Haber Detayı
ABD/İsrail’in İran saldırısından PKK/PJAK’ın beklentisi
Şu an İran’dan çıkarılacak en önemli ders bölücülüğün ne kadar tehlikeli olduğu ve engellenmesinin hayati önem taşıdığıdır. İran’dan sonra sıra Türkiye’de ise ona göre tedbirler alınmalı
Bölgemizde dört ülkede örgütlü olan PKK, mevcut rejimlerin değişmesinin kendi güçlerine dayanarak uygulanmayacağını biliyor.
O nedenle tüm dikkatini ABD/İsrail’in müdahalelerine, işgallerine bağlamış durumda.
Ayrılıkçı Kürtçü yazarların tümü aynı görüşü sürekli dillendiriyor ve PKK’yı uyararak emperyalistlere dil uzatmamalarını öğütlüyorlar.
Bunlardan biri şöyle söylüyor: “Orta Doğu’daki rejim değişiklikleri ve dış müdahaleler, yalnızca devletlerin iç politikalarını değil, aynı zamanda Kürtlerin statü ve özerklik haklarını doğrudan etkilemektedir.
Kürt meselesinin sadece yerel bir etnik sorun olmadığını; aynı zamanda uluslararası güç politikaları, dış müdahaleler ve bölgesel jeopolitik stratejilerle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.” Dikkat edilecek olursa “Kürtlere statü ve özerklik” talep ediliyor.
Sorun uluslararası bir mesele haline dönüştürülerek emperyalist devletler davet ediliyor.
Benzer taleplerin Türkiye içinde de dile getirildiğini görüyoruz.
Irak, Suriye ve İran'da “rejim değişikliğini” isteyenler, dış müdahalelere davetiye çıkarıyor.
Bu ise emperyalist ülkelerle işbirliğinin kapısını açıyor ve Kürtçü örgütleri cahşlaştırıyor! (Cahş: İhanet eden, hain.) PAY KAPMA YARIŞI ABD/İsrail haydut devletlerinin İran’a karşı başlattıkları savaştan pay kapma peşinde olan İran PKK’sı PJAK yığınak yapıyor.
Suriye ve Irak'taki PKK’nın silahlı elemanları bölgeye taşınıyor.
Olası bir kara harekâtı sırasında tüm güçlerini harekete geçirmek için hazırlıklarını hızlandırdılar.
Konu üzerine PKK’nın İran kolu Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) basın sözcüsü Gelawêj Ewrîn, yaptığı açıklamada, “ABD/İsrail'in yaptığı saldırıların amacı şehir içindeki İran askeri güçlerini de zayıflatmak.
Böyle olunca kara yoluyla da saldırı gerçekleştirebilirler.
Görünen o ki Körfez tarafından kara harekâtına hazırlanıyorlar.
Savaşın seyri şu anda bu yönde işaretler veriyor.
Arap devletleri Hürmüz’e yönelik saldırılara tepki gösterdi.
Önümüzdeki günlerde Hürmüz’ü geçip kara saldırıları da gerçekleştirebilirler.
Eğer durum bu şekilde gelişirse, bu savaş tüm İran’ı ve Doğu Kürdistan’ı da etkileyecek şekilde bir biçim alacak.” dedi.
Görüldüğü gibi PJAK, İran’ın işgal edilmesi beklentisi içinde.
Ancak burası İran ve büyük imparatorluk ve de devlet geleneğine sahip bir ülkedir.
İran PKK’sı bu ihanetin bedelini ödeyecektir.
İran Devleti tehlikenin farkında ve bölücü örgütlerin karargâhlarına yönelik operasyonlara başlayarak olası olumsuz girişimleri şimdiden frenlemeyi hedefliyor.
İran Devrim Muhafızları 1 Mart’ta füze ve intihar dronlarıyla “Rojhilat’a” (Bölücülere göre Doğu Kürdistan) gerçekleştirdikleri harekâtta ittifak halindeki 5 örgüte darbe indirdi ve gerekli mesaj verildi.
Kürtçü örgütlerin merkezleri ile silahlı üslerinde büyük hasar meydana geldi.
İttifakçı bölücü örgütler bu saldırıların, “Kürt halkına, partilerin ittifakına yönelik olduğunu ve İran rejiminin korkusunu gösterdiğini” söyleyerek savunmaya geçtiler.
