Haber Detayı

Çanakkale Savaşı öncesi İzmir'in bombalanması: İttihatçı valiye yapılan prenslik teklifi
Güncel odatv.com
05/03/2026 15:31 (3 saat önce)

Çanakkale Savaşı öncesi İzmir'in bombalanması: İttihatçı valiye yapılan prenslik teklifi

İtilaf Devletleri, Çanakkale Savaşı öncesinde Türklerin ilgisini dağıtmak ve İzmir’i ele geçirmek için saldırı başlattı. Dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey’e prenslik teklifi yapılarak şehrin teslim edilmesinin istendiği olayda alınan tedbirleri ve kentte yaşananları Dr. Ahmet Mehmetefendioğlu yazdı.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından itibaren İtilaf Devletleri'nin Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştan çekilmesi için yaptığı ayrı barış girişimlerinden istenilen sonucu alamaması ve Avrupa cephesinde yaşanan gelişmeler 1915 yılının ilk aylarından itibaren Çanakkale Cephesi’ndeki hareketliliğin artmasına neden oldu.İngiliz Donama Bakanı Winston Churcil’in düşüncesi Çanakkale Boğazı'nın kısa sürede geçilmesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş dışı bırakılacağı ve İstanbul üzerindeki Rus isteklerini kontrol edilebileceği yönündeydi.İtilaf Devletleri ve özelliklede İngiltere Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği ilk günlerde Ege Denizi’ndeki askeri faaliyetlerini artırarak bölgedeki güç dengesini değiştirecek yeni savaş gemileri gönderdi.

Ege denizindeki gelişmeleri yakından takip eden Osmanlı yönetimi de uzun bir kıyı şeridinde sahip olan Ege bölgesini olası bir İtilaf Devletleri saldırısı ihtimaline karşı tedbirler alarak stratejik bazı bölgeleri mayınladı.İtilaf Devletleri Donanmasının bombaladığı günlerde Yeni Kale ve İzmir LimanıNEDEN İZMİR’E BİR SALDIRI DÜZENLENDİİtilaf Devletleri ve özelikle İngiltere, Çanakkale Cephesi'ne yığınak yapmaya başladıkları sırada Ege Denizi’ndeki lojistik ulaşım kanallarına Türk sahillerinden gelebilecek bir saldırıdan endişe duyuyorlardı:"Pek çoğu küçük ve orta büyüklükteki gemiler için ideal kuytu ve saklanma yerleri olan bu iç sular, risklerden zevk alan bazı hevesli genç subayların komuta ettiği herhangi bir özel türdeki torpido botlarını, destroyerleri, denizaltıları akla getiriyor gibiydi.

Savaş ilerledikçe Ege, Çanakkale'ye giden birlikleri taşıyan gemiler için işlek bir anayol haline geldikçe, İzmir bölgesine daha fazla ilgi gösterilmesi gerekti ve bu ilgi gösterildi.

İzmir kıyıları, herhangi bir hücumbot gemisinin hızla dışarı çıkması, torpido saldırısı yapması ve tekrar eve dönmesi için ideal bir konuma sahipti."İngiliz Donanması’nın bu doğrultudaki endişesi 1915 yılının şubat ayının son ve mart ayının ilk günlerinde İzmir’e yönelik farklı tedbirler almalarına sebep oldu.

Amirallik, Tuğamiral Sir Richard Henry Peirse’ye İzmir kalelerini bombalama ve imha etme emri verirken, bölgenin Alman denizaltıları için bir üs haline gelmesinin önüne de geçmeye çalışıyordu...

İzmir'e yönelik bu saldırlar için HMS Eureyalus HMS Triumph ve HMS Swiftsure’dan oluşan bir grup savaş gemisi görevlendirildi.TÜRKLER İZMİR’İN ACI ÇEKMESİNE İZİN VERMEZLERDİYine İngilizlerin hesaplarına göre Çanakkale Boğazı'nın her iki yakasında oluşan büyük Türk yığınağı İzmir'e yönelik bir yanıltma saldırısı ile zafiyete uğratılabilirdi.

Yine bu doğrultudaki düşünceye göre “İzmir'e vurulan bir darbe Boğaz’da hissedilirdi ve Türkler bu vilayetin acı çekmesine izin veremezlerdi”.1915 yılının ilk günlerinden itibaren uygulamaya konulan bu politika doğrultusunda İzmir Körfezi'nin giriş çıkışı kontrol altına alınmış daha sonrada İzmir ve çevresindeki limanlar ve önemli askeri tesisler bombalanmıştı.

