Haber Detayı

Atatürk’ün vasiyetinde dikkat çeken ayrıntı: Kimleri ve hangi ülkeyi işaret etti?
Tarih aydinlik.com.tr
05/03/2026 18:40 (2 saat önce)

Atatürk’ün vasiyetinde dikkat çeken ayrıntı: Kimleri ve hangi ülkeyi işaret etti?

Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetnamesinde dikkat çeken ayrıntı ne? Atatürk, 1937'de Başbakan Celal Bayar, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve arkadaşı Kılıç Ali'ye ne söyledi? Gazi, Türk Devrimi'nin tamamlanması noktasında hangi ülkeyi işaret etti? İşte ayrıntılar...

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938 yılında kaleme aldığı vasiyetname yalnızca mal varlığının paylaşımını değil, aynı zamanda siyasi mirasına ilişkin yorumlara yol açan bazı ifadeleri de içeriyor.Altı maddeden oluşan vasiyet, ölümünden kısa süre sonra Ankara’da açıldı ve kamuoyunda en çok dikkat çeken noktalarından biri, bazı isimlerin yer alması bazı isimlerin ise bulunmaması oldu.

VASİYETNAMENİN AÇILMASI Atatürk’ün 5 Eylül 1938’de yazdığı vasiyetname, 28 Kasım 1938 tarihinde Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açıldı.Duruşmada Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan, Adalet Bakanı Hilmi Uran, İçişleri Bakanı ve CHP Genel Sekreteri Refik Saydam, Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu ve Kütahya Milletvekili Mehmet Somer hazır bulundu.

Altı maddeden oluşan vasiyetinde Atatürk, nakit parası ile hisse senetlerini ve Çankaya’daki taşınır ve taşınmaz mallarını Cumhuriyet Halk Partisi’ne bıraktı.Bu varlıkların gelirinin İş Bankası tarafından işletilmesini istedi.

Vasiyete göre elde edilecek gelirden kız kardeşi Makbule Atadan’a aylık bin lira,Afet İnan’a 800 lira, Sabiha Gökçen’e 600 lira,Ülkü Adatepe’ye 200 lira, Rukiye ve Nebile’ye ise şimdilik 100’er lira verilmesi kararlaştırıldı.Ayrıca Sabiha Gökçen’e bir ev alınabilmesi için ek para ayrılması ve Makbule Atadan’ın yaşamı boyunca Çankaya’daki evde oturmaya devam etmesi de şartlar arasında yer aldı.

Vasiyetnamenin son maddesinde ise kalan gelirin yarısının Türk Tarih Kurumu’na, diğer yarısının da Türk Dil Kurumu’na aktarılması öngörüldü.

LATİFE HANIM’IN ADININ GEÇMEMESİ Vasiyetnamede dikkat çeken bir başka nokta ise Atatürk’ün 1923–1925 yılları arasında evli kaldığı Latife Hanım’ın adının yer almaması oldu.

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyesi Prof.

Dr.

Kemal Arı’ya göre bunun nedeni şöyle:Atatürk’ün boşanmanın ardından bu ilişkiyi yeniden gündemine almak istememesi ve Latife Hanım’ın zaten varlıklı bir aileden gelmesi nedeniyle ekonomik bir sorun yaşamayacağını düşünmesiydi.

HASTALIĞI VE SON GÜNLERİ Atatürk’e siroz teşhisi konulduktan sonra 27 Mayıs 1938’de İstanbul’a geldi.Ölümüne kadar zamanını Dolmabahçe Sarayı ile Savarona yatı arasında geçirdi.Hastalığı ilerlemesine rağmen resmi ve özel görüşmelerini sürdürdü ve bu süreçte vasiyetini kaleme aldı. 1937’DEKİ KRİTİK GÖRÜŞME Atatürk’ün siyasi mirasıyla ilgili en çok tartışılan konulardan biri de 1937 yılında yaptığı bir görüşmede dile getirdiği düşünceler.O yıl Başbakan Celal Bayar, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve yakın arkadaşı Kılıç Ali ile bir araya gelen Atatürk, yaklaşan büyük bir dünya savaşına dikkat çekti.

Görüşmeye katılan isimlerin aktardığına göre Atatürk, Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile dostane ilişkilerini koruması gerektiğini vurguladı ve Sovyetlere karşı bir saldırı politikasından uzak durulmasını istedi.

TÜRK–SOVYET İLİŞKİLERİ VURGUSU Atatürk’ün bu görüşmelerde, Sovyetler Birliği’ne karşı doğrudan ya da dolaylı herhangi bir askeri veya siyasi ittifaka girilmemesi gerektiğini söylediği aktarılıyor.Aynı dönemde Kılıç Ali’ye de Türkiye’nin dış politikasının temelinde Sovyet dostluğunun bulunması gerektiğini ifade ettiği belirtiliyor.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki son görüşmelerinden birinde İsmet İnönü’ye de Türk–Sovyet ilişkilerinin önemini hatırlattığı ifade edilir.

TARİHİ TARTIŞMALAR Bazı siyasetçiler ve yorumcular bu sözleri Atatürk’ün “siyasi vasiyeti” olarak nitelendirirken, tarihçiler ise bunun resmi vasiyetname değil, dönemin uluslararası dengeleri içinde yapılmış bir değerlendirme olduğunu vurguluyor. 1930’ların sonlarında Avrupa hızla savaş ortamına sürüklenirken Türkiye’nin bağımsızlığını korumaya yönelik denge politikası Atatürk’ün dış politikasının temelini oluşturuyordu.

Bu nedenle Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler sürdürmek, dönemin stratejik tercihleri arasında yer alıyordu.Atatürk'ün ölümünden hemen önce sarf etti bu cümleler aradan geçen 100 yıla yakın bir süredir tartışılmaya ve yorumlanmaya devam ediyor.

İlgili Sitenin Haberleri