İran Devrim Muhafızları bölücü örgütlerin bulunduğu bölgeye yığınak yapmaya devam ediyor.
Bu arada Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) denilen Barzan hanedanlığının başındakilerin ABD/İsrail ile görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamalar, bölücü örgütleri cesaretlendirmeye yönelik.
Bunu gören İran IKBY’nin bölgesel sınırına güç yığıyor ve olası kara harekâtına karşı güvenliği sağlamaya çalışıyor.
BEŞLİ ÇETE’NİN İHANET ATAĞI İran Devleti’ne karşı, 22 Şubat 2026 tarihinde oluşturulan sözde “İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu”nda yer alan, İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Khabat), Kürdistan Emekçiler Komele Partisi (Komele) yani “Beşli Çete” bölücü ve yıkıcılıkta birleştiler.
Komele yaptığı açıklamada bu koalisyondan ayrıldığını ama destek vereceğini açıkladı.
Beş örgüt yaptığı ortak açıklamada, amacının açıkça “İran’ı devirmek ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını gerçekleştirmek ve uluslararası destek sağlamak” olarak belirledi. “Beşli Çete”ye uluslararası destek hemen geldi!
İsrail haydut devletinin başı Netanyahu, aynen şu çağrıda bulundu: “Ey İran vatandaşları, Parsiler, Kürtler, Azeriler, Ahvaziler ve Beluçlar!
Rejimi devirmek ve geleceğinizi güvence altına almak için güçlerinizi birleştirmenin tam zamanı.” Yine ABD’nin haydut yöneticileri de İran içindeki muhaliflerin ve özellikle de Kürtçü bölücülerin destekleneceğini ilan ettiler.
IKBY ise geçişlerin kolaylaştırılmasını sağlayacak. “Beşli Çete”nin bileşenlerinden KDP-İ Genel Başkanı Mustafa Hicri, “Doğu Kürdistan’da son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının, Kürt siyasi güçleri için mücadele ve kazanım perspektifi sunduğunu ve bu birliğin amacı İran’a karşı beraber mücadele etmek ve Rojhilatın özgür ve demokratik bir seçimle kendi kaderini ve yönetimini seçişine değin beraber çalışmaktır.” dedi.
Görüldüğü gibi ihanet ittifakı tüm umutlarını ABD/İsrail ikilisine bağlamıştır.
SONUÇ YERİNE Zor döneminde İran’ı arkadan hançerleyenler bunun bedelini misliyle ödeyecektir. “Beşli Çete”nin bileşenlerinin kurguladıkları “İran sonrası kurulacak Kürdistan” hayali onlara büyük kayıplar verdirecektir.
Saldırgan emperyalistlerin ipiyle kuyuya inmenin ağır faturası olacağını hatırlatmak isteriz!
Türkiye’nin içinde geç olmadan PKK’nın yasa dışı örgütlenmesinin dağıtılması ve tüm yasal kollarının kapatılması, gelecek için yapılacak en önemli hazırlıktır.
Bakınız İran emperyalist işgal ile tehdit edilirken PKK medyasının tümü İran’ı hedef alıyor ve düşmanlığı körüklüyor. “Rejim yıkılsın, Kürtlere katliam uyguluyor!” diyerek söze başlamaları saflarının ABD/İsrail olduğunu göstermeye yeter.
Şu an İran’dan çıkarılacak en önemli ders bölücülüğün ne kadar tehlikeli olduğu ve engellenmesinin hayati önem taşıdığıdır.
İran’dan sonra sıra Türkiye’de ise ona göre tedbirler alınmalı.
Durum bölge ve ülkemiz açısından dünden daha tehlikeli bir hal aldığına göre, buna uygun siyasetlerin bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerekiyor.
PKK’nın DEM Parti kanadının İran üzerine son açıklamaları kabul edilemez olduğu gibi, son derece de zararlıdır.
Komşumuz İran ile dayanışmayı güçlendirmek yerine yenilgisinin pususuna yatanların bu topraklarda faaliyet sürdürmesinin önü kesinlikle kesilmelidir.
Aksi halde iç cephenin güçlendirilmesi lafta kalır.