Psikolojik ve yıldırma şeklinde başlayan bu saldırılar savaşın gelişimine paralel olarak sivil kesimlere de yönelmiştir.İtilaf Donanması'nın Çanakkale Boğazı'nı geçme çalışmalarına hız verdiği bir zaman diliminde, 5 Mart 1915 tarihinde yukarıda anlatılan stratejik yaklaşımları doğrultusunda İzmir'e yönelik ilk planlı saldırı başlar ve bu saldırılar 9 Mart tarihine kadar artarak devam eder.Aliağa Çiftliği, Reşadiye ve Şakran civarlarını bombalayan İtilaf Donanması, olayı takip eden günlerde de yerleşim birimlerini ve İzmir savunmasında önemli bir yeri olan Yeni Kale’yi de bombalar.

Olayları yakından takip eden İzmir basını şehre yönelik saldırıları okuyucularına duyururken, "Bu günlerde pek mühim dakikalar yaşıyoruz.

Böyle zamanlarda vazifemizi, mevcudiyetimizi muhafazaya yalnız ordumuza bırakılamaz.

Büyük küçük, fakir zengin her ferdin kendine göre" vazifeleri olduğunu da hatırlatarak halkı güvenlik kuvvetlerine yardıma çağırıyordu.İzmir’in koç bilekli Valisi Rahmi BeyŞEHRİN TESLİMİ İÇİN ELLİ BİN POUNDLUK RÜŞVET BÜTÇESİ OLUŞTURULDUİzmir’de bazı Levanten aile arşivlerinde yeni ulaştığımız bazı belge ve yazışmalardan İngilizler'in bu doğrultuda başta İzmir Valisi Rahmi Bey olmak üzere diğer Türk yetkililerini etki altına almak için elli bin poundluk bir bütçe oluşturduğunu öğreniyoruz.

İzmir’i bombalama sürecinde kullanılmaya çalışılan bu bütçeye rağmen İngilizler, ne Rahmi Bey'den ne de diğer Türk yetkililerinden istedikleri sonucu aldılar.İngilizler, İzmir Körfezi'nin dışındaki yerleşim yerlerini ve Körfez'i koruyan topçu bataryalarını bombalarken İzmir Valisi Rahmi Bey ile olan temaslarını İzmir’de yerleşik bulunan İngiliz Levanten aileler ve Rum kökenli Osmanlı vatandaşı İzmir Yabancı İşler Müdürü Charles Karabiber Bey aracılığıyla sürdürüyorlar ve kendisine yeni tekliflerde bulunuyorlardı.

İngilizler Rahmi Bey’den şehrin bombalanmaması karşılığında kendilerine teslim edilmesini istiyorlardı.İtilaf Devletleri Donaması ile görüşmeleri yürüten İzmir Yabancı İşler Müdürü Charles Karabiber BeyİZMİR VALİSİ RAHMİ BEY’E PRENSLİK TEKLİFİİngiliz belgelerinde ciddiye alınması gereken bir kişi olarak tanımlanan İzmir Valisi Rahmi Bey sadece Çanakkale Savaşı öncesinde değil, tüm savaş boyunca İtilaf Devletleri'nin hem ayrı barış girişimlerinde hem de İstanbul’a yönelik bir hükümet darbesinde çok şey bekledikleri bir insandı.İtilaf Devletleri'nin İzmir’e yönelik bu saldırılarına başladığı ilk günlerde Albay Deets adındaki bir İngiliz subayı İzmir’deki yerleşik İngiliz Levanten ailelerinin önde gelenlerinden Eric Whittal aracılığıyla İzmir Valisi Rahmi Bey’le görüme isteğinde bulunmuş, Vali Rahmi Bey de bu görüşme teklifini kabul etmişti.

İngiliz istihbarat servisinin bir elemanı olan Albay Deets Rahmi Bey’den İzmir ve çevresine asker çıkarma izni ister.

Rahmi Bey’in bu hizmetine karşı da İzmir’de İngiltere’nin himayesinde kurulacak bir prenslik teklif edilmişti.

İngilizler Vali Rahmi Bey’den umdukları karşılığı bulamadılar.

İngilizlerin yaptığı bu girişimi Çanakkale Savaşlarına katılmış ve bu konuda bir kitapta yazmış olan Chales Roux şöyle anlatmaktadır:“İzmir’de böyle bir harekete girişmenin taraftarı olanlar vardı.

Bunlara göre ekonomik çıkarları sayesinde oralarda İngiliz ve Fransızların bir hayli nüfuslu olması şehirde itilaf devletleri uyruklarına iyi muamele eden Vali Rahmi Bey’in elverişli durumu nihayet böyle bir harekatın Yunanistan'ın davranışını etkileyebilmesi gelecekte birtakım hareketlerin köprübaşı olarak İzmir’i çok müsait bir duruma sokuyordu.

Ne var ki bu fikirler fikirden öteye gidemedi.

Yine de galiba İngilizler bir zaman İzmir’de İstanbul Hükümetine karşı bir hükümet darbesi ümit ve hayalini beslediler.

Fakat bununda sonu çıkmadı.”İtilaf Devletleri'nin İzmir için prenslik teklifinde bulunduğu Vali Rahmi BeyVALİ RAHMİ BEY KİMDİOsmanlı Hürriyet Cemiyeti kurucularından olan Rahmi Bey, İttihat ve Terakki içindeki güçlü siyasi kimliğine rağmen İngilizlere olan yakınlığıyla tanındı. 1913 yılının sonunda İzmir Valiliği görevine getirilen Rahmi Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir oldu bittiyle Almanya yanında savaşa girmesine karşıydı.

Bunu her ortamda dile getiren ve yüksek sesle söylemekten çekinmeyen Rahmi Bey bu tutumuyla İtilaf Devletleri’nin savaş boyunca kendisinden çok şey beklediği önemli bir siyasi kişilik haline gelmesine neden oldu.

Rahmi Bey’in savaşın ilk aylarında ve savaş süresince İtilaf Devletleri vatandaşlarına normal zamandaki gibi ticari yaşamlarına devam etmelerine izin vermesi ve her tülü kolaylığı sağlaması İngilizlerin bu beklentilerini pekiştiren bir diğer önemli faktördü.İzmir Valisi Rahmi Bey'in kartvizitiİZMİR’DEKİ LEVANTENLERİzmir’in kozmopolit ortamı içerisinde güçlerini gittikçe artıran ve şehrin ticari hayatının önemeli bir parçası olan Levantenler, Avrupa ve dünyada meydana gelen siyasi gelişmelere yakından takip ederek İzmir’de sahip oldukları gücü korumaya çalışmışlardı.

Bu doğrultuda Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği ilk günlerde dönemin güçlü İzmir Valisi Rahmi Bey’e bağlılıklarını bildiren bu çevreler savaş sırasında kendileri açısından oluşabilecek sıkıntıları en aza indirmeye çalışmışlardır.Birinci Dünya Savaşı çıktıktan sonra İzmir'deki Levantenlerin Vali Rahmi Bey'e bağlılıklarını belirten belgeİttihat ve Terakki’nin izlediği parti politikasının İzmir’de Anglofil Vali Rahmi Bey’in elinde İtilafla flört eden bir görüntü içinde olması ve bu doğrultuda politikalar takip etmesi başta İngilizler olmak üzere İtilaf devletlerinin Rahmi Bey ile etkili siyasi temaslara girmesi için yeterliydi.Vali Rahmi Bey Birinci Dünya Savaşı günlerinde bir grup Levanten ve savaş esiri ile birlikte.Şehre karşı saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte, Kordon’da kum torbaları ve toplar yerleştirilmiş, şehrin güvenliğinin sağlanması için devriyelerin sayısı artırılmıştır.

Rahmi Bey'in çarşı pazar dolaşarak halkı sükunete davet etmesi büyük bir memnuniyet uyandırmıştır, İlk anda halk arasında görülen panik havası da kısa süre sonra ortadan kaybolmuş, halk yüksek yerlere çıkarak bombardımanı yakından takip etmiştir.

İtilaf Devletleri tebaasına mensup kişiler Eşrefpaşa, Tilkilik, Namazgah semtlerine, Guraba Hastanesi dolaylarındaki Türk evlerine yerleştirildi.

Başta Whittall, Giraud, Giffre aileleri de olmak üzere İtilaf Devletleri tebaasının süngülü nöbetçilerin beklediği Türk mahallelerine yerleştirilmesindeki amaç, eğer Türk mahallelerine bomba atılmasına devam edilirse kendi tebaalarının da zarar göreceğini anlatmaktı.KOÇ BİLEKLİ VALİBasın, Rahmi Bey'in aldığı bu tedbirlerden övgü dolu sözlerle bahsederken, "Koç Bilekli Valimiz" tabirini kullanıyordu.

Şehre yönelik saldırıların alınan bu tedbirlere rağmen devam etmesi üzerine Rahmi Bey, kendisinin ve şehir halkının kararlılığını ifade eden bir beyanname yayınladı.

Bu beyannamede Rahmi Bey kararlığını şöyle ifade ediyordu:“Düşman gemileri kalemize istihkamlarımıza taarruzda devam ediyor.

Avn-i hakla bu taarruzlarının kendilerine pek pahalıya mal edilmesi ve şehrin müdafaası sevgili kumandanlarımız ve bil-cümle kahraman zabitan ve askerlerimiz tarafından temin edildiğinden bütün vesait-i müdafaa ve istimal, sonuna kadar müdafaa sebat edilecektir.

Kalede yapılmakta olan müdafaanın bir aynı ve hatta daha müthişi İzmir’de yapılacak, şehir baştanbaşa düşman kanıyla boyanacak, düşmanlar maksatlarına nail olamayacaklardır. “İzmir şehrinin saha-yı harb olması halinde Osmanlılığın tarihi şan ve şerefiyle mütenasib bir surette vuku bulacak harekat-ı askeriye esnasında ahaliyi gayr-i müsellaha ve bilhassa kadın ve çocukların, yağacak güllelerin atacağı kurşunların tesirinden masun kalması nokta-i nazarından bunların şimdiden dahile gitmeleri muvaffaktır.

Gerek İslam ve Hıristiyan bil-cümle Osmanlılara ve bi-taraf düvel-i ecnebiye tebaasına dâhilde şimdiden gidip, yerleşecekleri mahallelerde kendilerine her surette teshilât ve muavenet icrası bil-cümle memurine tebliğ edilmiştir.”Rahmi Bey'in bu beyannamesi basında geniş bir şekilde yer alırken "Böyle en müthiş tehlikelere, felaketlere maruz kaldığımız zamanlarda başımıza Rahmi Bey gibi cidden müstesna, mümtaz faziletlere malik zevatlar" görmekten duyulan memnuniyet de dile getiriliyordu.

Beyannamenin yayınlanmasını takip eden günlerde çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan şehir halkının iç bölgelere gönderilmesine başlanıldı.

Halk, sefere konulan özel trenlerle Aydın, Denizli, Salihli ve Cumaovası'na gönderiliyordu.

Şehir halkının kalabalık gruplar halinde istasyonda toplanması üzerine, vilayet makamınca yayınlanan bildirilerde, telaşlanacak bir durum olmadığı, herkesin işiyle gücüyle meşgul olması gerektiği bildiriliyordu.Bu sırada İzmir'de bulunan Berliner Tageblat gazetesinin muhabiri Emil Ludwig, gazetesine gönderdiği haberde, "Şehrin terk edilmesi hakkında vali tarafından ahaliye tebliğ edilen beyanname ile maksat, bizzat Vali Bey tarafından bana beyan olunduğu vechle, şehrin ikmali ciddiyetle mūdafa olunacağını düşmana anlatmaktan ibaret idi.

Onun için beyanname ahali arasında umumi bir heyecana mucib olmadı.

Ancak bir kaç kişi şehri terk etti.

Şehri korkutmak için İngiliz Amirali tarafından icra edilen teşebbüsün bugün azim bir blöften ibaret olmadığı tebyin etmişti...

Şimdi şehir ahalisi işi ve gücüyle meşgul olmaktadır.

Fransız sermayesi ile vücuda getirilen İzmir rıhtımı üzerinde İzmir ışıkları eskisi gibi boy gösteriyorlar" derken, bombardımanın Yunan Kralını ikna için İngiltere'nin İzmir Konsolosu Smith tarafından teşvikiyle yapıldığı görüşüne de yer veriyordu.İNGİLİZ FERASETİNİN İFLASININ BELGESİİzmir'in savunmasında önemli bir yere sahip olan Yeni Kale’nin susturulmasından sonra harekete geçen İngilizler 9 Mart 1915 tarihinde Rahmi Bey'e on maddeden oluşan bir ültimatom vererek şehrin teslim edilmesini istediler.Tuğamiral R.H.Peirse’in imzasını taşıyan bu ültimatom sömürgelerde veya sömürgeleşmesi beklenilen ülkelerdeki ileri gelenlere karşı takınılan tavrı görüyoruz.

Yusuf Hikmet Bayur'a göre, halkı büyük yıkımlarla tehdit etmek, onun hükümetini kötülemek, kendi durumunu parlak, karşı tarafı karanlık göstermek, İslam dinini sömürmek gibi, karşıdaki adamı birtakım vaatlerle satın almaya çalışmak, halka iyilik edileceği ümidini uyandırmak gibi bütün sömürgeci incelikler bu mektupta vardır.

Mektubun 7. maddesinde "Müttefik Devletlerinin hiçbirinin kötü niyete tahammül edemeyeceklerini ve yukarıda belirttiğim şartları kabul ederek, daha ileri görüşmelere gidilmesinin ekselanslarının avantajına olabileceği" söylenirken, Rahmi Bey'in barış için birtakım girişimlerde bulunması kapalı bir şekilde isteniyordu.Vali Rahmi Bey'e 9 Mart 1915 tarihinde verilen Tuğamiral R.H.Peirse’in imzasını taşıyan ültimatomRahmi Bey'in bu istekleri reddetmesi üzerine mektubu getiren İngiliz arabulucu, "İzmir limanının hiçbir devlet tarafından üss-ü bahri yapılmamasının vaad olunmasını Vali Rahmi Bey'e teklif etmiş" ancak bu öneri de Rahmi Bey tarafından kabul edilmemiştir.

İngilizlerin bu girişimi İstanbul basınınındı da yer almış, mektup Tanin ve Servet-i Fünun tarafından yayınlanmıştır.Tasviri Efkâr gazetesi Rahmi Bey’e gönderilen bu ültimatomu “İngiliz Ferasetinin İflasının Belgesi” başlığıyla okuyucularına duyurdu.Olayı "Şaşkınlık Alametleri" başlığı altında okuyucularına duyuran Tanin Gazetesi yorumunda, "Hiçbir muharibin düşmana karşı böyle garip tekliflerde, tekliflerde değil adi şantajlarda bulunduğu görülmemiştir.

Eğer İngiliz Amirali, kalesi veya şehri teslim için alelade bir teklifte bulunmuş olsaydı, bu pek tabii bir şey olurdu.

Halbuki diğer taraftan okunan vesikanın şekil ve muhteviyatından garabet ve adilikten sarf-ı nazar, Amiralin ne istediği ve istediklerini de niçin istediği bile anlaşılmamaktadır..." diyordu.Şehre yönelik saldırılar mart ayını takip eden aylarda da devam etmesi üzerine vilayetçe yayınlanan bildirilerde halk sükunete davet edilirken, bombardıman sırasında halkın sokağa çıkmaması ve üst katlarda oturanların saldırı sırasında evlerini terk etmeleri istenmiştir.

Saldırıların yoğunlaştığı sıralarda düşman devletleri tebaasının Türk mahallelerine yerleştirilmesi düzenli olarak uygulanmış, hava saldırıları için de bir erken uyarı sistemi oluşturulmuştur.İngilizlerin Rahmi Bey'e İzmir'in teslimine yönelik teklifini okuyucularına “İngiliz Ferasetinin İflasının Belgesi” başlığı ile duyuran Tasviri Efkar gazetesiİZMİR CAYIR CAYIR YANAR YİNE DE İNGİLİZ OLAMAZBazı kaynaklar İzmir'in savunulması yolunda Rahmi Bey tarafından başka tedbirlerde alındığını, okullara ve polis karakollarına teneke teneke gaz dağıtıldığını ve muhtemel bir saldırı sırasında şehri yakma hazırlıklarının yapıldığını yazıyorlar.

Yine bu kaynaklara göre Rahmi Bey, "İzmir cayır cayır yanar, yine de İngiliz olamaz.

Bu davranışlarınızla şehir içindeki tüm Hristiyanları ateş içine atıyorsunuz.

Şehri dövüşerek alsanız bile tek bir Hristiyan’ı sağ olarak bulamayacaksınız" demiştir.İzmir’e yönelik saldırılar Çanakkale'de çarpışmaların kesilmesine paralel olarak azalmış, bununla beraber Birinci Dünya Savaşı süresince İzmir'e yönelik saldırılar sürmüştür.Not: Bu yazıda kullanılan görsel malzemeler yazarın kişisel arşivinden alınmıştır.

Kaynak gösterilmek suretiyle kullanılabilir.Dr.

Ahmet MehmetefendioğluOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri