Haber Detayı

Körfez ülkeleri ABD'nin bir yılda ürettiği toplam savunma füzesini 48 saatte yaktı: Ne Patriot kaldı ne THAAD
Dünya aydinlik.com.tr
04/03/2026 14:16 (3 saat önce)

Körfez ülkeleri ABD'nin bir yılda ürettiği toplam savunma füzesini 48 saatte yaktı: Ne Patriot kaldı ne THAAD

İran’ın aralıksız saldırı dalgaları, ABD’nin savunma şemsiyesini kısa sürede yerle bir etti. Üretim kapasitesiyle cephedeki tüketim arasındaki makas açılırken, Washington ve Körfez başkentleri mühimmat krizinin ortasında stratejik tercih yapmaya zorlanıyor.

İran'ın başlattığı devasa füze ve İHA dalgaları, Körfez ülkeleri ve ABD'nin bölgedeki hava savunma altyapısını teknik bir çöküşün eşiğine getirdi.

İngiliz The Economist dergisinin internet sitesinde yer alan analize göre Körfez ülkelerinin İran saldırılarını durdurmak için harcadığı mühimmat miktarı, ABD’nin yıllık üretim kapasitesini çoktan geride bıraktı.

Bu ülkelerin savunma sistemleriyle önleyici füzelerinin büyük bölümü ABD'den tedarik ediliyor.

NE PATRIOT KALDI NE THAAD The Economist'te yer alan çarpıcı rakamlar, savaşın lojistik sürdürülebilirliğine dair şu gerçeği ortaya koyuyor: Körfez ülkeleri, sadece iki gün içinde yaklaşık 800 adet PAC-3 (Patriot) veya THAAD hava savunma füzesi tüketti.

Dünyanın en büyük savunma devlerinden Lockheed Martin, yılda sadece 600 adet PAC-3 füzesi üretebiliyor.

THAAD sistemlerindeki üretim hızı ise bunun çok daha altında.

Sonuçta, ABD’nin bir yılda üretebildiği füze miktarı, bölgedeki çatışmanın sadece 48 saatlik ihtiyacını bile karşılamaya yetmiyor. 'HAZIRLIKSIZ YAKALANDIK'  Washington Post gazetesine konuşan ABD’li ve İsrailli yetkililer, İran’ın karşı saldırısının hem hızı hem de kapsamı karşısında "hazırlıksız" yakalandıklarını itiraf etti.

İstihbarat ve savunma birimlerinin, İran'ın bu denli geniş bir coğrafyaya ve yoğunluğa yayılan misilleme kapasitesini öngöremediği kaydedildi.

Stokların hızla tükenmesi nedeniyle bölge ülkeleri çok zor bir seçimle karşı karşıya kalabilir.

Uzmanlar, önleyici füze kullanımında tasarrufa gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu ve artık her yerin değil, sadece seçilmiş stratejik bölgelerin savunulabileceği bir döneme girildiğini belirtiyor.

İlgili Sitenin Haberleri