Haber Detayı
Dervişoglu'ndan "Bir sonraki hedef Türkiye" söylemine tepki
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ABD ve İsrail'in İran ile yaşadığı gerilime ilişkin "Bir sonraki hedef Türkiye'' söylemlerine tepki göstererek ''Türkiye bir sonraki 'İran' değildir. Ama Netanyahu Türkiye'yi bir sonraki İran olarak konumlandırılmak istenmektedir. Türkiye gerçek vatanseverler tarafından yönetilirse yeni bir İran asla olmayacaktır'' dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlediği grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
ABD ve İsrail'in başlattığı İran'ın karşılık verdiği saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, "İran, mollaların yozlaşmış düzeninin devrilip, yerine dışarıdan bir kuklanın monte edilebileceği bir ülke değildir.
İran halkı da ne bunu kabullenir ne de buna layıktır.
Bu yüzden İran’ın geleceğine yalnız İranlıların karar vermesi gerektiğini söyledik, söylemeye de devam edeceğiz.
Dışarıdan yapılan müdahalelerle gerçekleşen rejim değişikliklerinin sonuçlarını çok iyi biliyoruz.
Bunu yakın tarihimizde, Irak’ta gördük.
Irak’ı gözlerimizin önünde 3’e böldüler.
Lübnan yine böyledir.
Suriye’de 15 yıldır yaşananlar ortadadır." ifadelerini kullandı.
Son günlerde medyada yayılan "Bir sonraki hedef Türkiye'' söylemine tepki gösteren Dervişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "İlk günden beri, 'İsrail geliyor' diye anlatıyorlar.
İsrail geliyor...
Peki, tamam, ne yapalım o zaman?
PKK ile Öcalan ile iş tutalım.
Niye ?
İsrail Türkiye’yi bölmek istiyor ya, o terör örgütünü kullanacaklar ya, buna müsaade etmeyelim.
Etmeyelim elbette.
O zaman öncelikle şu gerçeği kabul edelim.
PKK ile muhatap olmak, İmralı canisiyle iş tutmak, İsraille iş tutmak değil mi?
Hukuk devleti ilkelerini çiğneyen ne kadar aktör varsa, yurttaşlıkla, Türk milletinin mana ve varlığıyla derdi olan ne kadar aktör varsa, Türkiye hedefte yaygarası koparıyor.
Anlaşılan o ki, bir tahterevalli kurulmak istenmektedir.
Türkiye bir sonraki İran değildir.
Ama Netanyahu bölgede yeni bir İran yaratmak, en azından Türkiye’yi yeni bir İran gibi konumlandırmak istemektedir.
Buna teşne olanlar ise İran gibi olmaktan gocunmamakta, iktidara sahip olmak uğruna kendilerine biçilen elbiseyi hevesle giymeye talip olmaktadırlar.
Türkiye eğer kuruluş kodlarına sadık kalırsa Cumhuriyet’in alelade bir sıfat olmadığını idrak ederse, ve gerçek vatanseverler tarafından yönetilirse, yeni bir İran elbette olmayacaktır.
Eğer bugün, İran’ın düştüğü durumu anlamak istiyorsak, meselenin bu tarafını konuşmak zorundayız.
İran otokratik bir din devletidir.
Toplumu temsil eden siyasi partiler yoktur.
Devlet adına fikir ve ifade hürriyetini kısıtlanmış, her eleştiri vatan hainliği sayılmıştır.
İmtiyazlı bir azınlık, hem bürokrasiyi hem de ticareti tekeline almıştır.
Böylece, korku ve açlık sarmalı içine alınmış bir koskoca bir halk kendi ülkesine yabancılaştırılmıştır.
Bu sebepledir ki ısrar ettiğimiz şey, parlamenter sistemdir.
Hukuk devletidir.
İmtiyazların değil, eşitliğin düzenidir.
Tesis edilmiş bir Cumhuriyet, partizan olmayan, liyakate dayalı bir bürokrasi, Türk milletinin ortak, kapsayıcı bir kimlik olarak korunmasıdır.
Eğer bunlar olmazsa, Türkiye zayıflar.
Türkiye’yi zayıflarsa da etraftaki akbabaların senaryolarının yaşama geçirilmesi kolaylaştırılır.