Haber Detayı
Yalnız yaşamanın bedeli ağır olabilir: Kanser riskini artırıyor mu?
Yeni bir araştırma sosyal izolasyonun özellikle kadınlarda bazı ölümcül kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları uzun zamandır yalnızlığın sağlık üzerinde ciddi etkileri olabileceğini düşünüyor.
Bilim insanları sosyal ilişkilerin yalnızca ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da doğrudan etkileyebileceğini uzun süredir vurguluyor.
Son yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, sosyal izolasyonun özellikle kadınlarda bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceğini ortaya koydu.
Büyük çaplı veri analizi yapıldı Araştırma kapsamında Birleşik Krallık Biyobankası'nda yer alan 38 ile 73 yaş arasındaki 354.537 yetişkinin verileri incelendi.
Çalışmanın başlangıcında katılımcıların hiçbirinde kanser bulunmuyordu.
Araştırmacılar bu kişileri yaklaşık 12 yıl boyunca takip etti.
Takip süresi boyunca toplam 38.103 kişiye kanser teşhisi konuldu.
Araştırmacılar analiz sırasında sigara kullanımı, mevcut sağlık sorunları ve ruh sağlığı gibi kanser riskini etkileyebilecek faktörleri de dikkate aldı.
Sosyal izolasyon nasıl ölçüldü?
Mail Online'da yer alan habere göre katılımcıların sosyal hayatlarını değerlendirmek için bir anket uygulandı.
Ankette kaç kişiyle birlikte yaşadıkları, aile ve arkadaşlarıyla ne sıklıkla görüştükleri ve haftada en az bir sosyal aktiviteye katılıp katılmadıkları soruldu.
Tek başına yaşamak, aile veya arkadaşları ayda bir kereden az görmek ve haftada en az bir sosyal aktiviteye katılmamak gibi durumlara puan verildi.
En az iki puan alan kişiler sosyal olarak izole kabul edildi.
Bu grup katılımcıların yaklaşık yüzde 6'sını oluşturdu.
Kanser riskinde artış tespit edildi Araştırma sonuçlarına göre sosyal olarak izole bireylerin kansere yakalanma riskinin yaklaşık yüzde 8 daha yüksek olduğu görüldü.
Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı.
Sosyal etkileşimi düşük olan kadınlarda meme, akciğer, rahim, yumurtalık ve mide kanseri riskinin arttığı tespit edildi.
Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de sosyal ortamlara nadiren katılan kadınlarda mide kanseri riskinin diğer kadınlara kıyasla yüzde 84 daha yüksek olmasıydı.
Mesane kanseri riski de artıyor Araştırma yalnızca kadınlarla sınırlı kalmadı.
Sosyal izolasyon yaşayan hem kadın hem de erkeklerde mesane kanseri riskinin arttığı görüldü.
Mesane kanseri Birleşik Krallık'ta en sık görülen kanser türlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu hastalık erken teşhis edildiğinde çoğu zaman başarıyla tedavi edilebiliyor.
Ancak belirtiler genellikle karın ağrısı, yorgunluk veya idrar yaparken yanma gibi yaygın semptomlarla karıştığı için bazı vakalar geç teşhis edilebiliyor.
Yalnızlık ve sosyal izolasyon aynı şey değil Araştırmacılar sosyal izolasyon ile yalnızlığın aynı kavram olmadığını vurguluyor.
Sosyal izolasyon kişinin sosyal temasının objektif olarak az olması anlamına gelirken, yalnızlık daha çok kişinin kendini nasıl hissettiğiyle ilgili bir durum.
Çalışmada yalnızlık hissinin tek başına genel nüfusta kanser riskini artırmadığı görüldü.
Hatta 49 yaşın altındaki bireylerde ve çalışan kişilerde yalnızlık hissinin daha düşük kanser riskiyle ilişkili olabileceği gözlemlendi.
Uzmanlar önleyici adımların önemine dikkat çekiyor Bilim insanlarına göre sosyal izolasyon stres seviyelerini artırabilir, iltihaplanma süreçlerini tetikleyebilir ve bazı biyolojik mekanizmaları etkileyebilir.
Bu durum da uzun vadede kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
Uzmanlar kanser riskini azaltmak için sosyal izolasyonla mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bunun yanında obezite, yüksek kan şekeri, sigara kullanımı, pasif içicilik, aşırı alkol tüketimi, düşük fiziksel aktivite ve fazla kırmızı et tüketimi gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin azaltılmasının da büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.