Haber Detayı
"Savaş ve Çocuk" raporu kamuoyuyla paylaşıldı: Tarihin en kötü yıllarından biri!
Her yıl 15 Ramazan Dünya Yetimler Günü'nde, dünyadaki yetimlerin durumuna dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenleyen Yetim Vakfı, saha deneyimlerinden elde edilen verilerle hazırlanan "Savaş ve Çocuk" raporunu kamuoyuyla paylaştı.
Yetim Vakfı ve İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından Rami Kütüphanesi'nde gerçekleşen basın toplantısına, sivil toplum kuruluşu yetkilileri ve farklı coğrafyalardan yetim çocuklar katılım sağladı.
Dünyada savaş, yoksulluk ve zorunlu göç nedeniyle yetim kalan çocukların yaşadığı insani dramın gündeme taşındığı toplantıda hazırlanan basın metnini okuyan Yetim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yılmaz, dünya genelinde çocukların karşı karşıya olduğu ağır tabloya dikkat çekti. "Yetim çocuklardan hepimiz sorumluyuz" Yılmaz, "Yetim, öksüz, sosyal yetim yavrularımız ve yetim annelerimizle ilgilenen bir ihtisas kurumu olarak Yetim Vakfı'mız, başta ülkemiz, Filistin, Suriye, Arakan, Lübnan, Yemen, Afganistan olmak üzere toplam 48 ülkede faaliyet göstermektedir. 2024 yılı Ocak ayında vergi muafiyeti statüsü kazanan vakfımız yine geçen sene 400 bini aşkın bağışçısıyla 3,6 milyonu aşkın yetim, öksüz, sosyal yetim yavrumuz, aile bireyleri ve ihtiyaç sahibine destek sağlamıştır.
Her çocuğun eğitim alabilmesi, sağlık ve sosyal imkânlardan faydalanabilmesi, kimliğini ve vatandaşlık haklarını alabilmesi, anne babasıyla ve yakınlarıyla yaşayabilmesi, her türlü tehlikeye karşı güven içinde olması, akranlarıyla koşup oynayabilmesi, ailesinin maddî-manevî bütün imkânlarından istifade edebilmesi en doğal hakkıdır.
Dünya Yetimler Günü'nün hepimize hatırlattığı bir şey daha var: Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasınlar, bu çocukların ruhsal hayatlarında çok önemli bir yer tutan sevginin, şefkatin, güvenin temininden hepimiz sorumluyuz.
Keza korunmalarından, eğitimlerinden, sağlıklarından...
Eğer dünyanın bir yanında bombardıman altında çocukların varlığını duyduysak, artık onların vebalinden sorumluyuz.
Kamplara kapatılan çocukların meçhul geleceğinden, açlıktan hayatlarını kaybeden çocukların ıstırabından, gecenin karanlığında bir karton üzerine kıvrılan çocukların gördüğü kâbuslardan, yetişkin insan muamelesi görerek saatlerce çalıştırılan çocukların sırtındaki terden...
Tek tek her birinden sorumluyuz ve tekrar söylemek gerekirse, Dünya Yetimler Günü, bize bu sorumluluklarımızı hatırlatması açısından, senede bir kez değil, mana itibariyle her gün ifa edilmesi gereken önemli bir gündür." dedi. "1 milyar çocuk çok boyutlu yoksullukla yüz yüze, 200 milyonu aşkın çocuk çalışmak zorunda" Yetim Vakfı tarafından hazırlanan "Savaş ve Çocuk" isimli rapora da değine Yılmaz, "Yaşadığımız dünyada 8 milyarlık insan topluluğunun 2,5 milyarını çocuklar oluşturuyor.
Bu çocukların ise en az 1 milyarı yetim, öksüz ve sosyal yetim statüsünde bulunuyor.
Dünya üzerinde her beş çocuktan biri savaş, çatışma ve felaketlerden etkilenen ülkelerden birinde yaşıyor.
OXFAM verilerine göre dünyanın en zengin 2 bin 153 kişisinin en az kazanan 4.6 milyar kişiden fazla gelire sahip olduğu dünyamızda her gün yoksulluk ve buna bağlı nedenlerle 22 bin çocuk hayatını kaybediyor. 400 milyonu akut olmak üzere 1 milyar çocuk çok boyutlu yoksullukla yüz yüze. 200 milyonu aşkın çocuk çalışmak zorunda.
Bir o kadarı sokakların insafına terk edilmiş durumda.
