Haber Detayı
Taş Devri insanı ne yiyordu; yeni araştırma “paleo diyeti”ni değiştirdi
Yeni bir arkeolojik araştırma, Avrupa’daki Taş Devri insanlarının yalnızca et ve balık tüketmediğini ortaya koydu. Antik çömlek parçalarındaki yanık yemek kalıntıları, avcı-toplayıcıların yabani otlar, meyveler, kökler ve baklagillerle hazırlanan karmaşık yemekler pişirdiğini gösteriyor.
Kuzey ve Doğu Avrupa’da yapılan yeni bir araştırma, tarih öncesi mutfak kültürüne dair önemli ipuçlarını ortaya çıkardı.
Arkeologlar, MÖ 6000 ile 3000 yılları arasında yaşayan avcı-toplayıcıların kullandığı çömlek parçalarını inceleyerek bu insanların yemek alışkanlıklarını yeniden inşa etmeye çalıştı.Araştırmada incelenen çömlek parçalarının üzerinde bulunan yanmış yemek kalıntıları, o dönemde insanların yalnızca balık ve et tüketmediğini gösterdi.
Aksine, balıkla birlikte yabani meyveler, otlar, baklagiller ve kök bitkileri de pişiriyorlardı.
İngiltere’deki York Üniversitesi’nden arkeobotanik uzmanı Lara González Carretero liderliğinde yürütülen ve PLOS One dergisinde yayımlanan araştırma, mutfak kültürünün kökenlerinin sanılandan çok daha eskiye uzanabileceğini ortaya koyuyor.Araştırmaya göre, insanlık yemek hazırlama konusunda belirli teknikler geliştirmeye yalnızca tarım ve hayvancılıkla başlamadı; bu süreç avcı-toplayıcı toplumlarda da çok daha erken dönemlerde başlamış olabilir.ÇÖMLEKLERİN ÜZERİNDE KALAN YANIK YEMEK KALINTILARI İNCELENDİArkeologlar uzun zamandır Avrupa’nın bu bölgelerinde yaşayan tarih öncesi insanların balık tükettiğini biliyordu.
Kazılarda bulunan zıpkınlar, balık ağları ve çömleklerdeki yağ kalıntıları bunu açıkça gösteriyordu.Ancak bitkilerin tüketimine dair kanıtlar çok daha sınırlıydı.
Bunun nedeni bitkilerin, balık ya da et gibi yağlı izler bırakmamasıydı.
Bitkilerde yağ ve mum benzeri bileşikler az olduğu için izleri kolayca kayboluyordu.Bu sorunu çözmek için araştırma ekibi farklı bir yöntem kullandı: çömleklerin iç yüzeyinde kalan yanmış yemek kabuklarını incelemek.Bu kabuklar, yemek pişirildikten sonra çömleklerin iç yüzeyine yapışan ve zamanla tekrar tekrar yanarak katmanlaşan kalıntılardan oluşuyor.
Çömlekler ateşe atıldığında bile bu katmanların içindeki mikroskobik bitki hücreleri ve dokuları korunabiliyor.Araştırmacılar önce düşük büyütmeli mikroskoplarla kalıntıları taradı, ardından dijital mikroskoplarla yapılarını analiz etti.
Son aşamada ise çok daha güçlü bir cihaz olan taramalı elektron mikroskobu kullanıldı.Bu yöntem sayesinde araştırmacılar çömleklerin içinde kalan kalıntılarda bitki hücreleri, tohumlar ve meyve parçaları gibi izleri tespit edebildi.Toplamda 13 farklı arkeolojik alandan 85 çömlek parçası incelendi.
Lipid analizleri çoğunlukla balık ve kabuklu deniz canlılarına ait yağ izleri gösterdi.
Bazı örneklerde ise geyik yağı ve süt ürünlerine ait kalıntılar da bulundu.Ancak en dikkat çekici sonuç bitkilerle ilgiliydi.
