Haber Detayı

Almanya'da seçim zamanı: Cem Özdemir başbakan olursa ne olur
Dünya odatv.com
06/03/2026 07:00 (2 saat önce)

Almanya'da seçim zamanı: Cem Özdemir başbakan olursa ne olur

Avrupa’nın dev sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yapan Baden-Württemberg’de seçim yarışı kızışıyor. Mevcut Başbakan Kretschmann’ın koltuğuna talip olan Cem Özdemir, 'Yeşil Muhafazakârlık' çizgisiyle hem kendi partisini hem de seçmeni dönüştürüyor. Işın Ertürk yazdı...

Almanya’da Türk nüfusunun en yüksek olduğu ikinci eyaletin adı Baden-Württemberg.

Yarım milyonu aşkın insanımız yaşıyor.

İşte bu eyalette 8 Mart’ta yapılacak eyalet parlamentosu seçimleri Almanya’nın en önemli siyasi sınavlarından biri olarak görülüyor.

Seçimin merkezinde ise Birlik’90/Yeşiller partisinin başbakan adayı Cem Özdemir bulunuyor.

Özdemir aynı zamanda son yıllarda Yeşillerin geçirdiği siyasi dönüşümün sembolü olarak da dikkat çekiyor.Yeşiller uzun yıllar boyunca savaş karşıtı bir parti olarak tanındı.

Silahsızlanma ve barış politikaları partinin temel söylemleri arasındaydı.

Ancak Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte bu çizginin değiştiği eleştirileri yapılmaya başlandı.

Parti artık daha sert bir güvenlik ve askeri politika dili kullanıyor.

Bu dönüşümün sembolik görüntülerinden biri de Cem Özdemir’in Alman ordusu (“Bundeswehr”) içinde üniforma giyerek objektiflerin karşısına geçmesiydi.Özdemir’in siyasi portresi başka tartışmalı dosyalar da içeriyor. 2016 yılında Alman Federal Meclisinde kabul edilen “Ermeni soykırımı” kararının en etkili mimarlarından biri olarak anılıyor.

Bu karar Türkiye ile Almanya arasında ciddi bir diplomatik gerilim yaratmıştı.

Özdemir yıllar sonra verdiği bir röportajda bu sürecin hayatını öncesi ve sonrası diye ikiye böldüğünü söylemişti.Bugün seçim yarışına giren aday aynı zamanda göç konusunda kullandığı yeni dil nedeniyle de eleştirilerin hedefinde.

Cem Özdemir göçün daha güçlü biçimde kontrol edilmesi gerektiğini söyleyerek Yeşillerin önceki çizgisinden daha sert bir ton kullanmaya başladı.

Bu dil bazı yorumcular tarafından sağ popülist “Almanya için Alternatif” (AfD) partili siyasetçilerin söylemine yaklaşmak olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle Özdemir, Yeşillerin değişen siyasi yönünün sembolü olarak da algılanıyor.Bu sert öylemlere 8 Mart'ta sandıkta er ya da geç yanıt gelmesi bekleniyor.

Çünkü Baden-Württemberg eyaletinde her üç yetişkinden biri göçmen kökenli.SAĞ POPÜLİSTLERE GEÇİT YOK, PEKİ YA SAVAŞABaden-Württemberg’deki seçimlerde birçok parti, bu başbakan adayıyla yarışıyor.

Yeşiller Cem Özdemir’i aday gösterdi.

Muhafazakâr demokrat Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin başbakan adayı Manuel Hagel.

Almanya Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) başbakan adayı Andreas Stoch, liberal demokratlar Hür Demokrat Parti’nin (FDP) başbakan adayı Dr.

Hans Ulrich Rülke.

Sağ popülist Almanya için Alternatif partisi AfD’nin başbakan adayı Markus Frohnmaier.

Sol Parti ise üçlü bir ekiple yarışıyor.

Kim Sophie Bohnen, Amelie Vollmer ve Mersedeh Ghazaei.Ancak siyasi gerçeklik şu: AfD üçüncü sırada olsa bile diğer partiler tarafından koalisyon ortağı olarak kabul edilmiyor.

Bu nedenle seçim yarışının fiilen CDU ile Yeşiller arasında geçtiği yorumları yapılıyor.

Son haftalarda yapılan ölçümlerde farkın hızla kapandığı ve Cem Özdemir’in kişisel popülaritesi sayesinde Yeşillerin beklenenden daha güçlü bir sonuç alabileceği konuşuluyor.

Sağ popülistlere pas vermezken seçim yarışının başaktörlerinin her ikisinin de İran meselesinde iyi paslaştığını görüyoruz.İRAN MESELESİNDE RAKİBİ İLE ANLAŞIYORStuttgarter Zeitung’un aktardığına göre CDU’nun adayı Hagel, İran’da “özgürlüğün yakın” olduğunu bildiriyor.

Yeşiller'in adayı Özdemir ise İran halkının “46 yıldır molla rejiminin terörü altında” yaşadığını söyleyerek mevcut liderin ölümünü “insanlar için bir kurtuluş” diye çerçeveliyor.

Aynı yerde Özdemir’in, Donald Trump hakkında yaptığı “sonrası için planı yok” vurgusu da aktarılıyor.

Aynı haberde Frohnmaier, molla rejimi olmayan bir İran’ın insanlar için kazanım olacağını söylerken askeri tırmanmanın ülkeyi iç savaşa sürükleyebileceği uyarısını öne çıkarıyor.

Sol Parti cephesinde vurgunun daha çok saldırının hukuki boyutu ve itidal çağrısı olduğu aktarılıyor.

SPD adayı Stoch ise savaşın masumlara çıkan faturasını vurguluyor, uluslararası hukukun herkes için bağlayıcı olduğunu söylüyor ve uzun vadede çözümün müzakere olduğunu belirtiyor.

FDP tarafında Rülke, partinin federal düzeyde İsrail yanında duruş ve İran’daki özgürlük mücadelesine destek mesajını paylaşıyor.Yani...

Özdemir ile Hagel’in aynı anda “rejimin sonu” umudunu büyütürken hukuki tartışmayı geri plana atmaları dikkati çekiyor ki bu da “savaş kışkırtıcılığı" eleştirileri ile birleşince daha keskin bir soruya dönüşüyor: Yeşillerin eski barış iddiası nerede kaldı?CEM ÖZDEMİR BAŞBAKAN OLURSA NE OLURBaden-Württemberg eyaleti Türkiye için ekonomik açıdan yüksek önem taşıyan bölgelerden biri.

Çünkü...Avrupa’nın en güçlü sanayi bölgelerinden biri.

Eyaletin ekonomik hacminin 700 milyar avroyu aştığı tahmin ediliyor.

Daimler, Porsche, Bosch ve SAP gibi büyük şirketlerin merkezleri burada bulunuyor.

Türkiye ile ekonomik ilişkilerde eyalet önemli bir rol oynuyor.

Türkiye ile Almanya arasındaki yaklaşık 50 milyar dolarlık ticaret hacminin önemli bir bölümü Baden-Württemberg merkezli şirketlerin üretim ve tedarik ağlarından geçiyor.

Otomotiv, makine üretimi, inşaat ve sanayi teknolojileri iki taraf arasındaki ticaretin temelini oluşturuyor.

Stuttgart çevresindeki sanayi yapısı Türk üreticiler için önemli tedarik ve ortak üretim imkânları sunuyor.

Bu nedenle Cem Özdemir’in başbakan olması durumunda Ankara ile siyasi gerilimlerin ekonomik ilişkilere nasıl yansıyacağı da merak edilen konular arasında.

Özdemir’in Türkiye hükümeti ile geçmişte yaşadığı siyasi gerilimler biliniyor.Bununla birlikte 8 Mart seçimlerinde yaklaşık 7,7 milyon seçmen oy kullanacak.

Seçim yaşının 18’den 16’ya düşürülmesi nedeniyle yaklaşık 650 bin genç ilk kez sandığa gidecek.

Seçmenin en önemli gündemi ekonomi.

Otomotiv sektöründeki kriz ve artan işsizlik endişesi seçim kampanyasında belirleyici başlıklar arasında.Cem Özdemir afiş görseliGÖÇ POLİTİKASI VE SAĞ POPÜLİST SÖYLEM ELEŞTİRİSİCem Özdemir’in son dönemdeki açıklamaları özellikle göç politikası konusunda dikkat çekti.

Özdemir Almanya’nın göçe ihtiyaç duyduğunu söylerken düzensiz göçün sınırlandırılması gerektiğini de vurguladı.

Özdemir'in açıklamaları Yeşillerin geleneksel söyleminden daha sert bulundu, kullandığı dil AfD gibi sağ popülist parti siyasetçilerin söylemlerine benzetildi.

Bu nedenle Özdemir’in kampanyası yalnız rakip partilerde değil, Yeşiller içinde de tartışılıyor.ASKERİ ÜNİFORMA İLE POZLARYeşillerin Ukrayna-Rusya savaşı konusundaki tutumuna da bakmak gerekiyor.Uzun yıllar savaş karşıtı bir hareketten doğan parti artık askeri destek ve güvenlik politikalarını daha açık savunuyor.