Dünya üzerinde yüzde 41'i çocuk olmak üzere 122,1 milyon mülteci bulunuyor.
Bu 50 milyonu aşkın çocuk mülteci anlamına geliyor." diye konuştu. "Epstein vakaları bu dağının görünen yüzü" Dünya Çalışma Örgütü'nün 2025 yılı rakamlarına göre 49,6 milyon kişinin modern köleler olarak insan kaçakçılarının eline düştüğünü anımsatan Yılmaz, "Bunun 35,2 milyonunu kadın ve kız çocukları oluşturuyor.
Fuhuş yaptırılan kadın ve kız çocuklarının sayısı ise 6,3 milyonu buluyor.
Bu rakamlar Epstein gibi vakaların buz dağının görünen kısmı olduğunu bize gösteriyor.
Dünya üzerinde yetimhanede yaşamak zorunda kalan çocukların sayısının 7 milyonu bulduğu tahmin ediliyor.
Bu çocukların önemli bir kısmı günlük bir ya da iki öğün yemek bulabiliyor.
Çocukların önemli bir kısmı eğitimlerine devam edemiyor ve istismara uğruyor.
Afrika'da ve özellikle sahra altı Afrika ülkelerinde çok önemli oranda yetimliğin sebebi AIDS hastalığıdır.
Bu ülkelerde 30 milyondan fazla AIDS yetimi olduğu tahmin edilmektedir.
Devletler 2024 yılında silahlanma ve savunma sektörüne 2 milyar 718 trilyon dolar harcadı.
Bu miktarın 10 binde biriyle sokaklarda bulunan korumasız çocuklar için sıcak yuvalar oluşturulabilir." diye konuştu. 234 milyon çocuğun eğitime erişemediği dünyada 250 bin çocuk savaş baronlarının elinde Dünyada oyun çağında olan 250 binden fazla çocuğun silah altına alınarak savaşmaya zorlandığını hatırlatan Yılmaz, "Dünya son 30 yılda savaşsız bir sene geçirmedi.
Şu anda 2.
Dünya Savaşı'ndan sonra en yüksek seviyede bulunuyoruz. 2000-2025 yılları arasında yaklaşık 125-250 milyon çocuk, savaş ve şiddet nedeniyle ebeveynlerinden en az birini kaybetti.
Bu sayı, küresel çocuk nüfusunun önemli bir bölümünü doğrudan etkileyerek insani krizlerin nesiller boyu sürebileceğini gösteriyor. 2025'te dünya genelinde 234 milyon çocuğun çatışmalar nedeniyle eğitim hayatları etkilenmiştir. 85 milyon çocuk ise hiç eğitime erişememektedir.
Çatışma bölgelerindeki çocukların yaklaşık yüzde37'si halen okula erişemiyor. 2010-2022 döneminde dünya genelinde zorla yerinden edilen çocuk sayısı yaklaşık üç kat artmıştır.
Bu sayı, yaklaşık 17 milyon düzeyinden 43 milyonun üzerine yükselmiştir. 2023-2024 yıllarında da artış eğilimi devam etmiş ve toplam sayı 48,8 milyon seviyesine ulaşmıştır." şeklinde konuştu. 2025 yılı çatışma altındaki çocuklar açısından tarihin en kötü yıllarından biri Yılmaz, "Filistin, Doğu Türkistan, Sudan, Arakan, Ukrayna, Afganistan, Yemen, Etiyopya, Keşmir, Kongo, Somali ve daha birçok ülkenin çocukları ya silahların gölgesinde ya da silahaltında, ya zindanlarda ya da çocuk ve mülteci kamplarında, ya bombardıman altında, ya da sığınaklarda her türlü haklarından mahrum açlık ve yoksulluk içerisinde hayata tutunmaya çalışıyorlar. 2025 yılı, silahlı çatışmaların yoğunlaştığı ve çocukların bu çatışmalardan en ağır şekilde etkilendiği dönemlerden biri olarak kayda geçmiştir.
UNİCEF verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 473 milyon çocuk, yani dünyadaki çocukların yaklaşık yüzde 19'u, çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaşamaktadır.
Bu oran, modern tarihte çocukların çatışma ortamlarında yaşama düzeyinin en yüksek seviyelerinden birine işaret etmekte; UNICEF tarafından 2025 yılı, 'çatışma altındaki çocuklar açısından tarihin en kötü yıllarından biri' olarak tanımlanmaktadır.
Çatışma bölgelerinin sayısının İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaşması, küresel ölçekte çocukların karşı karşıya olduğu riskin boyutunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Silahlı çatışmalarda çocuklar ebeveynlerini kaybetmekte, ağır yaralanmalar ve kalıcı sakatlıklarla karşılaşmakta, zorla silahlı gruplara katılmakta, cinsel istismara maruz kalmakta ve temel yaşam hizmetlerinden mahrum bırakılmaktadır.
Ayrıca okulların, hastanelerin ve yerleşim alanlarının hedef alınması, çocukların güvenli alanlara erişimini büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır.
Bu durum yalnızca çocukların fiziksel güvenliğini değil, aynı zamanda psikolojik gelişimlerini ve uzun vadeli toplumsal uyumlarını da ciddi biçimde olumsuz etkilemektedir." ifadelerini kullandı.
Uluslararası sözleşmelerin hiçe sayıldığı yer: Gazze Filistin'de yaşanan soykırıma dair özel bir başlık açarak yaşananları özetleyen Yılmaz, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: 77 yılı aşkın bir süredir İsrail işgal ve vandallıklarına muhatap olan Filistin, malumunuz olduğu üzere 7 Ekim 2023'den beri tarihin gördüğü en ağır soykırım ve aparteit uygulamalarına maruz kaldı.
Dünyanın değer olarak kabul ettiği ve BM'nin temel kuruluş felsefesi sayılan metinlerin tamamı geride bıraktığımız bir buçuk yıl içerisinde defalarca yok sayıldı.
Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Soykırım Sözleşmesi, Roma Sözleşmesi'ne atıfla İnsanlığa Karşı Suçlar, Cenevre Sözleşmeleri sadece kâğıtlar üzerindeki değersiz metinler haline geldi.
Gazze halkının en az yüzde 4'ü bugün artık yaşamıyor ve bunun yüzde 70'den fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. 170 bini aşkın kişi ise ahlaksız saldırılar nedeniyle uzuv kayıpları ve başkaca yaralarla yaşamak zorunda. 60 bini aşkın çocuğun yetim, 20 bini aşkın çocuğunsa tamamen refakatsiz kaldığı Gazze'de 450 bin konut ya tamamen yıkılmış, ya da oturulmayacak derecede hasarlı.
Zaten dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesi olan Gazze'nin yüzde 10'una insanlar sıkıştırılmış durumda.
Empati yapacak olursak 86 milyon nüfuslu ülkemizde 3,5 milyon kişinin şehit olduğunu, 7,5 milyon kişinin yaralandığını, 1,2 milyon çocuğun yetim kaldığını ve tüm ülke nüfusunun Konya ve Sivas illerimize sıkıştırıldığını düşünebiliriz.
Ne kadar korkunç değil mi?
Bugün Gazze'de psikolojik desteğe ihtiyaç duymayan çocuk yok diyebiliriz.
Hatta buna yetişkinleri de katabiliriz.
Çocuk Hakları Sözleşmesiyle çocuklara vaat edilen ne varsa işgalci organizasyonun postalları altında ezilmekte.
Hatta henüz doğmamış embriyo halindeki çocuklara karşı bile soykırım uygulamaları yapılmakta. 18 yıldır, havadan, karadan ve denizden İsrail ablukası altında olan Gazzeli çocuklar şimdi sadece eğitim, sağlık, barınma, gıdaya erişim ve güvenli sosyal çevre mahrumiyeti yaşamıyorlar.
Batı dünyasının tedarik ettiği silahlarla yapılan bombardımanlarda hayatta kalma ve kurşunlara sobelenmeme endişesi de taşıyorlar." Kanayan yara: Doğu Türkistan Çin yönetiminin ebeveynleri gözaltına alınan, tutuklanan veya çeşitli gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bırakılan Doğu Türkistanlı çocukları "“dezavantajlı grup" olarak tanımlayarak bu çocukları devlet kontrolündeki kurumlara yerleştirdiğini belirten Yılmaz, "Doğu Türkistan'da yetimhane, 'melek evleri' ve 'yatılı okul' adı altındaki çocuk toplama kamplarında sayıları 2 milyonu aşan çocuk ebeveyn ve diğer aile bireylerinden mahrum başta din, dil olmak üzere kültürel ve sosyal bütün haklarından mahrum bir şekilde asimle edilmektedir.
Bu merkezler yüksek duvarlar, dikenli teller ve sürekli gözetim sistemleriyle çevrili olup, çocukların aileleriyle iletişim kurmaları engellenmektedir.
Doğu Türkistanlı çocukların isimleri değiştirilmekte, çocuklar Çinli ailelere evlatlık verilmektedir.
Yine kısırlaştırıcı ilaçlar verilen çocukların, organları çalınmakta ve beyin yıkama programlarına tabii tutulmaktadırlar." dedi. "Sudan'da milyonu aşkın çocuk zorla yerinde edildi" Sudan'daki çatışmaların en ağır etkilerinin çocuklar ve kadınlar üzerinde görüldüğünü söyleyen Yılmaz, "Milyonlarca çocuk çatışmalardan doğrudan etkilenmiş, evlerinden zorla çıkarılmış ve ciddi insanî risklerle karşı karşıya kalmıştır.
Sudan, çatışmalar nedeniyle çocuk ölümleri ve yaralanmalarının en yüksek olduğu ülkelerden biri haline gelmiştir.
Nisan 2023'ten bu yana devam eden çatışmalar sonucunda 4 milyondan fazla çocuğun zorla yerinden edilmesi, Sudan'daki krizi dünyanın en büyük çocuk yerinden edilme krizlerinden biri haline getirmiştir.
Yerinden edilen çocuklar, yalnızca güvenli barınma imkânından değil; aynı zamanda eğitim, sağlık hizmetleri ve temel yaşam ihtiyaçlarına erişimden de mahrum kalmıştır." diye konuştu.
Arakan ve Ukrayna'da yaşananlara da değinen Yılmaz, "Hâlihazırda 8 milyon çocuk eğitimden mahrumdur.
Arakanlı çocuklar bir vatan ve bir kimlik özlemiyle, kâh mülteci kamplarında kah Naf nehrinin bataklıklarında aç, susuz hayatta kalmaya çalışıyorlar.
Onlar umutsuzluğa doğuyorlar.
Zira gözlerini açtıkları dünya böyle bir yer.
Yine Ukrayna'da 2022 yılından bugüne her iki taraftan 500 bine yakın asker ölürken, 11 milyona yakın Ukraynalı ülke içinde yer değiştirmiş ya da ülke dışına çıkmıştır.
Bu süreçte 60 binden fazla Ukraynalı çocuk yetim kalmıştır.
Bu veriler ve çocuklara ilişkin gerçekler bizlere muhakkak çok şey anlatıyor.
Görüyoruz ki onlar küçücük omuzlarında bütün bir insanlığın yükünü taşımak gibi ağır bir vazifeyi icra ediyorlar." şeklinde konuştu. "Yeryüzünü çocuklar için daha yaşanılabilir bir yer haline getirmenin peşindeyiz" Basın açıklamasının ardından bir konuşma yapan İHH Yetim Çalışmalarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Başer ise şu ifadeleri kullandı: "Ekranda gördüğünüz çocukların geleceğe dair hayalleri var.
Biz de aslında bu tabloyu sizinle paylaşmak istedik.
Maalesef yeryüzü her geçen gün daha da zor şartlarla karşı karşıya kalıyor.
Sadece çocuklar için değil tüm insanlık için yeryüzü her zamankinden çok daha zor zamanlara doğru gidiyor.
Sivil toplum kuruluşları olarak bu konuya dikkat çekerek hep birlikte yeryüzünü daha güzel, yaşanabilir, çocuklar için yaşanabilir bir yere dönüştürmenin peşindeyiz.
Ancak maalesef bu çok mümkün olmuyor.
Daha yeni önümüze gelen haberlerle beraber yaşadığımız acılar her geçen gün katlanmaya devam ediyor.
Keşke buraya geldiğimizde sizinle çocuklarımızın hayallerini, eğitimleriyle alakalı durumları, mutluluklarını konuşabilseydik.
Maalesef yaşadığımız dünya buna müsaade etmiyor.
Birileri bunu her geçen gün büyütmeye devam ediyor.
Sırf hırslarından dolayı 168 çocuk eğitim gördükleri yerde hunharca katlediliyor.
Bunları anlatmak zorundayız.
Mazlumlar hangi coğrafyada olursa olsun yanlarında durmak zorundayız." Programın sonunda ise dünyanın farklı coğrafyalarını temsilen katılan çocuklar da daha yaşanılabilir bir dünya temennisinde bulundu.