Haber Detayı
Cafer Penahi de İran’ı bombalıyor
Cafer Penahi de İran’ı bombalıyor
Günümüz İran sinemasının uluslararası çapta en çok tanınan yönetmenlerinden, geçmişteki bazı filmlerini çok sevdiğim Cafer Penahi, bilindiği gibi ülkesindeki rejim muhaliflerinden biri ve başı bu nedenle sık sık derde giriyor.
Geçen yıl yurt dışında bulunduğu sırada devlet karşıtı propaganda suçundan bir yıl hapis cezası alan tanınmış sinemacı, bu durumu büyük bir reklam kampanyasına dönüştürdü ve Fransa adına en iyi uluslararası film kategorisinde Oscar adayı olan son filmi “Görünmez Kaza”nın (It Was Just an Accident) tanıtımı için uzun bir ABD turuna çıktı.
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanmak gibi büyük bir prestiji bulunan “Görünmez Kaza”nın Oscar serüveni nasıl sonlanır bilinmez ama Penahi’nin bu süreçte muhalif kimliğini gayet iyi köpürttüğü açık bir gerçek. “Beyaz Balon” (1995), “Ayna” (1997), “Daire” (2000) gibi son derece iyi filmlerin ardından 2015’te “Taksi Tahran”la kendini tekrarlamaya başlayan ve çıtasını epeyce düşüren Cafer Penahi’nin, sinemalarımızda bugün gösterime giren “Görünmez Kaza”yla İran Yönetimi’ne doğrudan sanatsal bir bombalamaya giriştiğini söylemek mümkün.
Politik renkleri tam belli olmamakla birlikte İran rejimine muhalefet eden ve bu nedenle cezaevine düşmüş, işkence görmüş bir grup arkadaş var karşımızda.
Bir otomobilin gece vakti küçük bir arıza yapmasıyla başlayan olaylar zinciri içinde, kendilerine işkence eden “Tahta Bacak” lakaplı bir görevliyi tanıyor, kaçırıyor ve sorgulamaya başlıyorlar.
Karısı doğum yapmak üzere olan adam, her şeyi inkâr ediyor.
ABARTILI BİR FİLM “Görünmez Kaza”, işkenceciyle yüzleşmek ve intikam almak gibi güçlü bir başlangıç fikrine sahip ama bu fikri dramatik derinliğe dönüştürmekte zorlanan bir film.
Olay, gündelik yaşamın sıradan akışı içinde domino etkisiyle büyüyüp genişledikçe karakterlerde de değişimler başlıyor, ancak filmin potansiyeli çoğu sahnede sönük bir anlatımın içinde kaybolup gidiyor.
Bir türlü ritim tutturamayan, gerilimli ya da ironik sahnelerin gereğinden fazla uzatılması nedeniyle durağanlığa düşen, diyalogların karakterleri derinleştirmek yerine birbirini tekrar ettiği, yer yer didaktik bir tona bürünen “Görünmez Kaza”, sert politik-muhalif söylemine karşın hedefini tutturamıyor ve geriye “İşkenceci İran rejimi” vurgusundan başka pek bir şey kalmıyor.
Tahta Bacak’ın hamile karısı ve küçük kızını ahlaki-vicdani muhasebe malzemesi olarak kullanan, arkadaş grubu içindeki gelinlikli-damatlıklı çiftin ne işe yaradığının belli olmadığı filmde genel bir “abartı” havası söz konusu.
ZAYIF DRAMATURJİ İşkence görenlerin kendi aralarındaki tartışmaları ve çelişkileri çok keskin hatlarla ortaya koyan ve psikolojik derinliğe ulaşamayan Penahi, neticede amaçladığı dramatik ağırlığı elde edemiyor bana sorarsanız.
Klasik, “Biz onlar gibi değiliz, olmamalıyız!” vurgusu ile işkenceciden aynı yöntemlerle intikam almak arzusu oldukça kaba biçimde çarpışıyor filmde.
Arada “rüşvetçi polisler” vb. dokundurmalarda da bulunarak muhalif tavrını seyircinin gözüne sokan Penahi, İran sinemasının 1990’lardan beri hayranı olduğumuz, seyirciyi girdap gibi içine çeken minimalist anlatılarından hayli uzağa düşüyor bu kez. “Küçük bir kaza”dan “büyük” sonuçlar çıkarılmaya çalışılmış ama zayıf dramaturji bir türlü telafi edilememiş.
Neticede, başta Roman Polanski’nin “Ölüm ve Bakire”si (1994) başta olmak üzere sinema tarihinde pek çok kez el atılan “esir işkenceci” temasını İran dekoruna yerleştiren, Batı festivallerinde ödüller alması pek şaşırtıcı olmayan, İran “Bizi temsil edemez” deyince Fransa’nın sahip çıkıp Oscar adaylığına gönderdiği “Görünmez Kaza”, belki Penahi’nin en politik filmi ama Godard’ın da dediği gibi bir “politik” filmler vardır, bir de “politik yöntemle” yapılanlar.
İkinciler çok daha makbuldür.