İncelenen parçaların 58’inde yabani bitkilere ait kalıntılar tespit edildi.Bu bitkiler arasında şunlar yer alıyordu; yabani tahıllar, yumrular, kök bitkiler, yabani meyveler.Bu bulgular, bitkilerin avcı-toplayıcı mutfakta sürekli kullanılan bir bileşen olduğunu gösteriyor.BALIK VE YABANİ MEYVELER BİRLİKTE PİŞİRİLİYORDUAraştırma ayrıca farklı bölgelerde farklı yemek kombinasyonlarının tercih edildiğini ortaya koydu.Örneğin Rusya’daki Don Nehri çevresinde bulunan çömleklerde, tatlı su balıklarının yabani baklagiller ve tahıllarla birlikte pişirildiğine dair izler bulundu.
Volga Nehri çevresindeki yerleşimlerde ve Polonya’daki bir arkeolojik alanda ise balıkların guelder rose adı verilen yabani meyvelerle birlikte pişirildiği anlaşıldı.Bu meyve görünüş olarak kızılcığa benziyor.
Çiğ halde hafif toksik ve oldukça acı bir tada sahip.
Araştırmacılar bu kombinasyonu test etmek için modern çömlek kopyalarında deneyler yaptı.
Balık ve meyveler birlikte kaynatıldığında ilginç bir sonuç ortaya çıktı; meyvenin acılığı azalıyor ve karışım daha tatlı ve hoş bir tada dönüşüyor.Bugün bile Japonya ve Rusya’nın bazı bölgelerinde balık ve kırmızı meyvelerle yapılan jöle benzeri yemekler bulunuyor.TAŞ DEVRİ MUTFAĞI SANDIĞIMIZDAN DAHA KARMAŞIKTIBelçika’daki Gent Üniversitesi’nden arkeolog Dimitri Teetaert, bu bulguların avcı-toplayıcıların beslenme alışkanlıkları hakkında önemli ipuçları verdiğini söylüyor.
Araştırmaya göre bu toplumlar yalnızca kalori ve besin ihtiyacını karşılamak için yemek yemiyordu.
Seçtikleri bitkiler ve kombinasyonlar, yeni tatlar ve dokular oluşturma amacı taşıyordu.
Bu durum, çömlek kullanımının yayılmasında da rol oynamış olabilir.
Çünkü çömlekler, daha önce mümkün olmayan kaynatma ve karıştırma tekniklerini mümkün kılıyordu.ÇÖMLEKLER MUTFAK TEKNOLOJİSİNİN BAŞLANGICI OLABİLİRKuzey ve Doğu Avrupa’da insanlar yaklaşık 6.000–7.000 yıl önce çömlek yapmaya başladı.
Bu teknoloji zamanla doğudan batıya doğru yayıldı.
Araştırmacılara göre çömleklerin kullanım nedenlerinden biri, mevsimsel olarak bol bulunan balıkları pişirerek yağ elde etmek ve depolamak olabilir.
Benzer şekilde bitkisel yağların hazırlanması ve saklanması da mümkün hale gelmiş olabilir.TARIM BAŞLADI AMA YABANİ GIDALAR TERK EDİLMEDİAraştırma, Neolitik dönemde yani insanların bitki yetiştirmeye ve hayvan evcilleştirmeye başladığı dönemde bile bu yabani gıdaların önemini koruduğunu gösteriyor.
Arpa, buğday ve evcil hayvanlar beslenmeye girmiş olsa da insanlar tamamen bu yeni kaynaklara yönelmedi.
Avcı-toplayıcı dönemden gelen yabani bitki ve meyve gelenekleri uzun süre yaşamaya devam etti.
González Carretero’ya göre tarih öncesi toplumların yemek kültürü düşündüğümüzden çok daha köklüydü. “Bitkiler olmadan bu insanların gerçek beslenme düzenini ve mutfak kültürünü anlamamız mümkün değil” diyor.Odatv.com