Silahlanmaya destek veriyor ve alenen savaş kışkırtıcılığı yapmaktan da çekinmiyor.Cem Özdemir’in o dönemde Alman ordu birliklerine yaptığı ziyaretler ve askeri üniforma ile kameraların önünde verdiği pozlar, Yeşiller’deki dönüşümün sembolü olarak aslında o zaman da dikkat çekiyordu.

Söz konusu fotoğraf kareleri bir kesim tarafından güvenlik politikalarında gerçekçilik olarak değerlendirilirken, bir kesim tarafından Yeşillerin eski kimliğinden kopuş olarak yorumlanıyor.ALMAN MECLİSİ’NDEKİ SÖZDE “ERMENİ SOYKIRIMI” KARARININ MİMARLARINDANCem Özdemir’in siyasi kariyerinde en önemli dönüm noktalarından biri 2016 yılında Alman Federal Meclisi’nde kabul edilen Ermeni soykırımı kararıydı.

Özdemir bu kararın hazırlanmasında en etkili isimlerden biri olarak anılıyor.

Kararın kabul edilmesi Türkiye ile Almanya arasında ciddi bir diplomatik krize yol açmıştı.

Özdemir daha sonra verdiği bir röportajda bu sürecin hayatını değiştirdiğini söylemiş, kararın ardından hayatının “öncesi” ve “sonrası” olarak ikiye bölündüğünü ifade etmişti.ALMANYA’DAKİ TÜRK AĞLARI TARTIŞMASIÖte yandan seçimler yaklaşırken sosyal medyada yayılan bazı paylaşımlar da Türkiye’nin Almanya’daki seçimlere dolaylı etki etmeye çalıştığı iddiasını gündeme taşıyor.Bu iddialarda Ankara’ya yakın bazı örgütlenmelerin Almanya’daki diyaspora üzerinden mobilizasyon kurduğu savunuluyor.

Bu çerçevede bazı kurumlar özellikle öne çıkarılıyor: UID Ankara’ya yakın bir lobi örgütü olarak gösteriliyor, DAVA siyasi bir organizasyon olarak anlatılıyor, DİTİB dini kurum olarak tanımlanıyor ve Türkiye’deki Diyanet kurumu ile bağlantısı vurgulanıyor, SETA ise akademik ve düşünce kuruluşu olarak Erdoğan hükümetinin yurtdışındaki sesi olarak tarif ediliyor.

Paylaşımlarda Cem Özdemir Ankara’ya karşı net tutum aldığı için hedef alınan politikacılardan biri olarak gösteriliyor.VARANK’IN ESSLİNGEN ZİYARETİSeçim tartışmalarında dikkat çeken bir başka konu da AKP milletvekili Mustafa Varank’ın Almanya ziyareti oldu.

AKP'nin Avrupa örgütlenmesi olarak da bilinen Uluslararası Demokratlar Birliği'nin (UİD) 21 Şubat’ta Esslingen’de düzenlediği iftar programına katılan Varank’ın, konuşmasında dolaylı bir seçim çağrısı yaptığı iddiası da seçim tartışmalarına eklendi.YEŞİLLER'İN ALMAN ORDUSUNA "İSLAM" MONTAJI HAMLESİÖzdemir göç politikalarının sertleştirilmesini savuna dursun partisi Yeşiller parlamentoda Müslüman yaşamın Almanya’da daha görünür hale gelmesi için 24 maddelik bir talep listesi sundu.Bu talepler arasında İslam din derslerinin yaygınlaştırılması, başörtüsü yasaklarının kaldırılması ve İslami manevi rehberlik hizmetlerinin yaygınlaştırılması yer alıyor.Uzmanlar bu tür adımların Alman ordusu içinde imamların yaygınlaşmasına ve İslamın kurumlar içinde daha görünür hale gelmesine yol açabileceğine işaret ediyor.SEÇİM KAMPANYASINDA EN ÇOK KONUŞULAN “O AN”Cem Özdemir seçim kampanyası sırasında özel hayatıyla da gündeme geldi. 14 Şubat Sevgililer Günü’nün gecesi Tübingen belediye sarayında bir süredir birlikte yaşadığı Arnavut ve Kanada vatandaşı Flavia Zaka ile evlenen Cem Özdemir’in nikâhını Tübingen Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Palmer kıydı.İşte seçimlere ramak kalan sürpriz bir şekilde gerçekleşen nikâhın seçim kampanyasının tam ortasında gerçekleşmesi siyasi tartışmalara yol açtı.

Eleştiriler arasında Özdemir’in özel hayatını da kampanyanın parçası haline getirmesi yer alıyor.Merak edenler için anlatalım...

Başbakanlığına neredeyse kesin gözüyle bakılan Cem Özdemir'in eşi, eyaletin olası ilk Kanada vatandaşı First Lady'si Flavia Zaka, Kanada’da büyümüş, eğitimini de orada almış.

Ontario’daki Queen’s University’de siyaset bilimi okuyup hukuk eğitimi aldıktan sonra Toronto’da bir hukuk bürosunda çalışmış.

Daha önce insan tacirlerine ve emek sömürüsüne karşı yürütülen bir projede görev yapan Zaka’nın uluslararası hukuk alanında çalışmalar yürüttüğü biliniyor.

Zaka ve Özdemir, ilişkilerini 2024 yılında kamuoyuna açıklamıştı.

Seçimin ilginç detaylarından biri de Flavia Zaka’nın Kanada vatandaşı olduğu için Baden-Württemberg’deki seçimlerde oy kullanamayacak olması.

Bu nedenle de başbakan olmak isteyen eşi Cem Özdemir’e de seçimde oy veremeyecek.SEÇMENE “ÇENENİ KAPA” AZARI YİNE DOLAŞIMDAUnutulmayan bir diğer detay daha var ama bu kez tatsız bir ayrıntı: Özdemir'in bir seçmeni azarladığını gösteren eski bir görüntü.

Seçim kampanyaları dolayısıyla sosyal medyada yeniden dolaşıma girdi.

Özdemir'in 2021 yılında sokakta verdiği bir röportaj sırasında laf atan bir seçmene “Çeneni kapa lütfen!

Şu anda ben konuşuyorum” (Halte bitte die Fresse, ich rede grad) demesi uzun süre tartışılmıştı.

Bu tutumun bizlere yani Türkiye’den gelenlere hiç de yabancı olmadığı biliniyor.Baden-Württemberg seçimlerinde Cem Özdemir'in partidaşı selefi Başbakan Winfried Kretschmann’dan koltuğu devralması bekleniyor. 8 Mart’taki seçimler bu kez sadece yeni hükümetin belirlenmesi anlamına gelmeyecek.

Daha çok Almanya’da Yeşillerin siyasi rotasının nasıl keskin bir şekilde değiştiğini de gösteren bir sınav olarak karşımıza çıkacak.Özdemir’in Yeşiller’i eyalette nasıl bir muhafazakâr rayda tutmaya hazır olduğuna dair eleştirilerden çarpıcı olanı ile bitirelim o zaman...ÖZDEMİR VE SELEFİ KRETSCHMANN: MUHAFAZAKÂRLARIN “TRUVA ATI” MIAlmanya'nın yeşil-sol eğilimli gazetelerinden taz’da Peter Unfried’in kaleme aldığı yorum, Baden-Württemberg seçimleri öncesinde Yeşiller içindeki dönüşümü tartışan dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Yazının çıkış noktası şu soruya dayanıyor.

Winfried Kretschmann ve onun muhtemel halefi Cem Özdemir gerçekten “tipik Yeşiller” mi?

İşte bu soru siyasi rakiplerinin yanı sıra kendi partilerinin, Yeşiller'in içinden de dile getiriliyor.

Sol kanattaki bazı çevreler Kretschmann ve Özdemir’i partinin klasik kimliğinden uzaklaşmakla eleştiriyor.

Muhafazakâr çevrelerde ise tam tersi bir yorum yapılıyor.

Onlara göre bu iki isim Yeşillerin en makul yüzünü temsil ediyor.Gazeteci Unfried bu çelişkiyi “Truva atı” metaforuyla anlatıyor.

Makaleye göre şimdiki Başbakan Kretschmann ya da olası halefi Özdemir dışarıdan bakıldığında ılımlı, pragmatik ve merkeze yakın siyasetçiler gibi görünüyor.

Ancak bazı eleştirmenlere göre bu görüntünün arkasında hâlâ klasik Yeşil politikaların bulunduğu iddia ediliyor.YENİ BİR HAT: “YEŞİL-SİYAH” SİYASİ KÜLTÜRYazının asıl dikkat çekici noktası ise Kretschmann döneminde Baden-Württemberg’de ortaya çıkan yeni siyasi kimlik tartışması.

Unfried’e göre Kretschmann Yeşilleri klasik sol çevre partisinden çıkararak yeni bir tür muhafazakârlıkla birleştiren bir siyasal model geliştirdi.

Bu model çevre politikalarını savunurken aynı zamanda toplumsal istikrar ve ekonomik güvenlik duygusunu da merkeze alıyor.Bu nedenle Baden-Württemberg’de oluşan siyasi kültürün klasik sol veya klasik muhafazakâr kategorilerle açıklanamayacağı belirtiliyor.

Yazıya göre eyalette zamanla “yeşil-siyah” bir siyasi kültür gelişti.

Siyah, Hıristiyan demokratları (CDU) simgeliyor.

Bu kültür bir yandan çevre politikalarını desteklerken diğer yandan ekonomik refah modelini koruma refleksi taşıyor.Cem Özdemir’in seçim kampanyasında kullandığı dil de bu çizgiyle ilişkilendiriliyor.

Özdemir federal düzeydeki Yeşillerle arasına bilinçli bir mesafe koyuyor.

Bazı konuşmalarında Almanya’daki Yeşillerden “kardeş parti” diye söz etmesi dikkat çekiyor.

Bu ifade Baden-Württemberg’deki Yeşil siyaset ile Berlin’deki parti çizgisi arasında bir fark yaratma çabasının göstergesi olarak yorumlanıyor.KAZANIRSA SADECE KOLTUĞU DEĞİL YENİ SİYASİ ÇİZGİYİ DE DEVRALACAKUnfried’e göre Özdemir’in stratejisi Kretschmann’ın açtığı yolu sürdürmek.

Amaç klasik parti bloklarının ötesine geçerek geniş bir toplumsal çoğunluğa hitap eden bir siyaset kurmak.

Bu nedenle Özdemir yalnız Yeşil seçmene değil, CDU seçmeninin bir kısmına da seslenmeye çalışıyor.Bu durum bazı Yeşiller için rahatsız edici bir tablo yaratıyor.

Çünkü parti tarihsel olarak sistem karşıtı bir hareketten doğmuştu.

Bugün ise Baden-Württemberg’de devlet yönetimini temsil eden bir merkez partisine dönüşmüş durumda.Unfried yazısında bu dönüşümü şöyle özetliyor.

Kretschmann ve Özdemir klasik anlamda Yeşil siyaset yapmıyor.

Ama aynı zamanda CDU siyaseti de yapmıyorlar.

Onların yaptığı şey “Özdemir siyaseti” ya da “Kretschmann siyaseti” olarak tanımlanabilecek yeni bir merkez çizgi.Bu nedenle Baden-Württemberg seçimleri yalnızca bir eyalet seçiminden ibaret görülmüyor.

Aynı zamanda şu sorunun cevabını da arıyor: Yeşiller gerçekten yeni bir merkez partisine mi dönüşüyor, yoksa bu yalnızca Baden-Württemberg’e özgü bir siyasi model mi?Bir yandan seçimin sonucu Cem Özdemir’in kişisel siyasi ağırlığını da ortaya koyacak.

Çünkü birçoklarına göre Yeşillerin elde edeceği başarı büyük ölçüde Cem Özdemir’e duyulan sempatiyle bağlantılı.Ancak diğer yandan kazanması durumunda Baden-Württemberg’de ortaya çıkan bu “yeni muhafazakâr Yeşiller” çizgisi, partinin köklerinden kopuşu mu, yoksa iktidar için yapılmış stratejik bir dönüşüm mü olacak, ona da hep beraber tanıklık etmiş olacağız.Bitirirken...Eğer Cem Özdemir seçimden gerçekten zaferle çıkıp Baden-Württemberg eyaletinin başbakanı olursa, Almanya siyasetinde tarihi bir tablo ortaya çıkacak.

Çünkü eyalet parlamentosunun başkanlığını zaten Yeşil siyasetçi Muhterem Aras yürütüyor.

Böylece Almanya tarihinde ilk kez bir eyaletin hem başbakanı hem de meclis başkanı Türkiye kökenli siyasetçilerden oluşmuş olacak.Buna sembolik bir gelişme demek gerçeği tam olarak yansıtmaz.

Baden-Württemberg’den federal siyasete uzanan hatta Macit Karaahmetoğlu gibi isimler de bulunuyor.

Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) milletvekili Karaahmetoğlu, Federal Meclis’te Türkiye’deki Anayasa Komisyonu’na denk gelen komisyonun başkanlığını yürütüyor.

Tüm bunlar birlikte okunduğunda 8 Mart seçimleri yeni eyalet hükümetinin belirlenmesinin yanı sıra Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç tarihinin siyasette nasıl güçlü bir aktöre dönüştüğünü gösteren çarpıcı bir dönüm noktası da olabilir.Işın Ertürk-StuttgartOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri