Haber Detayı
Hollanda'da Müslümanlar ve farklı dini toplulukların temsilcileri iftarda buluştu
Hollanda'nın Lahey şehrinde düzenlenen Ulusal İftar programında Müslüman, Hristiyan ve Musevi toplumlarının temsilcileri bir araya gelerek, farklılıkları kabul etme ve ortak değerleri paylaşma mesajları verdiler.
Hollanda'nın siyasi başkenti Lahey'de düzenlenen "Ulusal İftar" programında, ülkedeki Müslüman, Hristiyan ve Musevi toplumlarının temsilcileri bir araya geldi.Devlet ve Müslümanlar Arası İletişim Organı (CMO) tarafından "Birbirimize Alan Tanımak" temasıyla organize edilen "Ulusal İftar" programına, Türkiye'nin Lahey Büyükelçiliği İkinci Katibi Sadık Can Perinçek, Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Ömer Özgül, CMO Başkanı Muhsin Köktaş, Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch ile farklı ülkelerin büyükelçilerinin yanı sıra farklı etnik kökenlerden sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve Hollanda'daki farklı inanç gruplarının önde gelen temsilcileri katıldı.Burada konuşan CMO Başkanı Köktaş, iftarın temasının önemine işaret ederek "Alan açmak, yargılamadan dinlemek demektir.
Alan açmak, birisi zor bir dönemden geçerken sabır göstermek demektir.
Alan açmak, nefsimiz zorlanıyor olsa bile affedebilmek demektir." dedi.Hz.
Muhammed'in "İnsanların en hayırlısı ahlakı en güzel olanıdır" hadisini hatırlatan Köktaş, "Peygamber Efendimiz, insanlara gelişmeleri, hata yapmaları ve tekrar doğruya dönmeleri için alan tanımıştır.
Hemen yargılamamış, aksine yumuşaklıkla rehberlik etmiştir.
Ramazan, bize her insanın kendi mücadelesi olduğunu hatırlatır.
Bunu fark ettiğimizde daha merhametli oluruz ve merhamet, alan açar.
Birbirimizi eleştirmek yerine desteklemek, farklılıkları yargılamak yerine kabul etmek alan açar.
Eğer bu ayda kalbimizde affetmeye, anlayışa ve sabra yer açmayı öğrenirsek, Allah da hayatımızda bize genişlik verir.
Güçlü bir toplum, herkesin aynı olmasıyla değil, farklılıklarımıza rağmen birbirimizi taşıyabilmemizle oluşur.""Görevimiz farklılıklarımızı büyütmek değil, ortak noktalarımızı aydınlatmaktır"Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Özgül de farklı kurumların aynı sofranın etrafında bir araya gelmiş olmasının yalnızca bir iftar yemeğine katılmaktan ibaret olmadığını belirterek, "Bu durum aynı zamanda ortak bir vicdanı, ortak bir umudu ve ortak bir geleceğe olan bağlılığımızı yansıtır.
Tarih boyunca iftar sofraları yalnızca oruçların açıldığı yerler olmamış, aynı zamanda kalplerin de açıldığı mekanlar olmuştur." diye konuştu.İletişimin kolaylaştığı fakat anlayışın daha kırılgan hale geldiği bir çağda yaşandığına dikkati çeken Özgül, şöyle devam etti:"Farklı inanç geleneklerine, kültürlere ve düşünce dünyalarına mensup olabiliriz.
Ancak hepimizin paylaştığı temel değerler vardır.
İnsan onuruna saygı, adalet arayışı, merhamet, güvenlik ve barış içinde yaşama arzusu.
Bu değerler, hem dini geleneklerin özünde hem de evrensel hukuk ve etik sistemlerinin temelinde yer alır.
Dolayısıyla görevimiz; farklılıklarımızı büyütmek değil ortak noktalarımızı aydınlatmaktır.
Biliyoruz ki; barış yalnızca anlaşmalarla sürdürülemez, ilişkilerle yaşatılır.
Güven yalnızca protokollerle büyümez, samimiyetle gelişir.
Birlik yalnızca sözlerle kurulmaz, ortak sorumlulukla güçlenir.
Belirsizliklerin ve gerilimlerin yoğun olduğu zamanlarda umut bir lüks değil, bir zorunluluktur.""Talep ettiğiniz bir hakkı, başkaları için de savunma yükümlülüğünüz vardır"Arnhem Belediye Başkanı Marcouch da insanların birbirini yargılamadan, ön yargılı olmadan anlamaya çalışması gerektiğine dikkati çekerek, "Kutuplaşmış bir toplumda yaşıyoruz.
Bu toplumda aslında birbirimizle bağ kurarak ve ortak yönlerimiz üzerinden buluşmayı büyük ölçüde unutmuş durumdayız.
Kutuplaştırmak daha kolay ve basit ama köprüler kurmak ise daha zor ve daha fazla çaba gerektiriyor." ifadelerini kullandı.Başkalarına alan açmanın, bazen bunu açıkça ifade etmeyi ve dile getirmeyi de gerektirdiğini vurgulayan Marcouch, "Yani bu kendiliğinden gerçekleşen bir şey değildir.
Birbirimize alan açmak, aslında anayasamızın temel haklar söz konusu olduğunda gerçekleştirmeye ve güvence altına almaya çalıştığı bir ilkedir.
Ancak temel haklar, yalnızca haklardan ibaret değildir; aynı zamanda kendi içinde bir sorumluluk taşır.
Yani talep ettiğiniz bir hakkı, başkaları için de savunma yükümlülüğünüz vardır." diye konuştu.