Haber Detayı
İspanya'dan İran'a saldırılara bir veto daha: ‘NATO Genel Sekreteri’ne katılmıyoruz’
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin ABD ve İsrail’in İran operasyonlarına verdiği desteğe açıkça karşı çıktı. Robles, İspanya’nın sadık bir müttefik olduğunu vurgulasa da saldırgan politikaları desteklemediklerini ilan etti.
Avrupa ve Batı Asya hattında sular durulmazken, NATO içindeki görüş ayrılıkları su yüzüne çıkmaya başladı.
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geçtiğimiz günlerde dile getirdiği "Avrupa’da İran saldırılarına yaygın bir destek var" şeklindeki ifadelerini yalanladı.
Cadena Ser radyosuna konuşan Robles, Madrid’in bu konuda ittifakın genel sekreteriyle aynı fikirde olmadığını sert bir dille ifade etti. ‘ABD VE İSRAİL DESTEĞİ İSPANYA’YI BAĞLAMIYOR’ Bakan Robles, Mark Rutte’nin İran operasyonları konusunda ABD ve İsrail’e arka çıkan sözlerinin İspanya’yı bağlamadığını belirtti.
Rutte’nin "Avrupa’da destek hissediyorum" cümlesini doğrudan hedef alan Robles, "Açıkça katılmıyorum" diyerek İspanya’nın duruşunu netleştirdi.
Robles ayrıca, Rutte ile sadece bu konuda değil, geçmişte savunma harcamalarının artırılması gibi temel meselelerde de fikir ayrılıkları yaşadıklarını hatırlattı. ‘TRUMP’IN YANLIŞ DÜŞÜNDÜĞÜNÜN FARKINDALAR’ Robles, İspanya’ya yeni atanan ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmeye de değinerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın İspanya hakkındaki olumsuz iddialarına yanıt verdi.
Trump’ın "İspanya güvenilmez bir müttefik" yönündeki söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Robles, "Başkan Trump'ın söylediklerinin aksine, İspanya müttefiklerine sıkı sıkıya bağlıdır.
Amerikalılar, Trump’ın açıklamalarının yanlış olduğunun farkındalar" ifadelerini kullandı.
İSPANYA’NIN BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA ARAYIŞI Savunma Bakanı’nın bu çıkışları, İspanya’nın özellikle Batı Asya krizlerinde (Filistin ve İran meseleleri) Batı blokundan ayrışarak daha dengeli ve vicdani bir dış politika izleme çabası olarak yorumlanıyor.
Madrid yönetimi, NATO şemsiyesi altında kalsa da ABD’nin bölgedeki askeri müdahalelerine açık destek vermeyerek Avrupa içindeki "farklı ses" olma konumunu güçlendiriyor.