen çok rahat kullanılabiliyor.
Bazen de toplumda infial oluşturan olaylar da kullanılmıyor diye eleştiriler var.
Tutuklamada hakimin takdiri var elbette ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor.
Katalog suçlar olması gerekiyor.
Ama şuna dikkat ediyoruz.
Yani toplumda infial oluşturan bir olay.
Nedir infial oluşturan bir olay?
Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır.
Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor.
Ölçülü bir tedbirdir.
Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var.
Yani biz buna karışamayız.
Olaya göre bir şeydir.
Ama şu oluyor algısızlık olarak.
Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor.
Bu yanlış.
Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor.
Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır.
Şartları varsa hakim tutuklar.
Savcılık da tutuklama isteyip hakim Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse ona itiraz etme hakkı vardır.
Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir.
Yani hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda." UMUT HAKKI Terör suçlarındaki infaz rejimine ilişkin net konuşan Gürlek, mevcut yasal uygulamayı şu sözlerle özetledi:"Bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok.
Ne demek o?
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor.
Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor.
O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur.
Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor.
Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor.
O meclisimizin takdiri." MAĞDUR AİLELERİN TEHDİT ALMASI Mağdur yakınlarının korunmasına yönelik hassasiyeti vurgulayan Gürlek, "Elbette sizin dediğinize katılıyorum.
Bu oldu zaten biliyorsunuz Minguzzi'nin ailesinin tehdit olayları oldu yargılama sürecinde.
Burada ayrı bir düzenlemeye gerek yok.
Savcı arkadaşlarımız zaten dikkat ediyor.
Hepsi tutuklandı.
Ayrı bir düzenlemeye de gerek yok ama mağdur ve suçtan doğan bir yani suç mağdurunun elbette korunması gerekiyor.
Bunda kanunlarımızla zaten ilgili düzenlemeler var.
Hassasiyet göstermemiz gerekiyor.
Bu konuda ben de sizin gibi düşünüyorum.
Maalesef çirkin bir şekilde cenazesine saldırdılar, mezarlığına saldırdılar, ailesini tehdit ettiler ama savcılık olarak da biz gereğini yaptık" açıklamasında bulundu.
ADALET BAKANLIĞI MAAŞ ARTIŞI VE ÖZLÜK HAKLARI Personel haklarına yönelik mali sürece değinen Gürlek, "Diğer konu bizim teşkilatımız 212 bin kişilik teşkilat.
Adliye personelimiz var, ceza personelimiz var, hakim, savcımız var.
Elbette gönlümüz düzenleme yapılmasından yana ama tabi biliyorsunuz bir de Maliye Bakanlığı ayağı var bunun.
Orayı aşarsak inşallah düzenleme yapabiliriz." ifadelerini kullandı. 15 BİN PERSONEL ALIMI Bakanlık bünyesine yapılacak alımların takvimini netleştiren Gürlek, ""Bakanlığımız bünyesine toplam 15 bin yeni personel istihdamı gerçekleştireceğiz.
Bu kadronun 10 bin kişilik kısmı için bayramdan hemen sonra, Nisan ayı içerisinde ilana çıkılacaktır.
Kalan 5 bin kişilik alım süreci ise Haziran ayında başlatılacaktır." bilgisini paylaştı.
HÜKÜMLÜLERLE GÖRÜŞME ŞARTLARI "Hükümlülerle ilgili 5275 Sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca yıllardır uygulanan bir düzenlememiz mevcuttur.
Eğer avukatın, örgüt talimatlarını iletme veya kuryelik yapma gibi bir durumu söz konusuysa, bu görüşmeler mahkeme kararıyla kısıtlanabilmektedir.
Ancak mevcut mevzuatta tutuklular bakımından böyle bir düzenleme bulunmamaktadır.
Adnan Oktar örgütü örneğinde olduğu gibi, bir tutuklunun 280 avukatla görüşmesi veya bir başka tutukluya etkin pişmanlıktan vazgeçmesi için kısa sürede onlarca avukatın gitmesi gibi somut kötüye kullanım durumlarıyla karşılaşıyoruz. 12.
Yargı Paketi ile bu eksikliği gidermeyi hedefliyoruz.
Düzenleme; bir mahkeme kararının varlığı, terör örgütü suçu kapsamı ve avukatın örgütsel faaliyet yürüttüğüne dair somut delillerin bulunması şartına bağlı olacaktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de mahkeme kararı ve somut delil olması durumunda bu tür kısıtlamaların makul olduğunu kabul etmektedir." CEZAEVİNDE YATAN KİŞİNİN BASINA DEMEÇ VERMESİ "Tutuklu veya hükümlülerin sosyal medya kullanma hakkı bulunmamaktadır.
Ancak bu kişilerin dışarıya nasıl demeç verdiklerini araştırdığımızda, genellikle avukatları aracılığıyla not gönderdiklerini tespit ettik.
Gazetecilerin içeri girip röportaj yapması söz konusu değildir; avukatla tutuklu arasındaki görüşmelerin denetlenememesi istismar edilerek notlar dışarı çıkarılmaktadır.
Süreç genelde bu şekilde işlemektedir." KADINA ŞİDDET "8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle belirtmek isterim ki; kadınlar ve çocuklar bizim en hassas gruplarımızdır.
Bakanlığımız bünyesindeki Mağdur Hakları Daire Başkanlığı bu süreçleri titizlikle takip etmektedir. 6284 Sayılı Kanun’un uygulanmasında, özellikle 5. maddedeki koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesi noktasında bazı aksaklıklar yaşandığını bizzat gözlemliyoruz.
Bu tedbirlerin uygulanma usullerini yeniden gözden geçiriyoruz.
Daha önce kadına yönelik suçlarda cezalar kademeli olarak artırılmıştı; ancak ihtiyaç duyulan alanlarda kanunlarımızı güncellemeye devam edeceğiz.
Koruyucu tedbirlerin etkinliği üzerine kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz." UZAYAN DAVALAR - HAKİM SAVCILARIN SOSYAL MEDYA KULLANIMI "Yargının hızlandırılmasına yönelik 12.
Yargı Paketi’nde somut düzenlemelerimiz yer alacaktır.
Atlamalı temyiz sistemi, Yargının Etkinliği Bürosu'nun aktif kullanımı ve hakimlerin terfi süreçlerinde kararlarının Yargıtay tarafından onanması gibi mutlak kriterleri hayata geçireceğiz.
Kararı onanmayan hakimin terfi edemediği bir liyakat ve performans sistemini tesis ediyoruz.
Kanun çalışmamız toplumdan gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir.
Diğer taraftan, yargı içerisinde otonom yapılara veya nüfuz ticaretine asla müsaade etmeyiz; bu konuda son derece hassasız.
Bir hakimin veya savcının kararına gölge düşürecek en ufak bir iddia durumunda müfettiş incelemesi izni veriyoruz.
Hakimlik mesleği tarafsızlık gerektirir; şahsi veya siyasi görüşlerin dosyaya yansımasına izin verilemez.
Özellikle vurgulamak istediğim bir diğer husus ise sosyal medya kullanımıdır.
Bazı hakim ve savcılarımızın operasyon anlarından fotoğraflar paylaşması veya polislerle birlikte görüntü vermesi kesinlikle yanlıştır.
Hakim ve savcıların sosyal medyada boy göstermesine karşıyız.
Hakim; dosyasıyla ve gerekçeli kararıyla konuşur.
Bu tür davranışları yakından takip ediyor ve tasvip etmediğimizi açıkça belirtiyoruz." AVUKATLIK KANUNU "Avukatların reklam ve etik kuralları Baroların yetki alanındadır; bu konuda reklam yasağı ve disiplin hükümleri işletilmektedir.
Ancak Bakanlık olarak biz, 206 bin avukatımızın özellikle ekonomik sorunlarını yakından takip ediyoruz.
Bu kapsamda, tapuda belirli miktarı aşan işlemlerin avukat katılımıyla gerçekleştirilmesini zorunlu kılacak birtakım projelerimiz mevcuttur.
Mesleki kaliteyi artırmak adına Hukuk Fakültesi giriş başarı sıralamasını 100 bine çektik, dikey geçişle girişi engelledik ve hukuk mesleklerine giriş sınavını başlattık.
Geçen yılki sınavda başarı oranının %23 seviyesinde kalması, kaliteyi artırma konusundaki kararlılığımızı göstermektedir." BELEDİYELERDEKİ DENETİM BOŞLUĞU İDDİASI "Belediyeler halihazırda Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından denetlenmektedir.
Bu denetimlerin savcılık mekanizmasıyla entegre edilmesi esastır.
Sayıştay incelemeleri sonucunda bir suç unsuru tespit edildiğinde, durumun savcılığa ihbar edilmesi gerekmektedir.
Geçmişteki belediye operasyonlarının Sayıştay denetimi safhaları hakkında detaylı bilgiye sahip olmamakla birlikte, hukuki sürecin bu entegrasyonla işlemesi gerektiği kanaatindeyim." TERÖRSÜZ TÜRKİYE-SELAHATTİN DEMİRTAŞ- ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ " 'Terörsüz Türkiye' süreci tamamen Yüce Meclisimizin yürüttüğü bir tasarruftur.
Adalet Bakanlığı olarak biz sürecin içinde değiliz; yalnızca Hukuk İşleri ve Kanunlar Genel Müdürlüklerimiz aracılığıyla teknik destek sağlamaktayız.
Düzenlemenin kapsamı ve yöntemi Meclis'in takdirindedir.
Selahattin Demirtaş ile ilgili ise şu an devam eden ayrı bir hukuki süreç bulunmaktadır.
Anayasa değişikliği konusuna gelecek olursak; ülkemizin 1982 darbe anayasasından kurtulması ve 'yamalı bohça' haline gelen metnin bütüncül olarak ele alınması genel bir ihtiyaçtır.
Ancak terörsüz Türkiye süreci özelinde, Türk Ceza Kanunu ve Ceza İnfaz Kanunu gibi temel kanunlarda yapılacak değişikliklerin yeterli olacağını değerlendiriyorum." İBB DAVASI "Bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yoktur; savcı yalnızca ortada bir suç olup olmadığına bakar.
Şahısların makamı, mevkii, belediye başkanı veya sanatçı olması, zengin ya da fakir olması savcının görev alanına girmez.
Ben o soruşturmayı yürütürken bu anlayışla hareket ettim.
Belediye başkanı olması bizim için bir kriter değildir.
Şahsım hakkındaki açıklamaları önemsemiyorum; savcı olarak görevimi yaptım ve vicdanen rahatım.
Hukuk sistemi birbirini denetleyen bir yapıdadır; bir savcı veya mahkeme yanlış karar verirse üst mahkemeler ve Yargıtay bu kararı bozar.
Biz dosyadaki isimleri kapatıp içeriğe baktık.
Ortada yolsuzluk, dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma iddiaları vardı; arkadaşlarımız da somut deliller ışığında iddianameyi düzenledi.
İddianamede MASAK raporları, tanık beyanları, para hareketleri ve HTS kayıtları gibi çok sayıda somut veri mevcuttur.
Bizim şahıslarla ilgili bir çekincemiz yoktur." ŞAHISLARIN SİZİ SÜREKLİ MİNDERE ÇEKME VE SİYASİ BİR PERSPEKTİF OLUŞTURMA STRATEJİSİ "Bu tür yaklaşımlara cevap vermek istemiyorum.
Şahsımın bu olaylara karıştırılmasını yanlış buluyorum.
Ben sadece görevimi yaptım.
Savunma hakkı elbette kutsaldır, herkes savunmasını yapacaktır; ancak bir Cumhuriyet Başsavcısı olarak yürüttüğüm görev ile kişilerin siyasi makamları arasında bir bağ kurulamaz.
Yapılan saldırılara karşı açtığım manevi tazminat davalarından kazandıklarımız da oldu.
Tekrar ediyorum; karşımdaki kişinin sıfatı beni ilgilendirmez." İBB DAVASI İÇİN MAKUL SÜRE "Yargılama süreci 19 Mart’ta 40.
Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacaktır.
Bu tip kapsamlı davalarda kesin bir 'makul süre' tayin etmek zordur; süreç tamamen mahkeme heyetinin kontrolündedir.
Bildiğim kadarıyla dosyada 406 sanık bulunuyor.
Mahkemede sadece bu dosyaya bakacak, alanında uzman bir heyet ve görevli bir Cumhuriyet Savcısı yer alacaktır.
Savunmaların alınması, tanıkların dinlenmesi ve delillerin tartışılması aşamaları heyet başkanının yönetiminde ilerleyecektir.
Davanın ne kadar sürede tamamlanacağını mahkemenin takdiri belirleyecektir." 12.
YARGI PAKETİNDE BOŞANMA DAVALARI-NAFAKA KONUSU Çekişmeli boşanma davalarında süreci hızlandıracak arabuluculuk sistemi üzerinde durduklarını belirten Bakan Gürlek, nafaka düzenlemesine ilişkin şu bilgileri verdi: "Hukuk sistemimizde anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki tür boşanma davası mevcuttur.
Anlaşmalı boşanmalarda taraflar her konuda mutabık kaldığında süreç hızla tamamlanmaktadır.
Bu noktada tarafların aile arabuluculuğuna gitmesi, psikolog ve pedagoglar eşliğinde çocukların dinlenerek daha sağlıklı kararlar verilmesi yönünde düşüncelerimiz var.
Ancak bizim asıl getirmek istediğimiz yenilik, çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk sisteminin devreye alınmasıdır.
Öte yandan, nafaka konusu bu pakette yer almamaktadır.
Nafaka meselesinin çok farklı katmanları ve toplumsal boyutları olduğu için 12.
Yargı Paketi'nde bu hususta bir düzenleme bulunmuyor." BİREYSEL BAŞVURU HAKKI VE ANAYASA MAHKEMESİ Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuru hakkının anayasal bir kazanım olduğunu vurgulayan Gürlek, bu konuda bir değişiklik planlanmadığını ifade etti: "Bireysel başvuru hakkı, hukuk sistemimiz için çok önemli bir kazanımdır.
Vatandaşlarımız ilk derece mahkemelerinde veya Yargıtay’da kesinleşen dosyaları için bu yola başvurmaktadır.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları farklı şekillerde yorumlayabilse de bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşünmüyoruz.
AYM kararları halihazırda bağlayıcıdır; 'süper temyiz mahkemesi' yönündeki tartışmaları anlamsız buluyorum.
Bireysel başvuru, anayasa değişikliği ile elde edilmiş kıymetli bir haktır." Toplantının sonunda medya temsilcilerine teşekkür eden Adalet Bakanı Akın Gürlek, kapanış konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Kıymetli basın mensubu arkadaşlarımız ve temsilcilerimiz; öncelikle bizleri onurlandırdığınız ve bu iftar sofrasını paylaştığınız için teşekkür ediyorum.
Bizler mutfakta çalışırken sizler bu emekleri kamuoyuna duyurarak önemli bir köprü kuruyorsunuz.
Biz aynı ailenin parçalarıyız.
İlerleyen süreçlerde de bu tür toplantılarda bir araya gelmeye ve çalışmalarımıza tanıklık etmenize devam edeceğiz.
Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hayırlı ramazanlar diliyorum.
Allah’a emanet olun, sağlıcakla kalın."